Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Aristoteles
Burdur Müzeleri ve Ören Yerleri
Felsefe Terimleri Sözlüğü
Hayata Hazır Gençler Yetiştirmek
Şiirle Nasrettin Hoca Fıkraları
Da Vinci Şifresi / Resimli Özel Baskı
Türkiye'de Aydınlanma Hareketi
Post Modernist Burjuva Liberalizmi
Felsefe İncelemeleri
Bilim Üzerine İki Ders
Kitap
İdea Yayınevi
Felsefe Tarihi Dizisi
Frederick Copleston
Aristoteles
Aristoteles
Felsefe Tarihi
Frederick Copleston
Baskısı yok
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Baskı Tarih:
1997
Sayfa:
124
Bu kitaba oy verin:
Yorum Yaz
Paylaş
|
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Dizi:
Felsefe Tarihi Dizisi
Baskı Tarih: 1997
Sayfa: 124
Boyut: 11cm x 19cm
Hamur: Ciltsiz
Etiket:
Baskısı yok
Arka Kapak
Batı akademizmi bıktırıcı, usandırıcı bir kilişe olarak Aristoteles'in 'görgücü' bir düşünür olduğunu, ve böyle olarak tarihsel 'Batı' ekininin büyük entellektüel temellerinden biri olduğunu yineler. Aristoteles böyle düşünmez. Gerçekte, böyle saçma yorumlar 'Batı' ekinini onurlandırdıkları ölçüde, Aristoteles'i ve ait olduğu felsefi ekini küçük düşürürler: 'Batı' sözcüğü, bu ilgisiz coğrafya terimi aslında dinsel bir sıfatı, 'Hıristiyan' sıfatını gizler, ve Evrensel İnsanlık ve Hıristiyan insanlık aynı şey olmaktan tarihler boyu uzaktır. Aristoteles Evrensel Us Ekininin insanıdır, ve katkısıyla daha da eksiksiz kıldığı entellektüel birikim bütününde İnsanlığa aittir. Modern 'Batı' bilincini Aristoteles'in ait olduğu o özgür düşünce ekinine bağlamak en hafifinden küçüklere masal anlatmaktır, üstelik 'Batı'nın gerçekten de Aristoteles'i anlamak için çok çabalamış olmasına karşın. Apaçık ortada olan olgu 'Batı' sıfatı altına düşen tüm o çarpık bilinç biçimlerinin Aristoteles'in de anlatım verdiği o düşünce özgürlüğüne ve nesnelliğine, o düşünce inceliğine ve uygarlığına hiçbir zaman ulaşamamış olduklarıdır. Ve eşit ölçüde açık olan olgu 'Batı' olduğu sürece, 'Hıristiyan' olduğu sürece, bu ekinin böyle birşeyi başarmasının saltık olarak olanaksız olduğudur. Aristoteles herhangi bir ekinselliğin üzerinde ve ötesinde, Platonik İdeal dünyanın insanıdır: Yaşamı, düşüncesi ve eylemi Bilimin ve Bilginin ve Erdemin saltık gerçekliğine aittir. 'Hıristiyan Batı' orta çağda Aristoteles'i ancak bir mongoloidin başarabileceği denli 'anlarken,' ve sonunda Katolik boşinançta ve irrasyonalizmde tükenirken, modern çağda ise 'Batı' düşüncesi felsefe ile arasındaki kapanması olanaksız o aynı uzaklığı korur: Locke, Hume, Schopenhauer, Nietzsche, Heidegger, Moore, Russell, Wittgensteintüm bu kuşkucu bilinç yıkıntılarını, bu misologları ve misantropları felsefeye, özellikle Aristoteles'in uyguladığı biçimiyle felsefeye bağlamak Batının entellektüel sığlığının dolaysız bir tanıtını ve ölçütünü verir.
Aristoteles Usu eksiksiz uzamında açındıran evrensel bir düşünürdür, 'Batı' düşüncesi ise özdekçi, duyumcu, görgücü Aydınlanması ile yalnızca yerel, geçici, tarihsel dar bir bakış açısına yükselebilir. Aristoteles bir Ussalcıdır. 'Batı' akademizmi ise Usu ÖZNEL GÖZLEM VE DENEYİME altgüdümlü gören tümevarımcı bir dar kafalılıktır, ve böyle olarak Batı modernizminin temel direklerinden biridir. Aristoteles bir Platonist, bir İdealisttir. Ve böyle iken Usu tutkulara, duyulara, inanca altgüdümlü gören kuşkucu 'Batı' ekinine saltık gözdağı, onun saltık reddedilişi, suçlanışı, çürütülüşüdür. Ve bu yüzden 'Batı' entellektüalizmi felsefeyi yoketmek, onu usdışı düzenin zararsız bir bileşenine, kısır bir akademizme indirgemek zorundadır. Batı 'felsefeciliği' doğal bilincin yüzeysel polemik tutkusundan öteye geçemezken, bilim, estetik ve törellik ise bu bakış açısından ya bütünüyle anlamsız şeyler (pozitivizm), ya da modern sofizme altgüdümlü pragmatik sorunlardır (akademizm).
