Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Berkeley - Hume
Hâlâ Bu Mektep
Ah Refah Vah Refah
Robinson Crusoe
Issızlığın Ortası
Evlilik Terapisi
Dönüşümler
Kadere Karşı Koy Aş
Kişilik ve Psikoterapi Yazıları
Ceo Koçunun Sırları
Kitap
İdea Yayınevi
Felsefe Dizisi
Frederick Copleston
Berkeley - Hume
Berkeley - Hume
Çağdaş Felsefe Cilt 5
Copleston Felsefe Tarihi
Frederick Copleston
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 16,00 TL
NetKitap Ederi:
12,80
TL
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
17160
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Baskı Tarih:
1998
Sayfa:
244
Indirim:
%20
Bu kitaba oy verin:
(8 oy)
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Dizi:
Felsefe Dizisi
Baskı Tarih: 1998
Sayfa: 244
İndirim: %20
Boyut: 11cm x 19cm
Hamur: Ciltsiz
Etiket: 16,00 TL
NetKitap Ederi: 12,80 TL
Arka Kapak
Kuşkucu David 1748de Ulusal Karakterler konusunda yazarken şunları belirtir:
Negroların ve genel olarak tüm insan türlerinin (çünkü dört ya da beş ayrı tür vardır) doğal olarak beyazlardan aşağı olduklarından kuşku duyma eğilimindeyim. Hiçbir zaman beyazdan başka herhangi bir tende uygar bir ulus olmamış, ne de giderek eylemde ya da
kuramsal düşüncede seçkin herhangi bir birey olmuştur. Aralarında hiçbir becerikli üretici yoktur, hiçbir sanat ve hiçbir bilim yoktur. Öte yandan, beyazların en kaba ve en barbar olanları bile, örneğin eski GERMENLER, şimdiki TATARLAR, henüz yiğitliklerinde, hükümet
biçimlerinde ya da başka herhangi bir tikel özellikle seçkin birşey taşırlar. Eğer doğa bu insan soyları arasında kökensel bir ayrım yapmamış olsaydı, böyle biçimdeş ve değişmez ayrımlar yüzyıllar ve çağlar boyunca yer alamazdı. Sömürgelerimizin sözünü etmesek bile, tüm Avrupaya dağılmış Negro köleler vardır ki aralarından hiç biri hiçbir zaman herhangi bir beceri belirtisi göstermemiştir, gerçi aramızdaki eğitimsiz aşağı insanlar işe koyulup kendilerini herhangi bir meslekte sivriltecek olsalar bile. Aslında JAMAİKAda bir negrodan
yetenekli ve bilgili bir insan olarak söz ederler; ama kendisine çok yetersiz başarılarından ötürü hayranlık duyuluyor olabilir, tıpkı birkaç sözcüğü açıkça konuşan bir papağan gibi.
Kuşkucuyu ciddiye almalıyız. Bunları demek istemiyor, bunlar öğretisi ile, kuramsal düşüncesi ile tutarsızdır dememeliyiz. Kuşkucu da bir insandır, ve yalın bir tutarlılığın ne olduğunu o da bilebilir. Ve herşey bir yana, bir insan olarak sayılmayı, düşüncelerinin çarpıtılmamasını ister ve bu en doğal hakkıdır. Immanuel Cant gibi bir felsefeci bile bu sözleri Davidin boş sözleri olarak almamışken, tersine tüm bu sefil içerikte onunla anlaştığını aynı sözleri satır satır yineleyerek elirtmişken, bugün Davide karşı onu yalanlama saygısızlığını göstermemeliyiz. Ve üç yıl önce, 1745, Kanadaya askeri bir
sefere katılmak üzere sömürge üniformasını giyen David bunları bilinçli, sağlıklı, sorumlu,
olgun ve ne dediğini bilen bir insan olarak yazmıştır.
Sağlıklı bir usun, normal bir sağduyunun gelişmemişliği ne anlama gelir? Felsefe yapma girişiminde, amaçlanın tam tersini verir, görgücülük ya da kuşkuculuk anlamına gelir. Bilimde pozitivizm. Bir ulusun karakterinde? Yanıtı modern tarihtedir.
