Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Türk Tarih Kurumu Yayınları   Yedinci Dizi   Nevzat Artuç   Cemal Paşa - Askeri Ve Siyasi Hayatı
 
Cemal Paşa - Askeri Ve Siyasi Hayatı  
Nevzat Artuç
Baskısı yok

Yayinevi/DiziYayinevi: Türk Tarih Kurumu Yayınları
Baskı Tarih: 2008
Sayfa: 518

Bu kitaba oy verin:
Yorum Yaz


 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Türk Tarih Kurumu Yayınları
Dizi: Yedinci Dizi

Baskı Tarih: 2008

Sayfa: 518

Boyut: 16 x 24 cm

Hamur: 2

Etiket: Baskısı yok


Arka Kapak
Maziye baktığımızda bazı dönemlerin ve bu dönemlere damgasını vurmuş olan bazı şahsiyetlerin hafızalardan neredeyse silinmesi imkansız izler bıraktığını görürüz. Osmanlı Devleti'nin II. Meşrutiyet olarak adlandırılan son on yılını ve söz konusu döneme damgasını vurmuş olan Enver, Talat ve Cemal Paşaları bu bağlamda değerlendirebiliriz. Zira, 1908-1918 yılları arasını kapsayan ve Paşaların ön planda yer aldığı II. Meşrutiyet döneminde; çok partili siyasal rejime geçme yolunda önemli denemelerde bulunulmuş, Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık ve Türkçülük gibi fikir akımlarıyla tanışılmış, darbeler, suikast olaylarıyla karşı karşıya kalınmış, Trablugarp, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı'nın bizzat içerisinde yer alınmıştır. II. Meşrutiyet döneminin hakimi konumundaki İttihat ve Terakki Cemiyeti, yaşanan baş döndürücü iç ve dış gelişmelere karşı Osmanlı Devleti'ni ayakta tutmaya çalışmış, ancak uzak yılların birikimi olan çöküş sürecini engelleyememiştir. Osmanlı Devleti'nin son yıllarında yaşanan bu askeri, siyasi ve kültürel gelişmeler, Tarık Zafer Tunaya'nın deyimiyle, kendi döneminde olmasa bile kendisinden sonra kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti'ne paha biçilemez laboratuvar tecrübeleri kazandırmıştır.

Son yıllarda ülkemizde, Ortadoğu ve Balkanlar'da yaşanan gelişmeler, bu gelişmelerin kaynağı durumundaki II. Meşrutiyet dönemine, bu dönemin tartışmasız en önemli aktörü konumundaki İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne olan ilgi-alakayı artırmıştır. Bu nedenle belirli bir süre ihmal ettiğimiz yakın tarihimizin açıklığa kavuşturulmasına yönelik kaleme alınan eser sayısında ciddi artışlar görülmüştür. Ancak üzülerek belirtmeliyiz ki bu eserlerin önemli bir kısmı kulaktan dolma bilgilerden, dedikodulardan ve ülkemize zarar vermek isteyen kasıtlı yayınlardan oluşmaktadır. Öte yandan bilimsel olduğu iddia edilen çalışmaların önemli bir kısmında uzun ve yorucu arşiv çalışmaları ile gazete koleksiyonlarının taranması gözardı edilmiş, bunun yerine ikinci-üçüncü elden kaynaklarla yetinilmiştir. İşin daha da vahim kısmı ise yapılan sınırlı arşiv çalışmalarında elde edilen arşiv belgeleri sorgulanmadan, somut gerçeklere ulaşılmadan aktarma yoluyla okuyucuya sunulmaya çalışılmıştır. Bu durum okuyucuyu sıktığı gibi, döneme ilişkin gerçeklerin ve objektif değerlendirmelerin ortaya çıkarılmasını engellemiştir.