Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Frankfurt Okulu
Frankenstein - Yaşayan Ölü 3. Kitap
Frankenstein
Frankenstein
François Truffaut
Francisco Sanctis'in Uzun Gecesi
Francis Bacon - Duyumsamanın Mantığı
Français Dictionnaire Cep Sözlüğü
Fragmanlar
Four Seans Istanbul From 1000 Feet (Ciltli)
Kitap
Doğu Batı Yayınları
Felsefe Dizisi
Frankfurt Okulu
Frankfurt Okulu
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 28,50 TL
NetKitap Ederi:
22,80
TL
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
60420
Yayinevi:
Doğu Batı Yayınları
Baskı Tarih:
Şubat 2006
Sayfa:
528
Indirim:
%20
Bu kitaba oy verin:
(6 oy)
Yorumları oku
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
Doğu Batı Yayınları
Dizi:
Felsefe Dizisi
Baskı Tarih: Şubat 2006
Sayfa: 528
İndirim: %20
Boyut: 16x24cm
Hamur: 2
Etiket: 28,50 TL
NetKitap Ederi: 22,80 TL
Arka Kapak
Frankfurt Okulu, Batı düşünce tarihinin en bunalımlı yıllarında bir kırılma ânına rastlar. Bir grup entelektüel, kapitalizm ve faşizm için alternatif sayılabilecek dünya görüşlerini 'Frankfurt Okulu' çatısı altında bir araya toplamışlardı. Adorno, Horkheimer, Benjamin, Marcuse, Fromm (müteakiben Habermas) ve bu çevrenin diğer mensupları, geçmişin katı ve geleceğin umutsuz göründüğü bir zaman dilimi arasında sıkışmışlardı. Ama yine de Batı düşüncesini yeniden yorumlayabilecek kayda değer yapıtları onlar ortaya koymuştu. Aydınlanmanın Diyalektiği, Negatif Diyalektik, Pasajlar, Tek Boyutlu İnsan, Us ve Devrim, Minima Moralia gibi yapıtlar Frankfurt Okulu'nun 'opus magnum'larıdır.
Frankfurt Okulu üyeleri bir yandan 'Kapitalizmi konuşmuyorsanız faşizm konusunda da sessiz kalmalısınız' derken, diğer yandan dogmatik pozitivizme, bilimciliğe ve ortodoks Marksizme karşı çıkıyorlardı. Bu karşı çıkışın altında ise Batı düşünce geleneğince mütemadiyen tahrip edilmiş 'özne'nin güçlü isyanı vardı.
Frankfurt Okulu düşünürleri, Marx, Hegel ve Weber okumalarından estetik ve sanatsal görüşlere, ideoloji tariflerinden, popüler kültür ve medya eleştirilerine kadar birçok alanda etkili olabilmiş en verimli, en gözde ve aynı zamanda trajedi sesinin doruklara yükseldiği okullardan biridir.
Alanının en seçkin isimleri tarafından oluşan bu kitap Frankfurt Okulu'na nüfuz eden en kapsamlı, derinlikli makaleleri bir araya getiriyor.
