Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Cinius Yayınları   Kişisel Gelişim   Şebnem Pişkin   Bir
 
Bir  
İnsana, yaşama, zamana, varoluşa ve ölüme dair bir düşünce kitabı
Şebnem Pişkin
Baskısı yok

Yayinevi/DiziYayinevi: Cinius Yayınları
Baskı Tarih: Ekim 2006
Sayfa: 128

Bu kitaba oy verin: (4 oy)
Yorumları oku   Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Cinius Yayınları
Dizi: Kişisel Gelişim

Baskı Tarih: Ekim 2006

Sayfa: 128

Boyut: 12,5x19,5cm

Hamur: 2

Etiket: Baskısı yok


Arka Kapak
Bu kitapla sizi zihnimin içine, Bilgiye giden yolda birlikte yolculuk yapmaya davet ediyorum. Eğer davetimi kabul ederseniz yaşama, ölüme, zamana, insana, yani bilgiye dair sorularla dolu bir yolda, Gerçeke doğru birlikte bir yolculuğa çıkabiliriz.
Bilgi yolu, her an yaşamı gözlemlemek, anlamaya çalışmak, bilgiyi idrak etmek ve bilgiyi alıp yaşamda uygulamak gibi kolay görünen ama insanın kendisiyle çetin mücadeleler verdiği bir yol. Yaşamı hiçbir şey düşünmeden, her şeyin tesadüflerden ibaret, olağan şeyler olduğunu düşünerek yaşayabilirsiniz. Böyle bir yaşamda her gün işe gidip gelirken, çocukların büyümesini, emekli olmanızı, bir gün çok para kazanıp zengin bir hayata sahip olmayı bekleyerek günlerinizi geçiriyor da olabilirsiniz. Ama bir an gelip de tüm bunlar da neyin nesi, ben kimim, bu yaşamda ne işim var, neden varım, tüm bunlar neden var diye sorular aklınıza üşüşmeye başlarsa, lütfen size yaptığım bu daveti hatırlayın. Zamana, var oluşa, ölüme ve yaşama dair sorularla dolu zihnime ve geçirdiğim içsel değişim sürecine tanık olun.
Yaşamda seçtiğimiz yol hangisi olursa olsun bizi ulaştıracağı yer Bir! Ve bu Bire giden yoldaki seçimlerimiz yolumuzun patika mı, asfalt mı, kalabalık mı, tenha mı, taşlık mı, düzlük mü olacağını belirliyor.
Her yol birbirinden izler taşır. Sizin yolunuz belki benimkine paralel giden bir yol, belki de hiç kesişmeyen. Ama yol aynı meydanda bitiyorsa gidilen yolların farklılığ önemli mi?
Eğer bu kitap bir şekilde elinize geçtiyse bilin ki sadece sizin için yazılmış satırlar var içinde. Belki siz okurken belirecek olan bu satırlar, bir başkasının kitabında olmayacak. İhtiyacınız olan bilgi, ihtiyacınız olan zamanda sizi bulacak. Tıpkı beni bulduğu gibi.
Yaşam varılacak bir yer değil, o yere varırken yaptığımız bir yolculuk aslında. Her an öğrenmeye, anlamaya, bilmeye ve daha da önemlisi "olmaya" dair bir yolculuk. Kuralları yok, sınırları yok, doğru yok, yanlış yok. Bu bir "damla"mn yolculuğu, "okyanus"a karışan... Bu bir parçanın yolculuğu, bütüne giden... Bu bir puzzle parçasının yerine oturma çabası. Bu, "Ben" olanın "Bir" olana yolculuğu...
Yol'a çıkmaya cesareti olmayan, ulaşılacak olanın güzelliğini asla göremeyecek. Bu yolda ihtiyaç duyulan tek şey "neden" sorusunu sorabilen ve gelecek yanıtları açık bir şekilde tartabilecek bir zihin.
Yol'a çıkmaya var mısınız?


Kitabın İçinden
GİRİŞ

Lütfen buradan buyurun… Çekinmeyin, lütfen içeri girin!
İçerisi başta size biraz karanlık gelebilir ama bir kere gözleriniz içerisinin
ışığına alışınca, siz de etrafı daha net görmeye başlayacaksınız.
İçerisi bir labirenti andırıyor, değil mi? Korkmayın, burada asla olmayan
tek şey Korkudur. Onun dışında her şey var.
Bu karanlığın içinde zaman zaman kısa aydınlanmalar olacaktır, bu
sizi şaşırtmasın. Yola devam edin.
Burnunuza şüphenin kokusu gelecek, sakın rahatsız olmayın.
Çok ses var öyle değil mi? Sanki herkes bir ağızdan konuşuyor gibi.
Ama meraklanmayın ortada kavga, anlaşmazlık falan yok, sadece gerçeğe
varmaya çalışırken oluşan fikir çarpışmalarının sesleri bunlar,
hepsi o kadar. Siz yola devam edin lütfen.
Bu kıvrımlı yolda yürümeye devam ederken ılık bir his bedeninizi
sarabilir. Hoş bir his, değil mi? Bırakın sevgi dalgası sizi sarıp sarmalasın.
Eğer yolun sonuna kadar gitmek istemezseniz sizi anlarım, darılmam.
Girdiğiniz yoldan çıkabilirsiniz. Ama devam etmeyi seçerseniz,
yolun sonundaki ana meydanda sizinle buluşabiliriz. Ama sizi uyarıyorum,
yol uzun, epey uzun.
Yönünüzü kaybetmeyin. Önünüze çıkan kapılar olacak, kalın ve geçilmesi
imkansız gibi duran. Ama size anahtarlarını şimdiden veriyorum.
Bu anahtarların hepsi her kapıyı açar, yeter ki kullanın. Ne, Neden,
Ne Zaman, Nerede ve Kim soru anahtarları bunlar. İnanın, her kapıya
uyuyorlar.
Nerede olduğunuzu anladınız değil mi?
Zihnimin içindesiniz.
Hoş geldiniz…

