Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik?
Biz Müslüman Mıyız?
Biz Kuş muyuz Yoksa Tavuk mu?
Biz Kimiz? Türklüğün Kimlik Şifresi
Biz Kimiz : Amerika'nın Ulusal Kimlik Arayışı
Biz Kaybettik Aşk da Kazanmadı
Biz Kadınlar
Biz İnsanlar
Biz Hücreyiz
Biz Ermeniler ve Türkler
Kitap
Klasik Yayınları
Arap Gözüyle Osmanlı Dizisi
Kral abdullah
Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik?
Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik?
Kral abdullah
Baskısı yok
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
Yayinevi:
Klasik Yayınları
Baskı Tarih:
Nisan 2006
Sayfa:
247
Bu kitaba oy verin:
(11 oy)
Yorumları oku
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
Klasik Yayınları
Dizi:
Arap Gözüyle Osmanlı Dizisi
Baskı Tarih: Nisan 2006
Sayfa: 247
Boyut: 13x22cm
Hamur: 2
Etiket:
Baskısı yok
Arka Kapak
"Arap İsyanı" yakın tarihimizin en önemli kırılma noktalarından biridir. Kurgulanmış tarihin toplumsal hafızamıza işlemeye çalıştığı "Arapların ihaneti" algısı, astında bizim geçmişimizle kurduğumuz ilişkinin travmatik boyutunu sergiler. Osmanlı'nın parçalanış sürecinde Arapların kopuşu etrafında geliştirilen söylem, tarihî bir olgudan çok ideolojik bir tutumu yansıtır.Gerçekten Araplar Osmanlı'ya ihanet ettiler mi? Ya da isyan sadece bölgeye ilişkin sömürgeci amaçları olan büyük devletlerin kışkırtmasından mı ibaretti?Kesin olan şu ki, Arapların Osmanlı'dan kopuşu, ulus-devlet sürecinde Türk kimliğinin yeniden inşası amacına hizmet eden ideolojik bir söyleme dönüşmüştür. "Türklere ihanet" söyleminin Araplardaki karşılığı Arapları sömüren, İslâm'a ihanet eden Türklere dönüşecektir. Astında bu iki zıt söylem, Osmanlı bakiyesi Müslüman uluslarda inşa edilmeye çalışılan modern ulus kimliğinin ortak tarihî ve kültürel bağlamdan koparılarak "öteki" üzerinden tanımlanmasına hizmet etmiştir.Bu kitap, "Arap isyanı" olarak bilinen gelişmelerin en önemli aktörünün yaşadığı olayları anlatan belge niteliğinde bir hatırattır. İngiliz istihbaratının marifetiyle Hicaz'da başlatılan isyanın nasıl gerçekleştiği anlatılırken aynı zamanda bu hareketi meşrulaştırma çabalarının nelere yaslandığını da okuyabiliyoruz. Elinizdeki eser, sembolik olarak başlatılan ve İngiliz politikasının uzantısı olan isyan hareketinin baş aktörü durumundaki bir ismin gözlemlerine, niyetlerine ve en önemlisi bu hareketin dayandırıldığı siyasî ve kültürel gerekçelere aşina olmak isteyenlerin gözardı edemeyecekleri bir metin. Şerif Hüseyin'in İttihatçılarla ilişkisi ve İngiliz yetkilileriyle isyandan çok öncelere dayanan teması yakın tarihe ışık tutacak nitelikte.
Son Eklenen Yorumlar
16 kişiden 9'si bu yorumu beğendi:
Osmanlıya neden isyan ettik
, 11 Şubat 2007
Gönderen:
bilal sürgeç
(Ankara / Türkiye)
OSMANLIYA NEDEN İSYAN ETTİK(*)
Başlık Kral Abdullah’ın Hatıra kitabının adı. Kral Abdullah 1916 Osmanlı’ya isyan eden Şerif Hüseyin’in oğlu. İngilizler tarafından kurulan Ürdün Devleti’nin kralı.
1916 Arap İsyanı, İslam Ümmetinin birliği söz konusu olduğunda böyle bir birliğin oluşumunu engellemek için olumsuz bir örnek olarak her zaman öne çıkartılıyor.(**) Bu konuyu gündemde tutarak Türk ve Arap ayrılığını sürdürmek isteyenler emperyalistler ve onlarla işbirliği içerisinde olan laikler ve ulusalcılardır.
