Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Deccal
Gençliğin Gözyaşları
Ruhçözümlemesinin Tarihi
Hitler Sürgünleri
Sigmund Freud'un Misyonu
The Sound Of Fishsteps
Yoldaki İşaretler
Düş Hırsızlarına Karşı
Gece Yarısını İki Geçe
Türk'ün Kurtuluş Yolu
Kitap
İthaki Yayınları
Nietzche Bütün Yapıtları Dizisi
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Deccal
Deccal
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Baskısı yok
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
Yayinevi:
İthaki Yayınları
Sayfa:
168
Bu kitaba oy verin:
(8 oy)
Yorumları oku
Yorum Yaz
Paylaş
|
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
İthaki Yayınları
Dizi:
Nietzche Bütün Yapıtları Dizisi
Sayfa: 168
Boyut: 13,5x21
Etiket:
Baskısı yok
Arka Kapak
Bu kitap en azlarındır. Belki de onlardan hiçbiri yaşamıyor daha. Onlar, benim Zerdüşt'ümü anlayanlar olacaklar: kendimi, daha bugünden işitilecek kulaklar bulanlar ile nasıl karıştırabilirdim ki? Ancak öbürgündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar.
Kişinin beni anlamasının, hem de zorunlukla anlamasının koşulları, -bunları pek iyi bilirim. Benim yalnızca içtenliğime, tutkuma dayanabilmek için, düşünsel konularda katılık kertesinde dürüst olması gerekir kişinin. Dağlarda yaşamaya alışkın olması gerekir- çağın siyasetinin ve halkların çıkarcılıklarının sefil gevezeliğini kendi altında görmeye.
Son Eklenen Yorumlar
2 kişiden 2'si bu yorumu beğendi:
KİLİSE “YOZLUĞU BULAŞTIRMADIK HİÇBİR ŞEY BIRAKMAMIŞTIR”:
, 14 Nisan 2008
Gönderen:
Selim Çörekçi
(İstanbul / Türkiye)
“HER HAKİKATİ BİR YALAN YAPMIŞTIR”
1) NIETZSCHE VE DECCAL ÜZERİNE KISA BİLGİ
“Friedrich Wilhelm Nietzsche, 15 Ekim 1884’de, Kuzey Doğu Almanya’nın, babasının papaz olduğu küçük bir kasabasında, Röcken’de doğdu. … Yüksek öğrenimi için önce teoloji okumaya başlayan Nietzsche, hocası bilgin Ritschl’in etkisiyle filolojiye, özellikle de Eski Yunan incelemelerine kaydı. Leipzig ve Bonn üniversitelerinde okuduktan sonra, henüz doktorasını bile vermemişken, 1869 yılında (yirmi beş yaşındayken İsviçre’nin Basel Üniversitesi’nin Klasik Filoloji Kürsüsü’ne olağanüstü Profesör olarak çağrıldı.
