Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Avrupa'da Etik, Din ve Laiklik
Avrupa'da Devrimler 1492 - 1992
Avrupa'da Demokrasi Üzerine Düşünceler
Avrupa'da Aile
Avrupa Yolunun Haritası Brüksel Seyir Defteri
Avrupa Yol Haritası Carte de Voyage Europe
Avrupa ve Orta Doğu
Avrupa ve İmparatorluk
Avrupa ve Batı Miti
Avrupa Türkiye Söyleşileri 1
Kitap
Metis Yayınları
Tarih Toplum Felsefe Dizisi
Şerif Mardin
,
Olivier Abel
,
Muhammed Arkoun
Avrupa'da Etik, Din ve Laiklik
Avrupa'da Etik, Din ve Laiklik
Şerif Mardin
,
Olivier Abel
,
Muhammed Arkoun
Baskısı yok
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
Yayinevi:
Metis Yayınları
Sayfa:
79
Bu kitaba oy verin:
Yorum Yaz
Paylaş
|
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
Metis Yayınları
Dizi:
Tarih Toplum Felsefe Dizisi
Sayfa: 79
Boyut: 13 x 20 cm
Hamur: 3
Etiket:
Baskısı yok
Arka Kapak
"Hoşgörü, yani sonuçta laikliği düşünmek için, toplumu oluşturan inaçlardan her birinin, meşrulaştırmanın üzerine oturmuş olduğu biricik, temel direk olmadığını kabul etmesi gerekir. Dolayısıyla her birinin, bir şerkilde, ortak siyasal alanı ve ortak toplumsal alanı oluşturan kubbeden bir taş olmayı kabul etmesi gerekir. Ama işte tam da bu taşlardan her birinin kendi ağırlığıyla, coşkun gücünün ağırlığıyla ağır basan ayrı ayrı taşlar olduğundandır ki, toplumun kubbesi sağlamlığını sürdürebilecektir.
Yani tuhaf bir şekilde, bir çoğulluk, ama coşkun bir inanç çoğulluğu olduğu içindir ki toplumsal birlik zemini mümkün bir zemin haline gelmektedir. Dolayısıyla bizler, ne her türlü çoğulluğun, çeşitliliğin reddedildiği homojen bir zamine mahkumuz, ne de içinde hiçbir homojenliğin olmadığı bir çoğulluk zeminine mahkumuz. Tersine, çoğulluk ve birlik karşılıklı olarak birbirlerini güçlendirirler ve birbirlerine ihtiyaçları vardır."
-Olivier Abel-
Şerif Mardin'le bu salonda tanışalı tam on yıl oldu. Gaston Bachelard üzerine kısa bir tanıtım konuşması yapmıştım ve Mardin de bu konuşmada hazır bulunmuştu, dostluğumuz o döneme dayanır. Bu on yıl boyunca Şerif'le, Ruşen Çakır'la ve birkaç kişiyle daha birlikte pek çok şey yaptık; bu konu üzerinde bir birikim oluştu. Mohammed Arkoun'la da bu konularda, laiklik kavramının tezgâha yatırılması konusunda sık sık çalışıyoruz.
Burada, etik, din ve laiklik gibi farklı temalardaki sorunları etik felsefe açısından ayırt ederek tartışmak isterim.
Avrupalı kimliğimizi ve Akdenizli kimliğimizi sorunsallaştıran ve Mohammed Arkoun'un bizi içinde konumlandırmaya çalıştığı, geniş anlamdaki o Akdeniz zemini, sanırım, bir konsensüs değil de çünkü konsensüs yoktur, aynı dil içinde değiliz, aynı sorunsal içinde değiliz bir uzlaşma, ortak bir anlaşılırlık zemini oluşturulduğunda mümkün olabilir ancak. Ve uzlaşmayı konsensüsten şu düşünceye göre ayırıyorum: Heterojen, farklı sorulara cevap verdiğimizi kabul ettiğimizde, başkalarının da bizimkilerden ayrı sorulara cevap verdiğini kabul ettiğimizde, kısacası ille de aynı soruları paylaşmadığımızı kabul ettiğimizde uzlaşma vardır. Bunu kabul etmek, anlaşılırlık zeminleri oluşturan uzlaşmalar kurmayı sağlar.
