Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Cinius Yayınları   Anı   Babür Hüseyin Özbek   Denizdekiler
 
Denizdekiler  
Babür Hüseyin Özbek
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 17,00 TL
NetKitap Ederi: 10,20 TL
telefondan alışveriş 104412

Yayinevi/DiziYayinevi: Cinius Yayınları
Baskı Tarih: Ekim 2010
Sayfa: 272
Indirim: %40

Bu kitaba oy verin: (7 oy)
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Cinius Yayınları
Dizi: Anı

Baskı Tarih: Ekim 2010

Sayfa: 272

İndirim: %40

Boyut: 13,5x19,5cm

Hamur: 2

Etiket: 17,00 TL

NetKitap Ederi: 10,20 TL


Arka Kapak
18.000 dw. tonluk Türk bandıralı bir dökme yük gemisi; yükünü Venedik, Portomarghare limanında boşaltmış ve boş olarak Odesa’ya intikale geçmişti. Gemi, Mora yarımadasının güneyinden Ege Denizi’ne giriyordu. Bundan sonra rota bazı değişikliklerle, Çanakkale Boğazı girişindeki Mehmetçik Feneri’ydi. Dönüş tamamlanmış, rüzgar da pruvadan değil, iskele baş omuzluktan gelmeye başlamıştı. Hava nemli sayılırdı.


Bülent Kaptan’a kamara dar geliyor, lumbuzdan baş üstüne, ufuklara bakıyor, ama görmüyordu. Aşkın, tutkunun bu denli kendisini esir edeceğini, gönlünü Odesa’daki Nadya’ya kaptıracağını bilemezdi. Karısı Nilgün, oğlu ve evi Onun için şimdilerde bir şey ifade etmiyordu.

* * *

-Orta Ege’de; M/V MAVİ UFUKLAR’a Yunan Sahil Güvenliğin müdahalesi.
-1997-98 tarihlerini kapsayan bir dönemde, gemi zabit salonunda bir Güven Erkaya tartışması; III.Kaptan’ın salondan kovularak işine son verilmesi.
-30.Ocak.1985’te, SığAacık Körfezi’nde batan tank çıkarma gemisi Ç-136’da şehit olan 40 denizcinin, can yelekleri neden görev yapmadı? Suçlu kim?
- Rembetika, Yunan kahvesi frappe, Theodoros Kolokotronis, Küçük Asya Felaketi, (Atina) Omonia Meydanı...
-Novorosisk-Rio De Jenerio seyri (6447 deniz mili)
(Bu seyirlerde pembe anı yok)

* * *



-Bahriyemizde harp edecek 50 gemi (yardımcılar hariç) yok; ama 50’nin üzerinde amiral var , neden?
-Kaptan Bülent’in, Odesa, Oçekov’daki büyük aşkı Nadya’nın yazlığında gördüğü; 3Nisan1915’te Odesa açıklarında batan HAMİDİYE KRUVAZÖRܒne ait “antik lumbuz kalıntısı” sizi etkileyebilir, duygu sağanağına sokabilir.
-M/V MAVİ UFUKLAR’da yaşayan 24 kişilik personelin şahsında; Türk ticaret bahriyesinin gemilerindeki personel yaşamı, beklentileri, zorlukları, psikolojik yapıları ve maaşları...
-Okyanusa hiç çıkmamış amiraller ve Çetin ALTAN.


