Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
İstanbul Yolcuları
İstanbul Yazıları Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar I
Istanbul vu Par Matrakçı Et Les Miniaturistes Du XVI Siecle
İstanbul Velileri ve Delileri
İstanbul ve Türk Yemekleri
İstanbul ve Osmanlı İmparatorluğu Medeniyeti
İstanbul ve Boğaz Kıyılarına Pitoresk Seyahat (Ciltli ve Özel Baskı)
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası Dizini
İstanbul Twist
İstanbul Tulumbacıları
Kitap
Aras Yayınları
Esther Heboyan
İstanbul Yolcuları
İstanbul Yolcuları
Esther Heboyan
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 14,00 TL
NetKitap Ederi:
11,20
TL
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
73529
Yayinevi:
Aras Yayınları
Baskı Tarih:
Mayıs 2007
Sayfa:
136
Indirim:
%20
Bu kitaba oy verin:
(4 oy)
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
Aras Yayınları
Baskı Tarih: Mayıs 2007
Sayfa: 136
İndirim: %20
Boyut: 14 x 20 cm
Hamur: 2
Etiket: 14,00 TL
NetKitap Ederi: 11,20 TL
Arka Kapak
Aras Yayıncılık tarafından yayımlanan İstanbul Yolcuları, kırdan kente göçle ve modernleşmeyle gelen büyük değişimin hemen öncesindeki, bugün artık sadece soluk izleri kalmış bir İstanbul'a ait öykülere yer veriyor. 1955'te İstanbul'da doğan yazar Esther Heboyan, öykülerinde Ermenilerin, Türklerin, Rumların, Yahudilerin bir arada yaşadığı kentin o eski mahallelerinde gezinirken, ailesinin ve komşularının yaşayışını, özlemlerini, yoksunluklar içindeki mutluluklarını, iyi bir fotoğrafçıya has keskin sezgilerle resme diyor.
O fotoğraflarda, her şeyden önce sıradan, herkes gibi etten kemikten yapılmış insanın yaşayışı var. Kameranın objektifi, kâh el attığı hiçbir işte dikiş tutturamayan bir esnafa, kâh Elizabeth Taylor hayranı bir ev kadınına, kâh henüz okul çağına bile gelmemiş küçük bir kız çocuğuna yöneliyor. Sevdiklerini ekmek parası uğruna bırakıp Almanya'ya işçi olarak gidenleri, özene bezene hazırladığı çeyizi birdenbire ortadan kaybolan genç kızı, mahalle sütçüsüne borcunu ödeyemediği için evinden çıkamayanları, bir türlü doğru telaffuz edilemeyen Ermenice isimleri, gurbette insanın içini sızım sızım sızlatan İstanbul hasretini yansıtan bu öyküleri okurken, çeşitli siyasi gerginliklerin mahalle hayatının havasını ağır ağır kirletmeye başladığına da tanık oluyoruz.
Henüz sekiz yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul'dan ayrılan ve daha sonra Fransa'ya yerleşen Heboyan, kitabının Türkçe baskısı için yazdığı önsözde söylediği gibi, "belki de annesini ve babasını son bir defa konuşturmak için" yazdığı öyküleriyle, kırk küsur yıl ve binlerce kilometre öteden, İstanbul'a hem dokunaklı hem de muzip bir mektup yazıyor.
Fransızca basımı Passagers d'Istanbul adıyla 2006'da Marsilya'da yapılan İstanbul Yolcuları dokuz öyküden oluşuyor. Türkçe baskıda, yazarın Türkçe olarak kaleme aldığı bir önsöz ve yaşamından çeşitli kesitleri yansıtan bir fotoğraf albümü de yer alıyor.
(Tanıtım Yazısından)
Önsöz
Annemin ve Babamın Kelimeleri
İki dil, iki kitap
1963'te İstanbul'dan ayrıldığımda sekiz yaşındaydım. Bana sanki bir daha geri dönmek yok gibi geliyordu. Her şeyi, sevdiğim her insanı ardımda bırakıyordum. Sadece bir tek şeyi ardımda bırakmamışım, seneler sonra elime geçti ve beni çok şaşırttı: Bir Küçük Türkçe Sözlük. Sedat Oksal adında biri hazırlamış, Kanaat Kitabevi yayınlamış. Sözlük tam 25.000 kelime içeriyor. Çocuklar beraberlerinde oyuncak götürürler, ben bir sözlük götürmüşüm. Belki de Münih'e giden trene bindiğimiz zaman o sözlük benim en iyi arkadaşımdı. Belki o sözlük beni gurbette teselli edecekti. Belki konuştuğum Türkçeyi unutmak istemiyordum. Bu küçücük kitabı galiba ilkokulda kullanmıştım. Muhtemelen, dil öğrenimim yarıda kalmasın diye kitabı ardımda bırakmak istememiştim. Kim bilir aklımdan neler geçmişti. Yıllar sonra, bir evden bir eve taşınırken, bir başka kitap çıktı ortaya. O da Ermenice bir alfabe kitabıydı. Onun nereden çıktığını pek anımsamıyorum. Galiba Hayr (Peder) Krikor Heboyan vermişti bana. Olabilir, çünkü Vartabed (Rahip) bana bir İngilizce sözlük de hediye etmişti.