İç içe giren üç soru koymak istiyorum ortaya. İlk soru şu: Laiklik nedir ve bugün neden bu kadar kırılganlaşmıştır, yalnızca Türkiye'de değil her yerde, Fransa'da da? Belki de laiklik, kafamızda onunla ilgili olarak bulunan imgenin aksine, basit, tek parçadan oluşmuş bir şey olmayıp, değişik unsurlardan oluşmuş, karmaşık bir bütün olduğundan...
İkinci olarak, laik etik nedir? Etik olarak laiklik nedir ve laiklik bir etik olarak bugünkü kentsellik içinde, yaşam, varoluş, birlikte varoluş koşulu olarak, sivillik koşulu olarak hangi anlamda aşılamazdır? Bu anlamda, az önce Arkoun'un gelenek ve eleştiri, İslami akıl ve modern akıl arasında yapılmasını önerdiği eklemlemeyi üzerine yerleştirdiği tartışma zemini, Şerif Mardin'in John Rawls ile Michael Walzer'ın söyledikleri etrafında, Walzer'daki daha ziyade cemaatçi gelenek ile Rawls'daki daha ziyade liberal gelenek arasında açılmasını önerdiği tartışmadan aslında çok uzak değildir. Sonuçta, şurada burada farklı düzeylerde, farklı sorun ya da farklı toplumsal etik alanlarında, ya da terimlerinde karşımıza çıkan hep aynı tartışmadır.
Üçüncü sorum ise şu: Laikliği yalnızca etik olarak değil, dinlerin etiği olarak da düşünebilir miyiz? Biraz tuhaf bir mütasyon öneriyorum, sanki laiklik tam da dinlerin birbirleri nazarındaki etiğiymiş gibi. Bu, öncelikle laikliğin, az önce Arkoun'un dediği gibi, zorunlu olarak din karşıtı bir şey olmadığını tasavvur etmeyi gerektirir. Laiklik, dinlerin kendi içlerinde yer alan bir tartışma aracılığıyla dinlerin içinden doğmuş olabilir. Ayrıca bu, laikliğin, dinsel olan ya da dinsel bellek karşısında, Şerif Mardin'in kolektif bellek dediği şey karşısında, sadece bir bastırma ilişkisine değil, Şerif Mardin ve Arkoun tarafından ayrı ayrı önerildiği gibi bir soluklanma ilişkisine sahip olmasını gerektirir; bu soluklanmada gelenek de kendine bir açılma alanı bulur. Çünkü bellek ancak yeniden canlandırıldığı ölçüde var olabilir ve ancak açık bir tartışma alanına, eleştirel bir tartışma alanına girmekle gerçekten canlanabilir. Dolayısıyla bu, dinsel hayat biçimlerinin, meşrulaştırmayı tekellerinde tutma iddiasından kurtulma yeteneğine sahip olmalarını gerektirir.
Laikliğin Kırılganlığı
Laiklik Fransa'da, bizzat laiklik yorumları arasındaki bir tür çatışma içine kıstırılmış görünüyor. Bir cephede, açık laiklik diye adlandırılabilecek cephede, artık laikliğin kendisinin de laikleştirilmesi gerektiği fikri var. Neden? Çünkü laiklik sosyolojik olarak, Fransa'daki nüfusun bir bölümünde bir tür sivil din, bir tür ulusal kimlik anıtı haline geldi sanırım bu Türkiye için de geçerli. Laiklik, bir din haline dönüştüğü ölçüde, kendisi de laikliğin koşullarına uymak zorundadır. Yani söz konusu laikliği kutsallıktan çıkarmak, çoğulcu kılmak, daha açık, daha pragmatik, daha esnek kılmak gerekir. Laikliğin daha otoriter bir kavranışıyla liberal bir kavranışı karşı karşıya geliyor diyebilirim. Öte yandan, "hayır" diyen yorumcular var: Küreselleşme, gezegenleşme ve dünya pazarı karşısında, cumhuriyetçi laiklik duygusunu eşitlik, yasa önünde eşitlik olarak, ulusal birlik alanı olarak güçlendirmek gerekir, diyorlar. Homojen bir alan, homojen bir ulusal dayanışma yaratmak için, laiklik bir tür ideoloji, ya da gerekli bir söylemdir. Esas olarak hepimizin aynı toplumun, tek bir toplumun üyeleri olarak göründüğümüz bir veçhe var; dolayısıyla, toplumu çoğullaştırmaya çalışan her söylem tehlikeli bir söylemdir, çünkü bu dayanışmaya ihtiyacımız var, diyorlar. Her iki söylemi ben burada biraz sertleştirsem de en meşru düzeylerinde, bu şekilde tanıtabiliriz. Ve her iki söylemin yararları ve üstünlükleri uzun uzadıya savunulabilir.
