Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Cadde Yayınları   Günümüz Türk Yazarları Dizisi   Nihat Genç   İhtiyar Kemancı
 
İhtiyar Kemancı  
Nihat Genç
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 18,00 TL
NetKitap Ederi: 14,40 TL
telefondan alışveriş 58325

Yayinevi/DiziYayinevi: Cadde Yayınları
Baskı Tarih: Kasım 2005
Sayfa: 235
Indirim: %20

Bu kitaba oy verin: (5 oy)
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Cadde Yayınları
Dizi: Günümüz Türk Yazarları Dizisi

Baskı Tarih: Kasım 2005

Sayfa: 235

İndirim: %20

Boyut: 14,5x21,5cm

Hamur: Karton Kapak, 2

Etiket: 18,00 TL

NetKitap Ederi: 14,40 TL


Arka Kapak
Vahim parasızlığını kimseye açamayan, aşamayan ihtiyarların gururunu tahmin edemezsiniz. Koca ömrü geride bırakan parasız yaşlı, artık gençler gibi dünyaya neden geldim diye isyan da edemez. Bir kabahat varsa, etraftakiler, biraz da kendinde ara der. Ağlama hakkı olmadan, hiçbir şeycik umut etmeden ıstırap çekmenin hali dayanılmaz. Kum saatini tersine çevirecek Tanrı’nın dahi gücü yok, takat yok. Geçmişin küllerini ne kadar deşsen, elesen faydasız. Dünkü zıpkın gibi bakışlı erkek yüzün, kefen bezine dönmüş!

Muhtaç yaşlılık en cesur erkeği dahi korkutur. Sürünerek geçen bir asra yakın ömrün artık mahvedebileceği duygu kalmadığından, ihtiyarlığın dilenciliği kolay olur demeyin. Öyle derin kederli ihtiyarlar var ki, hiçbir pişmanlık göstermeden yürürler, o son günlerde dahi hayatları, hepimize şiir, masal olacak derin bir hissin ateşiyle yanar!

Yoksul giysilerini itina ile temiz giyip paçavralıktan koruyan bu insanların ruhumda yaptığı sarsıntı büyüktür. Tanımasam da, bana selam verse, elimi sıksa diye çaba sarf ederim. Doğduğu günden beri Tanrı kovalamış, her bir yaşına, kemiklerine acılardan bir çentik atarak kaçmış. Kabuğu sertleşmiş, çürümüş yaşlı ağaçlara, şimdi o ağır yılları sorsak!

Genç insanların parasızlıktan kurtulmak için azgın bir inatla her işte delicesine çalışması mutluluk verici, ancak, elli yıl aralıksız çalıştığı halde fakirliğini aşamayan bir yoksulun, işine kıskançlıkla sarılması hayranlık verecek bir insanlık dersi! Hiçbir burjuvanın hiçbir macerası bu kadar yüksek, semavi bir güzellik kazanamaz. Açlıktan öle öle hâlâ alnının teriyle yaşayan 75 yaşın üstünde bir ihtiyarın gururundan sarsılmayacak bir ruh, bir canlı yaşıyor mu dünyamızda! Melekler kadar saf, çocuklar kadar neşeli bu ebedi fakirlerin canını almaya Azrail dahi utanır. İşte bizler, depresyon saatlerimizde bu insanlardan hayat ilhamı alırız, bir elmas madeni bulmuş gibi seviniriz. Karanlık, talihsiz tehlikelerle hırpalanmış ve hiç bahtiyarlık yaşamamış ihtiyarların bu çelikleşmiş, kemikten direnci karşısında ruhlarımız takdis edilir. Bu gurur karşısında susmanın adı: Saygıdır. Saygının bu derin sesi kalbimizi parçalar. İçimizde insanlığa dair bir fırtına kopar. Ayaklarımız yerden kesilir, artık gözümüzü daldan budaktan esirgemeden, kutsal ışıltılı bu tecrübenin rüzgârıyla uçarak, otuzlu, kırklı, ellili yaşların üstünden rüya gibi geçeriz!