Kral Abdullah, tam bir kafa karışıklığına sahip.Irak’ın, Suriye’nin ,Hicaz’ın ve Ürdün’ün yönetimini ele geçirme peşinde. Asıl davası taht ve taç . Davasını uyduruk hadislere baş vurarak savunur “Arapların bir düşmanı da Müslüman kardeşlerinin kavmiyetçilik hastalığıdır. Hz Peygamber şöyle buyurmaktadır: “Ümmetimin hakları basık burunlu, döğülmüş demir gibi dümdüz suratlı bir kavim tarafından yenilmedikçe kıyamet kopmaz” .(shf 15)
Az buçuk İslam’ı anlayan biri, böyle bir hadisin uyduruk olduğunu bilir. Her doğan insan İslam fıtratı üzerine doğar. Her kavmin varlığı Allah’ın bir ayetidir.İnsanların çekik gözlü,uzun burunlu veya düz burunlu, sarışın,esmer,siyah veya beyaz tenli oluşu Allah’ın bir takdiridir. Müslüman olmasa dahi her insan, potansiyel bir Müslüman adayıdır. Kral Abdullah İngilizlerle anlaşarak Osmanlıya isyan ederek ulusçulara en büyük kozu vermiştir. Arap ırkçılardan bazıları İslam’ın evrenselliğine karşıdırlar onlara göre İslam sadece Araplarındır. Müslüman halkların yaşadığı topraklarda İslam Vahdetinin düşmanları İslam’ın Arapların dini olduğu iddiasını ileri sürerler.Ateist İlhan Arsel hep bu iddiayı ortaya atar.
“Arap demek Müslüman demektir.Eski şaşalı günlerine kavuşmak ,onların boynuna borçtu” (shf 16) Kral Abdullah’tan bir yanlış daha. Tıpkı “Türk demek Müslüman demek, Farsi demek Müslüman demek” gibi.Bu iddiaya karşı Filistin’de, Irak’ta ,Lübnan’da Hıristiyan Arapların varlığı izah edilemez. Kavim başkadır, din başkadır.
“Arapların amacı Allah tarafından kendilerine verilen bir makamı geri almaktı.Allah şöyle buyurmuyor mu:”Sizler insanlığa iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak için yaratılmış en hayırlı bir ümmetsiniz.” (shf16) Kraldaki kafa karışıklığı :İslam Ümmeti ile Arap Kavmini karıştırıyor Kuran’dan kendine dayanak arıyor.O ayet indiğinde İslam’a muhalefet eden binlerce Arap, İslam’ı benimseyen İranlı Selmanı Farisi ve Arap olmayan onlarca zenci Müslüman vardı.
Kral Abdullah, Osmanlı Meclis-i Mebusan’a üye seçilir.l İstanbul’a giderken Mısır’a uğrar.Burada İngilizlerin Mısır Temsilcisi Lord Kitchener ile görüşür. Kitchener:”Hacıların güven ve huzur içinde haclarını yapmaları ve peygamberin kabrini ziyaret etmeleri bizim için sevindiricidir. “(shf 62)Tipik bir İngiliz hilekarlığı emellerine ulaşmak için neyi istismar ediyor! Müslümanların hac etme gailesi ona düşmüş!