Sanırım bu tartışma, bu kriz vesilesiyle laiklik fikrinin karma karakteri ortaya çıkmış oluyor. Laiklik fikri farklı unsurları bir araya getiren bir karma, karmaşık bir bütün, iki ilke arasında bir uzlaşmadır. Birinci ilke, kamu alanına ve yurttaşlık alanına girildiğinde çeşitli dinsel ve cemaatçi aidiyetleri dışarıda bırakarak homojen bir zemin yaratmaya çalışan cumhuriyetçi bir ilkedir. İkinci ilke ise toplumsal süreçlerin daha çok işlemesinden yana olan, daha demokratik bir ilkedir; kendiliğinden dinden bağımsızlaşmadır, sekülerleşmedir ve aidiyetlerin kendileri de bu vesileyle farklılaşır, özelleşir, öznelleşir, çoğullaşır, vs. Laiklik bu iki ilke arasında kıstırılmışsa, bu iki ilke arasında bir bağlantı vardır diyebilirim.
Eğer demokratik sekülerleşme durgun kalmışsa, cumhuriyetçi laiklik yönünde de çok ileriye gidilemez. Türkiye'nin durumu budur biraz, ve bir anlamda Fransa'nın durumu da budur. Yani cumhuriyetçi ilke yönünde çok ileriye gidilmiş, ancak "dinsel olanın istediğini yapmasına izin vermek" anlamında sekülerleşmenin demokratik sürecinin "serbestçe işlemesi"ne ne yeterince izin verilmiş, ne de ona yeterince eşlik edilmiştir. Bir anlamda, dinsel olan cumhuriyetçi bir ilkenin boyunduruğu altında kalmıştır. Öte yandan, laikliği liberal sekülerleşmeye indirgemek de mümkün değildir, çünkü cumhuriyetçi laiklik durgun kalırsa sekülerleşme çok ileriye götürülemez. Bu da Amerika Birleşik Devletleri'nin durumudur biraz. ABD'de çok ileri bir sekülerleşme vardır, ancak cumhuriyetçi laiklik çok iyi yerleşmediği için bu sekülerleşme olduğu yerde saymaktadır ve liberalizmle cemaatçilik arasındaki ezeli Amerikan tartışmalarına saplanıp kalmıştır.