Zaman - Göreceli İllüzyon
Bilgi yolu. Yol nerede başladı, şimdi bu yolun neresindeyim,
yolun sonunda ne var, bunlar mühim değil. Önemli olan zamanında
yola çıkmaktı, ve çıkıldı. Peki bu zaman ne zamandı diye
sormayın. Zaman neden saatler ve mevsimlerle bizi zincirliyor
ki? Ve neden uzay bizi santimlerle ve kilometrelerle bağlıyor?
Yaşanması gereken zaman, olsa olsa şu andır. Ben şu anda bulunurken,
ve şu an noktasından daha evvel yaşanmış olayları size
aktarıyorken, siz bu yazılanları benim şimdi öngöremediğim bir
yarında okurken, hangi zamandan bahsedebilirim ki?
Asırlık bir meşe ağacının altında oturuyorum. “Asırlık” bir ağacın
altında tam da üzerine düşünülecek konuyu bulmuşum:
Zaman. Kusursuz aydınlanmaya dev bir incir ağacının altında
ermiş olan Buda da, belki altında oturduğu incir ağacına bakarken
“zaman”ı düşünmüştür, kim bilir?
Okuduğum bir kitapta “İnsan, kundak bağı içindeki tanrıdır
ve zaman, kundak bağıdır” diyordu. Gerçekten de zaman, bizi
içine alıp sarmalayan, hatta boğacak kadar çok sarmalayan bir
bağ gibi. Çoğu zaman kendimi akvaryumdaki balık gibi zaman
ve mekan duvarlarının arasına sıkışmış hissediyorum. Peki ama
zaman nedir? Gerçekten doğrusal bir çizgi gibi midir? Geçmiş,
şimdi ve gelecek olarak dizilmiş bu doğrusal çizgide benim yerim
neresi?
İnsanoğlu neden zamanı “lineer” bir çizgi olarak düşünmüş
olabilir? Her şey başlangıç ve bitişlerden mi oluşmuştur? Hayat
ve zaman, yukarı doğru uzanan bir merdiven gibi midir?
Zaman doğrusalsa, yaşamda da doğrusallık olmalı diyerek
yaşama dair doğrusal bir şeyler bulmak isteyen gözlerle çevreme
bakıyorum. Ama evrende hiç bir şey doğrusal değil, tam tersine
dairesel.
Gerçekten de yaşamda her şey bir döngüden ibaret. Kadim
toplumlar bu döngüselliği kuyruğunu ısıran yılan olarak resmetmişler.
Etrafıma bakıp yaşamdaki daireleri ve döngüsel hareketliliği
arıyorum: Maddenin en küçük yapı taşı olan atomun
şekli gibi, tüm uzay boşluğunda seyreden gezegenlerin şekilleri
de kusursuz dairelerden oluşmuş. Ve atomun çekirdeği etrafında
dönen elektronların hareketlerinden, insan vücudundaki
enerji merkezleri olan çakralara, uzay boşluğunda dünyamız da
dahil tüm gök cisimlerinin dairesel yörüngeler üzerindeki hareketlerine
kadar, yaşam kusursuz bir dairesellik gösteriyor.
Leonardo Da Vinci yaşadığı zamanı aşan bir bilgelikle yaptığı
pek çok eserinde bu daireselliği vurgulamış. Ünlü Vitruvius
Adamı resminde kollarını ve bacaklarını iki yana açmış, elleri
ve ayaklarıyla etrafındaki kareye ve kareyi içine almış daireye
dokunan bir erkek-kadın insan figürü resmetmiş. Acaba insanı
bir kare içinde çizerken, kareyi “zaman” , daireyi de “uzay” olarak
mı düşünmüştü?

İçindekiler Label
Zaman – Göreceli İllüzyon
İnanmak mı? Bilmek mi?
Tesadüfler - Düşünmek zahmetinden kurtaran açıklamalar
Düalite- Hayatın Gerçeği (mi?)
Işık – Karanlık - Gölgeler
Müziği Görmek, Renkleri Koklamak
Ağırlıklardan Kurtulmak
Ruhun Arabası - Beden
“Aynı”lığın İçindeki Farklılık
Hareketli Yaşam - Durağan Zihinler
Sıfır Noktası
Rüzgâr ve Su
Işığın Oyunu - Kristal Mucizesi
Zıtlık Teorisi – Elma Ne Renk?
Kendim ve Anti-Kendim
Zamanda Geri Gitmek - La Zaman, La Mekân
“Ben” Olan Ben
Ruhun İncelmesi
Pandora’nın Kutusu
İrade
Manyetizma ve Şifalandırma
Mutluluk - Bir Düşünce Uzaklıkta
İçe Dönüş
Ley Hatları ve İstanbul
Yaşam Döngüsü – Doğmak ve Ölmek
Tanrı’nın Yasası
Rüyalar - Gizli Mesajlar
Yeni Bir Güne Başlarken