Dil arzusu, dil hasreti
Yaşadığım yeni ülkelerde yeni diller öğrendim tabii. Türkçeyle Ermeniceyi öğrenmiş ve neredeyse unutmuştum, kullanmak da pek gerekmiyordu. Fakat bir gün o eski dilleri ve eski günleri yine hatırlamak ve konuşmak istedim. Diyeceğim o ki, bu öyküler böyle bir arzudan ileri geldiler. Dil arzusu geçen giden zamanda yer alıyordu. Fakat benim çocukluğumu değil, daha fazla annem ve babamın gençliğini anımsamak istiyordum. Babam her zaman "Hey gidi gençlik!" diyerek derin bir nefes alırdı. Annem hep "Ah, ne kadar gülerdik!" der, gözleri yaşarırdı. İlk önce Almanya'da ve birkaç sene sonra Fransa'da hayatları değişmişti, tüm göçmenler gibi kötü ve iyi şeyler görmüşlerdi ve her gün daha iyi olmak için ellerinden ne gelirse yaparlardı. Ama bana kalırsa, hem Almanya'da hem Fransa'da, yıllarca kendi dillerini konuşamadıkları için kendilerini hep yabancı hissediyorlardı. Sonunda söyleyebilirim: Bu öyküleri belki de annemi ve babamı son bir defa konuşturmak için yazdığımı fark ediyorum.
Dil arzusu, dil hasreti
Ne kadar isterdim annem ve babam bu öyküleri okusunlar. Fakat ben yalnız İngilizce ve Fransızca yazabiliyordum, onlar yalnızca Türkçe ve Ermenice okuyabilirdi. İki dilden dört dile geçmiştik ve birbirimizi anlamak imkânsız görünüyordu. Yine de annem Les Passagers d'Istanbul kitabımı okumak istedi. O an hem sevindim hem üzüldüm, çünkü onun için Fransızca okumanın zor olacağını biliyordum. O an William Saroyan* geldi aklıma. Annesi Takuhi'ye şöyle yazmış: "Elbette birileri bir gün bu yazdıklarımı senin bildiğin dile çevirir " Dilenci gibi ben de bir dil istedim. Anneme ve babama hediye olsun diye. Babam maalesef 2005'te öldü, Fransa'da yayınlanan kitabımı görmedi bile. Oysa ona söz vermiştim:
"Bir gün okuyabileceksin, merak etme."
Dil arzusu, baba hasreti
1961'de babam Almanya'ya gitti: "Çalışmak, bir lokma ekmek parası çıkarmak için." Ben o günlerde bu sözleri anlamadım veya anlamak istemedim, çünkü soframızda ekmek boldu. Babam İstanbul'da trene bindiği zaman çok ağladım. Aylarca, senelerce babamı bekledim. Babam senelerce Almanya'da saya dikti. Ona yakında kavuşmak ümidiyle Almanca öğrenmeye başladım.
Dil arzusu, anne hasreti
1980'de ben Amerika'ya gittim. Çalışmak ve okumak için Bir lokma ekmek parası çıkarmak için değil. Amacım hayatımı, hayatımın bir parçası bile olsa, çözmekti. Beynim düğüm düğüm olmuştu. Diller, insanlar, sözler, okullar, kitaplar, sözler. Uçak Paris'ten havalanırken annem çok ağladı. Aylarca, senelerce beni bekledi. Annem senelerce Fransa'da elbise dikti. Ben İngilizce konuşmaya ve yazmaya başladıktan sonra Fransa'ya geri döndüm.