Bu ilk tartışmayı bitirmek için, bu sorunsalı Türkiye'nin durumuna uygularsak, Türk laikliği, gerçekten de, günümüzde, iki modele de ters düşer görünmektedir. Türkiye Avrupa zeminine dahil olmaya çalıştığında, öncelikle pek çok Avrupa ülkesinin, özellikle Protestan kültürüne sahip ülkelerin, Avrupa'nın kuzeyindeki ülkelerin söylemiyle ilişkiye girmek zorundadır. Bu ülkeler laik olmaktan çok sekülerdir ve dinsel çoğulculukta, gerçek dinsel liberalizmde ısrar etmektedirler. Bu yüzden de, bu diğer Avrupa ülkelerinin istedikleri şey daha az cumhuriyet, daha fazla demokrasidir, daha fazla demokratik çoğulculuktur. Biraz şemalaştırırsak, laik Fransız modeli Mohammed Arkoun'un az önce sözünü ettiği Fransız tekilliği budur ancak devletle din arasındaki sıkı ayrılık sayesinde var olur. Demek ki devletin din üzerinden elini tümüyle çekmesi söz konusudur. Bu açıdan Türk modeli Fransız bakış açısına göre de tutarsız bir model olarak görünmektedir. Eğer gerçekten laik isek, devletin dinle hiçbir ilgisi olmaz; devletin din konusunda müdahalesi Diyanet olmaz; Türk kültürüyle ilgilensinler diye yurtdışındaki göçmenlere imam gönderilmez; kimlik kartında din belirtilmez, vs. İşte Türk laikliği bu tür bir terslik içindedir. Avrupa'dan yardım görmeyi istemektedir, ama çifte bir uyumsuzluk taşımaktadır.
Bugün laiklik için sorun, aynı denklem içinde kalmak, aynı anda iki soruya cevap vermeyi başarmaktır: Bir, sanayi devrimiyle, tekniklerin dünya çapında yayılmasıyla ve küreselleşmeyle alt üst olmuş bir toplumda sivil bağın meşrulaştırılması, dayanışma, birlik ve kimlik sorusuna cevap vermek. Ama aynı zamanda, hegemonya iddiasında bulunmaktan beraberce vazgeçmeleri gereken pek çok farklı kimliğin, pek çok farklı meşrulaşma biçiminin, toplum biçiminin, vs. aynı toplumsal, siyasal zeminde bir arada var olması sorusuna cevap vermek.
(Olivier Abel, "Dinlerin Etiği Olarak Laiklik", 'ten)
Henüz kimse kitap hakkında yorum yapmadı. İlk yorum sizden gelsin!
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Şerif Mardin
Yazarın diğer kitapları
Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 6
Orta Doğu'da Kültürel Geçişler
Dünya, İslamiyet, Demokrasi
Kemal Derviş Bir Kurtarıcı Öyküsü
Türkiye, İslam ve Sekülarizm
Siyasal ve Sosyal Bilimler
Bediüzzaman Said Nursi Olayı
Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu
Türk Modernleşmesi
Din ve İdeoloji
Türkiye'de Din ve Siyaset
Jön Türklerin Siyasi Fikirleri 1895-1908
İdeoloji
Türkiye'de Toplum ve Siyaset
Yaşam Öyküsü
Şerif Mardin Türk sosyolog ve siyaset bilimcisi.
Hayatı
1927 yılında İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi;nde başladığı orta öğrenimini ABD;de tamamladı.
Stanford Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü mezuniyetinin ardından lisansüstü eğitimini John Hopkins Üniversitesi;nde yaptı. Doktorasını Stanford Üniversitesi'nde Hoover Institute'de ;The young Ottoman movement: a study in the evolution of Turkish political thought in the nineteenth century; başlıklı tezle savundu. Aynı tezin genişletilmiş halini 1962 yılında Princeton University Press'ten "The Genesis of The Young Ottoman Thought" adıyla bastırdı. Bu konu üzerindeki çalışmalarını 1964 yılında çıkan diğer eseri "Jön Türklerin Siyasi Fikirleri: 1895-1908" (Türkiye İş Bankası Yayınları) ile taçlandırdı. Bu iki çalışma sonraki çalışma alanını tayin etti ve Türk Modernleşmesi problematiğini genişletecek ayrıntılı makale çalışmaları ile devam etti. 1954-1966 yılları arasında dönemin önemli dergisi olan Forum'da yazarlık yaptı.
Ankara Üniversitesi'nde 13 yıl hocalık yaptıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi'nde İktisadi İdari Bilimler Fakültesi'nin kurucu Dekanlığını ve Sosyoloji Bölümü Başkanlığı yaptı (1973). Daha sonra yaklaşık 13 sene Washington'daki American University'de İslam Araştırmaları Merkezi Başkanlığını yürüttü. Sonra Türkiye'ye Sabancı Üniversitesi'ne Tanzimat Dönemi Türk Düşüncesi hakkındaki çalışmalarını geliştirecek bir programın başına döndü. Kendisi halen aynı fakültede çalışmaktadır.