“Osmanl Ordusunun Kanal Harekatında yenildiği günlerde Ali el Bezzar Efendi adlı bir Mısırlı Taif’e geldi ve benimle görüşmek istedi.Bu şahıs İngiltere’nin Mısır başkonsolosluğunda görevli Doğu İşleri Sekreteri Mr Storrs’tan bir mektup getiriyordu.Mektupta şunlar söyleniyordu:
Osmanlı devleti,Büyük Britanya ile kadim dostluğunu rafa kaldırıp Britanya’nın düşmanı Almanya’nın safına geçmiş olduğundan, Britanya da Türkiye arasındaki kadim dostluk bağlarını koparma hakkını kendinde görmektedir. Siz ve babanız , Arapların tam bağımsızlığa kavuşmalarıyla sonuçlanacak girişim hakkında önceden sahip olduğunuz görüşünüzü muhafaza ediyor musunuz? Eğer siz ve saygı değer babanız hala bu görüşte iseniz, Büyük Biritanya Arap Ayaklanmasını desteklemek için kendisine ihtiyaç duyulan her alanda yardım etmeye hazır olduğunu bildirir.”(shf 95)
Daha sonra babamla McMahon arasındaki meşhur yazışmalar gerçekleşti. Yazılanlar özetle şunları ifade ediyordu:”Büyük Britanya bağımsızlık savaşında Arapların Türkleri, ve Almanları Arap bölgelerinden çıkarmak için ihtiyaç duydukları her şeyi temin edecekti.”(shf 96)
Kral Abdullah daha sonra yaptığı ihanetin sonucunu ve asırlarca fitnenin elinde koz olacak marifetlerini anlatıyor: “Saldırılar sırasında birkaç Türk askeri esir alındı…Türkler ağır kayıp verdi…Türk karakolu ve yine Türklere ait iki top ele geçirildi.Baskın son derece korkunçtu, tek bir kurşun bile atılmamış , süngü ve hançerler kullanılmıştı.Türklerden hiç kurtulan olmadı…Böylece düşmana üstünlük sağlandı.”(shf 108-111)
İngilizlerden yardım alan, hatta Hicaz Demiryolunu havaya uçuran Lawrence ile Osmanlılara baş kaldıran Kral Abdullah bir kalede Osmanlı Bayrağını indirilirken çelişkisini şöyle anlatıyor.”Etkileyici bir manzaraydı, biraz önce indirilen bayrak düne kadar bizim de bayrağımızdı. Oysa bugün artık başka bir bayrak vardı.Bizler,dün de bugün de aynı kişilerdik. Ama bu durumdan sorumlu olanlar, İslam ve Doğu kimliğinden sıyrılıp Batı sahasına koşturanlardı.” Kral Abdullah’ın çelişkisini yanındaki şöyle yüzüne vuruyor:”Lawrence’ı demiryololarının tahribinde gerekli teknik çalışmaları idare etmesi anacıyla Melik Faysal göndermiştiKendisinin tutucu aşiretler arasında olumsuz tesirini bildiğim için gelişine pek sevinmedim.Vehabi akidesine bağlı İbn Lüey bir keresinde bana şöyle demişti ”Almanlar Türkleri etki altına aldı diye Türklerle savaşıyorsunuz.Peki ya bu adam kim oluyor?Almanlar Türklerin dostuysa , bunlar da sizin dostunuz.O halde ne diye savaşıyorsunuz” (131-132)
Kral Abdullah isyan sırasında ilginç bir konuyu anlatıyor: “Cidde’deki İngiliz Maslahatgüzarı Albay Wilson’nun konağında İngilizleri ziyaret ettim Yanımda Aziz el- Mısri Bey de vardı. Oturup hal hatır sorduktan sonra Storrs şunları söyledi”Ben ve arkadaşım Lawrence, elimizden gelen her hizmeti sunmak için buradayız.Ancak dün gece aldığımız bir telgraf bizim için büyük bir şok oldu. Uzun bir telgraftı.Özetle şunlar anlatılıyordu :Arap Ayaklanmasına dair haberler Hindistan’da öfkeyle karşılanmıştı (shf 119)
İngilizler Hicaz’ı Suriye’i , Irak’ı ve Ürdün’ü Şerif Hüseyin’e verip burada bir Haşimi Arap İmparatorluğu kurulacaktı. Hizcaz Osmanlı’dan ayrıldıktan sonra bu vaad unutulu Kral Abdullah kandırılış şöyle anlatır”İbn Suud Vahşi Vehabilerle kutsal Hicaz Bölgesine saldırdığı zaman İngiltere hemen tarafsızlığını ilan etti.Doğu Ürdün bölgelerini bu tarafsızlığı benimsetmek zorunda bıraktı.”(133)
Son pişmanlık fayda vermez derlerya Kral’ınki de o hesap “Arap devrimi ve milliyetçi ayaklanmanın bu şekilde sona ereceğini bilseydikhiç bir şekilde devrime karışmaz ve devrim taraftarlarıyla ilişkimizi keserdik.(153)
Abdullah pişmanlığında da samimi değildir ihanetine devam eder(***) ihanete uğrayan Filistin Halkının bir fedaisi tarafından öldürülür.
Kral Abdullah hatıralarının sonunda İngiltere’ye bağlılığını gösteriyor sadakatini gösteriyor. Churchill’e saygı ve hayranlığını sunuyor”Ey Araplar! Bilmelisiniz ki İngiltere ile işbirliğine eğilimli olmamız gerekiyor,bütün büyük uluslar onlara karşı çıkmaktan aciz kalmışlardır. Sözlerimin sonunda Britanya’ya, Kral’a ve lider Churchill’ saygı, hayranlık ve en iyi dileklerimi sunuyorum” (shf 242-243)
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
(*)Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik?
