 |
 |
|
 |
 |
Konular:
Kişiler ve Yayınevi:
|
 |
 |
|
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
İpek Ongun Serisi (Bir Genç Kızın Gizli Defteri)
| | bende bütün serisini kısa zamanda bitirdim hepsind...
|
|
|
Yeni değil ama... (Haliç'te Yaşayan Simonlar)
| | Yeni birşey değil. Ama mutlaka bir anlamı vardır, ...
|
| |
| |
| |
|
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Amat
| Etiket: | 17,50 TL
| NetKitap Fiyatı: | 14,00 TL
| | |
Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil?le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, ?Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler Yisa beraber Varda ruhsuzlar Varda Bre aman Laşka Laşka? diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp ?Gel yâ mübarek? diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil?in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhî düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti.
236 sayfa, 2. hamur, ISBN: 9750503724; Boyut: 13,5x19,5cm; Baskı Tarihi: Ekim 2005 Özgün Dili: Türkçe Etiket 17,50 TL, %20 indirim 3,50 TL, NetKitap'ta 14,00 TL
|
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir |
|
|
| Rüzgarın Karayel tarafından estiği bir günde,,, | Gönderen: tayfur altıok 6 Kasım 2005 Cumartesi - İstanbul / Türkiye | | Kalyon, sabah ezanlarının okunmaya başlaması ile denize açılıyor, şöyle de bir talihsizlik var, günlerden Salı ve; Kabil’in kendi kardeşi Habil’i öldürdüğü o uğursuz gün, yine unutmamak gerekir ki, kutsal kitaplara göre, Havva anamızın adet gördüğü gün Salı. Hatta Zekeriya Aliyhisselamın karısı ile Firavunun karısı da Salı günü ölmemiş miydi?
İhsan Oktay Anarın Kalyonu’na binmek istiyorsanız, işte bu uğursuz günlerden öncelikle haberdar olacak ve rızanız alınacaktır, kimseler gelmeyecektir sizi yolculamaya, ama onlar bu yola çıkışınızdan, bu yolun getirisinden zaten yüzyıllardır ganimeti toplayan olarak bilenmekte olduğu bir gündesiniz, pekte akılsız değilsiniz hani,
Kimler kimler var bu kalyonda, davudi sesli kaptan, kırbaç Süleyman, Ali reis, yeniçerililerin tüfenklileri, erzakçılar katip, marangoz, çeşitli huyları olan tayfalar, konstantiyenin insanları anlayacağınız…
Abu zer reis;kalın, uzun ağarmış kaşlarının gölgelediği o ürkütücü yeşil gözleri varken sözünü dinletmek için ayrıca bir sopaya da ihtiyacı olduğu söylenemezdi..Tembellikleriyle ve keyfi davranmalarıyla onlara karşı cihat ilan eden Abu zer reis;Sadece ramazan aylarında küfür savurmaz,ancak yaşı ilerleyip bir ayağı çukura girince, üç aylarda regaip gecesinde, kandil dede küfür etmez olmuştu…Yinede bu mübarek günlerde kantarlıyı savur masada, kızılcık sopasın zavallı denizcilerin kaba etlerine gömülmeyeceğine dair kimse garanti veremezdi.
Süleyman reiste, her reis gibi asık suratlı biriydi. Dudakları sımsıkı kapalıydı. Burnundan soluduğu için öfkesini kusmak için ağzını açıp kusmasına gerek kalmıyordu. Susarak bağırıyor,çağırıyordu.Hangi emirle geldiği, atandığı belli değildi.
Geminin kaptanı;Diyavol paşa;Davudi bir sese sahip,seyrek bıyıklı, köse sakallı….Gemiye gelen Süleyman reise özgür iradenle emrime girebilecek misin….’’sana 15 dk müsaade,,,,,karar ver’’ der …kum saatini çalıştırır…Süleyman reis kabul eder.
Süleyman reis geminin yüklenmesinde işinin başındadır. Şu düşünce de ona aittir.’’
‘’Deniz kurtlarını mükemmel yapan şey kusursuz ve dengeli gemiler değildi. Onları bir üstat ya da bir efsane yapan şey, yelkenlerinin çalımı bozuk, safrası dengesiz, kötü bir mühendisliğin ve beceriksizce bir işçiliğin eseri olan gemilerdi’’
Evet yazar becerikliydi işte.
|
 | Bu yorumu doğru buluyor musunuz? |  |  |
| 21 kişiden 20'si bu yorumu beğendi. |
| eski türkçe | Gönderen: Deniz Erdem 12 Nisan 2006 Salı - İstanbul / Türkiye | | her ne kadar bi gemi inşaa mühendisi olsam da bu kadar gemicilik we denizcilik teriminin geçmesi beni rahatsız etti. konu güzel anlatım güzel. ama sürekli eski türkçenin we çok terimin kullanılması kitaptan biraz soğuttu beni. denizciliğe we denizde geçen öykülere meraklı herkese tawsiye ederim |
 | Bu yorumu doğru buluyor musunuz? |  |  |
| 13 kişiden 3'ü bu yorumu beğendi. |
| Eski Türkçe |  | Emel Yılmaz 17 Temmuz 2008 Çarşamba - Manisa, Türkiye | | Eski Türkçe'niz iyi değilse hiç tavsiye etmem, tabi bir de o eski gemicilik terimlerini de bileceksiniz. Hikaye fena değil ama kelimeler çok ağır... |
 | Bu yorumu doğru buluyor musunuz? |  |  |
| 9 kişiden 1'i bu yorumu beğendi. |
| |
|
|
Yazar Hakkında 1960 doğumlu. Lisans, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Halen aynı okulda öğretim üyesi. Yayımlanmış üç kitabı var: Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri (1998).
Kitap Forumu:
Kitap Forumları bir kitap hakkında Soru sormak ve Fikir paylaşmak içindir...
|
|