… 1889 yılının ilk günlerinde, Torino’da, sokakta kırbaçlanan bir beygirin boynuna sarılıp ağlamaya başlayan düşünür, öğrencilik yıllarında aldığı … mikrobu sonucu olduğu tahmin edilen çılgınlığa gömüldü. 1900 yılına dek tinsel karanlık içinde bitkisel denebilecek yaşamını sürdüren Nietzsche, etkileri kendisinden sonraki yüzyılda yaygın olacak düşünce ürünlerini geriye bırakarak 25 Ağustos’da [1900] ‘bengiliğe’ göçtü…”
(Oruç Aruoba’nın, Nietzsche’nin Deccal tercümesine yazdığı tanıtım notundan)
“Nietzsche, Antichrist’i [Deccal’i] dört hafta içinde, 3-30 Eylül 1888 günleri arasında yazdığını söyler. Yaratıcı güçlerinin doruğunda, olağanüstü bir verimlilik içinde bulunan yazar Nietzsche için, bu pek zor bir iş değildi; …” “… Bu ‘tek solukluk’ metin, [Deccal] düşünürün yaşamı boyunca geliştirdiği düşünüş ve bakış biçimlerinin, sanki, imbiklenmiş, ‘konsantre’ edilmiş özetidir. Burada Nietzsche’nin hangi “değer”leri nasıl “yeniden değerlendirdiği”, apaçık ortaya konmuştur…” ) (s. 103-104)
“DECCAL: Yeni Ahit’teki “Antihristos” sözcüğü, İsa’nın (Jesus’un), ‘beklenen’ “Mesih” (“Hristos”) olduğunu yadsıyan, anlamına gelir. (Bkz. 1 Yuhanna 2, 18-22: 4, 3: 2 Yuhanna 7) Almanca biçimi, hem İsa’nın kendisine, hem de ‘Hristiyan olan’a “karşı” olmayı belirtir. Bizim verdiğimiz “Deccal” karşılığı, biraz Müslüman bir ‘ton’ içerse de, genel olarak “kıyamete yakın zamanda ortaya çıkacak fenalık timsali kişi” anlamına (Nietzsche’nin bazı yerlerde Zerdüşt tipine de yakıştırdığı anlamda) yakın düşüyor.” (s. 109-110)
(Oruç Aruoba’nın, Nietzsche’nin Deccal tercümesine eklediği ”Ekler-Notlar” bölümünden, Bkz: Friedrich Nietzsche, Deccal, Çeviren: Oruç Aruoba, İthaki, İstanbul, 2003)
***
2) NIETZSCHE'NİN DECCAL KİTABINDAN ALINTILAR:
"... Rahipler ... Yahudilerden bu yana, "tanrı", "tanrının iradesi", "tanrının vahiy"si kavramını ortaya sürme kurnazlığını göstermişlerdir. Kant bile, Kesin Buyruğu'yla, aynı yolu tuttu: Bu noktada onun Akıl'ı Pratik hale geldi. -Öyle sorular vardır ki, bunların doğruluğu ve doğru olmaması konusunda karar vermek insanın elinde değildir; bütün yüksek sorular, bütün yüksek değer sorunları, insan aklının ötesindedir... Aklın sınırlarını kavramak -budur ilkin sahici felsefe.. Tanrı insana niye vahiy indirdi? Tanrı gereksiz, boş bir şey yapabilir mi? İnsan kendiliğinden iyi ve kötünün ne olduğunu bilemez, tanrı bu yüzden ona kendi iradesini gösterdi.. Çıkarılacak ders: rahip yalan söylemiyordur, -onun söz konusu ettiği şeyler üzerine "doğru" ya da "doğru değil" soruları, yalan söylemeye hiç mi hiç elvermez. Çünkü yalan söyleyebilmek için, burada neyin doğru olduğuna karar verebilmek gerekir. Oysa insan tam da bunu yapamaz; böylece, rahip tanrının sözcüsüdür sadece. ... -"Yasa", "tanrının iradesi", "kutsal kitap", "ilham" -hepsi yalnızca, rahibin güce ulaşmak için , gücünü ayakta tutmak için gereksediği koşulları niteleyen sözcüklerdir, -bu kavramlar bütün rahip örgütlerinin, bütün rahipçe ya da felsefi-rahipçe iktidar kuruluşlarının temelinde yatar. ..." (s. 83-84)
(Kaynak: Friedrich Nietzsche, Deccal, Çeviren: Oruç Aruoba, İthaki, İstanbul, 2003)
“… Hıristiyan Kilise'si yozluğu bulaştırmadık hiçbir şey bırakmamıştır, her değeri bir değersizlik, her hakikati bir yalan, her dürüstlüğü bir ruh alçaklığı haline sokmuştur. ..." (s. 97)
“...-Kilise'nin biricik etkinliği olarak asalaklık; uçuk benizlilik, "kutsanmışlık" idealiyle, her kanı, her sevgiyi, her yaşam umudunu emip yutmak; her gerçekliği değilleme istemi olarak, …; şimdiye dek kurulmuş en yeraltı komplo'nun nişanesi olarak, haç, -sağlıklılığa karşı, güzelliğe, nasipliğe, yürekliliğe, tine, ruh iyiliğine karşı, yaşamın kendisine karşı...” (s. 98)
(Kaynak: Friedrich Nietzsche, Deccal, Çeviren: Oruç Aruoba, İthaki, İstanbul, 2003)
"... İnsanın evcilleştirilmesi papazların icadıdır; bu işin tekniği içgüdülerin bastırılması ve günah kaygısıyla suçlanmasıdır (Erk İstenci, I 187). Nietzscheci seçme ise, tersine, içgüdüleri yüceltmeye, tinselleştirmeye çalışır (Tan Kızıllığı, 111). ...