İçindekiler
ANABÖLÜM BİR
BERKELEY
BÖLÜM I
BERKELEY (1)
1. Yaşam
2. Çalışmalar
3. Berkeley'in Düşüncesinin Tini
4. Görme Kuramı
BÖLÜM İKİ
BERKELEY (2)
1. Sözcükler ve Anlamları
2. Soyut Genel Düşünceler
3. Duyulur Şeyin essesi percipidir
4. Duyulur Şeyler Düşüncelerdir
5. Özdeksel Töz Anlamsız Bir Terimdir
6. Duyulur Şeylerin Olgusallıkları
7. Berkeley ve Temsilci Algı Kuramı
BÖLÜM ÜÇ
BERKELEY (3)
1. Sonlu Tinler: Varoluşları, Doğaları ve Ölümsüz Iraları
2. Doğa Düzeni
3. Berkeley'in Fiziği Görgücü Yorumu, Özellikle De motu'da Görüldüğü Gibi
4. Tanrının Varoluşu ve Doğası
5. Duyulur Şeylerin Kendimiz ve Tanrı ile İlişkileri
6. Nedensellik
7. Berkeley ve Başka Felsefeciler
8. Berkeley'in Törel Düşünceleri Üzerine Kimi Notlar
9. Berkeley'in Etkisi Üzerine Bir Not
ANABÖLÜM İKİ
DAVID HUME
BÖLÜM DÖRT
HUME (1)
1. Yaşam ve Yazılar
2. İnsan Doğasının Bilimi
3. İzlenimler ve Düşünceler
4. Düşüncelerin Çağrışımı
5. Töz ve İlişkiler
6. Soyut Genel Düşünceler
7. Düşünce İlişkileri; Matematik
8. Olgu Sorunları
9. Nedensellik Çözümlemesi
10. İnancın Doğası
BÖLÜM BEŞ
HUME (2)
1. Cisimlerin Varoluşuna İnancımız
2. Anlıklar ve Kişisel Özdeşlik Sorunu
3. Tanrının Varoluşu ve Doğası
4. Kuşkuculuk
BÖLÜM ALTI
HUME (3)
1. Giriş
2. Tutkular, Doğrudan ve Dolaylı
3. Duygudaşlık
4. İstenç ve Özgürlük
5. Tutkular ve Us
6. Ahlaksal Ayrımlar ve Ahlak duyusu
7. İyilikseverlik ve Yararlık
8. Türe
9. Genel Notlar
BÖLÜM YEDİ
HUME (4)
1. Bir Bilim Olarak Politika
2. Toplumun Kökeni
3. Hükümetin Kökeni
4. Bağlaşmanın Doğası ve Sınırları
5. Ulusların Yasaları
6. Genel Notlar
BÖLÜM SEKİZ
HUME'DAN YANA VE HUME'A KARŞI
1. Giriş Notları
2. Adam Smith
3. Price
4. Reid
ÇÖZÜMLEME (A. Yardımlı)
SÖZLÜK
KAYNAKÇA
NOTLAR
DİZİN
Parça
BÖLÜM BİR
BERKELEY (1)
1. Yaşam
GEORGE BERKELEY 12 Mart 1685te İrlandada Kilkenny yakınlarında Kilcrenede doğdu. Ailesi İngiliz kökenliydi. Onbir yaşında Kilkenny Kolejine gönderildi ve 1700 Martında onbeşindeyken Dublinde Trinity Kolejine girdi. Matematik, dil, mantık ve felsefe öğreniminden sonra 1704te B.A. derecesini aldı. 1707de Arithmetica ve Miscellanea mathematica başlıklı çalışmalarını yayımladı ve o yılın Haziranında Koleje kabul edildi. Daha şimdiden özdeğin varoluşundan kuşkulanmaya başlamış, ve konu üzerine ilgisi Locke ve Malebrancheı incelemesi tarafından uyandırılmıştı. Konumunun gereklerini yerine getirdikten sonra, 1709da ast rahip [deacon] olarak atandı ve 1710da Protestan Kilisede rahip [priest] oldu. İlkin Ast Üye [Junior Fellow] olarak, ama daha sonra 1717den başlamak üzere Üst Üye [Senior Fellow] olarak çeşitli akademik görevlerde bulundu. Ama 1724te Derry kilise başkanlığı görevini elde edince Üyeliğini bırakmak zorunda kaldı. Kolejde kalışı hiç kuşkusuz arasız değildi ve Londrayı ziyaret etmiş ve orada Addison, Steele, Pope ve başka ünlülerle tanışmıştı; ve iki kez Kıtayı ziyaret etmişti.
