Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Benim Gençliğim
Nutuk (Söylev)
Şeytanın Orospusu
Sevdiğim Yaz Geldi Yine
Taş Meclisi
Ölüm Beni Çağırıyor
Dizboyu Papatyalar
Galata'dan
Başını Dik Tutan Hüzün
Tom Sawyer'in Maceraları
Kitap
İmge Kitabevi Yayıncılık
Edebiyat Dizisi
Can Dündar
Benim Gençliğim
Benim Gençliğim
Can Dündar
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 12,00 TL
NetKitap Ederi:
9,60
TL
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
15461
Yayinevi:
İmge Kitabevi Yayıncılık
Baskı Tarih:
2000
Sayfa:
220
Indirim:
%20
Bu kitaba oy verin:
(3 oy)
Yorumları oku
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
İmge Kitabevi Yayıncılık
Dizi:
Edebiyat Dizisi
Baskı Tarih: 2000
Sayfa: 220
İndirim: %20
Boyut: 13,5x19,5cm
Hamur: 2
Etiket: 12,00 TL
NetKitap Ederi: 9,60 TL
Arka Kapak
Koca bir labirentin içinde kayıp 'Benim Gençliğim'... Nedenini bilmediği bir deney için gözleri bağlanmış, elinde bir demir çubukla salıverilmiş meçhul labirentin koridorlarına... Bir kapı cennete açılıyor, diğeri cehenneme... Seçtiğimiz yolun sonunda ateşin soluğu yüzümüze değdiğinde can havliyle geri dönüp, başka koridorlara sapıyor, cennetin sesine kulak kabartıyoruz. Biraz ilerlediğimizde cehennem alevleriyle karşılaşıyoruz yeniden... Gözümüzdeki bağ öyle güçlü ki, 'Bu yoldan geçmiştik', 'Onu denemiştik', 'Şurası çıkmaz sokaktı' diyemiyoruz. Labirentin patikaları bizim gibi yolunu arayan, daha önce gidip dönen, ateşe dokunup pişman olan insanlarla dolu, ama onlarla buluşamıyoruz. Bizi körleştiren bağı söküp atamıyoruz. Labirentin duvarlarını yıkıp kendi yolumuzu açamıyoruz. Bu çıkmazdan kurtulamıyoruz. Labirent, elimizdeki demir çubukları uğursuz bir mıknatısla çekerek bizi habire eski hatalarımızın koridoruna sokuyor. Ders almıyoruz, öğrenmiyoruz. Bağlı gözelrle her kuşakta bildik duvarlara dokunarak çıkış arayan yenik bir ordu gibi, cenneti düşleyerek, cehenneme koşuyoruz.
Son Eklenen Yorumlar
2 kişiden 1'si bu yorumu beğendi:
Benim Gençliğim
, 16 Nisan 2008
Gönderen:
Elçin Karadoğan
(İstanbul / Türkiye)
“Her yazı bir hayattır,” Can Dündar’ın deyişiyle; o ise bunla yetinmeyerek Türkiye’nin nabzını tuttuğu köşe yazılarında ‘hayat’ları, kitleleri dile getirmiş, onlara can vermiş her birinde. Yirminci yüzyılın son yıllarına dair ne varsa, seçtiği kahramanlarına, bazen de kendisine dair küçük anlatılardan büyük hayatlara, toplumun acı, tozlu dava dosyalarında saklı tutulmuş gerçeklerine açmış penceresini. Ve Yeni Yüzyıl gazetesinde yazdığı dönemdeki köşesinden seçilmiş yazılardan oluşan “Benim Gençliğim” okurunda bir belgesel tadı bırakıyor.
