Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Kant
Merhamet
Kozmik Bağlantı
Teşkilat
İlm-i Umran
Buridan
Kara Kedi
Taşı Sula
Beşinci Dağ
Duvar Yazısı
Kitap
İdea Yayınevi
Felsefe Tarihi Dizisi
Frederick Copleston
Kant
Kant
FELSEFE TARİHİ ÇAĞDAŞ FELSEFE CİLT 6 BÖLÜM 2
Frederick Copleston
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 20,00 TL
NetKitap Ederi:
16,00
TL
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
7126
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Baskı Tarih:
1996
Sayfa:
272
Indirim:
%20
Bu kitaba oy verin:
(5 oy)
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Dizi:
Felsefe Tarihi Dizisi
Baskı Tarih: 1996
Sayfa: 272
İndirim: %20
Boyut: 11cm x 19cm
Hamur: Ciltsiz
Etiket: 20,00 TL
NetKitap Ederi: 16,00 TL
Arka Kapak
Kant insan düşüncelerini insan beyninin bilgiye yeteneksiz uydurmaları olarak görür ve onlara kendinde-şey dediği nesnel gerçekliğe erişme işlevini saltık olarak yadsır. Bu bilmeme sevgisi kuşkucu ruh yapısına ilk bakışta ne denli sağgörülü ve uyanık görünürse görünsün, özünde Kantın felsefesinin en ilgisiz, en değersiz, giderek saf felsefi ilgi için daha işin başında yıkıcı yanıdır. Bu tutum kendini herhangi bir uslamlama düzleminde değil, ama ancak kişisel bir güvensizlik, dünyaya kuşkuyla bakan bir öznellik zemininde aklayabilir. Ya da, insanı değersizleştiren, insanı bilgisizliğe yazgılayan, bilmenin kendisini kendinde bir bilinçsizlik sayan bu tutum bilgelik sevgisinin ancak karşıtı olabilir. Onun kuşkuculuğu yalnızca felsefeyi değil, ama akladığını sandığı doğal bilimi de olanaksız sayıyor, çünkü ona bile ancak öznel görüngüler düzeyinde izin veriyordu. Hegel Alman felsefeciliğinin açılışını yapan Kantın kuşkuculuğuna göre insana saman ve küspe önerilmelidir diyordu. Eğer gene de
Hiç kuşkusuz, tüm kuşkuculuğuna karşın Kant kavramları arı olmayan uzay/zaman bağlamının ötesinde, gerçekten arı mantıksal doğalarında inceleyebilirdi. Ama kuramsal düşünceye koşulsuz özgürlük hakkını tanımak yerine, erken vargılarının büyüsüne kapılarak düşünceyi kişisel önyargılarının kalıbına zorladı, tutarlılık ve dizgeselliği, arı usun birliğini bu dışsallıklar zemininde aradı. Bu yüzden ancak grotesk bir dizge üretebildi. Gene de, Kantın felsefesinin önemi ve değeri Avrupada onun katkısına bile gereksinebilen felsefeciliğin düzeyi tarafından belirlenir. Ve felsefeye onun yoluyla ulaşan Alman idealistlerinin ona olan derin borçları yoluyla da olsa, yadsıdığına ve çürüttüğüne inandığı o tarihsel felsefe geleneğine, idealist tine bağlanır.