* * *
Eğer Aristoteles'in etkilerini gerçekten görmek istiyorsak, herşeyden önce Farabi ve Hegel gibi felsefecilere, Ptolemi, Kopernik ve Galileo gibi bilimcilere dönmemiz, ve bir de dünyanın çok büyük bir bölümünü tarihte ilk kez uygarlık ve ekin ile buluşturan, insanlığı kendi kendisi ile tanıştıran Büyük İskender'e bakmamız gerekir. Aristoteles yalnızca tarihsel bir uygarlık evresinin özeti değildir: İnsan Düşüncesi onda ekinsel/tarihsel göreliliğin ötesine geçer, Saltık İdeaya ulaşır.
İçindekiler
BÖLÜM BİR: ARİSTOTELES'İN YAŞAMI VE YAPITLARI
BÖLÜM İKİ: ARİSTOTELES'İN MANTIĞI
BÖLÜM ÜÇ: ARİSTOTELES'İN METAFİZİĞİ
BÖLÜM DÖRT: DOĞA FELSEFESİ VE RUHBİLİM
BÖLÜM BEŞ: ARİSTOTELES'İN TÖREBİLİMİ
BÖLÜM ALTI: POLİTİKA
BÖLÜM YEDİ: ARİSTOTELES'İN ESTETİĞİ
BÖLÜM SEKİZ: PLATON VE ARİSTOTELES
KAYNAKÇA
SÖZLÜK
DİZİN
Parça
BÖLÜM BİR
ARİSTOTELESİN
YAŞAMI VE YAPITLARI
ARİSTOTELES İÖ 384/3de Trakyada Stageirada doğdu, ve Makedonya kralı II. Amintasın doktorlarından biri olan Nicomachusun oğlu idi. Yaklaşık olarak onyedi yaşında iken Aristoteles okuma amacıyla Atinaya gitti ve İÖ 368/7de Akademinin bir üyesi oldu. Orada Platonun İÖ 398/7 deki ölümüne dek yirmi yılın üzerinde bir zaman boyunca onunla sürekli ilişki içinde kaldı. Böylece Akademiye Platonun geç eytişiminin geliştirilmekte ve büyük felsefecinin kafasında dinsel eğilimin zemin kazanmakta olduğu bir zamanda girdi. Belki de Aristoteles daha o zaman (yani Platonun ölümü sıralarında) dikkatini görgül bilimlere yöneltiyordu, ve olabilir ki daha şimdiden çeşitli noktalarda Ustanın öğretisinden ayrılmıştı; ama Usta henüz sağken onunla öğrencisi arasında herhangi bir köklü kopuş söz konusu olamaz. Eğer daha o zaman Ustasınınkine göre kökten bir biçimde ayrı bir felsefi konum seçmiş olsaydı, Arisitotelesin tüm o zaman boyunca Akademide kalabilmiş olduğunu düşünmek olanaksızdır. Dahası, Platonun ölümünden sonra bile Aristoteles Platonik İdealar öğretisinin temsilcilerine özgü birinci çoğul kişi zamirini kullanmayı sürdürür, ve Platonun ölümü üzerine çok geçmeden onu kötü insanların övmeye bile hakları olmadığı, ve yaşamında ve öğretilerinde nasıl aynı zamanda mutlu ve iyi olunabileceğini gösteren1 insan olarak yüceltir. Aristotelesin Akademide herhangi gerçek bir anlamda Platonun bir karşıtı olduğu ve Ustanın yanında bir diken olduğu görüşünü savunmak güçtür: Aristoteles Platonda bir kılavuz ve kendisi için en büyük hayranlığı duyduğu bir dost buldu, ve gerçi son yıllarda kendi bilimsel ilgileri çok daha öne geçme eğilimini göstermiş olsalar da, Platonun metafiziksel öğretisi onda kalıcı bir etki bıraktı. Aslına, Aristoteles için özel bir değer taşıyacak ve görgül incelemelere doğru eğimini dengeleyecek olan şey belki de Platonun öğretisinin bu yanıydı. Gerçekte, bu soğuk, duruk, değişmez ve salt eleştirel bir Aristoteles miti, ki yanılsamalardan, deneyimlerden ya da tarihten soyutlanmıştır, şimdiye dek bu mit uğruna yapay olarak baskılanmış olguların ağırlığı altında dağılmaktadır.2 Aristotelesin çalışmalarını irdelerken kısaca belirteceğim gibi, Felsefeci kendi kişisel duruş-noktasını yalnızca aşamalı olarak geliştirdi; ve herşey bir yana, doğallıkla beklenmesi gereken de budur.