Lise yıllarında anlamaya başlıyor Dündar düzende bir şeylerin ters gittiğini. Aslında değerleri koruması gereken düzene sığınmış; yüzeyde yol döşerken, yerin altında tünel kazanlara, kah kazdıkları tünelin göçüğünde kalanlara kah kalmayanlara rast gelmiş yazar. Geyik Muhabbeti isimli yazısında, kendisinin lisedeki tarih öğretmeni ‘Amentü Şerafettin’in milliyetçiliği, disiplini ve tutuculuğunun altında yatan sapkın, cinsel eğilimleri fark etmesine neden olan olaydan bahsediyor: İki arkadaşı, öğretmeni başka bir öğretmenle bir porno film seansından çıkarken görüyorlar ve tabi ki haber okula yayılıyor. Her zamanki gibi ahkam kesiyor Şerafettin Hoca; kutsal değerleri yücelttiği, Türklükten, bayraktan bahsettiği konuşmalardan birini yapıyor. Dersten kalıyorlar; ama belli ki bir ders almış Dündar aksine. İtibar ve mevki uğruna kirliliklerin nasıl gizlendiğini açıklıyor yazısında şu açılımlarla: “Örtülmesi gereken pislik ne kadar büyükse, bayrak da o kadar büyütülüyordu. Adeta en büyük bayrak, en pisin elindeydi. (...) Bu ülke boşuna dünyanın en büyük bayrağını dikip Guiness rekorlar kitabına geçmedi. Bunca pisliği örtmeye daha küçüğü yetmiyor ki!...”
Belki tarih tekerrürden ibaret, belki de değil; ama Dündar’a dedesinin anlattığı hikayeden yola çıkan Bir Rahatsızlık Tarihçesi adlı denemede görülüyor ki; ülkemizin devrilen son yüzyılda karşı karşıya kaldığı tehdit ve tehlikeler, uygulanan stratejiler, devrimler, darbeler, süreçler, oluşumlar hep belli karakteristik benzerliklere sahip. Büyük dedesinin gençlik zamanından bu yana, dedesinin, babasının ve hatta kendisinin gençlikleri yani en verimli dönemleri hep siyasi çalkantılara rast gelmiş. Hep aynı yollardan geçilmiş, susuz dönülmüş. Gelecek nesillere geçmişten ne kalacağının endişesini aktarıyor bize yazar, “rahatsız toplum”un “Hazır ol” komutundan nasıl “Rahat” komutuna geçeceğini, torununa bu geçmişi nasıl devredeceğini, bu kısır döngünün ne zaman kesilip, yeni yollar açılacağını merak ettiğini açıkça hissettiriyor samimi üslubunda okuruna.
Denemelerinin büyük bir çoğunluğunda ise, yok yere yitirilenleri, kaybedilenleri, üstü örtülmüş, aklanmış insanlık dışı cinayetleri ve işkenceleri konu alıyor Dündar. Mesela, Başıyla Cop Kıranlar yazısında, Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde gardiyanlarla mahkumlar arasında çıkan ufak bir tartışmanın, saatler sonra sistematik ve planlanmış işkence seansına dönüşmesi, bu vahşetten arda 10 ölü, 23 ağır yaralı kalması. Ve bu olayın ardından formalite icabı yürütülen dava süresince, 1996 yılından beri gerçek sanıklar hala bulunmuş değil. Neyse ki, basına önce hafif, basit bir arbede olarak aksettirilen bu olay daha sonraları üzerinde kuşku topluyor ve dava süreci biraz hız alıyor. Ancak, alınan bu hız sonucunda tutuklular “kamu malına zarar vermek ve görevli memura mukavemet”ten yargılanıyorlar, acımasızca insan katleden onlarca memur ise kim bilir nerede, belki de aramızda. Kimi zaman üniversitede öğrenci haklarını savunan bir genç oluyor senelerce hapse mahkum edilen; ileride anarşist, faşist vb. -ne kadar kimliğe sokuşturulabilirse bir insanın haksızlıklara boyun eğmeyi reddetmesi- olur düşüncesi ile. Nice Yıllara Özgür! köşe yazısındaki Özgür Tüfekçi gibi. Ve biliyoruz ki Özgür ne ilk ne de son. Ülkemizin onun gibi duyarlı gençleri eğer o en verimli dönemlerinde ayakta kalmayı bir şekilde başarabiliyorlarsa bile, orta yaşlarında bir “aydın” olduklarında, düşünce özgürlükleri kurşunlarla susturuluyor. Haksızlıklar, protestolar ve ölümler üçgeninin çizgilerinde dönen, duraksayan hayatlar...