İçindekiler
BÖLÜM I
YAŞAM VE YAZILAR
1. Kant'ın Yaşamı ve Karakteri
2. Erken Yazılar ve Newton Fiziği
3. Ön-Eleştirel Dönemin Felsefi Yrazıları
4. 1770 Söylemi ve Bağlamı
5. Eleştirel Felsefe Anlayışı
BÖLÜM II
İLK ELEŞTİRİ'NİN SORUNLARI
1. Metafiziğin Genel Sorunu
2. A priori Bilgi Sorunu
3. Bu Sorunun Bölümleri
4. Kant'ın Kopernik Devrimi
5. Duyarlık, Anlak, Us, ve İlk Eleştiri'nin Yapısı
6. Kant'ın Felsefesinin Genel Sorununun Bağlamı İçinde
İlk Eleştiri'nin İmlemi
BÖLÜM III
BİLİMSEL BİLGİ
1. Uzay ve Zaman
2. Matematik
3. Anlağın Arı Kavramları ya da Ulamları
4. Ulamların Uygulanışının Aklanması
5. Ulamların Şemalandırılması
6. Bireşimli a priori İlkeler
7. Arı Doğa Biliminin Olanağı
8. Fenomenler ve Numenler
9. İdealizmin Çürütülmesi
10. Vargılar
BÖLÜM IV
METAFİZİK ATEŞ ALTINDA
1. Ön Notlar
2. Arı Usun Aşkınsal İdeaları
3. Ussal Ruhbilimin Bozukvargıları
4. Kurgul Evrenbilimin Çatışkıları
5. Tanrının Varoluşunu Tanıtlamanın Olanaksızlığı
6. Arı Usun Aşkınsal İdealarının Düzenleyici Kullanımı
7. Metafizik ve Anlam
BÖLÜM V
AHLAK VE DİN
1. Kant'ın Amacı
2. İyi İstenç
3. Ödev ve Eğilim
4. Ödev ve Yasa
5. Kesin Buyrum
6. Kendinde Bir Erek Olarak Ussal Varlık
7. İstencin Özerkliği
8. Erekler Ülkesi
9. Kesin Buyrumun Olanağının Koşulu Olarak Özgürlük
10. Kılgın Usun Konutlamaları
11. Din Üzerine Kant
12. Vargı
BÖLÜM VI
ESTETİK VE EREKBİLİM
1. Yargının Aracılık İşlevi
2. Güzelin Çözümlemi
3. Yücenin Çözümlemi
4. Arı Estetik Yargıların Çıkarsaması
5. Güzel Sanat ve Deha
6. Estetik Yargının Eytişimi
7. Ahlaksal İyinin Bir Simgesi Olarak Güzel
8. Erekbilimsel Yargı
9. Erekbilim ve Düzenek
10. Fiziksel Tanrıbilim ve Törel Tanrıbilim
BÖLÜM YEDİ
OPUS POSTUMUM
ÜZERİNE NOTLAR
1. Doğanın Metafiziğinden Fiziğe Geçiş
2. Aşkınsal Felsefe ve Deneyimin Kurulması
3. Tanrı İdeasının Nesnelliği
4. Kişi Olarak ve Küçük-Evren Olarak İnsan
BÖLÜM SEKİZ
GENEL VARGI
1. Giriş Notları
2. Kıta Ussalcılığı
3. İngiliz Görgücülüğü
4. Aydınlanma ve İnsan Bilimi
5. Tarih Felsefesi
6. Immanuel Kant
7. Son Notlar
ÇÖZÜMLEME (A. Yardımlı)
SÖZLÜK
KAYNAKÇA
NOTLAR
DİZİN
Parça
BÖLÜM BİR
YAŞAM VE YAZILAR
1. Kantın Yaşamı ve Karakteri
EĞER anlıksal gelişiminin geçmişini ve bu gelişimin sonuçlarını bir yana bırakacak olursak, Kantın yaşamındaki olguları anlatmak için çok zaman harcamamız gerekmeyecektir. Çünkü yaşamı alışılmadık ölçüde olaysızdı ve beklenmedik altüst oluşlardan yoksundu. Gerçekten, her felsefecinin yaşamı birincil olarak düşünceye adanmıştır, kamu yaşamı sahnesindeki dışsal etkinliklere değil. O savaş alanında bir komutan ya da bir kutup araştırmacısı değildir. Ve Sokrates gibi zehir içmeye zorlanmadıkça ya da Giordano Bruno gibi kazıkta yakılmadıkça, yaşamı doğallıkla dramatik olmama eğilimindedir. Ama Kant giderek Leibniz gibi gezip görmüş dünyaya açık biri de değildi. Çünkü tüm yaşamını Doğu Prusyada geçirdi. Ne de, daha sonra Hegelin
Berlinde yapmış olduğu gibi, bir başkent üniversitesinde felsefi bir diktatör konumunu doldurdu. O yalnızca bir kır kentinin pek seçkin olmayan üniversitesinde üstün yetenekli bir profesördü. Ne de Kierkegaard ve Nietzche durumunda olduğu gibi ruhbilimsel çözümlemeciler için ilginç bir gözlem alanı sunabilecek bir karakteri vardı. İleri yaşlarında yöntemli yaşam düzeni ve dakikliği ile göze çarpıyordu; ama onu alışıldığın dışında bir kişilik olarak düşünmek pek doğru olmayacaktır. Ama belki de denebilir ki dingin ve görece olaysız yaşamı ile etkisinin büyüklüğü arasındaki zıtlığın kendisi çarpıcı bir nitelik gösterir.
