Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   İletişim Yayınları   Araştırma-İnceleme Dizisi   Ümit Cizre Sakallıoğlu   AP-Ordu İlişkileri
 
AP-Ordu İlişkileri  
Bir İkilemin Anatomisi
Ümit Cizre Sakallıoğlu
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 19,80 TL
NetKitap Ederi: 15,84 TL
telefondan alışveriş 3159

Yayinevi/DiziYayinevi: İletişim Yayınları
Baskı Tarih: 1993
Sayfa: 279
Indirim: %20

Bu kitaba oy verin: (2 oy)
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: İletişim Yayınları
Dizi: Araştırma-İnceleme Dizisi

Baskı Tarih: 1993

Sayfa: 279

İndirim: %20

Boyut: 13cm x 19cm

Hamur: Ciltsiz

Etiket: 19,80 TL

NetKitap Ederi: 15,84 TL


Arka Kapak
Türkiye'de siyasî hayata ve demokrasinin işleyişine (veya işleyemeyişine) ilişkin sorunları, Ordu etkenini hesaba katmaksızın ele almak mümkün değil. 1950'den beri üç kez parlementer rejimi askıya alan, 'olağan' zamanlarda da önemli gördüğü, kendini sorumlu saydığı bütün konularda ağırlık koyan Ordunun Türkiye'nin siyasî hayatına karışması, 'müdahale' kavramının anlattığından çok daha derin ve sürekli. Türk Ordusunun sistemdeki dahlini, yerini ve işlevini gözlemlemek açısından belki en ilginç kesit, 1960-1980 dönemi: Türkiye'de Anayasal parlamenter rejimin -şimdiye dek- en uzun süre 'olağan' işleyişini sürdürebildiği; 'olağan' gidişi kesintiye uğratan 12 Mart 1971 rejiminin de, Ordu müdahalesinin işlevi açısından 27 Mayıs 1960'tan önemli ölçüde farklılaştığı bir dönem. Temel farklılık, 12 Mart darbesinin yaptığı düzenlemelerin, 27 Mayıs darbesinin hedef almış olduğu siyasî çizginin sürdürücüsü olan partinin örtük desteğine sahip olması! 27 Mayıs'ta askeri rejim tarafından tasfiye edilen Demokrat Parti'nin mirasçısı Adalet Partisi'nin ve onun güçlü önderi Süleyman Demirel'in Ordu'ya ilişkin politikası, sadece 12 Mart kavşağında değil 1960-80 dönemi boyunca aynı çelişkiyi taşıyor: Bir yandan 'suyuna giderek' yatıştırmaya, hattâ kimi zaman yararlanmaya çalışmak; bir yandan sistemdeki etkinliğini sınırlandırmaya, siyasî otoriteye tâbî kılmaya çabalamak. Sadece AP'ye ve Demirel'e özgü olmayan, Türkiye'de politik seçkinlerin çoğunluğunun yatkın olduğu bu çizgi, 1980'den sonraki seçilmiş hükümetlerin Ordu politikalarına da damgasını vurdu, vuruyor.