Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Araf
Berlin
Aşk
Korsan
Çatı
Kırk
ABD Cep Rehberi
Paris
Sevdalım Hayat
İnfazcı
Kitap
Metis Yayınları
Edebiyat Dizisi
Elif Şafak
Araf
Araf
Elif Şafak
Baskısı yok
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
Yayinevi:
Metis Yayınları
Baskı Tarih:
2004
Sayfa:
345
Bu kitaba oy verin:
(11 oy)
Yorumları oku
Yorum Yaz
Paylaş
|
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Basından
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
Metis Yayınları
Dizi:
Edebiyat Dizisi
Baskı Tarih: 2004
Sayfa: 345
Boyut: 13,5x19,5
Hamur: 2.
Etiket:
Baskısı yok
Arka Kapak
Yalnızlık, yabancılık, dil ve zaman üzerine bir roman...
Kim gerçek yabancı - bir ülkede yaşayıp başka bir yere ait olduğunu bilen mi, yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp, ait olacak başka bir yeri de olmayan mı?
İsimlerin yabancı memleketlere ayak uydurma sürecinde muhakkak bir şeyler eksilir - bazen bir nokta, bazen bir harf ya da vurgu. Yabancının isminin başına gelenler pişmiş tavuğun olmasa da pişmiş ıspanağın başına gelenlere benzer - ana malzemeye yeni bir tat eklenmesine eklenmiştir de kalıpta gözle görülür bir çekme olmuştur bu arada. Yabancı işte ilk bu fireyi vermeyi öğrenir. Yabancı bir ülkede yaşamının birinci icabı insanın en aşina olduğu şeye, ismine yabancılaşmasıdır.
Kitabın İçinden
"Ne hoş tesadüf," dedi Debra zoraki bir neşeyle, "çok sevindim. Ne kadar iyi bir ahçı olduğunu biliyorum." Değişik bir hali vardı, okuma grubundakinden çok daha kendine güvenli görünüyordu. "Senin için bir sakıncası yoksa çalışmaya hemen başlayalım, zaman geçiyor ve hiçbir şey hazır değil."
Alegre'yi soktuğu çivit mavisi mutfak duvardan duvara paketler, kutular, konserve kutuları ve kavanozlarla doluydu, gıda, gıda, gıda. Misafirlerin yediden sonra gelecekleri ve büyük olasılıkla sekiz buçuk civarında kurt gibi acıkacakları söylendi. Toplam yirmi iki kişi bekleniyordu. "Biz de iki kişiyiz. Doyuracak yirmi dört boğaz eder. Ne dersin? Başarabilir miyiz?"
Ama çok geçmeden ortaya çıkacağı üzre "biz" diye bir şey yoktu. Sadece Alegre vardı. Kendi ahçılık tarihinde bu kadar kısa sürede, bu kadar çok insan için bu kadar çok yemek pişirdiği olmamıştı hiç. Yine de yiyecek konusunda kendisine böyle muhtaç olunması sinirlerini yatıştırmış olacaktı çünkü kendini bu işin altından kalkmaya tamamen muktedir hissediyordu. O malzemeleri incelerken Debra Ellen Thompson da onu inceleyecek vakit buldu. Alegre'nin değişik bir hali vardı şimdi, okuma grubunda olduğundan daha az ürkekti.