Platonun ölümünden sonra Aristoteles Ksenokrates ile birlikte Atinadan ayrıldı (Platonun yeğeni Speusippus Akademinin başkanı olmuştu, ve onunla Aristoteles tam bir geçimsizlik içindeydi; her ne olursa olsun yeni başkanının yönetimindeki Akademide altgüdümlü bir konumda kalmayı istememiş olabilir), ve Truva yakınlarında Assosta Akademinin bir dalını kurdu. Burada Atarneusun egemeni Hermiası etkiledi ve onun yeğeni ve evlatlık kızı Pythias ile evlendi. Assosta çalışırken Aristoteles hiç kuşkusuz kendi bağımsız görüşlerini geliştirmeye başladı. Üç yıl sonra Losbos adasında Mitilene gitti, ve büyük bir olasılıkla oradadır ki Theofrastus ile ilişkiye girdi. Theofrastus aynı adadaki Eresusun bir yerlisiydi ve daha sonra Aristotelesin en ünlü öğrencisi olacaktı. (Hermias Helenlerin Persleri yenmesi düşüncesini geliştiren Makedonyalı Filip ile görüşmelerde bulundu. Pers generali Mentor bir ihanet üzerine Hermiası ele geçirdi ve Susaya getirterek orada ona işkence yaptırdı. Hermias konuşmadı. Son iletisi şu oldu: Dostlarıma ve yoldaşlarıma deyin ki, zayıf ya da felsefeye yaraşmaz hiçbirşey yapmadım. Aristoteles onun onuruna bir şiir yayımladı.3)
343/2 de Aristoteles Makedonyalı Filip tarafından o zaman onüç yaşında olan oğlu İskenderin eğitimini üstlenmesi için Pellaya çağrıldı. Makedon sarayındaki bu dönem, ve daha sonra politik sahnede çok önemli bir rolü olacak ve Büyük İskender olarak ünü ölümsüzleşecek olan genç prens üzerinde gerçek bir ahlaksal etki yaratma çabası Aristotelesin ufkunu genişletme ve onu sıradan Yunanlının dar düşüncelerinden özgürleştirme açısından oldukça önemli olmuş olmalıdır, gerçi etki beklenmiş olabileceği denli büyük olmamış olsa da; Aristoteles hiçbir zaman yaşamın özeği olarak Yunan Kent-Devleti görüşünü paylaşmaktan vazgeçmedi. 336/5de İskender tahta çıktığı zaman Aristoteles görünürde eğitsel etkinliği sona ermiş olarak Makedonyayı bıraktı, ve büyük bir olasılıkla bir süre için doğduğu kent olan ve İskenderin öğretmenine borcunun karşılığı olarak yeniden kurdurduğu Stageiraya döndü. Zamanın geçişiyle felsefeci ve öğrencisi arasındaki bağ zayıfladı: Aristoteles, Makedonya politikasını belli bir ölçüde onaylasa da, İskenderin Yunanlıları ve barbarları eşit bir zeminde duruyor olarak görmesini onaylamadı. Dahası, 327de, Aristotelesin yeğeni Kallisthenes, ki Aristotelesin salık vermesi üzerine İskenderin hizmetine alınmıştı, bir komploya katılmasından kuşkulanılarak öldürüldü.
335/4de Aristoteles Atinaya döndü ve orada kendi Okulunu kurdu. Atinadan bir kaç yıl ayrılığı olgusunun dışında, hiç kuşkusuz kendi düşüncelerinin gelişimi de Atina Akademisine herhangi bir geri dönüşü önledi. Yeni Okul kentin kuzey-doğusunda, Liseumda, Apollon Liseus yöresindeydi. Okul ayrıca Peripatos olarak da biliniyordu, ve üyeleri oi Peripatetikoi ya da Peripatetikler olarak: çünkü tartışmalarını üstü örtülü gezinti yerinde aşağı yukarı yürürlerken sürdürme alışkanlıkları vardı, ya da eğitimin büyük bir bölümü bu gezinti yerinde veriliyordu. Okul Müzlere adandı. Eğitim ve öğretim çalışmalarının yanısıra Liseum, Akademiden daha göze çarpar bir yolda, içinde olgun düşünürlerin çalışma ve araştırmalarını sürdürdükleri bir birlik ya da toplum ırasını taşıyor görünümündeydi: kütüphane ve öğretmenler ile donatılmış olan ve içinde derslerin düzenli bir yolda verildikleri bir üniversite ya da bilimsel kurumun etkililiğini taşıyordu.
İÖ 323de Büyük İskender öldü, ve Yunanistanda Makedonya egemenliğine karşı tepki gençlik günlerinde büyük önder ile yakın bir bağ kurmuş olan Aristotelese karşı bir ateseia [dinsizlik] suçlamasına götürdü.
Aristoteles Atinadan çekildi (Atinalılar felsefeye karşı bir kez daha suç işlemesinler diye dediği söylenir) ve Euboeada Khalkise giderek orada ölen annesinden kalan bir konakta yaşamını sürdürdü. Kısa bir süre sonra, İÖ 321de, bir hastalıktan öldü.
