Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Aras Yayınları      Agop Arslanyan   Adım Agop Memleketim Tokat
 
Adım Agop Memleketim Tokat  
Agop Arslanyan
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 16,00 TL
NetKitap Ederi: 13,60 TL
telefondan alışveriş 57512

Yayinevi/DiziYayinevi: Aras Yayınları
Baskı Tarih: Eylül 2005
Sayfa: 223
Indirim: %15

Bu kitaba oy verin: (7 oy)
Yorumları oku   Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Aras Yayınları
Baskı Tarih: Eylül 2005

Sayfa: 223

İndirim: %15

Boyut: 13,5x19,5cm

Hamur: 3

Etiket: 16,00 TL

NetKitap Ederi: 13,60 TL


Arka Kapak
Aras Yayıncılık, Adım Agop Memleketim Tokat ile Anadolu Ermenilerinin yaşantısına tanıklık eden kitaplarına bir yenisini ekledi. Bugün Kanada’da yaşayan Tokatlı yazar Agop Arslanyan, her satırı doğduğu kente duyduğu özlemle yoğrulmuş bu kitapta, okuru yüzyıl başından 1950’li yıllara dek heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor.
Adım Agop Memleketim Tokat bu anıların, özlemin, zamana ve unutulmaya karşı koyma, bugün artık yok olmuş farklı bir zaman dilimini kaydetme arzusunun dışavurumu. Yüzyıl ortalarında bir Anadolu şehrinin zaman zaman eğlenceli, zaman zaman hüzünlü, ama hep içten, hep sıcak, hep samimi hikâyesini anlatan bu kitap, hem büyük diplomatik-politik çekişmelerden uzak, basit halk kitlelerinin yaşantısıyla örülmüş, aşağıdan yazılmış bir tarihin meraklılarına, hem de bir edebi tür olarak anıdan zevk alanlara göz kırpıyor. Okurun anlatılan döneme ve olaylara daha kolay nüfuz etmesini sağlamak amacıyla çeşitli açıklamalar ve yirmi dört sayfalık bir fotoğraf bölümüne de yer verilmiş.
Nerede bağdan bağa akseden o musiki alemi, nerede Hapap'ın Osgihan emminin udunun sesi, nerede Santuri Onnik emminin şen şakrak oyun havaları, nerede Efrem dayının, yani Kemani Ethem'in o nağmeli keman sesi...? Hani, nerede bağdan bağa mis gibi mırmırik şarabının kokusu, nerede geceyarıları mahzenlerde gizlice yapılan mis kokulu rakıların, amberi diye anılan kaçak likörün?

Ellerindeki bakır kalaylı Tokat maşrapalarını toprağa gömülü küplerden doldurup, 'Haydi ağalar, iyiliğe! ' deyip, sıhhate, afiyete içen o insanlar neden sessizliği gömülmüş? Hangi acı poyraz esip de seni böyle tarumar etmiş?

Rüya gibi şehirle gördüm, İtalya'da Po ovasınını, göz alabildiğine uzanan üzüm bağlarını gördüm, Fransa'da Burgonya'yı, o göz kamaştıran yeşillikleri gördüm ama hiçbiri Tokat'ın yerini tutmadı. Tokat denen o bir avuç şehir, kutsal kitapların Dicle ile Fırat'ın ortasına yerleştirdiği cennetten daha güzeldi benim için. Bir garip şarkı gibi içimde hep var oldu, hep ona dair düşler kurdum.

O düşlerde gündoğumunda annemle birlikte kalkıp ineklerimizi çobana saldık, ahırı itina ile temizledik, bahçeye inip domates, isot topladık, akşam olunca sobadan mangala ateş çektik, fosul kebabı yaptık, babam pastırmaları fukara yaması gibi iri iri kesti, kilere inip anamın kurduğu pazı, hıyar, lahana turşusunu tasa koydum, elimdeki bakraca henüz kaynamakta olan, daha sönmemiş üzüm şarabını, mırmıriki doldurdum, bir maşrapa da anamdan gizli kafama diktim...

'Ne diyorsun deli oğlan? Sen parmak kadar çocuksun, bilirim ateş gibi oğlansın ama İstanbul'da ateşini hemen söndürürler. Allah saklasın, devler ülkesinde bir cüce! Öyle bir şekir ki, tozu kalmaz insanın. Neyse, bak da ayağını sağlam basasın ki kaymayasın, çünkü kayarsan kimse kolundan tutmaz. Allah korusun, bir tekme de onlardan yersin. Büyük şehrin büyük derdi, temizliği olduğu kadar pisliği vardır.

Agop, ben bütün delileri severim. Yahu senin anan da baban da aklı başında insanlar, nasıl ola da parmak kadar bir çocuğu...! Her neyse, yol görülmüş bir kere. Ne derler, giderim diye yol duymasın, satarım diye mal duymasın. Kafan çalışıyor, bak ki iyiye çalışsın.