Gerçekten de kendinden emindi Alegre, hatta Debra nihayet mutfak kapısının öteki tarafındaki sürekli mızıldanan kadın sesinin yardımına koşup onu mutfakta yalnız bıraktığında kendine güveni iyice artacaktı; dışarıdan gelen sese bakılırsa biri oturma odasını akşam için derleyip toplamaya çalışıyor ama aslında bu işi yapmak istemiyordu, hem de hiç. Alegre mutfakta tek başına kalınca oturma odasında olanları hiç merak etmedi, tıpkı evin geri kalanıyla ya da misafirlerin nasıl insanlar olduklarıyla ilgilenmediği gibi. O olmak istediği yerdeydi: mutfakta. Başka birine ait olsa da onun mutfağıydı burası artık. Tek bilmek istediği tam olarak ne pişirmesinin istendiğiydi. Ama kimse bu konuyu açıklığa kavuşturmak için gelmedi. Onun yerine içeri komik, basık burunlu, aşırı uzun tüylü, duman grisi tombul bir kedi girdi ihtişamla, hemen onun arkasından da ne işler karıştırdığını anlamak için yine aynı türden, tekir ve belki daha az mağrur bir başka kedi geldi. Evsahiplerinin ona nasıl bir menü istedikleri konusunda ipucu verecek kadar sorumlu davranmasını beklemekten ve kedileri seyretmekten sıkılan Alegre bu yiyecek gemisinin tek kaptanının kendisi olduğuna ve karar vermenin de kendisine düştüğüne kanaat getirdi. Buzdolabında bulduğu keçi peynirini pidelerin üzerine ufaladı. Dolaplarda bir sürü ton balığı konservesi buldu ve bunlardan bol bol şehriyeli ton balığı fettuccine yaptı. Buzluktaki kıyma çabucak köfteye dönüştü; tezgâhın üzerindeki lahana barbunyalı lahana salatası oldu; artık mısırların bir kısmı puding, geri kalanı mısırlı kabak sotesi halini aldı. Patatesler her zamanki gibi fazlasıyla işe yaradı. Alegre onları haşladı, kızarttı, fırınladı, ezdi, üzerlerine çeşit çeşit baharatlarla soslar döktü. Geri kalanları domuz pastırması ve peynirle doldurdu. Dolaplarda bulduğu tako soslarının hiçbirini fazla tutmasa da tavuklu burritos doldurdu. Fıstıklı banma sosu ve tavuk ciğerli börek hazırladı. Bildik aperitifleri sıraladı sarımsak soslu karides, söğüş salata ve peynirler. İki koca kâse cevizli Sezar salatası ve birilerinin bütün bunlara rağmen aç kalması ihtimaline karşı yirmi dört tane hindili klüp sandvici yan yana dizdi. Geri kalan yumurtalarla limon suyunu limon kremalı turta yapmakta kullandı. Buzdolabında gördüğü yığın yığın muzla da muzlu turta yapmayı planlıyordu ki, yorgunluktan bitkin düştüğü için oturup biraz dinlenmesi gerekti.
Bu yiyeceklerin hiçbirini değil yemek tatmak dahi istemiyordu. Çantasını dolduran kırmızı greyfurtları çıkardı ve çiğnerken hesaba başladı: 11 kırmızı greyfurt, her biri 70 kalori, toplamda 910 kalori
"Şu hale bak, inanamıyorum" Debra Ellen Thompson iki küsur saattir adımını atmadığı mutfağa girdiğinde bağırmaktan kendini alamamıştı. Tezgâhın üzerindeki her yemeğin karşısında konuk selamlar gibi tek tek saygıyla durdu. "Tanrım, ne diyeceğimi bilemiyorum. Muhteşem bir iş çıkarmışsın. Bu müthiş Müthiş"
Ama kendisi "müthiş müthiş" görünmüyordu hatta "müthiş" bile görünmüyordu. Daha ziyade saatlerdir ağlıyormuş gibi görünüyordu.
"Sen iyi misin?" diye sordu Alegre kaşla göz arasında greyfurt kabuğu yığınını ortadan kaldırarak.
"Evet... aslında hayır... ev arkadaşımın canı son zamanlarda çok sıkkındı, onu neşelendirmek için mutfağı çivit mavisine boyadım... en sevdiği renk... ama pek işe yaramadı, sonra bir parti vermenin iyi bir fikir olacağını düşündüm ama ne kadar salaklık ettiğimi şimdi anlıyorum... bu kalabalık ona iyi gelmeyecek."
Alegre ona, ev arkadaşını mutlu etmesinin neden bu kadar önemli olduğunu sormak istedi ama birden bu yorumun fazlasıyla Connie-vari olacağını hissetti. Hem gerçekten de çene çalacak zaman değildi. Misafirler gelmeye başlamışlardı bile.
Bütün tepsilerle tabaklar oturma odasına taşındıktan sonra Alegre mutfakta yine yalnız kaldı. İçeri girip insanlarla tanışacağına ve onlarla birlikte yiyeceğine söz vermişti Debra'ya ama son anda yan çizeceğini gayet iyi biliyordu. Mutfağı toplamayı, tezgâhı temizlemeyi, çöpleri atmayı, birkaç tava ovmayı tercih etti. Sonra içerideki seslerin dingin bir müzik çeşitlemesine, neşeli sohbetlere, hafif şakalara, şen gaflara çoğalmasını dinleyerek üç greyfurt daha yedi, 210 kalori daha; giderek değişti sesler, ara sıra sinirli alaylar, aksi atışmalar da çalınıyordu kulağa. Derken bir yerlerden davul sesleri yükseldi ve fonda çalınan müzik aniden hızlandı. İçerdeki herkes aynı anda dans etmeyi zıplamakla, zıplamayı da tepinmek ve hoplamakla karıştırmaya karar vermişçesine zangır zangır sarsılmaya başladı ev.
Son Eklenen Yorumlar
4 kişiden 2'si bu yorumu beğendi:
bilir miyiz?