Kral Abdullah; Çeviren: Halit Özkan
Klasik Yayınları;
(**)Bu yazılara binlerce misal gösterebiliriz. Yanlış misalden önce o olayın içerisinde yaşamış bir görgü şahidinin anlatıklarnı verelim Şahidimiz İsyan Patlak verdiğinde Hicaz’da bulunan Feridun Kandemir’dir. Medine Müdüdafaası isimli eserinde olayı şöyle anlatıyor” İlk Cihan Harbinde, Araplarıla meskun hiçbir yerde, ne Irak, ne Suriye, ne Lübnan, ne Yemen,ne Filistin’de Türklere isyan eden tek bir Arap görülmedi.İsyan eden , sadece Mekke Emiri Şerif Hüseyin Paşa idi.Bu paşa , bütün Arapları hükmü altına alıp kral hatta imparator olmak sevdasındaydı. Şerif Hüseyin’in bu isyanda kullandığı Araplar da,Hicaz çöllerinde öteden beri göçebe hayatı yaşayan ve talan ile geçinen son derece cahil, dünyadan habersizfakir fukara bedeviler, yani “Urban”dı”(bkz Feridun Kandemir –Medine Müdafaası Peygamberin Gölgesinde Son Türkler shf 43-44. 1991)
Yanlış misale Can Dündar’ın iki yazısını gösterelim:
“Başbakan yine esip gürlemiş önceki gün...
Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen Arap sermayesine yönelik eleştirilere kızıyor:
"Araplardan niye o kadar rahatsız oluyorsunuz? Ne yaptı bu Araplar size?" diye soruyor.
***
Cevaba nereden başlamalı?
1915'te Cemal Paşa'nın Beyrut'un Burç meydanında sallandırdığı 11 Arap liderden mi?
Yoksa 1916'da Emir Faysal'ın Arap isyanı patlamadan bir gün önce Cemal Paşa'ya yolladığı, "Bundan böyle Arap ümmeti ile Türk ümmeti arasında sadece savaş olacaktır" yazılı nottan mı?..
Erdoğan'a, İsmet Paşa'nın Türk kıtaatının Şam'dan çekilişini anlattığı hatıralarını mı okumasını önersek?..
Yoksa Atatürk'ün "Vatandaş için Medeni Bilgiler" kitabı için bizzat kaleme aldığı şu satırları mı:
"Türkler, Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra bu din (..) Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti".
***
"Ne yaptı bu Araplar size?" sorusunun cevabı toplumsal hafızada "Bizi arkadan hançerlediler" şeklinde kayıtlıdır.
"Ne Şam'ın şekeri, ne Arabın zekeri" deyimi de, işler çıkmaza girdiğinde kullanılan "arapsaçı" benzetmesi de bu "ihanete uğramışlık" hissiyatını hissiyatını ele verir. (http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=2929)
* * *
Aradan tam 400 sene geçti.
Cihan harbi patlamış ve 1516'da devralman hilafet 1916'da tehlikeye girmişti. Kral Hüseyin'in büyük dedesi Şerif Hüseyin, Hicaz'da İngilizler'in himayesinde, "İslam'a sırt çe¬viren" Osmanlı'ya başkaldırıp krallığını ilan etmişti. İstanbul, hemen Hicaz'a bir sefer planladı. Başına da Mustafa Kemal'in ge¬tirilmesi düşünüldü. Aslında im¬paratorluğun oralarla uğraşacak hali yoktu ama Mekke - Medine gibi kutsal şehirlerin elden çıkmasının İslam aleminde Osman¬lı'nın itibarını sıfırlayacağı düşü¬nülüyordu. Lakin Mustafa Ke¬mal bu göreve yanaşmadı. Çün¬kü Şevket Süreyya'nın da dediği gibi, "O bir realistti. Ne Hicaz'ın kutsallığına, ne hilafetin değeri¬ne inanırdı." Medine'den çekil¬me kararını Enver'le birlikte al¬dılar. Ali Fuat Erdem "Atatürk" kitabında Şam'da bu kararın alındığı akşamı anlatırken tam o sırada elektriklerin kesildiği¬ni ve bunu "Tanrı'nın alınan karara karşı hiddeti" sayan En¬ver Paşa'nın sarsıldığını, Cemal Paşa'nın sapsarı kesilip titre¬meye başladığını yazar.