Erk istenci eğitimi -gördüğümüz gibi yorumlanmasına da paralel olarak- ilk başta bedenin kendisini içerir. "Aptal ahlakçılar daima mükemmelliyetçiliği vaaz ettiler, ama aynı zamanda bunun fiziksel temelini -bedenin soylulaştırılması- yardıma çağırmadılar." (Defterler, 288-289.) Ama, "zayıf ve sinirli bir karaktere bağlı en yüksek tin; işte ortadan kaldırılması gereken. Hedef: Yalnızca beynin değil, tüm bedenin mükemmelleştirilmesi." (Erk İstenci, II 328) [Granier, s. 128]
"... büyük politika, üstinsan idealine yönelik Dionysosçu eğitimi teşvik eden dünya çapındaki yönetimi tarihsel insani topluluklar düzeyinde kurmanın aracıdır: "Bugüne dek bin farklı amaç oldu, çünkü binlerce halk vardı. Eksik olan şey, bu binlerce enseden geçen zincirdir, eksik olan şey tek bir amaçtır. İnsanlığın henüz bir amacı yoktur." (Zerdüşt, 141.) [Granier, s. 132-133]
"... "Fatihin, yasa koyucunun ve sanatçının doğalarının özdeşliği - maddenin içinde aynı tarzda ifade oluş; en aşırı enerji [...]. Bu dünyada yaşamayı tolere edebilmek amacıyla dünyayı dönüştürmek; işte devindirici içgüdü budur." (Erk İstenci, II 260.) ..." [Granier, s. 99]
"... "En yüksek ilişki, bu kez de yaratıcı ile işlediği malzemenin ilişkidir." (Erk İstenci, I 210.) Erk istenci, biçimlerin serbestçe oluştupğu alanda gelişen bir yarışmadır. Ama her biçim bir gücün dışsallaşmasıdır. İnşa, güç gerktirir. Yaratıcı, der Nietzsche, "gücü fazla gelen insandır" (Erk İstenci, I 34). Erk istencinin inşa edeci olduğunu söylemek, bu durumda, özgürlük ve hakimiyet kavramlarını yeniden tanımlamaktır.; artık bu kavramlar, gücün bir maddenin sanat eserine dönüşümü olarak yorumlanmasını hizmetinde, işbirliği ederler: "Fethetmek - bir 'güç fazlalığı'nın zorunlu etkisidir: yaratma ya da döllenme edimiyle aynı aynı şeydir, dolayısıyla kişinin kendi imgesinin yabancı bir malzemenin içine dahil olmasısıdrıo. Bu nedenle, üstün insan yaratmak zorundadır, yani kendi üstünlüğünü ya efendi olarak ya da sanatçı olarak ötekine dayatmalıdır." (Defterler, 243.) [Granier, s. 110-111]
"... en uygun ifade, Nietzscheci tefekkürün tam anlamıyla felsefi hakikatini, Nietzsche'nin şu tanımda yaptığı gibi Varlığın himayesi altında görkemli biçimde yerleştirrrek koruyan ifadedir: "Varlığın emn mahrem özü, erk istencidir." (Erk İstenci, I 217.) ("Wenn das innerste Wesen des Seins Wille zur Macht ist", Werke XVI 156.) .." [Granier, s. 108]