İçindekiler
Label
Sunuş
Frankfurt Okulu ve Eleştirel Kuram
Frankfurt Okulu
Göran Therborn
Eleştirel Kuram ve Felsefe ile İlişkisi Üstüne
Thomas McCarthy
Modernlik ve Eleştirel Kuramın Çıkmazları
Seyla Benhabib
Frankfurt Okulu'nun Karl Mannheim ve Bilgi Sosyolojisi Eleştirisi
Martin Jay
Frankfurt Okulu'nu Yeniden Değerlendirmek: Martin Jay'in Diyalektik İmgelem'inin Eleştirisi
Douglas Kellner
Adorno & Horkheimer
Aydınlanmanın Diyalektiği'ni Alegori Olarak Okumak
Williem Van Reijen
Horkheimer'in Eleştirel Kuram Çözümlemesi: Epistemoloji ve Yöntem
David Held
Görüngübilim ve Eleştirel Kuram: Adorno
Fred R. Dallmayr
Benjamin
Tarihsel Materyalizm veya Siyasal Mesihçilik? "Tarih Kavramı Üstüne" Tezlerin Bir Yorumu
Rolf Tiedemann
Marcuse
Marcuse'yi Anlamak
Lucien Goldmann
Hegel ve Tarihsellik Üstüne: Marcuse
Robert B. Pippin
Fromm
Erich Fromm, Feminizm ve Frankfurt Okulu
Douglas Kellner
Habermas
Habermas'ın Geç Kapitalızme Dair Kriz Kuramı
David Held & Larry Simon
Eleştirel Kuramın Sosyal Bilimler Eleştirisi: Adorno'dan Habermas'a Değişen Bir Sorunsaldan Kesitler
H. T. Wilson
Anti-Semitizm
Yahudiler ve Frankfurt Okulu: Eleştirel Kuramın Anti-Semitizm Çözümlemesi
Martin Jay
Müzik
Müzik Sosyolojisi: Adorno ve Ötesi
W. V. Blomster
Yazarlar Hakkında
Son Eklenen Yorumlar
MİT VE AYDINLANMA’NIN DİYALEKTİĞİ:
, 10 Nisan 2008
Gönderen:
Selim Çörekçi
(İstanbul / Türkiye)
ÇÜRÜMÜŞ AKLIN "TEKBİÇİMLİK TERÖRÜ"YLE "DEMOKRASİ”NİN DOGMATİK ÖZ-YIKIMI
“Frankfurt Okulu’nu okumak, modernlik olarak adlandırdığımız son beş yüz yıllık süreçle hesaplaşmak anlamına gelmektedir; dolayısıyla Frankfurt Okulu bilim, ideoloji, yöntembilim, felsefe, teoloji, metafizik, tarih, iktisat, siyaset, sanat, edebiyat, estetik gibi çok farlı alanı kapsayan ve derin sorgulamalar yapmamıza olanak sağlayan bir çerçeve sunuyor. Bu derlemede yer alan makaleler de, Frankfurt Okulu’nu ve eleştirel kuramı tanımaya, çözümlemeye yönelik entelektüel ve kuramsal bir katkı sağlamayı amaçlıyor.
Erich Fromm, Herbert Marcuse, Walter Benjamin, Max Horkheimer, Theodor W. Adorno, Jürgen Habermas ve Frankfurt Okulu’nun diğer temsilcileriyle ilgili literatürün Türkiye’de giderek geliştiği gözlenmektedir. …”
(Kaynak: H. Emre Bağce, (Editör), Frankfurt Okulu , Doğu Batı Yayınları, 2006, Ankara, s. 13-14.)
‘AYDINLANMANIN DİYALEKTİĞİ'Nİ ALEGORİ OLARAK OKUMAK
(“The Dialectic of Enlightenment Read as Allegory”)
Willem van REIJEN
(Çeviren: H. Emre Bağçe)
1. ÖZ-YIKIM OLARAK MODERNLEŞME
2. ALEGORİ, MELANKOLİ VE POSTMODERNLİK ARASINDAKİ BAĞLANTILAR
3. AYDINLANMANIN DİYALEKTİĞİ'NDEKİ ODISSEIA BÖLÜMÜ
ODİSSEUS'UN KİŞİLİĞİ
SON DEĞİNMELER
"Odisseus'un gemisinde Sirenler'e karşı alınan tedbirler Aydınlanmanın diyalektiğinin önsezili alegorisini oluşturur.” (Horkheimer ve Adorno, 1972: 34).