Kitabın İçinden
Ve konuşmasına devamla:
“İşte bu kişiyi tanıdıktan ve dinledikten sonra, ne zaman Ege’nin bu bölgesinden geçsem o kötü anılarım depreşir; sanki kendim de yaşamışım gibi duygulanırım. Bana anlatılanların ne kadarı doğru, ne kadarı eklenmiş bilmiyorum ama bir facia gerçeği var Bu facia eğer doğruysa hangi ihmaller tetikledi? Yoksa, her şey doğal akışında oldu da büyütülüyor mu? Kimbilir?
Rota kuzeye döndüğü için Sakız Adası’nın batısına doğru ilerliyoruz. Adanın tam güneybatısındayız. Seferihisar-Doğanbey de denilen Sığacık Körfezi 48-55 mil doğumuzda. Tam da facianın olduğu bölgenin yakınlarında.
Yıllar önce Deniz Kuvvetleri planlı tatbikatlarından ‘Deniz Kurdu 1/85‘i icra etmeye devam ediyor. Tarih; 29 Ocak’ı 30 Ocak 1985’e bağlayan gece sabaha doğru; hava berbat, çok kötü. Sayılı fırtınalardan, Ayandon fırtınası kasıp kavuruyor.
O gece, içinde 51 kişi olan (bazı kaynaklar 50 diyor) bir tank çıkarma gemisi L.C.T. (Ç-136), sabaha doğru batıyor. Hava şartları çok sert, çevresindeki gemilerin yardımını zorlaştırıyor. 39-40 kişi -çoğu er- şehit oluyor. Denizden sadece iki ceset çıkarılıyor, diğerleri ise kayıp. On bir kişiden çoğunu, o tatbikatta bulunan çevredeki Hisar sınıfı gemiler kurtarıyor.
Buraya kadar olan bilgiler, gazetelerden ve o günün olaylarını duyup bilenlerin anlattığı şeylerden oluşuyor. Ve onlarla, birebir örtüşüyor.
Tanıdığım Faik Çarkçı; hatırlayabildiğim kadarıyla, bu konu açılınca aşırı bir üzüntüyle sarsılıyordu. Kim bilir, belki aile fertlerinden biri veya sevdiği bir dostunun, er oğlunun da ölenler arasında olabileceğini zannediyorum. O zaman aklıma gelmedi, keşke duyarlılık sebebini sorsaydım dediğim olur hep
İşte onun kafaları karıştıran iddialarından bende kalanlar:
Anadolu’dan getirilen, belki de hiçbiri yüzme de bilmeyen, bu karacı erler nasıl seçilerek o Ç-136’ya kondu?
Şehit olanların; daha sonra yapılan kontrollerde, can yeleklerinin görev yapmadığı, hemen su aldığı, son kullanma tarihlerinin geçtiği tespit edildi mi?
Bu tip can yeleklerinin; o tarihten sonra donanmadan toplanıp, bir daha kullanılmadığı doğru mu?
Kurtulanların can salında oldukları için yaşadıkları söylendi; gerçeklik payı ne?
9-10 şiddetindeki havaya; bu tip çıkarma gemilerinin dayanmama ihtimali olduğu hiç hesaplanmadı mı? İlla facia mı yaşanmalı ki ders alınsın
Açılan soruşturmada amirallik sırası bekleyen Komodor’un, daha sonra emekli olduğu söyleniyor, diğer sorumlular için dava açıldı mı? Açıldı ise sonuç ne?
O tarihte Mersin’de olan, Çıkarma Filosu Komutanı Amiral terfi etti; sonra yine terfi etti ve Deniz Kuvvetleri Komutanı oldu. Burada sual sormuyorum; biliyorum, oldu. Merak eden gazetelere, arşivlere bakabilir,” dedi.
Faik Çarkçı, bunlar gibi araştırdığı, ama cevaplandıramadığı birkaç sual daha sordu; ama zaman hafızamdan sildiği için şimdilerde hatırlamıyorum.

***

İlk kontratlarım Arjantin’in Buenos Aires ve Uruguay’ın Montevideo limanları ile, Uzak Doğu’da Çin’in Şanghay ve Hindistan’ın Bombay(Mumbai) limanları arasındaki bitmek tükenmek bilmeyen uzun seferlerdi. Güney yarımkürede Arjantin’den aldığınız yük ile Atlas Okyanusu, Güney Afrika’nın güneyi ve Singapur üzerinden Çin limanlarına ulaşıyorsunuz.
O günler, geceler bitmek bilmiyor. Güneş doğuyor, batıyor; siz hala gidiyorsunuz.
Ekvator çizgisindeki seyirlerde, hem sıcak ve hem de aşırı bir nem oluyor. Bu, aylara ve mevsimlere göre de farklılıklar gösteriyor. Ki sizin tabiata karşı, denizde ve geminin makine dairesinde gösterdiğiniz dirençle bazen kesişiyor, bazen de sigortalarınız daha fazla yük kaldırmıyor ve atıyor. Bazen birkaç ayda aşırı zayıflıyor, bazen de beklenmedik şekilde, -bünyeniz sürekli değişen iklim şartlarına ayak uyduramadığından- aşırı kilo alıyorsunuz.
İlk kontratım 6.5 ay sürdü. Hala gördüğümde saygılarımı sunduğum ve kendisinden hayat dersi de aldığım, mektepli, dünya iyisi bir Süvari vardı. Personel uyumlu, hem işbirliği içinde hem de arkadaşça kaynaşmış, tam bir ‘uzak sefer’ personeliydi. Bu canlı ve uyumlu uzun seferlerde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordunuz. Yorulsanız da, üzülseniz de, evinizden iyi haber alamasanız da çok zor gelmiyordu.”

***

“Diğer iki kontrat ise sıkıntılıydı. Dönüp geriye baktığımda hatırladığım: boktan geçen günler, geceler, fırtınalı havalar; sert denizlerin kendini hissettirdiği, insanın haletiruhiyesini ezdiği berbat aylar.


***

35 sene denizde çalrsan olaca bu Acaba eve gittiim zaman da böyle krc m oluyorum? Beni aylarca özlemle, hasretle bekleyen eim ve çocuklarm da üzüyor muyum?
Öf… Skldm, yoruldum, çekilmez bir insan oldum çktm.
Hanm:
"Sen uzun seyirlerden döndüün zaman evin içini iki üç gün baka bir koku kaplyor; bunlar denizden getirdiin kirli çamarlarn kokusu ile izah edilemez. Baka bir ey olmal. Bizden uzak kaldn aylarda bu kokunun tekrar gelmesini ben ve çocuklar çok istiyoruz, özlemle bekliyoruz," der hep.
Tabii, o kokuda ben varm, geminin ve benim gemiden, kamaramdan sinmi ve eve kadar uzanm kokum var. Yosun kokusu var… Ve evet denizin üzerime, eyalarma sinmi kokusu var. Zira ben aylarca ak gemisi ‘Love Boat’ta çalmyorum. Bunu anlamak için 5-6 ay denizlerde, okyanuslarda dolamak, frtnalara boulmak ve psikolojisi bozuk insanlar tanmak, bilmek gerek.