Derrydeki görevine yerleşmesinin üzerine çok geçmeden Berkeley Bermuda adasında İngiliz tarımcıların ve yerlilerin çocuklarının eğitimleri için bir kolej kurma tasarı konusunda Sarayın ve hükümet çevrelerininin desteğini almak üzere Londraya gitti. Görünürde hem genel eğitim hem de özel olarak dinsel eğitim için Amerika kıtasından oldukça uzun bir yol aşarak gelen ve eğitimleri tamamlandıktan sonra geri dönen İngiliz gençlerini ve yerlileri düşünüyordu. Berkeley bir yetki ve önerilen bir bağış için parlamento onayı elde etmeyi başardı, ve 1728de yanında başkalarıyla Amerikaya yelken açarak Rhode Islanddaki Newporta doğru yola çıktı. Erken tasarının doğruluğundan kuşkuya düşerek, bağış verilir verilmez tasarlanan koleji Bermudada olmak yerine Rhode Islandda kurmak için başvuruda bulunmaya karar verdi. Ama beklenen para gelmedi ve Berkeley İngiltereye geri dönmek için yola çıktı ve 1731 Ekim sonunda Londraya ulaştı.
İngiltereye dönüşünden sonra Berkeley Londrada terfi umuduyla beklemeye başladı ve 1734te gerçekten de Cloyne piskoposu olarak atandı. Yaşamının bu dönemindeydi ki insan hastalıkları için bir her-derde-deva olarak gördüğü katranlı-suyun [tar-water] iyiliklerinden yana ünlü propagandalarına girişti. Bu özel çare konusunda ne düşünülürse düşünülsün, Berkeleyin acıya bir çözüm için ateşli isteği içtendi.
1745te Berkeley daha iyi bir kazanç getirebilecek olan Clogher piskoposluğu teklifini geri çevirdi, ve 1752de karısı ve ailesiyle Oxfordda Holywell Streette aldığı bir eve yerleşti. 14 Ocak 1753te dinginlik içinde öldü ve Christ Churchün bir eklentisine, Oxford diyakozunun katedraline gömüldü.
2. Çalışmalar
Berkeleyin en önemli felsefi çalışmaları meslek yaşamının erken bir döneminde, Trinity Kolejin bir Üyesi olduğu yıllar sırasında yazıldı. Yeni Bir Görme Kuramına Doğru Bir Deneme [An Essay towards a New Theory of Vision] 1709da çıktı. Bu çalışmada Berkeley görme sorunlarını ele aldı, örneğin uzaklık, büyüklük ve konum yargılarımızın temellerini çözümledi. Ama daha şimdiden özdeksizciliğin [immaterialism] doğruluğuna inanmış olsa da, Denemede ününü borçlu olduğu bu öğretiyi anlatmadı. Bu öğreti 1710da yayımlanan İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine Bir İncelemenin [A Treatise concerning the Principles of Human Knowledge] birinci Bölümünde ve 1713te yayımlanan Hylas ve Philonus Arasındaki Üç Diyalogda [Three Dialogues between Hylas and Philonus] ortaya koyuldu. Deneme için ve İlkeler için ön çalışma Berkeleyin 1707 ve 1708de yazılan defterlerinde kapsandı. Bunlar 1871de A. C. Fraser tarafından Raslantısal Metafiziksel Düşünceler Güncesi [Commonplace Book of occasional Metaphysical Thoughts] başlığı altında ve 1944te Profesör A. A. Luce tarafından Felsefi Yorumlar [Philosophical Commentaries] başlığı altında yayımlandılar. 1712de Berkeley Edilgin Boyuneğiş [Passive Obedience] üzerine bir kitapçık yayımladı ve bunda edilgin boyuneğiş öğretisini ileri sürdü, gerçi aşırı tiranlık durumlarında başkaldırı hakkını kabul ederek onu sınırlandırsa da.