Jürgen Habermas (1983), Aydınlanmanın ve demokrasinin ideallerinin gerçekleşmesine tipik bağlılıkla, kendisinin ‘Mit ve Aydınlanmanın Birbirine Dolaşması’ makalesinde Horkheimer ve Adorno’nun (1972) Aydınlanmanın Diyalektiği’ni çözümler. Habermas (1983: 412), Aydınlanmanın Diyalektiği’ni, kültürel modernliğinin rasyonel içeriğinin adil bir değerlendirmesini sağlamakta başarısız olmakla eleştirir. Bu eleştiriyi geliştirirken Habermas üç noktaya değinir: (1) Horkheimer ve Adorno’nun kabulünün aksine, bilimin ve onun içsel öz-yansımasının daima teknik açıdan yararlı bilgi üretiminin ötelerini zorladığı; (2) kitabın çağdaş demokratik devletlerde – onların eksikliklerini fark etmesine karşın – hukuk ve ahlâkın evrensel temellerinin atıldığını ihmal ettiği; ve (3) âdetlerden ve çıkar yönlerinden özgürleşen modern sanatta merkezsizleşmiş bireyselliğin kendini göstereceği özgürlük alanlarının yaratıldığını dikkate almadığı. Habermas’ın, Aydınlanmanın Diyalektiği’nin modernliğe adil davranmadığı şeklinde bahsettiği üç nokta bunlardır. Güç ve geçerlilik arasında bir ayrıştırma yapma olanağını gizlemekle, 'Evet' ve 'Hayır' önermeleri bağlamında bir duruş almak için ilgimizi anlamsızlık durumuna zorlar. Modernlik ve postmodernlik üstüne tartışmadaki temel anlaşmazlık noktası burada belirlenir. Bu noktaya açıklık kazandırmak için, en azından bir anlamda, bu makalede totalitenin anlamsızlığını sorgulamakla, düşünceye dair metaforik betimleme ve kalıplarından alegorik betimleme ve kalıplara bir geçiş olduğuna işaret edeceğim. Modernlik felâket olur. Daha ileri giderek, Benjamin'in trajedi çalışmalarının (Das Trauerspiel) bu bakış açıları için önemli bir esin kaynağı oluşturduğunu ve herhangi bir kimsenin Barok ve postmodernlik arasında alegori yoluyla bağlantı kurabileceğini tartışmak istiyorum. İlk olarak, tezimin merkezî konusu olarak Aydınlanmanın Diyalektiği’ni ele alacağım ve Habermas'ın Aydınlanmanın Diyalektiği’ni yorumlayışını irdeleyeceğim; ikinci olarak ayrıntılı şekilde alegori, melankoli ve postmodernlik arasındaki bağlantıları tartışacağım ve nihâyet bu temaları daha fazla aydınlatmak amacıyla Odisseus kısmını sunacağım.
1. ÖZ-YIKIM OLARAK MODERNLEŞME
Aydınlanmanın Diyalektiği’nde Horkheimer ve Adorno, ‘burjuva uygarlığının mevcut çöküşünde bilimin yalnızca işleyişinin değil, anlamının da sorunlu hâle geldiğini’ ifade ederler (Horkheimer ve Adorno, 1947:XI). Olumlayıcı bir bilime saldırılarıyla ve tek-boyutlu kültür ve toplum eleştirileriyle birlikte Habermas’a göre yazarlar, modernleşme sürecini Aydınlanmanın öz-yıkım süreci olarak çözümlerler. 1944’te bu fragmanların yazılıp kitap olarak bir araya getirildiği zamanda, böyle karanlık bir bakış açısı geliştirmek için somut gerekçelere sahip olmalarına karşın, bugün, Habermas’ın Dubiel’i takip ederek yaptığı gibi, onların bakış açısının artık muhafaza edilemeyeceği kabul edilmelidir. Her şeye rağmen, Habermas'ın belirttiği gibi, bugün, Nietzsche'nin post-yapısalcı restorasyonunun etkisiyle, neredeyse birbiriyle değişebilir şekilde birbirine benzer tutumlar ve konumlar üretilir (Habermas, 1983: 406). Habermas, bu yer değiştirebilmeyi engellemek ister. Bu karışıklığın temeli Habermas'ın makalesinin başlığında zaten değinilmiş olan, mit ve Aydınlanmanın birleşmesinde bulunmalıdır. Aydınlanmacı bakış açısıyla, düşünce burada mitin karşıtı ve karşıt gücü olarak anlaşılabilir. Karşıt olarak anlaşılabilir, çünkü argümanın bugün herhangi bir dogmatik gelenekten çok daha güçlü olduğu görülmüştür; karşıt-güç olarak anlaşılabilir, çünkü eylem için itici güç hâline dönüşen bireysel olarak kazanılmış anlamlandırmalar yoluyla kolektif güçlerin büyüsünü parçalamayı amaçlar (Habermas, 1983: 406).