Aristotelesin Yapıtları
Aristotelesin yazıları üç ana döneme düşerler, (i) Platon ile ilişki dönemi; (ii) Assos ve Mitilendeki etkinlik yılları; (iii) Atinada Liseum başkanlığı yılları. Çalışmalar ayrıca iki küme ya da türe de düşerler, (i) dışrak çalışmalar, ki büyük bir oranda diyalog biçiminde yazılmış ve genel yayım için amaçlanmışlardır; ve (ii) eğitsel çalışmalar, ki Aristotelesin Liseumdaki derslerinin temelini oluşturuyorlardı. Birinciler ancak parçalar olarak bulunurken ikinci türdekilerden elimize çok sayıda geçmiştir. Bu eğitsel çalışmalar kamuya ilk kez Rodoslu Andronikusun yayımı ile sunuldular. (yklş. İÖ 60-50), ve bu çalışmalardır ki Aristotelese yazınsal incelikler ile süslenmemiş bir biçem yalınlığı konusunda ün kazandırmıştır. Büyük bir felsefi terim yaratıcısı olmasına karşın, Aristotelesin biçeme ve sözel güzelliğe ilgisiz olduğu, ve felsefeye ilgisinin açık neden yerine eğretileme kullanmasını ya da mitlere sapmasını kabul etmeyecek denli ciddi olduğu belirtilmiştir. Şimdi, eğitsel çalışmalarının yazınsal incelik göstermedikleri doğrudur; ama yine doğrudur ki Aristotelesin kendisinin yayımlamış olduğu ve ancak parçaları elimize geçmiş çalışmaların yazınsal inceliği küçümsedikleri söylenemez: akıcı biçemleri Cicero tarafından övülmüştür,4 ve üstelik arada bir mitler bile getirilirdi. Bununla birlikte, bunlar Aristotelesin erken çalışmasını, doğrudan Platonik etkinin altında bulunduğu ya da kendi bağımsız konumuna doğru çalışmakta olduğu dönemi temsil ederler.
(i) Aristotelesin yazınsal etkinliğinin ilk döneminde hem içerikte ve hem de en azından genel olarak biçimde Platona, öğretmenine, sıkıca sarılmış olduğu söylenebilirgerçi Diyaloglarda Aristotelesin kendisi söyleşinin önderi olarak görünmüş olsa da. Büyük bir olasılıkla Diyaloglarda Aristoteles Platonik felsefeyi savunuyordu, ve ancak daha sonradır ki düşünceleri değişmiştir. Plutark Aristotelesin düşüncelerini değiştirdiğinden söz eder.5 Dahası, Kefisodorus, İsokratesin öğrencisi, Aristotelese Platonun kuramlarını, örneğin İdeaları ilgilendiren kuramı yükler.6
(a) Eudemus ya da Ruh Üzerine başlıklı diyalog bu döneme düşer. Bu diyalogda Aristoteles Platonun anımsama ve bir ön-varoluş durumunda İdeaların algılanışı öğretilerini paylaşır, ve genel olarak Ustanın etkisi altındadır. Aristoteles Fedon tarafından öne sürülen çizgilerde ruhun ölümsüzlüğünü savunan uslamlamalar geliştirirruh bedenin salt bir uyumu değildir. Uyumun bir aykırısı, yani uyumsuzluk vardır. Ama ruhun bir aykırısı yoktur. Öyleyse ruh bir uyum değildir.7 Aristoteles ruhun ön-varoluşunu ve tözselliğini kabul ederve Biçimleri de. Nasıl hasta düşen insanlar belleklerini yitirirlerse, ruh da, bu yaşama giriş üzerine, ön-varoluş durumunu unutur; ama tıpkı hastalıktan sonra sağlığa kavuşanların çektiklerini anımsamaları gibi, ruh da ölümden sonra bu yaşamı anımsar. Bedenden ayrı yaşam ruhun olağan durumudur; bedene yerleşmesi gerçekte ağır bir hastalıktır.8 Bu daha sonra kendi bağımsız konumunu aldığı zaman Aristotelesin ortaya koymuş olduğundan çok ayrı bir görüştür.
(b) Protreptikus da Aristotelesin gelişiminin bu dönemine aittir. Bu Kıbrıslı Themisona bir mektup olarak görünür, bir diyalog olarak değil. Bu çalışmada Platonik Biçimler öğretisi ileri sürülür, ve felsefeci bu Biçimleri ya da İdeaları düşünen biri olarak tanımlanır, yansılamlarını değil.9 Yine, Fronesis, metafiziksel kurguyu belirterek, ve böylece Nikomakea Törebiliminin salt kılgısal imlemini değil ama kuramsal bir anlam taşıyarak, Platonik imlemi korur. Protreptikusta Aristoteles ayrıca dünyasal şeylerin değersizliğini de vurgular, ve bu yaşamı gerçek ve yüksek yaşama ancak bedensel ölüm yoluyla giren ruhun ölümü ya da mezarı olarak betimler. Bu görüş hiç kuşkusuz doğrudan Platonik etkiyi belirtir, çünkü Nikomakea Törebiliminde Aristoteles gerçekten mutlu bir yaşam için, ve üstelik felsefeci için bile, en azından belli bir düzeyde, dünyasal şeylerin zorunluğu üzerinde diretir.