"... "Gücü aramadığım yerde buldum; sıradan, yumuşak ve nazik insanlarda, tahakküme ne ufak eğilim göstermeyen insanlarda buldum - ve, tersine, tahakküm etmek zevki de bana çoğu zaman içsel bir güçsüzlük işaerei olarak geldi; bu kişiler kendi köle ruhlarından çekinerek bunu bir krallık paltosuyla örterler (sonunda kendi yandaşlarının, ünlerinin vs. kölesi olurlar) Güçlü doğalar, parmakları kaldırma ihtiyacı bile duymadan hüküm sürerler, bu bir zorunluluktur; sağlıklarında bir kulübeye gömülmüş olsalar bile..." (Erk İstenci, II 268) ..." . [Granier, s. 106-107]
"... Nietzche bizi uyarır: “Tetikte durun, üstün insanlar. Bugün bence dürüstlükten daha değerli ve daha ender bulunur hiçbir şey yoktur.” (Zerdüşt, 559.)
… “… doğru olmak, “ister canlı olsun ister ölü, ister gerçek olsun ister imgesel, her bir nesneye hak ettiğini vermektir” (İnsanca, Pek İnsanca, II 204.)…” [Granier, s. 92]
"... "Size üstinsanı öğretiyorum. İnsan aşılması gereken bir şeydir." (Werke VI 13.) ... "İnsanın büyüklüğü bir terim değil köprü olmasındadır; İnsan'da sevilebilecek olan şey, geçiş ve yitim olmasıdır." (Zerdüşt, 57.) Ve: "Telegf olma pahasına yaşamayı bilenleri seviyorum, çünkü telef olarak kendilerini aşıyorlar."" [Granier, s. 129]
“… Dahası, diye tekrarlar Nietzsche: “En ciddi kaygımız, her şeyin oluş halinde olduğunu anlayabilmek, birey olarak kendimiz inkâr edebilmek, dünyayı olası en fazla sayıda gözle görebilmektir.” (Erk İstenci, II, 177-178.) [Granier, s. 93]
“… “Kısacası, her şeyin üzerinde yükseldiği temel hatayı gayet iyi ayırt edebiliriz (çünkü çatışkılar düşünülebilir), ama bu hata ancak yaşamla birlikte yok olabilir; her şeyin ezeli akışının hakikati olan son hakikat, bizim dahil olmamıza katlanamaz; (yaşama hizmet eden) organlarımız hata amacıyla yapılmıştır.” (Erk İstenci, II 178.)” [Granier, s. 96]
“… Kısacası, “insanlığı kendini aşmaya zorlayabilmek için yönetmeli; kendini aşmasını sağlamalı ve bunu yaparken de, insanlığı –katlanabilecek olanlar hariç- yok edecek doktrinler kullanılmalı” (Erk İstenci, II 285).” [Granier, s. 43]
(Kaynak: Jean Granier, Nietzsche, Çev. Işık Ergüden, Dost Kitabevi, Ankara, 2005.)
"… Hıristiyanlığın s a h i c i tarihini anlatıyorum. – Daha "Hristiyanlık" sözcüğü bile bir yanlış anlamadır – aslında, tek bir Hıristiyan vardı, o da çarmıhta … yalnızca Hıristiyanca bir pratik, çarmıhta … yaşadığı g i b i yaşanmış bir yaşam, Hristiyancadır… Bugün de olanaklıdır böylesi bir yaşam, hatta bazı insanlar için zorunludur: sahici, kaynaktan Hıristiyanlık bütün zamanlarda olanaklı olacaktır… Gerçekte, Hıristiyan diye birisi yoktur. "Hıristiyan", iki binyıldır Hıristiyan adını taşıyan şey, psikolojik bir kendini yanlış anlamadan başka bir şey değildir."