* * *
Şerif Hüseyin'den sonra tahtı oğlu Abdullah devraldı. Ölen Kral Hüseyin'in dedesi olan Abdullah'ın 30 yıl süren hükümranlığı 1951'de Kudüs'te son buldu. Kral'in İsrail devletini tanımaya kalkışmasına kızan bir Filistinli, Abdullah'ı Mescid-i Aksa Camii kapısında yere serdi. (http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=377)
Kral Abdullah sadece Osmanlılara ihanet etmedi o Filistinlilere de ihanet etti.1948'de siyonistlerin kontrollerindeki toprakların artırılması Ürdün'ün ihaneti sayesinde olmuştur. O tarihte Filistinlilerle siyonistler arasında bir gerilla savaşı çıkmıştı. Bu savaşta aslında Filistinli mücahitler siyonist saldırganları köşeye sıkıştırıyor ve onların kontrolündeki toprakları kademe kademe geri alıyorlardı. Ancak ilginçtir ki Glop Paşa adlı bir İngiliz subayın komutasındaki Ürdün ordusu güya Filistinlilere destek amacıyla çatışmalara müdahale etti. Bizzat 1948 olaylarını yaşayanların anlattıklarına göre İngiliz Glop Paşa'nın emrindeki Ürdün birlikleri Filistinlilere: "Artık biz düzenli bir ordu olarak olaylara müdahale ettik. Sizin böyle dağınık bir mücadeleye devam etmenize gerek kalmadı" diyerek, onların yahudi işgalinden kurtardıkları bölgeleri ellerinden alıyor, sonra oraları tekrar yahudilere teslim ediyorlardı. Bu sayede yahudiler 1948 olaylarında sınırlarını daha da genişleterek bugün "yeşil hat" olarak adlandırılan hattın içinde kalan bölgelerin tamamına hâkim oldular. (http://www.vahdet.com.tr/isdunya/dosya2/0449.html)
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
İlgili Konular
Tarih - Yaşamöykü-Anı-Mektup
Tarih - Diğer
Tarih - Osmanlı Tarihi
İlgili Konulardan Kitaplar
Osmanlının İzinde Haremde Dört Kadını Anlamak
Adrianopol'den Edirne'ye
Osmanlı İmparatorluğu'nda Madenciler ve Devlet
Kitapla İlgili kişiler
Halit Özkan (Çeviren)
Geçtiği diğer
6
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
Klasik Yayınları
için
81
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Osmanlı Filistininde Bir Posta Memuru
Cemaleddin Afgani'nin Hatıraları
Beyrut Şehremininin Anıları (1908-1918)
Bir Osmanlı-Arap Gazetecinin Anıları
İttihatçı Bir Arap Aydınının Anıları
Emir Şekib Arslan
Edebiyat
Roman
Tarihi Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Psikiyatri ve Psikanaliz
Kişilik ve Zeka
Psikoloji
Tarih
Uygarlık Tarihi
İslam Tarihi
Araştırma ve İnceleme
Felsefe ve Düşünce
Yakınçağ ve Modern Felsefe
İslam Felsefesi
Antik Felsefe
Düşünce Tarihi
Politika
Siyasi İdeolojiler
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
Devlet Yönetimi
Siyasi Tarih
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Fantastik
Eğlenceli Eğitim Kitapları
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Sınavlara Hazırlık Kitapları
Gramer ve Dilbilgisi
Diğer
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Hıristiyanlık
Tasavvuf
Kültür Sanat
Tiyatro
Resim ve Resim Üzerine
Sinema
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Spor
İnanışlar ve Fraksiyonlar
Biyografi ve Otobiyografi
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Siyasi Felsefi İslam
İslam Tarihi
Aile ve İnsan
Anne Baba Kitapları
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Kuram
İktisadi Düşünceler ve Teoriler
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Fizik
Teknoloji ve Mühendislik
Sağlık ve Tıp
Sağlıklı Yaşam
Beslenme ve Diyet
Yoga ve Meditasyon
Referans
Kişisel Gelişim
Gazeteci Kitapları
Kaynak Kitap
Tarım ve Hayvancılık
Gezi ve Turizm
Ülke ve Kent Rehberleri
Genel Konular
Kentler
Rehber
Hobi ve Eğlence
İçecekler Gurme ve Yemek Kitapları
Bulmaca ve Bilmece
Mizah
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012