Berkeleyin Latince incelemesi De motu 1721de çıktı, ve aynı yıl İngilterenin Yıkımını Önleme Yönünde Bir Denemeyi [An Essay towards preventing the Ruin of Great Britain] yayımladı.
Çalışma South Sea Bubble* tarafından yol açılan yıkımlar karşısında din, çalışkanlık, tutumluluk ve kamu tinine bir çağrıyı kapsıyordu. Amerikada Alciphron ya da Minik Filozof [Alciphron or Minute Philosopher] başlıklı çalışmayı yazdı ve bunu 1732de Londrada yayımladı. Yedi diyalog kapsayan bu çalışma kitaplarının en uzunudur ve özgür-düşünürlere [free-thinkers] karşı yöneltilmiş olarak özünde bir Hıristiyan savunmacının çalışmasıdır. 1733te Bir Tanrının Dolaysız Bulunuşunu ve Kayrasını Gösteren Görüş ya da Görsel Dil Kuramının Doğrulanışı ve Açıklaması [The Theory of Vision or Visual Language showing the immediate Presence and Providence of a Deity Vindicated and Explained] başlıklı çalışması Denemenin bir gazete eleştirisine karşı yanıt olarak çıktı; ve 1734te Berkeley Çözümleyici, ya da İnançsız Bir Matematikçiye Seslenen Bir Söylemi [The Analyst or a Discourse addressed to an Infidel Mathematician] yayımladı ve bunda Newtonun türev kuramına saldırarak eğer matematikte gizemler varsa bunları dinde beklemenin ancak usauygun olduğunu ileri sürdü. A. Dr. Jurin bir yanıt yayımladı ve Berkeley 1735te yayımlanan Matematikte Özgür-Düşünmenin Bir Savunusu [A Defence of Free-thinking in Mathematics] ile karşılık verdi.
1745te Berkeley biri kendi kümesine, öteki Cloyne piskoposluğu altındaki Katoliklere seslenen iki mektup yayımladı. Bu ikincisinde Jacobi ayaklanmasına katılmamayı önerdi. Bir İrlanda bankası sorunu üzerine düşünceleri adı verilmeksizin Sorgulamacı [The Querist] başlığı altında 1735, 1736 ve 1737de üç bölüm olarak Dublinde yayımlandı. Berkeley İrlanda sorunlarıyla oldukça yakından ilgileniyordu, ve 1749da Bilgelere Bir Söz [A Word to the Wise] başlıklı bir yazıyla ülkenin Katolik dinadamlarına seslenerek onları daha iyi toplumsal ve ekonomik koşulların geliştirilmesi devimine katılmaya çağırdı. Katranlı-suyun yararlarından yana propagandası ile bağıntı içinde, 1744te içinde belli bir ölçüde felsefe de kapsayan Sirisi yayımladı. Bilinen son yazısı Katranlı-Su Üzerine Daha Öte Düşünceler [Farther Thoughts on Tar-water] 1752de yayımlandı.
