|
|
|
|
|
|
 
 
Konular:
Edebiyat - Deneme ve İnceleme
Edebiyat - Deneme ve İnceleme
Kişiler ve Yayınevi:
Cadde Yayınları (36)
Nihat Genç (Yazar) (32)
 
Kitap - Arkası Karanlık Ağaçlar
--------------- kitap kayıtlarda bulunamadı
Kitap - Efruz Bey
Kitap - Odada Yalnız
Kitap - Korsan
Kitap - Murasaki Shikibu'nun Günlüğü
Kitap - Milli Coğrafya 6
Kitap - Candan Dost
Kitap - Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi
Kitap - ABD Dış Politikasında Yeni Yönelimler ve Dünya
Kitap - Ferman
 



 
kitabın fiyatı ile ilgili!!!   (Sır)
kitabın normal fiyatında 16 lira yazıyor ama arka ...
Değişik ve büyüleyici   (Ay Karanlık Gece Beyaz)
Yazarın değişik ve çok güzel bir anlatım tekniği v...
İpek Ongun Serisi   (Bir Genç Kızın Gizli Defteri)
bende bütün serisini kısa zamanda bitirdim hepsind...
Yeni değil ama...   (Haliç'te Yaşayan Simonlar)
Yeni birşey değil. Ama mutlaka bir anlamı vardır, ...
neden şimdi yeni bişeymi   (Haliç'te Yaşayan Simonlar)
bu olaylar yeni degil 1920 dede vardı 13 ağustos 1...

Arkası Karanlık Ağaçlar

Arka Görsel için tıklayın



%20

Arkası Karanlık Ağaçlar

Nihat Genç


Cadde Yayınları / Günümüz Türk Yazarları Dizisi


Etiket: 18,00 TL
NetKitap Fiyatı:14,40 TL


Türkan
Yumuşacık solucanlar, sert kayaların altında yaşar ve zıplayamazlar!

Karmakarışık sandalyeler, dumandan boğulmuş sıkışık masalar, kış günü, tıka basa dolu bu kahveye akşama doğru, simitçiler, çörekçiler, gözlemeciler akın akın gelmeye başlar, itişe kakışa kahvenin ağzı dolana kadar. Elinde tablası, sepeti, sinisi, seyyar satıcılar kahve sahibiyle, garsonla iyi geçinmek zorunda. Usulca tablasını bir kenara koyup, boş bardak toplayıp, güya küllükleri temizleyerek göze girmeye çalışırlar. Bir iki saat içinde on-onbeş kahve gezerler ve yıllarca aynı güzergâhtan ekmek paralarını çıkarırlar.

Soğuk azrailleştiğinde de durum fark etmez. Kahveye girer girmez ellerini ohalayıp sobanın yanına sokulurlar, müşteriyi rahatsız etmemek, çay dağıtan garsonun yolunu kesmemek için tedbirlidirler, asla yüksek sesle konuşmazlar, para alışverişini mümkün olabilecek bir sessizlikte yapar, hır çıkmasın, tartışma olmasın, garsonun kafasının tası atmasın diye, elli-yüz bin lira gibi küçük paralarla çalıştıkları halde, telaşla "üstü kalsın", "canın sağolsun", "yarın alırım ağbi" diyerek hızla, üstünkörü işlerini görürler. Kahve sahibi ya da garsonun gözüne battıklarında, iş kapısı kapanmış, felaket demek.

Soğuk bir aralık günü olmalıydı. Kahvenin boğucu pis dumanından daralıp nefeslenmek için kapıya çıktım. Üç-dört kat başörtüsü, başını örtmek için değil, kafasından ağır yaralıymış gibi sargı bezi gibi sarılmış, palto, pardesü yok, birkaç kirli hırkayı üst üste giymiş, elleri soğuktan patlıcan gibi mosmor ve yarılmış pürtük pürtük, yerleri süpüren kirli siyah eteği altında bir etek daha ve sokağın tüm çamuru dizlerine kadar sızmış, sepetinin içinde gözlemeleri soğumasın diye, kalınca havluyla bastırarak örtmüş. Yaklaşmaya cesaret edemedim, seyyar satıcılıkta çok acemi olduğu her halinden belli. Acı çeken bir utangaçlıkla ve usulca, sadece kendi duyabileceği bir sesle; "sıcacık gözlemelerim var, almaz mısınız?". Sepetin içinden havluyu kaldırdığında sıcacık duman yüzüne dolanıyor, dört-beş gözleme çıkartıp dürüm yapıp, iki eliyle tutup, kahveye girmek istiyor. Her defasında kovulup atılıyor! Kapıda sessizce iki elinde gözleme dürümleri, kahveye rahatlıkla giren simitçi, poğaçacılara imrenerek bakıyor, garson kapıya çıktığında yalvararak: "Bir girip çıkacağım", Garson: "Patron kızıyor, hadi, hadi, hadi!".

