Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   İletişim Yayınları   Ehlikeyfin Kitapları Dizisi   Taha Toros   Kahvenin Öyküsü
 
Kahvenin Öyküsü  
Taha Toros
Baskısı yok

Yayinevi/DiziYayinevi: İletişim Yayınları
Baskı Tarih: 1998
Sayfa: 100

Bu kitaba oy verin: (1 oy)
Yorum Yaz


 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: İletişim Yayınları
Dizi: Ehlikeyfin Kitapları Dizisi

Baskı Tarih: 1998

Sayfa: 100

Boyut: 13cm x 19cm

Hamur: Ciltsiz

Etiket: Baskısı yok


Arka Kapak
Kahve, henüz dünyada adı ve tadı bilinmezken, iki ak arap tarafından gizlice İstanbul'a getirildi. Ne var ki, saray ve şeriat erkânı, Osmanlı'nın yeni tanıştığı bu tada şiddetle karşı çıktılar. Hem satanlar hem pişirenler hem de içenler ağır cezalara çarptırıldı. Kahvehaneler basıldı, yerle bir edildi. Kahve içen erkeğin karısının boş düşeceğine dair ilginç fetvalar verildi. Bütün bu ağır yaptırımlara rağmen, 'zafer' tiryakilerin oldu: Sonunda, kahve beşerî bir ihtiyaç olarak kabul edilip, 'yasallaştı'. Avrupa'nın kahveyle tanışmasının ilginç öyküsününü kahramanı Türkler'dir. Osmanlı Ordusu tiryakisi olduğu kahveyi seferlere bile götürürdü. Bozgunla sonuçlanan II. Viyana Kuşatması'nda askerler yükte ağır malzemelerini bırakıp ricat ederken, unutulanlar arasında kahve çuvalları da vardı. Avusturyalılar kahve çuvallarını Osmanlılar'ın geride bıraktıkları develerin yemleri sandılar. Develeri kesip Tuna Nehri'ne atarken, 'yemleri'ni de ateşe verdiler. Yanan kahvenin kokusu kilometrelerce uzaklara yayıldı, dumanı gökyüzünü kapladı. Tercüman olarak kullanılan kahve tiryakisi bir Polonyalı, Osmanlı Ordusu'ndan kaçarak Avusturyalılar'a sığındı. Kokuya dayanamayan bu zât, yanan çuvallardan bir kısmını kurtarmayı başardı ve bu başarısının karşılığında kalan kahve çuvallarının kendisine verilmesini sağladı. Paris'te 'Türk şarabı' olarak ünlenen kahveyi Fransızlar'a tanıtan ise bir Osmanlı elçisidir. XIV. Louis devrinde götürdüğü çuvallar dolusu kahveyi, 'kursağında kahveyle ölenlerin cennete gideceğini' söyleyerek pazarlayan elçi, böylece Fransız sarayını da tiryakiler arasına katmayı başardı. İngiliz elçisinin ülkesine dönerken yanında götürdüğü kahve, henüz cezvede pişip tiryakilik yaratmadan önce, ilaç olarak eczanelerde satıldı... İşte bu küçük kitap, Osmanlı İmparatorluğu'na'yasak', Viyana'ya 'ganimet', Paris'te 'moda' ve Londra'ya 'ilaç' olarak giren kahvenin ve tiryakiliğin ilginç öyküsünü anlayor.