3. Berkeleyin Düşüncesinin Tini
Berkeleyin felsefesi bu felsefenin kısa bir bildiriminin bile (örneğin yalnızca Tanrı, sonlu tinler ve tinlerin düşünceleri vardır) onu sıradan insanın dünya görüşünden dikkate çarpacak denli uzak gösteriyor olması anlamında heyecanlandırıcıdır. Nasıl ünlü bir filozof özdeğin varoluşunu yadsımada kendini aklayabilir diye hayret edebiliriz. Gerçekten de, Berkeley İnsan Bilgisinin İlkelerini yayımladığı zaman bütünüyle doğal olarak eleştiri ve giderek alay konusu oldu. Birçok insana öyle görünüyordu ki en açık olanı, sıradan hiçbir insanın sorgulamayacağı denli açık olanı yadsıyor ve hiçbir biçimde çok açık olmayanı ileri sürüyordu. Böyle bir felsefe düşlemsel bir aşırılıktan başka birşey değildi. Yazarı ansal olarak dengesiz biri, ya da kimilerinin düşündüğü gibi, paradoksal yenilikler peşinde koşan biri ya da ince bir şaka yapan ilginç bir İrlandalıydı. Ama evlerin, masaların, ağaçların, dağların gerçekte tinlerin ya da anlıkların düşünceleri olduklarına inanan ya da inanmaya götürülen hiç kimse haklı olarak başka insanların da onun görüşlerini paylaşmalarını bekleyemezdi. Kimileri Berkeleyin uslamlamalarının ustaca ve ince ve çürütülmesi güç olduklarını kabul ettiler. Aynı zamanda böylesine paradoksal vargılara götüren uslamlamalarda yanlış birşey olmalıydı. Başkaları Berkeleyin konumunu çürütmenin kolay olduğunu düşündüler. Felsefesini yadsımalarının güzel bir örneği Dr. Samuel Johnsonun ünlü çürütmesidir. Bilgili doktor büyük bir taşı tekmeleyerek Onu böyle çürütüyorum diye bağırmıştı.
Bununla birlikte, Berkeleyin kendisi felsefesini sağduyuya aykırı düşlemsel bir yaratı olarak ya da giderek sıradan insanın kendiliğinden kanılarıyla bağdaşmaz olarak görmekten çok uzaktı. Tersine, sağduyunun yanında olduğuna inanıyor ve açıkça kendini profesörlerden ve onun görüşünde tuhaf ve saçma öğretiler bildiren yanlış yola düşmüş metafizikçilerden ayrı olarak halk ile birlikte sınıflandırıyordu. Defterlerinde ilginç bir girişi okuruz: Unutma: Metafiziği sonsuza dek uzaklaştırıyor vb., ve insanları yeniden sağ duyuya çağırıyor olmak.1 Kişi gerçekten de bir bütün olarak Berkeleyin felsefesini metafiziğin uzaklaştırılmasının bir örneği olarak görme eğiliminde olmayabilir; ama Lockeun gizli [occult] özdeksel töz öğretisini yadsıması hiç kuşkusuz onun gözünde bu etkinliğin bir örneğiydi. Ve cisimlerin ya da duyulur nesnelerin algılayan anlıklara bağımlı oldukları öğretisini sıradan insanın görüşleriyle bağdaşmaz görmedi. Aslında, sıradan insan masanın varolduğunu ve onu algılayacak hiç kimse yokken bile orada bulunduğunu söyleyecektir. Ama Berkeley masanın odada onu algılayacak hiç kimse yokken bile belli bir anlamda varolduğunun söylenebileceğini yadsıma gibi bir niyeti olmadığı yanıtını verecektir. Soru bildirimin doğru mu yoksa yanlış mı olduğu değil, ama hangi anlamda doğru olduğudur. Masanın onu algılayacak hiç kimse yokken ve onu algılamıyorken odada olduğunu söylemek ne demektir? Bu eğer biri odaya girecek olsaydı, bir masayı görme dediğimiz deneyimde bulunacaktı demekten başka ne anlama gelebilir? Sıradan insan masa onu algılayacak hiç kimse yokken bile odadadır derken demek istediğinin bu olduğunu ileri sürmeyecek midir? Demek istemiyorum ki sorun bu sorular tarafından düşündürülebilecek denli yalındır. Ne de kendimi Berkeleyin görüşüne bağlamak istiyorum. Ama önceden çok kısa bir biçimde Berkeleyin çağdaşlarının düşlemsel olarak görme eğiliminde oldukları görüşlerin gerçekte sağduyu ile bütünüyle uyumlu olduklarını nasıl ileri sürebildiğini belirtmek istiyorum.
