Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Goa Basım Yayın   Roman Dizisi   Pınar Sarp   Benim Kasam Bacak Aram
 
Benim Kasam Bacak Aram  
Pınar Sarp
Baskısı yok

Yayinevi/DiziYayinevi: Goa Basım Yayın
Baskı Tarih: Haziran 2007
Sayfa: 304

Bu kitaba oy verin: (7 oy)
Yorumları oku   Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Goa Basım Yayın
Dizi: Roman Dizisi

Baskı Tarih: Haziran 2007

Sayfa: 304

Boyut: 13,5x21 cm

Hamur: 2

Etiket: Baskısı yok


Arka Kapak
Pınar Sarp, avukat annesinden dinlediği gerçek bir dava hikayesini romanlaştırdığı ilk kitabı Benim Kasam Bacak Aram’da, matruşka biblolarına benzer bir yapı kuruyor: Hikayenin içine girdikçe işler daha da karışıyor, bir soru aydınlığa kavuşunca bir dolu yeni soru sökün ediyor.
Erdoğan’ın ağabeyi Turan öldüğünde, geriye çok sayıda gayrımenkulden oluşan bir miras bırakıyor, ama evlatlık edindiği Gonca bunları yok pahasına elden çıkarmaya başlıyor. Bunun üzerine Erdoğan, Murat’ı avukat olarak tutup mirastaki hakkını almaya çalışıyor. Murat konuyu deştikçe ortaya inanılmaz bağlantılar ve şeytanca bir plan çıkıyor.
Benim Kasam Bacak Aram’ın yolu genelevlere, yetiştirme yurtlarına, belediye başkanlarına, köşe yazarlarına, hoyrat sevişmelere, şiddete, tecavüzlere uğruyor. Kirli insanların kirli ilişkilerine ve buradan doğan yeni kirliliklere gözünü kırpmadan bakıyor. Herkesin hesap peşinde olduğu, herkesin birbirini “becermeye” çalıştığı bu dünyada temiz kalmak belki de mümkün değil.
Belediye Başkanlarını sevmiş, güvenmiş oy vermiş bir şehrin insanları neler düşünüyor?
Aşkı bulduğu anda, kimliğini kaybeden bir kadın neler hissediyor?
Çok okunan bir gazeteci, okurlarını yitirme kaygısını yenebiliyor mu?
Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayamayacak yaşta çocukların hayatı nasıl etkileniyor?
Benim Kasam Bacak Aram, kazananı da, kaybedeni de belli olmayan bir davanın sorularına yanıt arıyor.







Cebinden çıkarttığı çakıyı elleri, ayakları ve ağzı bağlı kızın gözlerinin hizasında tuttu. Kurtulmak için başını yere vurmasına aldırmadı. Bir anlık sersemlemesinden yararlanarak bacaklarını sertçe araladı. O gece, hayallerini soğuk mutfağın taş zeminine gömmüştü. Genelevde çalıştığı yıllarda, bir gün büyük bir fuhuş imparatorluğu kuracağını düşündüyse bile, sırlarla dolu geçmişinin bir sürü insanın hayatını alt üst edeceğini mutlaka hesaplayamamıştı. Ateşli bir sevişmeye hazırlanırken, aklından geçirdikleriyle başına gelecekler arasında büyük bir uçurum olduğunun farkında değildi. Belediye başkanı, onu saçlarından kavrayarak zorla önünde çömelmesini sağlamıştı. Dehşete kapılmış, debelenmiş, direnmişti. Ona karşı beslediği nefretin öcünü alabilecek miydi? Bir yerlerde, bir zaman diliminde yaşanmıştı tüm bu olanlar. Basit bir miras davasıyla birbirine değmiş hayatlar, gözler önüne serilmişti. Ama bu davanın kazananı da, kaybedeni de belli değildi. Belki de koca bir şehri ilgilendirmişti yazılanlar. Belediye Başkanlarını sevmiş, güvenmiş oy vermiş bir şehrin insanları neler düşünmüştü?... Aşkı bulduğu anda, kimliğini kaybeden bir kadının hissettikleri neydi?... Çok okunan bir gazeteci, okurlarını yitirme kaygısını yenebilmiş miydi?... Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayamayacak yaşta çocukların hayatı nasıl etkilenmişti?... Herkes, hepsi bir şekilde bu davadan nasibini almıştı. Adliyeden çıkarken, ilk günkü heyecanı yerini endişeli bir bekleyişe terk etmişti. Bundan sonra neler olup biteceğini kestiremiyordu.