(c) Olasıdır ki, Mantıksal Çalışmaların, Fizikin, ve belki de ayrıca De Animanın (Kitap T) en eski parçaları geriye bu döneme düşerler. Böylece eğer Metafizikin (Kitap Ayı da kapsayarak) bir ön taslağı geriye Aristotelesin ikinci dönemine düşüyorsa, Fizikin (kitap 2) geriye onun ilk dönemine düştüğü düşünülmelidir; çünkü Metafizikin birinci kitabında Fizike bir gönderme vardır, ya da en azından nedenler kuramının temellendirilişi varsayılır.10Fizikin iki monograf kümesine ayrılması olasıdır, ve ilk iki kitap ve Kitap 7 Aristotelesin yazınsal etkinliğinin en erken dönemine yüklenebilir.
(ii) İkinci döneminde Aristoteles önceki ağırlıklı olarak Platonik konumundan uzaklaşmaya ve Akademinin öğretisine karşı daha eleştirel bir tutum almaya başladı. Henüz kendine görünürde bir Akademili olarak olarak bakıyordu, ama bu Platonizm açısından eleştiri ya da yoğunlaşan eleştiri dönemidir. Dönem Felsefe Üzerine [Peri filosofias] adını taşıyan diyalog ile temsil edilirbir çalışma ki açık Platonik etki ile Platonun kimi en özgün kuramlarının bir eleştirisini birleştirir. Böylece, Aristoteles Platonu önceki felsefenin doruğu olarak sunmasına karşın (ve gerçekten önceki felsefe açısından Aristoteles her zaman bu düşünceye sarılmıştır), Platonik Biçimler ya da İdealar kuramını eleştiriren azından buna Platonun vermiş olduğu en son gelişme biçimini. Eğer İdealar matematiksel değil ama bir başka sayı türü olsalardı, bu sayıyı anlayamazdık. Çünkü, en azından çoğumuz arasında kim başka bir sayı türünü anlayabilir?11 Benzer olarak, Aristotelesin Platonik yıldız tanrıbilimini az çok benimsemesine karşın, Devinmeyen Devindirici kavramı ortaya çıkar,12 gerçi Aristoteles henüz kendi geç metafiziğinin çoklu devindiricilerini ortaya koymamış olsa da. Kozmoza ya da Göke görülür tanrı terimini uygularbir terim ki Platonik bir türevdir.
İlginçtir ki Tanrısalın varoluşu için eksiksizlik aşamalarından çekilen uslamlama bu diyalogda bulunur. Genel olarak, nerede bir daha iyi varsa ayrıca bir en iyi de vardır. Şimdi, var olan şeyler arasında biri ötekinden daha iyi olduğu için, bir en iyi şey de vardır, ve bu tanrısal olacaktır. Aristoteles görünürde olgusal biçimlerin aşamalılığını kabul eder.13 Tanrının varoluşuna öznel inanç Aristoteles tarafından ruhun örneğin uyku durumunda görülen esrime ve bilicilik deneyimlerinden, ve yıldızlı göklerin görünüşünden türetilir, gerçi okkült/gizli fenomenlerin böyle kabul edilişi gerçekte Aristotelesin daha sonraki gelişimine yabancı olsa da.14 O zaman, bu diyalogda Aristoteles Platon ve çevresinden başka hiçbir kaynakları olamayacak öğeleri Platonik felsefeyi eleştirisinin öğeleri ile bileştirirörneğin Platonik İdealar kuramını ya da Timaeusta verildiği biçimiyle yaratılış öğretisini eleştirerek dünyanın bengiliğini ileri sürerken olduğu gibi.15
Öyle görünür ki, Metafizikin bir ilk taslağı Aristotelesin gelişimindeki bu ikinci döneme, geçiş dönemine düşer. Kitap A (biz teriminin kullanımı geçiş dönemini belirtir), Kitap B, Kitap K, 1-8, Kitap A (C 8 dışında), Kitap M, 9-10, Kitap N bu döneme aittir. Jaegere göre ilk Metafizikteki saldırı başlıca Speusippusa karşı yöneltilmişti.16
Mutçuluk Törebilimi kimi zaman bu döneme ait ve Aristotelesin Assosta kalışı sırasında yazılmış olarak düşünülür. Aristoteles henüz Platonik Fronesis/sağgörü düşüncesine bağlıdır, gerçi felsefi düşüncenin nesnesi artık Platonun İdeal Dünyası değil de Metafizikin aşkın Tanrısı olsa da.17 Yine olasıdır ki, İdeal Devlet ile ilgili olan ve 2, 3, 7 ve 8. Kitapları kapsayan kökensel bir Politika bu döneme düşer. Platonik Devletin biçemi üzerine kurulu ütopyalar Aristoteles tarafından eleştirilir.