Bir cismin ya da duyulur şeyin edimsel olarak algılanmadığı zaman varolduğunu söylemenin ne demek olabileceği sorusuna az önce değinildi. Berkeley yalnızca kendi dillerinde iyi yazma yeteneğinde olan felsefecilerden biri değildi: sözcüklerin anlam ve kullanımlarıyla da büyük ölçüde ilgileniyordu. Bu hiç kuşkusuz bugün İngiliz felsefecileri tarafından yazılarına yöneltilen ilginin başlıca nedenlerinden biridir. Çünkü onda dilbilimsel çözümleme deviminin bir ön habercisini görürler. Berkeley örneğin varoluş teriminin doğru bir çözümlemesi için gereksinim üzerinde diretiyordu. Böylece defterlerinde birçok eski felsefecinin varoluşun ne olduğunu bilmedikleri için saçmalıklara düştüklerini belirtir. Ama üzerinde direttiğim başlıca nokta Varoluşun doğa, anlam ve önemini anlamadır.2 Berkeleyin görüşünde Esse est percipi vargısı duyulur şeyler vardır derken kullandığımız varolma teriminin doğru bir çözümlemesinin sonucuydu. Yine, Berkeley Newtoncu bilimsel kuramlarda görülen türde soyut terimlerin anlam ve kullanımlarına özel bir dikkat yöneltti. Ve bu terimlerin kullanımlarını çözümlemesi ona daha sonra sıradan gündelik birer bilgi olmuş olan bilimsel kuramların konumlarına ilişkin görüşleri önceleme olanağını verdi. Bilimsel kuramlar birer önsavdır, ve bilimsel bir önsavın, yalnızca işlediği için, zorunlu olarak insan anlığının olgusallığın enson yapısını özümseme ve son gerçekliğe erişme gücünün anlatımı olduğunu düşünmek bir yanılgıdır. Dahası, yerçekimi, çekim vb. gibi terimlerin hiç kuşkusuz kendi kullanımları vardır; ama bunların araçsal birer değer taşıdıklarını söylemek bir şeydir, bilinemez kendilikleri ya da nitelikleri gösterdiklerini söylemek bütünüyle başka birşey. Soyut sözcüklerin kullanımı, gerçi kaçınılamaz olsa da, fiziği metafizik ile kirletme ve bize fiziksel kuramların konumlarının yanlış bir düşüncesini verme eğilimindedir.
Ama gerçi Berkeley metafiziği sürmekten ve insanları sağduyuya geri çağırmaktan söz etmiş olsa da, kendisi bir metafizikçiydi. Örneğin özdeksel şeylerin varoluş ve doğalarının açıklaması verildiğinde, bundan pekinlikle Tanrının varolduğu sonucu çıktığını düşünüyordu. Berkeleyin düşünceler dediği nitelikleri destekleyecek hiçbir özdeksel töz (Lockeun bilinemez ve bilinmeyen dayanağı) yoktur. Özdeksel şeyler öyleyse düşünce öbeklerine [clusters of ideas] indirgenebilirdir. Ama düşünceler herhangi bir anlıktan ayrı olarak kendi başlarına varolmazlar. Aynı zamanda açıktır ki kendimiz için oluşturduğumuz düşünceler, imgelemin yaratıları (örneğin bir denizkızı ya da tek-boynuzlu at düşünceleri) ile bir insanın uyanık yaşamı sırasında normal durumlar ve koşullar altında algıladığı fenomenler ya da düşünceler arasında bir ayrım vardır. Kendime özgü imgesel bir dünya yaratabilirim; ama gözlerimi kitabımdan kaldırdığım ve pencereden dışarı baktığım zaman gördüklerim bana bağlı değildir. Bu düşünceler öyleyse bana bir anlık ya da tin tarafından, eş deyişle Tanrı tarafından sunuluyor olmalıdır. Bu tam olarak Berkeleyin sorunu anlatış yolu değildir; ama onun görüşünde fenomenalizmin teizmi içerdiği olgusunu kısaca belirtmek için yeterli olacaktır. İçerip içermediği hiç kuşkusuz başka bir sorudur. Ama Berkeley içerdiğini düşünüyordu; ve Tanrıya inancın yalın bir sağduyu sorunu olduğunu düşünmesinin nedenlerinden biri budur. Eğer özdeksel şeylerin varoluş ve doğalarına ilişkin bir sağduyu görüşünü benimseyecek olursak, Tanrının varoluşunu doğrulamaya götürüleceğiz. Evrik olarak, özdeksel töze inanç tanrıtanımazlığı getirecektir.