(Friedrich Nietzsche, Deccal, Çeviren: Oruç Aruoba, İthaki, İstanbul, 2003, s. 54.)
"En yaygın yalan, kişinin kendi kendine söylediği yalandır; başkalarına yalan söylemek, göreceli olarak ender bir durumdur."
(Friedrich Nietzsche, Deccal, Çeviren: Oruç Aruoba, İthaki, İstanbul, 2003, s. 82.)
"… Nietzsche, kişisel olarak, bu gerçek Hıristiyanlıktan yana görüş belirtmez; çünkü bu, gerçekten de, İsa'ya dair net bir yargıda bulunmayı gerektirir; oysa, bu açıdan Nietzsche'nin yargıları aşikâr bir sempatiye rağmen muğlak kalmaktadır (üstelik bu sempati delilik krizi vesilesiyle patlak verecek bilinçdışı bir özdeşleşmeyle de beslenecektir; Nietzsche, bu dönemde, adına yazılmış pusulalarını, çok açınlayıcı bir şekilde, "Çarmıha Gerilmiş" diye imzalayacaktır). İsa'nın kişiliğinin ve İncil'in bazı yanlarından etkilenmiştir, ama varoluş sorununun çözümünü açıkça bir başka yönde aramaktadır."
(Jean Granier, Nietzsche, Çev. Işık Ergüden, Dost Kitabevi, Ankara, 2005, s. 66.)
"Biz bugün, artık gelmeyecek olan ve henüz gelmemiş olan arasında duruyoruz. …"
"Evren anlamsız görünmektedir – ama bu sadece geçici bir merhaledir."
Güç İsteği ve Neşeli Bilim
“[Ben] … Avrupa'nın ilk mükemmel nihilisti, ancak, bütün bir nihilizmi baştan
başa, sonuna kadar yaşamış haldeyim, nihilizmi tamamen geride bir kenarda bırakacak ve
kendi kendisinin dışına atacak kadar (PP 3)."
(Nietzsche'nin yukarıdaki cümlelerinin alındığı kaynak: Ken Foldes, "The Meaning of the Present Age: The Final Stage of Mankind's Education – From Nihilisim to Kingdom Come", (http://www.bu.edu/wcp/MainReli.htm)
""Hatta hiçlik bile yoktur - yalnızca işe yaramaz olan, saçma, hastalıklı, yorgun
olan; varlığın boşalmış maşrapası içindeki her çeşit tortu." (Tan Kızıllığı, 159)."
(Jean Granier, Nietzsche, Çev. Işık Ergüden, Dost Kitabevi, Ankara, 2005, s. 38.)