Akan hayatlar, sarsılan sendeleyen bir düzen. Siyasete de değiniyor yazılarında yazar, hem de oldukça. İlgimi çeken bir konu ise, araştırmalara dayanarak temelini oluşturduğu “Genç Cumhuriyet” mi? yazısında, kitabın yazıldığı tarihe uzanan birkaç seneye dair verilerde, cumhurbaşkanı, başbakan, meclis başkanı ve milletvekillerinin yaş ortalamalarının orta yaş seviyesinin oldukça üstünde olması. Bu tespit hala geçerli. Nüfusunun çoğunluğu 18-24 yaş arasında bir potansiyelden oluşan bir ülkede, başı çekenlerin Atatürk’ün geleceği emanet ettiği gençlere olumsuz bir tablo çiziyor, onları siyasetten soğutuyor olmalarından bahsediyor Dündar. Çünkü genç kitle, parti liderlerinin, üst düzey devlet yöneticilerinin olabildiklerince, neredeyse ölene kadar makamlarından ayrılmaya niyetli olmadıklarını görüyor. Ve umutsuzluğa kapılıyorlar, ülke adına düşünemedikleri, karar veremedikleri, yani seçilemedikleri için. Halk artık kendi kendini yönetemiyor; yönetimde çok farklı dinamikler işliyor. Sunulan bu olumsuz sahnede eli kolu bağlı bir halk görüyoruz adeta. Daha iyi yaşam standartlarına ulaşamayacağını, toplumun içerisinde varlığının önemsizliğini anlamış, hayatının tekdüzeliğini kabullenmiş bir çoğunluk var içimizde. TV’ye Çıkmak, Zap Toplumu ve Nadide Sultan’ın Göğüsleri yazılarında Dündar’ın bahsettiği boş vermişlik ve “yanlış hayat”a dair bilgililerce getirilen tanımı şöyle sunuyor bize yazar: “Hayat koşullarının ağırlaştığı, sorunlara çözümler üretmesi beklenen siyasetin tükendiği, çıkış kapılarının kapandığı noktada magazin, isyanın eşiğine gelmiş topluma sunulan bir müsekkin hapıdır. Çaresiz insan, o parıltılı dünyaya gözünü dikerek yaşadığı sıkıntıları bir nebze unutur, rahatlar.” Çok doğru buluyorum, uyuşukluğumuza, ‘uyuşturulmuşluğumuz’a dair yapılan bu tanımı. Ve “Benim Gençliğim” satırlarında insana, umutsuz ve istikbalsiz gençliğe, bezmiş ve vazgeçmiş büyüklerimize, bir toplum olarak sorumluluğun sırtımızda olduğunu unutmuş bizlere, hepimize sesleniyor. Peki biz? Acı gerçeklerle yüz yüze gelmeden, bir kitap üzerinde bile olsa onlara yakınlaştıkça artan rahatsızlığı tatmadan, sosyal sorumluluk geliştirmemizin ve onlara göğüs germemizin pek imkanı olmayacağını ne de olsa biliyoruz. Değil mi?
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Can Dündar
Yazarın diğer kitapları
12 Mart İhtilalin Pençesinde Demokrasi (DVD'li)
Canım Erdalım, Sevgili Babacığım
Lüsyen
Anka Kuşu: Erdal İnönü Anlatıyor
Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarıyla Vehbi Koç (1961-1976) 2. Cilt
Mustafa (Kitap+DVD)
Mustafa
Mustafa (Ciltli)
Sarı Zeybek Atatürk'ün Son 300 Günü
Kırmızı Bisiklet
Ben Böyle Veda Etmeliyim
Ecevit ve Gizli Arşivi
Karaoğlan
Karaoğlan (Ciltli)
Demirkırat / Bir Demokrasinin Doğuşu
Yazarın bütün(49) kitaplarını göster
Yaşam Öyküsü
16 Haziran 1961 yılında Ankarada doğdu.
1982 yılında A.Ü. S.B.F. Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun oldu.
1979den itibaren sırasıyla Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempoda çalıştı.
1986da İngilterede London School of Journalismi bitirdi.
ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde Siyaset Bilimi dalında yüksek lisansını 1988de, aynı bölümünde doktorasını 1996 da tamamladı.
Televizyona 1988de TRTde başladı. 1989da 32.Günde çalışmaya başladı. Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte 1991de Demirkıratı, 1994de 12 Martı yaptı.
1992de Cumhuriyetin Kraliçelerini, 1993de Sarı Zeybeki hazırladı.
1993-94 yıllarında Birandla birlikte Çapraz Ateşi yaptılar.
1994-95 yıllarında Gölgedekiler belgesel dizisini hazırladı.
1996-97de hazırladığı 10 bölümlük Aynalar belgeseli Show Tvde yayınlandı. Yine Show Tvde 2 yıl süre ile 40 Dakika haber programını hazırlayıp sundu.
1998de Yükselen Bir Denizi hazırladı.