Eğer Berkeleyin felsefe yapma yolunu irdeliyorsak bu sorunun biraz önemi vardır. Çünkü özdeksel tözü eleştirisini genel olarak tanrıtanırcılığın ve özel olarak Hıristiyanlığın bir kabulü için yolu hazırlamaya hizmet ediyor olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyordu. Söylendiği gibi, felsefesi birçok çağdaşı tarafından düşlemsel bir saçmalık olarak görüldü. Ve Bermuda tasarını yaşama geçirebilmek için İrlandada Protestan Kilisede3 bir görevi gözden çıkarmaya istekliliği kimileri tarafından bir delilik belirtisi olarak alındı. Ama özdeksizcilik [immaterialism] felsefesi ve Bermuda tasarı başka bir yolda İrlanda yoksullarının acıları için kaygısında ve katranlı-suyun yararları konusundaki coşkulu propagandasında açıkça görülen aynı karakter ve kafa yapısını gösterirler. Felsefesine hangi değer verilirse verilsin ve sonraki felsefeci kuşakları tarafından ondaki hangi öğeler vurgulanırsa vurgulansın, felsefesini kendi değerlendirmesi İlkelerin kapanış sözlerinde hayranlık verici bir yolda özetlenir. Çünkü, herşey bir yana, incelemelerimizde ilk yeri hak eden şey Tanrının ve ödevimizin irdelenişidir; ve bunları yükseltmek bir bakıma emeklerimin ana yön ve tasarı olduğu için, eğer söylemiş olduklarımla okurlarımı Tanrının bulunuşunun dindarca bir duygusuyla esinlendiremiyorsam onları bütünüyle yararsız ve etkisiz sayacağım: ve bilgili insanların başlıca uğraşlarını oluşturan o verimsiz kurguların yanlışlık ya da boşluklarını gösterdikten sonra, doğru olan onları İncilin sağlıklı gerçekliklerine saygı göstermeye ve onları benimsemeye yöneltir, çünkü bunları bilmek ve yerine getirmek insan doğasının en yüksek eksiksizliğidir.4
Berkeley böylece felsefesinin kılgısal işlevi konusunda bütünüyle açıktı. İlkelerin tam başlığı şudur: İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine Bir İnceleme, ya da Kuşkuculuk, Tanrıtanımazcılık ve Dinsizliğin Zeminleri ile, Bilimlerdeki Tüm Yanlışlık ve Güçlüğün Başlıca Nedenleri Üzerine Soruşturma. Benzer olarak, Üç Diyalogdaki amacının insan bilgisinin gerçeklik ve eksiksizliğini, ruhun cisimsel-olmayan doğasını ve bir Tanrının dolaysız bulunuşunu kuşkucular ve tanrıtanımazcılar ile karşıtlık içinde açıkça belgitlemek5 olduğunu söyler. Ama bu ve benzeri bildirimlerden Berkeleyin felsefesinin dindar ve savunmacı bir karakterin önyargıları ve saplantıları tarafından bütünüyle bulandırıldığı ve böylece felsefi düşünceye sunacak değerli hiçbirşeyi olmadığı vargısını çıkarmamak gerekir. Ciddi bir felsefeciydi, ve kişi onun kullandığı uslamlamalarla, çıkardığı vargılarla ister anlaşıyor olsun isterse olmasın, sunduğu düşünce çizgileri irdelemeye değer ve getirdiği sorunlar ilginç ve önemlidirler. Genel olarak, ayrıca bir metafizikçi ve bir fenomenalist de olmasına karşın, fenomenalizmin felsefede son sözü söylediğini düşünmeyen bir görgücü olarak dikkate değerdir. Felsefesi hiç kuşkusuz kırma bir felsefe olarak görünür. Eğer felsefesine yalnızca Lockedan Humea giden yolda bir basamak olarak bakacak olursak kaçınılmaz olarak böyle görünecektir. Ama sanırım kendi uğruna ilginçtir.