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Friedrich Wilhelm Nietzsche
Yazarın diğer kitapları
Ecce Homo İnsan Nasıl Kendisi Olur
Gezgin ile Gölgesi
Ecce Homo
Deccal - Sahte İsa
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Dionysos Dithyrambosları
Dionysos Dithyrambosları (Ciltli)
Güç İstenci
Friedrich Nietzsche Toplu Eserleri 19 Kitap Takım
Ahlakın Soykütüğü
İnsanca, Pek İnsanca
İşte Böyle Dedi Zerdüşt (Ciltsiz)
Nietzsche Mektuplar 1
Ahlakın Soykütüğü Üstüne
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Yazarın bütün(119) kitaplarını göster
Yaşam Öyküsü
15 Ekim 1844'te doğmuştur. Babası olan Karl Ludwig Protestan Kilisesinde papazdı. Doğumu Prusya Kralı 4. Friedrich Wilhelm'in doğum gününe rastladığı için adı Friedrich Wilhelm olmuştur. Çocukluk yıllarını en büyük üzüntüsü babasının sağlık durumunun genelde kötü oluşudur. Babası Karl Ludwig 1849'da hemen hemen körleşmiş olarak ölür. Babasının ölümünden sonra çocukluk yıllarını annesi, kız kardeşi ve teyzesinin yanında geçirmiştir. Hayatında kadınların önemli etkisi nedeniyle daha sonra kadınlar hakkında oluşan görüşlerinde bu yılların etkisinin olduğu söylenir. Çocukluğunda "küçük papaz" olarak adlandırılan Nietzsche 25 yaşına geldiğinde filoloji profösörü olmuştur. Felsefeye ilgisi ağır basar ve hayatını sağlık sorunları nedeniyle malülen emekli olduktan sonra kitap yazarak sürdürmeye başlar. Sağlık sorunları nedeniyle sürekli Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde hayatını sürdüren Nietzsche yetersiz tanıtım nedeniyle kitaplarına da zor okuyucu bulmuştur. Felsefesini anlattığı kitapları yaşamının sonuna doğru ve öldükten sonra popülarite kazanmıştır. Nietzsche "zamanından önce doğmuş biriyim" diyerek bunu daha önceden görmüştür. Sonunda 1888-1889 kışı süresince görenlerin şaşırdıkları olaylar meydana gelmiş, öyle ki Nietzsche'nin, sahibinin dövdüğü bir atı korumak için önüne geçip, daha sonra ağlayarak atın boynuna sarılıp öptüğü bile görülmüştür. Nietzsche 1889'un ilk günlerinde zihinsel yetilerini tümüyle kaybeder. Çıldırmasının nedeni öğrencilik yıllarında yakalandığı frenginin ilerleyerek üçüncü evreye girmesine bağlandı. On bir yıl boyunca bitkisel denebilecek bir hayat sürdü. 25 Ağustos 1900 tarihinde hayata gözlerini yumdu.
İlgili Konular
Felsefe ve Düşünce - Nietzsche
Felsefe ve Düşünce - Nihilizm
Felsefe ve Düşünce - Filozoflar
İlgili Konulardan Kitaplar
Platon ve Kadın
Aristoteles
Cemil Meriç'in Psikolojisi
Kitapla İlgili kişiler
Oruç Aruoba (Çeviren)
Geçtiği diğer
36
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
İthaki Yayınları
için
848
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Sakıncası
David Strauss, İtirafçı ve Yazar
Gezgin ve Gölgesi
İnsanca, Pek İnsanca 2
İnsanca Pek İnsanca 1
Dionysos Dityrambosları
Daha
Edebiyat
Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
Tarihi Roman
Çocuk Kitapları
Hikaye ve Öykü
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Masallar
Tarih
Araştırma ve İnceleme
Uygarlık Tarihi
Anı ve Seyahatname
Politika
Siyasi İdeolojiler
Siyasi Tarih
Devlet Yönetimi
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikiyatri ve Psikanaliz
Psikoloji
Felsefe ve Düşünce
İslam Felsefesi
Deneme
Antik Felsefe
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Çocuk Eğitimi
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Pazarlama ve Satış
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Reklamcılık
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Doğu Dinleri ve Düşünceleri
Biyografi ve Otobiyografi
Aile ve İnsan
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Anne Baba Kitapları
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Alevilik
İslam Tarihi
Kültür Sanat
Tiyatro
Sinema
Müzik Eğitimi ve Öğretimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Mitolojiler
Tasavvuf
Sağlık ve Tıp
Beslenme ve Diyet
Sağlıklı Yaşam
Yoga ve Meditasyon
Meditasyon ve Yoga
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Teknoloji ve Mühendislik
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Yöneticilik
Yaşamöykü/ Anı/ Mektup
Sosyal Bilimler
Toplumsal İncelemeler
İnsan ve Toplum
Siyasal Düşünceler
İnceleme ve Araştırma
Kampanyalar
Sağlıklı Yaşam
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012