De Caelo ve De Generatione et Corruptione yazıları da büyük bir olasılıkla bu döneme düşerler.
(iii) Aristotelesin Üçüncü Dönemi (335-322) onun Liseumdaki etkinlik dönemidir. Bu dönemdedir ki görgül gözlemci ve bilimci Aristoteles ortaya çıkar, ama ilgisi gene de dünyada derine gömülü sağlam bir temel üzerinde güvenilir bir felsefi yapı kurmaktır. Yaşamının bu son döneminde Aristotelesin doğa ve tarih alanlarında ayrıntılı araştırma açısından gösterdiği örgütleme gücüne ancak hayranlık duyabiliriz. Gerçekten, Akademide de başlıca mantıksal amaçlar için belli bir düzeyde görgül gözleme dayanan bir sınıflama uygulaması olmuştu, ama bu Aristotelesin yönlendirişi altında Liseum tarafından yerine getirilen ve doğa ve tarihin ayrıntılarına giren sürekli ve dizgesel araştırmanın yanında önemsiz kalır. Doğa ve tarih olaylarına yönelik bu sağın araştırma tini gerçekte Yunan dünyasında yeni birşeyi temsil eder, ve bunun onuru hiç kuşkusuz Aristotelese verilmelidir. Ama Aristotelesi, kimi zaman yapıldığı gibi, yaşamının son döneminde salt bir Pozitivist olarak sunmak saçmalık olacaktır, çünkü sağın bilimsel araştırmaya olan ilgisine karşın gerçekte metafiziği terketmiş olduğunu gösterecek hiçbir kanıt yoktur.
Aristotelesin Okuldaki dersleri eğitsel yapıtlarının temelini oluşturdu ve bunlar Okulun üyeleri arasında dolaştırıldı. Bu çalışmalar, daha önce de belirtildiği gibi, kamuya ilk kez Rodoslu Andronikus tarafından sunuldular. Eğitsel yapıtların çoğu bu döneme aittir, hiç kuşkusuz daha erken bir evreye yüklenmeleri olası çalışma parçaları dışında. Bu eğitsel yapıtlar araştırmacılara birçok güçlük çıkarmıştır, örneğin kitaplar arasında doyurucu olmayan bağıntılar, mantıksal düşünce akışını koparıyor görünen kesimler vb. gibi. Şimdi bu çalışmaların Aristotelesin derslerini temsil ettiği düşünülür veOkul söz konusu olduğu sürecedersler olarak verilmekle aynı zamanda yayımlanmış da oluyorlardı. Ama bu her bir çalışmanın tek bir dersi ya da sürekli bir dersler dizisini temsil ettiğini imlemez: tersine, bunlar daha sonra bir araya getirilen ve bir ortak başlık yoluyla dışsal bir birlik içersine alınan değişik kesimler ya da derslerdir. Bu bileşim işi Aristotelesin kendisi tarafından ancak bölümsel olarak başarılabilirdi: Okulun sonraki kuşakları tarafından sürdürüldü ve, eğer daha sonradan değilse, ilk kez Rodoslu Andronikus tarafından tamamlandı.
Aristotelesin üçüncü döneminin bu yapıtları şöyle bölünebilir:
(a) Mantıksal Yapıtlar (Bizans döneminde Organon olarak bileştirildiler). Kategoriler ya da Kategoriai (en azından içerikte Aristotelesci), De Interpretatione ya da Peri Hermesias (önerme ve yargı üzerine), Birinci Çözümlem ya da Analitika Protera (çıkarsama üzerine iki kitap), İkinci Çözümlem ya da Analitika Istera (tanıtlama, ilkelerin bilgisi, vb. üzerine iki kitap), Konular ya da Topika (eytişim ya da olası tanıtlama üzerine sekiz kitap), Sofistik Aldatılar ya da Peri sofistikon eleghon.
(b) Metafiziksel Yapıtlar. Metafizik, değişik zamanlardan derslerin bir derlemi; Aristotelesin tüm yapıtları arasındaki konumuna bağlı olarak büyük bir olasılıkla Andronikusun zamanından önceki bir Peripatetik tarafından böyle adlandırıldılar.
(c) Doğa Felsefesi, Doğa Bilimi, Ruhbilim vb. üzerine çalışmalar. Fizik. Bu yapıt sekiz kitaptan oluşur, ve bunlardan ilk ikisi Aristotelesin Platonik dönemine yüklenmelidir. Metafizik A 983 a 32-3 Fizike göndermede bulunur, ya da daha doğrusu açık bir biçimde Fizik 2deki nedenler kuramının temellendirilişini öngerektirir. Fizikin 7nci Kitabı da olası ki Aristotelesin erken bir çalışmasıdır, ve Kitap 8. ise gerçekte Fizikin bir parçası bile değildir, çünkü daha önceden Fizikte gösterdiğimiz gibi deyişi ile Fizikten alıntı yapar.18 Bütün bir çalışma böylece kökensel olarak bir dizi bağımsız monograftan oluşmuş gibi görünürbir varsayım ki Metafizikin De Caelo ve De Generatione et Corruptione adlı iki çalışmaya Fizik olarak değinmesi olgusu tarafından desteklenir.19
Meteoroloji ya da Meteorologika ya da Peri meteoron (dört kitap).