Özal dönemi yeni bitti, yeni gelen liderler, her gün ekranlarda Avrupa Birliği’ni konuşuyor. Her şeyimizi kaybettik. Zehirden bir ilaç gibi hepimiz her gün ahlâkın ne kadar bozulduğunu konuşuyoruz. Bu ne ağır cümle, bir savaş sonrası gibi ceset dağlarına bakıp: Her şeyimizi kaybettik. Küçükken ıslıkla çaldığımız müziği bile hayat öyle düğümledi ki.. Dedelerimizin anlattığı patates kabuğu yedikleri yoksulluğa hazırlıksız yakalandık. Gözlemeci ablanın şu kat kat giydiği paçavralar, yoksulluğun savaş üniforması gibi. Kadının soğukta çaresiz bekleyişi. Kimsenin duymayacağı fısıltıyla "gözlemelerim var, sıcacık gözlemelerim" deyişi, kalbime inen balta gibi. "Abla bir gözleme versene!" dedim. Eli ayağına dolaştı, yavaşcacık itinayla dürüm yapıp ve o kadar sakin hareketlerle kâğıda sardı ki, sanki evine misafir gitmişim, zerafetle ikramda bulunuyor. "Abla sen bu yavaşlıkla bu işi yapamazsın!" dedim. "Kahveye alsalar, yarısını bitiririm" dedi, iddiayla. "Niye almıyorlar", "boyları devrilsin, biz de çocuk büyütüyoruz!". Ciğerimi yırtan bu sert havayı dağıtmak için, şakayla: "Belki gözlemelerin güzel değil, onun için almıyorlar!" dedim!.

İçimden bir ses, bu kahvede bomboş oturuyorsun, şu sevmediğin politikacılar bile her gün yüzlerce seçmenin işini görüyor, şu kadını kahveye sokmak nedir, garsonla, kahve sahibiyle konuş, beş-on dakika müsaade etsinler. Ertesi gün garson Kemal ağbinin ağzını aradım "niye almıyorsun o kadını!". "Hangi kadın ağbi, herkes giriyor ağbi." dedi, bir müddet sonra, "sen bu konuyu patronla konuş, patron kızıyor!" dedi. Odacı, kapıcı, garsonlar, güçsüz insanlar "alık" görünmeyi pek severler, alıklığın onları siyasi ve sosyal sorumluluktan kurtardığına inanırlar. Patrona bir pundunu bulup sokuldum, uzun bir tavla maçı yaptık, maçın ortasında lafı dolaştırıp, "Gözlemeci kadını neden içeri almıyorsunuz!". "Yaaa, iki saat masaları işgal ediyor, (gözlemeyi sardığı kâğıtları göstererek)yağlı kâğıtlar yerlerde, bir gözleme satacak, iki saat para üstüne uğraşıyor!". Sonra, yerden bir yağlı kâğıt bularak üstünde tepinmeye başladı: ".mına koduğumun yerinden ekmek yiyoruz!", sonra kâğıdı eline aldı, yırttı, bir deli gibi ağzına tıktı, "kahveyi bok götürüyor, uğraşamıyoruz kardeşim!" diyerek bağırmaya başladı. Bu hareketleri de tanıyorum, delileri masum sayacağımız için, deli taklidi yaparak, yoksulluğunu ya da işgüzarlığını masum göstermeye çalışıyor. Anladım ki, kadın olduğu için, masalardaki boş bardak, küllüklerin toplanmasına yardımcı olamıyor, hızla hareket edemiyor. "Ekmek parası be ağbi, bırak girsin!" dedim, yine delilenerek, halli halli: "Girsin, girsin, ben bir şey demiyorum, bir şey mi dedim, bir şey demiyorum, girsin, girsin..."