Henüz kimse kitap hakkında yorum yapmadı. İlk yorum sizden gelsin!
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Frederick Copleston
Yazarın diğer kitapları
Platon Copleston Felsefe Tarihi Yunan ve Roma Felsefesi Cilt: 1 Bölüm 1b
Sartre - Modern Felsefe
Leibniz Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe Cilt: 4 Bölüm c
Kant: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 2 Cilt: 6 Bölüm 2
Alman İdealizmi - Fichte, Schelling, Schleiermacher
Aydınlanma: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 1 Cilt: 6 Bölüm 1
Ön-Sokratikler ve Sokrates
Helenistik Felsefe
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Aristoteles
Kant
Yazarın bütün(24) kitaplarını göster
Yaşam Öyküsü
1907-1994 yılları arasında yaşayan, aslında cizvit papazı olan ingilizyazar ve filozof. alman idealizmi, yararcılık ve pragmatizm ve 9 ciltten oluşan felsefe tarihi en önemli eserlerinden bazıları.
İlgili Konular
Felsefe ve Düşünce - Görgücülük
Felsefe ve Düşünce - Kuşkuculuk
Felsefe ve Düşünce - Çağdaş Felsefe
Felsefe ve Düşünce - Felsefe Tarihi
Felsefe ve Düşünce - Diğer
İlgili Konulardan Kitaplar
Gezgin ile Gölgesi
Farabi'den Bilgi Teorisi
Düşünen Sivil Toplum: Felsefi Yaklaşımlar -Açılımlar
Kitapla İlgili kişiler
Aziz Yardımlı (Çeviren)
Geçtiği diğer
89
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
İdea Yayınevi
için
112
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Törebilim
Platon Copleston Felsefe Tarihi Yunan ve Roma Felsefesi Cilt: 1 Bölüm 1b
Özdek ve Devim Doğada Olgusal Andırımlar Var Mıdır? Ether Uzaktan Eylem
Sartre - Modern Felsefe
Leibniz Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe Cilt: 4 Bölüm c
Kant: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 2 Cilt: 6 Bölüm 2
Daha
Edebiyat
Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
Tarihi Roman
Çocuk Kitapları
Hikaye ve Öykü
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Masallar
Tarih
Araştırma ve İnceleme
Uygarlık Tarihi
Anı ve Seyahatname
Politika
Siyasi İdeolojiler
Siyasi Tarih
Devlet Yönetimi
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikiyatri ve Psikanaliz
Psikoloji
Felsefe ve Düşünce
İslam Felsefesi
Deneme
Antik Felsefe
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Çocuk Eğitimi
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Pazarlama ve Satış
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Reklamcılık
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Doğu Dinleri ve Düşünceleri
Biyografi ve Otobiyografi
Aile ve İnsan
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Anne Baba Kitapları
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Alevilik
İslam Tarihi
Kültür Sanat
Tiyatro
Sinema
Müzik Eğitimi ve Öğretimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Mitolojiler
Tasavvuf
Sağlık ve Tıp
Beslenme ve Diyet
Sağlıklı Yaşam
Yoga ve Meditasyon
Meditasyon ve Yoga
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Teknoloji ve Mühendislik
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Yöneticilik
Yaşamöykü/ Anı/ Mektup
Sosyal Bilimler
Toplumsal İncelemeler
İnsan ve Toplum
Siyasal Düşünceler
İnceleme ve Araştırma
Kampanyalar
Sağlıklı Yaşam
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012