Akademik çalışmaları
1993 yılında ODTÜ Prof. Dr. Mustafa Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı Yılın Bilim Adamı Ödülünü (Prof. Dr. Tekin Dereli ile birlikte)aldı. 1967;1970 yıllarında Türkiye Sosyal Bilimler Derneği (TSBD) kurucu başkanlığı yaptı..Yine 1994 yılında Yeni Demokrasi Hareketi (YDH) kurucu üyesi olarak geçici bir dönem siyasete girdi. Stanford Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmıştır.
Şerif Mardin, ilk olarak 2007 yılı içerisinde Vatan Gazetesi'nden Ruşen Çakır'la yaptığı bir röportajda 'mahalle baskısı' kavramını ortaya attı. Bu kavramla, muhafazakarlaşan bir toplum içerisinde, bu muhafazkarlaşmanın baskın hale gelmesi durumunda "dini" bir hayat tarzını benimsemeyenlerin kendilerini dışlanmış hissedeceklerini ve baskın hale gelen muhafazakarların değerlerinin ağirlık kazanabileceğini anlatmaya çalıştı.
Olivier Abel
Yazarın diğer kitapları
Paul Ricoeur'ün Baykuşu
Ricoeur Sözlüğü
Muhammed Arkoun
Yazarın diğer kitapları
İslam Üzerine Düşünceler
Tarih, Felsefe, Siyaset Üzerine Konuşmalar
İlgili Konular
İnsan ve Toplum - Kültür Sosyolojisi
İlgili Konulardan Kitaplar
Kültür Politikaları ve Yönetimi (KPY) Yıllık 2011
Küreselleşme ve Batı Despotizmi
Cultural Policy and Management (KPY) Year Book 2011
Kitapla İlgili kişiler
Sosi Dolanoğlu (Çeviri)
Geçtiği diğer
32
yapıtı görmek için Tıklayın.
Serra Yılmaz (Çeviri)
Geçtiği diğer
1
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
Metis Yayınları
için
970
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Yazın Çevrisi Terimleri Sözlüğü
Tarih, Heterodoksi ve Babailer
Sosyal Adalet ve Şehir
Dönüyordu Bektaşilikte Zaman Kavrayışı
Vatandaşlığın Dönüşümü
Pamuk Ülkelerine Yolculuk
Daha
Edebiyat
Roman
Tarihi Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Psikiyatri ve Psikanaliz
Kişilik ve Zeka
Psikoloji
Tarih
Uygarlık Tarihi
İslam Tarihi
Araştırma ve İnceleme
Felsefe ve Düşünce
Yakınçağ ve Modern Felsefe
İslam Felsefesi
Antik Felsefe
Düşünce Tarihi
Politika
Siyasi İdeolojiler
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
Devlet Yönetimi
Siyasi Tarih
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Fantastik
Eğlenceli Eğitim Kitapları
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Sınavlara Hazırlık Kitapları
Gramer ve Dilbilgisi
Diğer
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Hıristiyanlık
Tasavvuf
Kültür Sanat
Tiyatro
Resim ve Resim Üzerine
Sinema
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Spor
İnanışlar ve Fraksiyonlar
Biyografi ve Otobiyografi
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Siyasi Felsefi İslam
İslam Tarihi
Aile ve İnsan
Anne Baba Kitapları
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Kuram
İktisadi Düşünceler ve Teoriler
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Fizik
Teknoloji ve Mühendislik
Sağlık ve Tıp
Sağlıklı Yaşam
Beslenme ve Diyet
Yoga ve Meditasyon
Referans
Kişisel Gelişim
Gazeteci Kitapları
Kaynak Kitap
Tarım ve Hayvancılık
Gezi ve Turizm
Ülke ve Kent Rehberleri
Genel Konular
Kentler
Rehber
Hobi ve Eğlence
İçecekler Gurme ve Yemek Kitapları
Bulmaca ve Bilmece
Mizah
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012