, 3 Nisan 2008
Gönderen:
ışıl altın
(Ağrı / Türkiye)
Fatma Deniz demiş ki; insanın bunalımdayek hissettiklerini anlatıyor.
biz onu biliyoruz. iş bizim gibilere bunalımda olamamanın yollarını öğreten kitaplar.
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
8 kişiden 3'si bu yorumu beğendi:
Okunacak kitaplar var...
, 22 Mart 2008
Gönderen:
alpaslan coşkun
(İstanbul / Türkiye)
Hayal kırıklığı bence. baba ve piç kitabında ki heyecanı bulamıyor okuyucu. bazı tek kitaplık yazarlar vardır Elif Şafak buna çok uyuyor. Baba ve piç'ten sonra okuduğum 3. kitabı ama hayal kırıklığı.
Okumak istediğimiz çok iyi seçmemiz lazım ben mesela baba ve piç kitabının etkisinden diğer kitapları aldım ama bu gösteriyor ki bir kitap güzel diye yazarın diğer kitaplarını almamalıyız. Okunacak milyonlarca kitap olduğunu düşünürsek iyi kitapları okumalıyız.
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
10 kişiden 7'si bu yorumu beğendi:
araf
, 12 Temmuz 2007
Gönderen:
fatma deniz
harika bir kitap insanın bunalım içindeyken neler hissettiğini çok güzel anlatmış özellikle gailin ilginç karekteri çok dikkatimi çekti ve tabiki abed o muhteşem biri o monolgları insanı çileden çıkaracak kadar uzun sürüyor ama çok güzel yorumlar yapıyor.kısacası kitap çok
güzel
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
14 kişiden 13'si bu yorumu beğendi:
kİm gerçek yabancı
, 9 Mayıs 2007
Gönderen:
sevinç çomoğlu
(İstanbul / Türkiye)
Elif Şafak'ın en beğendiğim kitabı.Farklı değerler taşıyan insanları ait oldukları coğrafyanın dışında biraraya getirerek kişiler arası ilişkiler ve kültür farklılıklarından doğan renkler çok iyi analiz edilmiş.Kendinize dair bişeyler bulabilirsiniz.Özellikle yabancılaşma konusu çok güzel işlenmiş.Ve tabi yazarın kullandığı dili vurgulamak lazım.
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
13 kişiden 10'si bu yorumu beğendi:
...
, 25 Eylül 2005
Gönderen:
lütfiye emin
(Kırıkkale / Türkiye)
Güzel bir roman. Görülmeye değer. Gail muhteşem bir karakter...
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
11 kişiden 8'si bu yorumu beğendi:
...
, 25 Eylül 2005
Gönderen:
lütfiye emin
(Kırıkkale / Türkiye)
araf güzel bir roman. okumanızıtavsiye ederim. Gail muhteşem bir karakter.
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Elif Şafak
Yazarın diğer kitapları
İskender
Kağıt Helva
Firarperest
Med-Cezir
Baba ve Piç
Mahrem
Araf
Kağıt Helva
Aşk (Gri Kapak)
Pinhan
Şehrin Aynaları
Bit Palas
Aşk
Siyah Süt Beyaz Karanlık
Siyah Süt
Yazarın bütün(30) kitaplarını göster
Yaşam Öyküsü
1971 yılında Strasbourg'da doğdu. ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdi, yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümünde yaptı. "Bektaşi ve Mevlevi Düşüncesinde Kadınsılık-Döngüsellik" konulu master tezi Sosyal Bilimler Derneği'nce ödüllendirildi. İlk (öykü) kitabı Kem Gözlere Anadolu 1994 yılında, ilk romanı Pinhan 1997'de (1998 Mevlânâ Büyük Ödülü), ikinci romanı Şehrin Aynaları 1999'da, Mahrem (Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü) 2000'de, Bit Palas ise 2002 yılında yayımlandı. Yazarın İngilizce olarak kaleme aldığı, 2004 yılında yayımlanan son romanı Araf ABD'nin öndegelen yayınevlerinden Farrar, Straus Giroux'nun 2004 yayın programında yer alıyor.Şafak, ABD'de yaşıyor ve Michigan Üniversitesi'nde "Ortadoğu'da Marjinal Kimlikler" ve "Kadın ve Edebiyat" dersleri veriyor.
Asuman Kafaoğlu-Büke, Araf ya da Beklemedeki Ruhlar, Cumhuriyet Kitap Eki, 13 Mayıs 2004
Araf, Musevilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların inançlarında yer alır. Eski Ahitte Araftan, kötülüklerden arınmamış ruhların bekletildiği yer olarak söz edilir, Kuranda ise iki taraf arasında bir perde diye adlandırılan Araf, sevap ve günahları eşit olanlar ile haklarında henüz karar verilmemiş olanların kaldığı yerdir.