1999da İsmet Paşa belgeselini Bülent Çaplı ile birlikte hazırladı.
"GZaten Tiyatro Dediğin Nedir Ki?" isimli Devlet Tiyatroları belgeselini 1999da hazırladı. Köy Enstitüleri için hazırladığı belgesel 2000 yılında ATV'de yayınlandı. 2000 yılında NTV'ye 10 bölümlük 4.Nesil ve İş Bankası belgesellerini , 2001de CNN Türke Halef belgeselini hazırladı.
2002 Ocak ayında hazırladığı Nazım Hikmet belgeseli CNN Türk kanalında yayınlandı.
2002de 3 bölümlük Fenerbahçenin tarihinin anlatıldığı Bahçedeki Fener belgeselini hazırladı.
2003 yılında Bir Yaşam İksiribelgeselini ve O Gün belgesel dizisini , 2004te Yüzyılın Aşkları ve Karaoğlanı hazırladı.
2005 yılında "Yetiştik Çünkü Biz.." Mülkiye Belgeseli'ni hazırladı.
2006 Şubat'ında Adnan Menderes-Ayhan Aydan aşkını anlatan "Tatarım" belgeselini yaptı.
Köşe yazarlığı 1994'te Aktüel'de başladı. Aynı yıl günlük köşe yazıları yazmaya başladığı Yeni Yüzyıl gazetesinde 5 yıl çalıştı. 1999 Ocak'ından 2000 Aralık sonuna kadar Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.
2001 Ocak ayından beri Milliyet Gazatesinde köşe yazılarına devam etmekte.
1994-2005 yılları arasında Aktüel dergisinde köşe yazıları yazdı.
Basılı Kitapları; Demirkırat , 12 Mart, Sarı Zeybek, Gölgedekiler, Hayata ve Siyasete Dair, Yağmurdan Sonra, Ergenekon , Yarim Haziran, Benim Gençliğim, Köy Enstitüleri, Yaveri Atatürkü Anlatıyor, Nereye?, Uzaklar, Yükselen Bir Deniz, Savaşta Ne Yaptın Baba?, Büyülü Fener, Bir Yaşam İksiri, Atatürk Aramızda, Sedat Alp, "Kırmızı Bisiklet", Yıldızlar, Duvar, Nazım, İlk Durak-İETT, "Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarıyla Vehbi Koç", "Yüzyılın Aşkları" .
Can Dündar evli ve bir çocuk babası.
İlgili Konular
Referans - Gazeteci Kitapları
Politika - Siyasi Yazılar
İlgili Konulardan Kitaplar
Anılarım... Ağzımı Hayır'a Açtığım Davalarım
İsrail Toplumunun Krizi
Doğu Avrupada Türklük
Yayınevinin Diğer Kitapları
İmge Kitabevi Yayınları
için
658
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Mutlu Prens ve Diğer Masallar
Faili Meçhul Öfke
Kül ve Ateş
Ganj Yunağı'nın Öyküsü
Şafak Türküsü
Sevgili Yoldaş Kurbağalar
Daha
Edebiyat
Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
Tarihi Roman
Çocuk Kitapları
Hikaye ve Öykü
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Masallar
Tarih
Araştırma ve İnceleme
Uygarlık Tarihi
Anı ve Seyahatname
Politika
Siyasi İdeolojiler
Siyasi Tarih
Devlet Yönetimi
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikiyatri ve Psikanaliz
Psikoloji
Felsefe ve Düşünce
İslam Felsefesi
Deneme
Antik Felsefe
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Çocuk Eğitimi
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Pazarlama ve Satış
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Reklamcılık
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Doğu Dinleri ve Düşünceleri
Biyografi ve Otobiyografi
Aile ve İnsan
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Anne Baba Kitapları
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Alevilik
İslam Tarihi
Kültür Sanat
Tiyatro
Sinema
Müzik Eğitimi ve Öğretimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Mitolojiler
Tasavvuf
Sağlık ve Tıp
Beslenme ve Diyet
Sağlıklı Yaşam
Yoga ve Meditasyon
Meditasyon ve Yoga
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Teknoloji ve Mühendislik
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Yöneticilik
Yaşamöykü/ Anı/ Mektup
Sosyal Bilimler
Toplumsal İncelemeler
İnsan ve Toplum
Siyasal Düşünceler
İnceleme ve Araştırma
Kampanyalar
Sağlıklı Yaşam
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012