Hayvan Tarihleri (karşılaştırmalı anatomi ve fizyoloji üzerine on kitap, ki bunlardan sonuncusunun Aristoteles-sonrası olması olasıdır).
Anatomai, yedi kitap. Yitik.
De Incessu Animalium (bir kitap) ve De Motu Animalium (bir kitap).
De Generatione Animalium (beş kitap).
De Anima, üç kitapta Aristotelesin Ruhbilimi.
Parva Naturalia, bir dizi küçük inceleme; ele aldığı konular algı, bellek, uyuma ve uyanma, düşler, uzun yaşam ve kısa yaşam, yaşam ve ölüm, solunum, uykuda bilicilik.
Problemata, Aristotelesin kendisi tarafından yapılan bir notlar ya da yazılar çekirdeği çevresinde yoğunlaşmış ve aşamalı olarak oluşmuş bir sorunlar derlemesi olarak görünür.
(d) Törebilim ve Politika üzerine Yapıtlar. Magna Moralia, en azından içerik açısından Aristotelesin gerçek bir yapıtı olarak görünür ve iki kitaptan oluşur.20 Bölümsel olarak Aristotelesin henüz az çok Platon ile anlaşma içinde olduğu bir zamanda yazılmıştır.
Nikomakean Törebilimi (Etika Nikomakeia), on kitapta. Aristotelesin oğlu Nikomakhus tarafından felsefecinin ölümünden sonra derlenmiştir.
Politika, ki bunun 2, 3, 7 ve 8inci kitapları Aristotelesin yazınsal etkinliğinin ikinci dönemine düşüyor görünür. 4, 5 ve 6ncı Kitaplar, Jaegere göre, ilk kitap bütüne eklenmeden önce yerleştirilmişlerdir, çünkü 4üncü Kitap 3e yapıtın başlangıcı olarak değinir. 2nin içeriği yalnızca olumsuzdur.21
158 Devletin Anayasalarının Derlemi. Atinanınki 1891de papirusta bulundu.
(e) Estetik, Tarih ve Yazın üzerine Yapıtlar.
Diluzluğu, üç kitapta.
Poetika, yitik parçalar ile tam değildir.
Atinadaki dramatik gösterilerin kayıtları, Didaskalia derlemi, Olimpiyat ve Delfi oyunlarındaki birincilerin listesi. Aristoteles Homer sorununu ilgilendiren bir çalışma ile, Devletlerin toprak hakları ile ilgili bir inceleme ile vb. ilgileniyordu.
Tüm bu çalışmaların, örneğin 158 Anayasanın derleminin Aristotelesin kendisi tarafından yapılmış olduğunu düşünmek gereksizdir, ama onun tarafından başlatılmış ve onun gözetimi altında yerine getirilmiş olmalıdırlar. Başkalarını bir doğa felsefesi tarihi (Theophastrus), matematik ve gökbilim (Rodoslu Eudomus), ve tıp (Meno) derlemeleri için güdüledi. İlgilerinin evrenselliğine ve amaçlarının alanına ancak hayran olunabilir.
Aristotelesin çalışmalarının salt listesi bile Platonunkine göre oldukça değişik bir tin gösterir, çünkü açıktır ki Aristoteles görgül ve bilimsel olanın çekimi altındaydı, ve bu dünyanın nesnelerine karşı yarı-yanılsamalar olarak ya da bilgi nesneleri olmaya elverişsiz şeyler olarak davranma eğiliminde değildi. Ama hiç kuşkusuz eğilimde bu ayrım, ilerleyen zamanla önemi artmış bir ayrım olarak, Aristotelesin Platonik İdealar kuramına ve Platonik ikici ruhbilime karşıçıkışı gibi olguların göz önüne alınması ile eşlendiği zaman, iki büyük felsefeci arasında kökten bir zıtlık olduğu yolundaki halksal düşünceye götürdü. Bu görüşte hiç kuşkusuz gerçeklik payı vardır, çünkü öğretileri arasında açık ayrım durumları ve ayrıca havalarında genel bir ayrım bulunur (en azından Platonun dışrak yapıtlarınıve elimizde bunlardan başkası yokturAristotelesin eğitsel yapıtları ile karşılaştırırsak), ama bu kolaylıkla abartılabilir. Aristotelescilik, tarihsel olarak konuşursak, Platonculuğun karşıtı değil ama gelişmesidir, ve Platonun İdealar kuramı, ikici ruhbilimi vb. gibi tek-yanlı kuramları düzeltirya da bunu yapmaya çalışırve fiziksel olguya dayalı daha sağlam bir temel getirir. Aynı zamanda değerli birşeyin atlanmış olduğu da doğrudur, ama bu ancak iki felsefenin tam anlamıyla karşıt dizgeler olarak değil ama bütünleyici iki felsefi tin ve öğreti kütlesi olarak düşünülmesi gerektiğini gösterir. Daha sonra Yeni-Platonizmde bir bireşim girişiminde bulunuldu, ve ortaçağ felsefesi aynı bireşimci tini gösterir. St. Thomas, örneğin, gerçi Aristotelesten Filozof olarak söz etse de, kendini Platonik gelenekten bütünüyle koparmayı isteyemezdi, ve istemezdi; ve öte yandan Fransiskan Okulda en yüksek onuru Platona sunmuş olan St. Bonaventure bile Aristotelesci öğretilerden yararlanmaktan kaçınmadı, ve Duns Scotus Fransiskan tini Aristotelesci öğeler ile döllemeyi çok daha ileri götürdü.