Felsefede via negativa diye adlandırılan bir yöntem vardır. Ortaçağda, özellikle din adamlarının sık kullandığı bu yöntem, anlaşılması istenen şeyin ne olduğunu anlatmak yerine, ne olmadığını anlatarak girişir soruna; örneğin Tanrının özelliklerini saymak yerine (çünkü bunlar ilk bakışta bilinebilir özellikler değildir)
E. Fuat Keyman, Araf ve tarihsellik, Radikal 2, 18 Temmuz 2004
Kanada, Ottawa havalimanına inen uçaktan dışarıya baktığım zaman, gözlerime inanamamıştım. Her yer, beyazdan griye, hatta siyaha kadar çeşitli renklere dönüşmüş karla kaplıydı. Havaalanından dışarıya çıktığım zaman hava eksi 25 dereceydi. Böyle bir soğukla hayatımda ilk kez karşılaşıyordum, sanki içim donuyordu. Bir sigara yaktım, onu bile içemedim. Bu dondurucu soğuk, kardan başka hiçbir rengi içermeyen, sigarayı bile soğuğuyla bana içirtmeyen bu kentte nasıl yaşayacağımı düşündüm. Hemen Türkiye'ye geri dönmek istedim. İsteğimin imkansızlığını anlayınca, sıradaki taksiye binip, beni, o günden bugüne yaşantımın bir parçası olacak, doktora çalışmamı yapmak için geldiğim Carleton Üniversitesi'ne götürmesini
Atilla Birkiye, Kararsızlık, Araf, Hamlet, Varlık, Aralık 2004
Bir pazar günü; geç kalkmışım. Yaz, sıcak. Aslında erken kalkmak gerek ama, gece biraz uzamış. Kahvaltımı etmiş, gazeteleri bitirmiş ve iş, gün boyu şimdi ne yapacağıma gelmiş. Her zamanki gibi, yıllardır yaptığım gibi dergileri okuyacağım. Bu benim için, artık alışkanlık ötesi, bir pazar yaşam biçimi...
Seksen öncesi edindiğim bir âdet. Ritüel. Aylık kültür, sanat, edebiyat dergileri önümde, karıştırıyorum. Eskiden çok daha fazla alırdım, şimdi yedi-sekizle bitiyor. Ama öte yandan da yazı yazmam gerekiyor. Bir roman üzerine yazacağım. Yazının acelesi yok ama, ertesi güne kalırsa, her hafta yazdığım gazetenin yazısıyla çakışacak. Daha sonraki güne kalırsa bir başka .
İlgili Konular
Edebiyat - Toplumsal
Edebiyat - Türk Edebiyatı
Edebiyat - Roman
İlgili Konulardan Kitaplar
Hüzn-ü Aşk
Aşk-ı Şahanem
Günaha Kürek Çekenler
Yayınevinin Diğer Kitapları
Metis Yayınları
için
949
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Rüyanın Öte Yakası
Seferis ile Üvez
Trendeki Yabancılar
Titrek Bacanak Beş Öykü
Murathan Mungan Şiirleri 12 Kitap Takım
Şeytanın Saati
Daha
Edebiyat
Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
Tarihi Roman
Çocuk Kitapları
Hikaye ve Öykü
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Masallar
Tarih
Araştırma ve İnceleme
Uygarlık Tarihi
Anı ve Seyahatname
Politika
Siyasi İdeolojiler
Siyasi Tarih
Devlet Yönetimi
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikiyatri ve Psikanaliz
Psikoloji
Felsefe ve Düşünce
İslam Felsefesi
Deneme
Antik Felsefe
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Çocuk Eğitimi
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Pazarlama ve Satış
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Reklamcılık
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Doğu Dinleri ve Düşünceleri
Biyografi ve Otobiyografi
Aile ve İnsan
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Anne Baba Kitapları
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Alevilik
İslam Tarihi
Kültür Sanat
Tiyatro
Sinema
Müzik Eğitimi ve Öğretimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Mitolojiler
Tasavvuf
Sağlık ve Tıp
Beslenme ve Diyet
Sağlıklı Yaşam
Yoga ve Meditasyon
Meditasyon ve Yoga
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Teknoloji ve Mühendislik
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Yöneticilik
Yaşamöykü/ Anı/ Mektup
Sosyal Bilimler
Toplumsal İncelemeler
İnsan ve Toplum
Siyasal Düşünceler
İnceleme ve Araştırma
Kampanyalar
Sağlıklı Yaşam
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012