Dogmadan argümana, kolektif güçten bireysel anlamlandırmaya yönelişteki değişiklik, geri dönülemez bir şekilde mit kompleksini Aydınlama kompleksinden ayırır. Habermas’a göre, o zaman Horkheimer ve Adorno, mit ve Aydınlanmanın gizli suç ortaklarından kuşkulandıkları zaman, zorunlu olarak bilimsel, felsefî ve siyasal-kültürel başarımlara başvururlar (Habermas, 1983: 406). Yine de şimdilik “kavramın çelişkili doğum sancıları”ndan vazgeçmek istemeyişleri onları kendileriyle çatışmaya zorlar; onların konumları açıkça tartışmaya açık incelemeye dayanmaz. Düşüncenin çürüdüğünü ileri süren kişi artık bu yargısını düşünceye başvurarak haklılaştıramaz. Habermas tarafından bir çıkmaz olarak nitelenen bu durum, modernliğin temel özelliği olan farklılaşma süreçlerinin ihmal edilmesinin ciddi bir sonucudur: Hukuk (ve ahlâk) alanı, bilim (ve onun uygulanması) alanı ve sanat alanlı. Farklılaşmayla birlikte araçsallaşmanın, yani araç-amaç rasyonelliğinin özerkleştiği ve ona aşırı değer yüklendiği doğrudur, ancak bunlar karşı çıkılmaksızın kabul edilmezler. Habermas’a göre modernlik, araçsal düşüncenin büyüsünü bozmak için kendisinin güç-potansiyelini kuşanır. İşte tam olarak alanların bu farklılaşması, bizlerin 'Evet-Hayır' konumlarını almamızı sağlar. Herhangi bir kimse, diğer bir ifadeyle, fiili güç ilişkilerinin meşru olup olmadığını, egemen fikirlerin haklılaştırılıp haklılaştırılamayacağını tartışabilir. Aydınlanmanın Diyalektiği’nde mit ve Aydınlanmanın birbiriyle birleşmesi o hâlde bakış açısında zaten etkili olan, bir yandaki fiili güç, dogma ve kolektiften diğer yandaki tartışma ve bireysel olana geçişi zayıflatır.
Kurban etme konusu Horkheimer ve Adorno'ya, mit ve Aydınlanmanın nasıl karşılıklı birbirlerine girdiğinin örneğini sağlar. Onların gözünde Tanrılar için hediye sunmak oldukça simgesel bir aşırı hesaplamadır ve fiili olarak az veya çok değersizdir. Horkheimer ve Adorno'ya göre, insanlık ve onların Tanrıları arasına en baştan rasyonel hesaplama kurnazlığı girmiştir. Öte yandan, etkinlik ve kârlılığa dönük yönelim ve haklılaştırmaların ilk olarak bizim çağdaş düşünme ve eylemlerimizde ilk sırada geldiğini ifade ederler-ve herhangi bir kimse bunların aynı zamanda yapısal önemdeki ilkeler olduğunu bile söyleyebilir. Bunu daha somut olarak öz-sakınım örneğine bakarak düşünebiliriz. Bizim tarih-öncemizde, hilekârlık kurban eylemiyle ilişkilidir. ve kişinin kendini korumasını amaçlamıştır. Rasyonel düşünümün mitsel düşünceye bu sızışı, kişinin değişime maruz kalmaktan korunmasının bir sonucudur. Burada eylem araçları hem biçim hem öz bakımından amaçlara egemen olur. O böylece korunması gereken kişinin kendisine karşı yönelir. Kendini-doğrulama yalnızca kendini yalanlama değildir, fakat aynı zamanda öz-yıkımdır (Horkheimer ve Adorno, 1947: 71; 73; 86).1 Bu öz yıkım yoluyla kendini yeniden yapılandıran kendilik, alegorinin işimdi dayandığı antitez anı (momenti) olarak anlaşılmalıdır. Kendilik doğayla, insan hemcinsiyle ve Tanrı’yla mimetik bir ilişki içinde bulunur; ancak şimdi daha uzak, hattâ kendini uzaklaştıran bir tutum üstlenmeye başlamıştır. Burada, yaşamı yaşamaya değer kılan ve insanlığa saygınlık ve şeref katan her türlü değerle özdeşleşmeye bir son verilmiştir. Bu tür değerlerin yerini hesaplama almıştır.
Ancak, hâkimiyet ve rasyonellik çelişkili mekanizmalar olarak varolmalarına karşın, araçların hâkimiyeti aynı zamanda hâkimiyetin eleştirisini imâ etmektedir (Horkheimer ve Adorno, 1947:51). Bu aşamaları tamamlamış olduktan sonra, Aydınlanmanın öz-düşünümsel olduğunu söyleyebiliriz. Habermas'ın ifade ettiği gibi o, amaçlar-araçlar rasyonelliğinin her türlü değer yönelimleri üstündeki artan ve nihâyet total hale gelen hâkimiyetinin orantısız gelişmesini eleştirir. Ancak, Habermas'a göre, onun eleştirsinin neden ve yöntemlerini kendi içinde geliştiren Aydınlanmanın potansiyelidir. Güç ve doğrunun düzeylenmesi ancak kandine doğru bir Aydınlanma tutumunu benimseyen bir düşünce biçimiyle yeniden canlandırılabilir.