Ve sanılmamalıdır ki Aristoteles olgular için coşkusunda ve sağlam ve bilimsel bir temel kurma isteğinde dizgesel güçten yoksundu ya da metafiziksel ilgisinden vazgeçmişti. Hem Platonculuk ve hem de Aristotelescilik metafizikte doruklanır. Böylece Goethe Aristotelesin felsefesini yeryüzündeki geniş bir temelden düzenli bir biçim içinde yükseğe kalkan bir piramide, ve Platonunkini bir dikilitaşa ya da göğe fırlayan alevden bir dile benzetir. Gene de, kabul etmeliyim ki, benim görüşümde, Aristotelesin düşüncesinin yönü giderek artan bir biçimde ilkin sarılmış olduğu Platonik konumdan uzağa yöneldi, ve bu arada yeni düşünce yöneliminin sonuçları her zaman onun Platonik kalıtın sonuna dek sarılmış olduğu öğeleri ile uyumlu bir biçimde birleşmez.
Henüz kimse kitap hakkında yorum yapmadı. İlk yorum sizden gelsin!
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Frederick Copleston
Yazarın diğer kitapları
Platon Copleston Felsefe Tarihi Yunan ve Roma Felsefesi Cilt: 1 Bölüm 1b
Sartre - Modern Felsefe
Leibniz Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe Cilt: 4 Bölüm c
Kant: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 2 Cilt: 6 Bölüm 2
Alman İdealizmi - Fichte, Schelling, Schleiermacher
Aydınlanma: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 1 Cilt: 6 Bölüm 1
Ön-Sokratikler ve Sokrates
Helenistik Felsefe
Berkeley - Hume
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Kant
Yazarın bütün(24) kitaplarını göster
Yaşam Öyküsü
1907-1994 yılları arasında yaşayan, aslında cizvit papazı olan ingilizyazar ve filozof. alman idealizmi, yararcılık ve pragmatizm ve 9 ciltten oluşan felsefe tarihi en önemli eserlerinden bazıları.
İlgili Konular
Felsefe ve Düşünce - Yunan ve Roma Felsefesi
Felsefe ve Düşünce - İdealizm
Felsefe ve Düşünce - Felsefe Tarihi
Felsefe ve Düşünce - Antik Felsefe
İlgili Konulardan Kitaplar
Tanrıların Doğuşu İşler ve Günler
Menon
Tanrıların Doğası
Kitapla İlgili kişiler
Aziz Yardımlı (Çeviren)
Geçtiği diğer
89
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
İdea Yayınevi
için
112
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Kant
Daha
Edebiyat
Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
Tarihi Roman
Çocuk Kitapları
Hikaye ve Öykü
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Masallar
Tarih
Araştırma ve İnceleme
Uygarlık Tarihi
Anı ve Seyahatname
Politika
Siyasi İdeolojiler
Siyasi Tarih
Devlet Yönetimi
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikiyatri ve Psikanaliz
Psikoloji
Felsefe ve Düşünce
İslam Felsefesi
Deneme
Antik Felsefe
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Çocuk Eğitimi
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Pazarlama ve Satış
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Reklamcılık
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Doğu Dinleri ve Düşünceleri
Biyografi ve Otobiyografi
Aile ve İnsan
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Anne Baba Kitapları
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Alevilik
İslam Tarihi
Kültür Sanat
Tiyatro
Sinema
Müzik Eğitimi ve Öğretimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Mitolojiler
Tasavvuf
Sağlık ve Tıp
Beslenme ve Diyet
Sağlıklı Yaşam
Yoga ve Meditasyon
Meditasyon ve Yoga
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Teknoloji ve Mühendislik
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Yöneticilik
Yaşamöykü/ Anı/ Mektup
Sosyal Bilimler
Toplumsal İncelemeler
İnsan ve Toplum
Siyasal Düşünceler
İnceleme ve Araştırma
Kampanyalar
Sağlıklı Yaşam
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012