Kardeş dili
Galiba gurbette (yani akrabalardan uzakta) büyüdüğümüz için kardeşlerimle söz vermiş gibi birbirimize yakın kaldık, hatta birbirimize çok yakın oturduk ve halen oturuyoruz. Her gün görüşmüyoruz, fakat biliyoruz ki yakındayız ve birbirimizin dilini çok çabuk anlıyoruz. Seneler sonra, annemizin ve babamızın kelimelerini tekrar söylüyoruz.
Dilden dile
İlk başta benim için başka dillere geçmek güç oldu. Tabii, olmaz mı? Sonradan düğümler çözüldü. Neden olmasın? Her dil, bilmecedeki sözler gibi kendi yerini bulmuştu. Orada Türkçe, burada Ermenice, sol tarafta Almanca, sağ tarafta İngilizce, ön sırada Fransızca. Günlerce, bitmeyen senelerce, okudum, yazdım, yazdım, okudum. Anneme ve babama "Ben ne saya ne elbise dikerim!" diye ilan ettim. Dilden dile geçtiğimi anladılar ve hiçbir zaman bana "vaktini boşa harcıyorsun" demediler. Bir gün anneannem Paris'e ziyarete gelmişti, ben yazıp duruyor ve yazdıklarımı ha bire öfkeyle atıyordum. Yarı Türkçe yarı Ermenice diliyle bana "Hayde! Bare, bare!"* dedi ve güldü. O çoktandır anlamıştı: Dillerin içinde ve etrafında yaşamak için öfke değil sabır lazımdı.
Dil ve önsöz
Aras Yayıncılık benden kitabımın Türkçe çevirisi için bir önsöz yazmamı rica ettiğinde nasıl yazacağımı, ne yazacağımı bilmiyordum. Böyle bir metin yazmak aklımdan hiçbir zaman geçmemişti, geçemezdi. Oğlumla ve kızımla Fransızca dertleştim, "Ben bunu yapamayacağım!" dedim. Bilmem derdimi onlara anlatabildim mi? Çünkü beni yalnız başıma bırakıp kendi dillerine daldılar, yani beraber müzik çalmaya başladılar. Onları dinledikçe, önsözün sözleri bana doğru yavaş yavaş gelip gecemi gündüz yaptılar.
Nisan 2007
Henüz kimse kitap hakkında yorum yapmadı. İlk yorum sizden gelsin!
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
İlgili Konular
İlgili konu bulunamadı.
İlgili Konulardan Kitaplar
Kitap bulunamadı.
Kitapla İlgili kişiler
Sosi Dolanoğlu (Çeviren)
Geçtiği diğer
32
yapıtı görmek için Tıklayın.
Nazan Maksudyan (Hazırlayan)
Geçtiği diğer
3
yapıtı görmek için Tıklayın.
Rober Koptaş (Hazırlayan)
Geçtiği diğer
4
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
Aras Yayıncılık
için
130
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Andib Tertıs
Hayrig Hayrig
Kemani Sarkis Efendi Suciyan Hayatı ve Eserleri
Foto Galatasaray
Ermeni Tarihi
Voğçuyn Amenkin (Selam Herkese)
Daha
Edebiyat
Roman
Tarihi Roman
Roman ve Öykü
Aşk ve Romantizm
İnsan ve Toplum
Psikiyatri ve Psikanaliz
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikoloji
Tarih
Uygarlık Tarihi
İslam Tarihi
Araştırma ve İnceleme
Çocuk Kitapları
Fantastik
Edebiyat
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Felsefe ve Düşünce
Yakınçağ ve Modern Felsefe
İslam Felsefesi
Antik Felsefe
Düşünce Tarihi
Politika
Siyasi İdeolojiler
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
Devlet Yönetimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Hıristiyanlık
Araştırma
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Sınavlara Hazırlık Kitapları
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Aile ve İnsan
Anne Baba Kitapları
Çocuk
Aşk ve Yaşam
Kültür Sanat
Tiyatro
Resim ve Resim Üzerine
Sinema
Kültürel Yaşam
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
İslam Tarihi
İslam Felsefesi
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Spor
Belgeseller
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Doğa Bilimleri
Diğer
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Finans
İktisadi Düşünceler ve Teoriler
Hobi ve Eğlence
İçecekler Gurme ve Yemek Kitapları
Bulmaca ve Bilmece
Mizah
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Gazeteci Kitapları
Tarım ve Hayvancılık
Gezi ve Turizm
Ülke ve Kent Rehberleri
Rehber
Genel Konular
Kentler
Kampanyalar
Türk Düşünürleri
Sağlıklı Yaşam
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012