Horkheimer ve Adorno, buna rağmen bir adım daha ileri giderler ve Habermas'a göre bu çok uzak bir adımdır; onlar Aydınlanmadaki düşünümselliğin ikinci bir örneğini yaratırlar. ... Hâkimiyet ve açıklamanın özdeşliği, Habermas'a göre, dogma ve hâkimiyetin hermetik buluşmasını parçalamanın olanaksız olduğunu imâ etmektedir. Bu total ideoloji kavramı için olduğu kadar ideolojinin totalleştirici kuşkusu için de geçerlidir.
Habermas, Aydınlanma'nın Diyalektiği'ni geleneksel eleştirinin arka planına karşı okur. Yabancılaşma ve yanlış görünüm, Hegel'in düşünce ve gerçekliğin kavram dolayısıyla hareketi biçimindeki spekülatif diyalektiği aracılığıyla açığa çıkarılabilir. Önerme, yani sözlü olarak ifade edilen yargı, Habermas'a göre, argümaların meşruluğunun birer değerlendirmesi olarak 'Evet' ve 'Hayır' konumlarının uyarlanmasına olanak sağlar.
Habermas, İletimsel Eylem Kuramı ile sosyal bilimlerin gelişmesinin ve Batı Avrupa siyasal sistemlerinin, çatışmalara yönelik tartışmacı çözümlerin olumlu bir değerlendirmesi ışığında, tamamen yeniden-yapılandırılmasını önermektedir. Kendisi hiçbir zaman polemiklerden korkmadan birçok makalede bu değerlendirmeyi savunmaktadır. Bu makalelerde ve İletişimsel Eylem Kuramı’nda ortak olan şey anlamanın bir aracı ve özü olarak dile yaptığı göndermelerdir. Burada, yine de, Habermas sadece algılama, deneyim ve düşüncenin değil, dilin kendisinin bozulduğunu kabul eden Nietzsche ve onun yeni-yapısalcı takipçileri gibi felsefecilerle tartışmaya girişir.
Kolaylık açısından, bu felsefecileri postmodern olarak adlandırabiliriz. Onlara göre, doğrunun açığa vurulmasının bir aracı olarak yorumsamacı, aşkın ve diyalektik metodolojiye başvurmak artık öyle hemen mümkün değildir (yine de bu zorunlu olarak mutlak imkânsızlık anlamına gelmez). Onlar hiçbir söylemsel ve dilsel çıkarıma ve bilinç oluşumuna güvenmezler, çünkü bu, dilin kendi içinde gerçekleşmektedir. İşaret ve anlam arasındaki ilişkinin kendi içindeki her türlü mantığı çözen yapısal dilbilim aynı zamanda felsefî açıdan varlıkları farklılıklara ayrıştırmaktadır.
Eğer insanlığın ve onun şeyler ve insan ilişkileriyle ilgili yargılarının özsel belirlenimini oluşturmak artık olanaklı değilse, eğer her şey yalnızca ilişkisel bağlamlarda kavranabiliyorsa, o zaman, artık dilin gerçek olmayan bir tutarlılığı yalnızca çatışmacı tartışma düzeyinde değil, aynı zamanda kavramsal çözümlemenin sonucu olarak öne sürmesi sorunu doğar. Habermas böylece yanlış biçimde, kavramsal çözümlemenin, her türlü yargı için yıkıcı olan kendini-yalanlamaya dönüşeceğini varsayar. Bu, söylemsel çözümlemeden ne fazlasını ne de azını başarabileceğini iddia edemez: Yani, kendi doğal ve toplumsal ilişkisi içinde insanın öz-düşünümsel mecazi betimlemesini
Son tahlilde, günlük gözlemlerden hiç de aşağı kalmayacak şekilde, bütün bilimsel tanımlar metafor niteliğinde kalır. (s. 172)
...
