Öğrencilik yıllarının geçtiği Londrada amaçsızca gezinirken geçmişin hayaletinin ele geçirdiği Güney Amerikalıbir diktatör; karnaval zamanı, kendisine gönlünü kaptırmış bir postacının yanında "yerini" bulan altmış beş yaşındaki Bayan da Silva; kocasının ellinci ölüm yıldönümünde farklı bir "yerde" olmaya karar veren, hayatı boyunca yapmak istediği şey olan flamenko dansıyla ölümü savuşturan bir başka yaşlı kadın; Dante'nin Cehennem'i ve Homeros'un Odysseia'sına göndermelerde bulunan bir dostluk hikayesinde yaşamı anlamlı kılan değer ve etkinlikleri, "bulunduğumuz yeri" anlamsızlaştıran ölüm; Descartes ve Shakespeare'e alerjisi olan, istemeden analitik geometrinin ilkelerini kapmış, aklın sınırları olduğuna inanan, söze karşı sessizliği ve "beyaz adam" gelmeden önceki doğallığı özleyen, kültürler arasında "yerini" yitirmiş bir papağan; Londra'da yabancılaşmanın dibine vurmuş bir işçi diğeri işsiz iki kafadar; "öteki"ni anlamanın entelektüel bir faaliyet değil de bir his olduğuna inandığı için, Afrika'da rastladığı aç bir çocukla kurduğu "ortak bir şeyleri olmayanların ortaklığı"nda "yerini" bulan bir kadın; yüzünün ardında trajik bir gerçekliği gizleyen bir pandomim oyuncusu; Londra ve Prag seyahatlerinde yaşadığı "yeri" sorgulayan Macusi yerlisi Loretta ile birlikte ölmüş İngilizlerin ruhlarını yatıştırmak için "İngiliz masa işi" yapan Guyanalı işçiler. Tüm bu karakterler, hayaletlerin geçit töreninde bir bir gözümüzün önünden kayıp geçerler.