212 sayfa, Karton kapak, 2. hamur, ISBN: 975799121X; Boyut: 14,5x21,5cm; Baskı Tarihi: Kasım 2005
Özgün Dili: Türkçe
Etiket 18,00 TL,  %20 indirim 3,60 TL,  NetKitap'ta 14,40 TL
58327
Yazarın Diğer Kitapları
 
 Amerikan Köpekleri, Cadde Yayınları  Arkası Karanlık Ağaçlar, İletişim Yayınları  Arkası Karanlık Ağaçlar, Cadde Yayınları
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar, Destek Yayınları  Bu Çağın Soylusu, İletişim Yayınları  Dün Korkusu, İletişim Yayınları
 Dün Korkusu, Cadde Yayınları  Edebiyat Dersleri, Cadde Yayınları  Edebiyat Derslerine Giriş, Leman Yayıncılık
 Hattı Müdafaa, Cadde Yayınları  İhtiyar Kemancı, İletişim Yayınları  İhtiyar Kemancı, Cadde Yayınları
 Karanlığa Okunan Ezanlar, Cadde Yayınları  Kavga Günleri / Bir Millet Uyanıyor: 17, Bilgi Yayınevi  Kompile Hikayeler, İletişim Yayınları
 Köpekleşmenin Tarihi, İletişim Yayınları  Köpekleşmenin Tarihi, Cadde Yayınları  Memleket Hikayeleri, Leman Yayıncılık
 Memleket Hikayeleri, Cadde Yayınları  Modern Çağın Canileri, İletişim Yayınları  Nöbetçi Yazılar, Cadde Yayınları
 Ofli Hoca, Cadde Yayınları  Soğuk Sabun, İletişim Yayınları  Soğuk Sabun, Cadde Yayınları
 Veryansın, Destek Yayınları
 

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

Soğuk Sabun
Nihat Genç,
Cadde Yayınları

Amerikan Köpekleri
Nihat Genç,
Cadde Yayınları

Hattı Müdafaa
Nihat Genç,
Cadde Yayınları

Köpekleşmenin Tarihi
Nihat Genç,
Cadde Yayınları
  Tükendi  

Memleket Hikayeleri
Nihat Genç,
Cadde Yayınları

İhtiyar Kemancı
Nihat Genç,
Cadde Yayınları
Yıldız:

Bu kitap üzerine henüz eleştiri yazılmadı. İlk siz olabilirsiniz!


Yazar Hakkında
Trabzon'da doğdu. 20 yaşında Ankara'ya yerleşti. Sağlık Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı'nda 9 yıl memuriyet yaptı. Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde "teknik" eleman olarak çalıştı. Gençlik yıllarından bugüne, siyasi dergiler, edebi dergiler ve son olarak Leman dergisinde yazmayı sürdürüyor

Kitap Forumu:
KonuYanıtSon İleti
Henüz bir konu açılmadı.  
Kitap Forumları bir kitap hakkında Soru sormak ve Fikir paylaşmak içindir...



E-Kitap | Anasafya | Yeni Çıkanlar | Çok Satanlar | Konu Başlıkları | Ayrıntılı Arama | Okur Köşesi | Yayınevleri
Üyelik | Favori Listem | Alışveriş Sepetim | Sipariş İzleme | Sıkça Sorulan Sorular | Netkitap Ortaklık Programı (NOP)

  Çok Satanlar RSS | Yeni Çıkanlar RSS


Hafta içi 11:00-19:00 saatleri arasında MSN Messenger kullanarak kitapnetdestek@izlenim.com adresinden canlı destekle bilgi alabilirsiniz. (Bu e-posta adresine lütfen posta atmayın, onun yerine üyelik bölümündeki destek formundan yararlanın.)



NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla alışveriş yapabilirsiniz.

Kredi kartı, kapıda ödeme ya da havale ile alışveriş yapabilirsiniz


Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-2010
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın. Sıkça sorulan sorulara ulaşmak için tıklayınız.