Tartışmamı özetleyecek olursam: Bilgimizin mecazi içeriğine yönelik bugünlerde artan duyarlılık temelinde, bilginin statüsünü değerlendirmemizde niteliksel bir değişiklik gözleniyor. Habermas'a göre ve onun bu denli geniş modernlik kanısını paylaşacak olursak, şu veya bu yargının doğruluğuna dair kuşkular mümkün veya zorunlu bile olmasına karşın, Batılı rasyonelliğin bütün çerçevesindeki yanlış hükümlerin düzeltilmesi de zorunludur. ... (s. 173) Zaten göreceğimiz gibi, alegori çelişkilerin birbiriyle birleştirilemez ve uzlaştırılamaz olarak tanımlandığı bir biçimdir. Onları çözecek hiçbir simgesel düzen yoktur. Postmodern düşünürlere göre, gerçeklik kadar bilgimiz de yalnızca alegori bağlamında anlaşılabilir.”
(Kaynak: Willem van Reijen, “The Dialectic of Enlightenment Read as Allegory”, “AYDINLANMANIN DİYALEKTİĞİ'Nİ ALEGORİ OLARAK OKUMAK”, Theory, Culture & Society, (SAGE, London, Newbury Park, Beverly Hills and New Delhi), Vol. 5, 1988, pp. 409-429, Çeviren: H. Emre Bağçe (Editör), Frankfurt Okulu, Doğu Batı Yayınları, 2006, Ankara, içinde, s. 167-188.)
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
İlgili Konular
Felsefe ve Düşünce - Filozoflar
Felsefe ve Düşünce - Yakınçağ ve Modern Felsefe
Felsefe ve Düşünce - Düşünce Tarihi
İlgili Konulardan Kitaplar
Gündelik Hayatın Eleştirisi 1
İçsel Çatışmalarımız
Platon'un Eczanesi
Kitapla İlgili kişiler
S. Akkanat (Çeviren)
Geçtiği diğer
1
yapıtı görmek için Tıklayın.
H. Emre Bağce (Çeviren)
Geçtiği diğer
5
yapıtı görmek için Tıklayın.
G. Bakırerez (Çeviren)
Geçtiği diğer
1
yapıtı görmek için Tıklayın.
K. Bozkurt (Çeviren)
Geçtiği diğer
1
yapıtı görmek için Tıklayın.
F. Demir (Çeviren)
Geçtiği diğer
1
yapıtı görmek için Tıklayın.
E. H. Dinçer (Çeviren)
Geçtiği diğer
1
yapıtı görmek için Tıklayın.
D. Songurtekin (Çeviren)
Geçtiği diğer
1
yapıtı görmek için Tıklayın.
A. Öztürk (Çeviren)
Geçtiği diğer
1
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
Doğu Batı Yayınları
için
93
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Marx ve Hegel Üzerine Çalışmalar
Kültür Bilimleri ve Kültür Felsefesi
Kendileri ile Savaşanlar: Kleist, Nietzsche, Hölderlin
Heidegger
Gilles Deleuze
Dört Adalı
Daha
Edebiyat
Roman
Tarihi Roman
Roman ve Öykü
Aşk ve Romantizm
İnsan ve Toplum
Psikiyatri ve Psikanaliz
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikoloji
Tarih
Uygarlık Tarihi
İslam Tarihi
Araştırma ve İnceleme
Çocuk Kitapları
Fantastik
Edebiyat
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Felsefe ve Düşünce
Yakınçağ ve Modern Felsefe
İslam Felsefesi
Antik Felsefe
Düşünce Tarihi
Politika
Siyasi İdeolojiler
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
Devlet Yönetimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Hıristiyanlık
Araştırma
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Sınavlara Hazırlık Kitapları
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Aile ve İnsan
Anne Baba Kitapları
Çocuk
Aşk ve Yaşam
Kültür Sanat
Tiyatro
Resim ve Resim Üzerine
Sinema
Kültürel Yaşam
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
İslam Tarihi
İslam Felsefesi
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Spor
Belgeseller
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Doğa Bilimleri
Diğer
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Finans
İktisadi Düşünceler ve Teoriler
Hobi ve Eğlence
İçecekler Gurme ve Yemek Kitapları
Bulmaca ve Bilmece
Mizah
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Gazeteci Kitapları
Tarım ve Hayvancılık
Gezi ve Turizm
Ülke ve Kent Rehberleri
Rehber
Genel Konular
Kentler
Kampanyalar
Türk Düşünürleri
Sağlıklı Yaşam
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012