Immanuel Kant 22 Nisan 1724de Königsbergde doğdu ve bir saracın oğluydu. Hem evde ve hem de 1732den 1740a dek eğitim gördüğü Collegium Friedericianumda pietist devimin tininde yetiştirildi. Yaşamı boyunca içten pietislerin iyi niteliklerinin değerini kabul etmeyi sürdürdü; ama açıktır ki kolejde uyması gereken dinsel kurallara karşı oldukça keskin bir tepki gösterdi. Okuldaki öğrenim durumuna gelince, iyi bir Latince düzeyi kazandı.
1740da Kant kendi kentinde üniversite eğitimine başladı ve çok çeşitli konulardaki derslere katıldı. Bununla birlikte, düşüncesi üzerindeki başlıca etki mantık ve metafizik profesörü Martin Knutzenden geldi. Knutzen bir Wolff izleyicisiydi; ama doğal bilimlere özel bir ilgisi vardı ve felsefenin yanısıra fizik, gökbilim ve matematik alanlarında da dersler veriyordu. Ve profesörün kütüphanesini kullanma olanağından yararlanan Kant onun tarafından Newton bilimi üzerine birşeyler öğrenme yönünde güdülendi. Gerçekten de, Kantın ilk yazıları büyük ölçüde doğal bilimlerle ilgilidirler, ve konuya yönelik derin ilgisi hiçbir zaman sona ermemiştir.
Üniversite eğitiminin sonunda Kant parasal nedenlerle Doğu Prusyada bir aile öğretmeni olarak işler almak zorunda kaldı. Yaşamının bu dönemi aşağı yukarı yedi-sekiz yıl sürdü ve 1755de doktora diyebileceğimiz bir dereceyi alarak bir Privatdozent ya da eğitmen olarak göreve başlama onayını kazandığı zaman sona erdi. 1756da Knutzenin ölümüyle boşalan kürsüyü kazanmaya çalıştı. Ama Knutzen olağan-dışı bir profesör olarak görevdeydi ve hükümet parasal kaygılardan etkilenerek kürsüyü boş bıraktı. 1764de Kanta [Berlinden] şiir kürsüsü teklif edildi, ama o bunu geri çevirdihiç kuşkusuz yerinde bir kararla. 1769da Jenadan benzer bir teklifi geri çevirdi. Sonunda 1770 Martında Königsbergde olağan mantık ve metafizik profesörü olarak atandı. Bir Privatdozent olarak geçirdiği dönem öyleyse 1755den 1770e dek sürdü. Ama bu dönemin son dört yılı boyunca yardımcı kütüphaneci olarak bulduğu bir iş ona ek bir gelir sağladı. (1772de profesörlüğü ile bağdaşmadığı gerekçesiyle bu işi bıraktı.)
Genel olarak Kantın ön-eleştirel dönemi olarak bilinen süreye düşen bu onbeş yıl sırasında felsefeci geniş bir konular türlülüğü üzerinde oldukça kabarık bir sayıda dersler verdi. Böylece değişik zamanlarda yalnızca mantık, metafizik ve ahlak felsefesi üzerine değil ama ayrıca fizik, matematik, coğrafya, insanbilim, eğitbilim, mineralbilim üzerine de dersler verdi. Tüm bakımlardan çok üstün bir öğretmendi. Profesörler ve öğretmenler için kural ders kitaplarını açımlamaktı ve Kantın da hiç kuşkusuz bu kurala uyması gerekiyordu. Böylece Baumgartenın Metafizikinden yararlandı. Ama onun metninden ayrılmada ya da bunu eleştirmede duraksamaz ve dersleri nükteler ve giderek öykülerle renklenirdi. Felsefe derslerindeki başlıca amacı dinleyicilerini kendileri için düşünme, kendi deyimiyle, onları kendi ayakları üzerinde durma yönünde güdülemekti.
Kantın bir çekinik olduğu düşünülmemelidir. Daha sonraları zamanını iyi değerlendirme yönünde zorlanmakta olduğunu gördü, ama sözünü ettiğimiz dönemde yerel toplumla oldukça yakından kaynaştı. Gerçekten de, yaşamı boyunca toplumsal ilişkilerini sürdürdü. Dahası, gezip görmüş biri olmaktan uzak olsa da, başka ülkelerde yaşamış olan kişilerle görüşmekten hoşlanır ve kimi zaman onları gerçi salt okuma yoluyla kazanılmış olsa da bilgisiyle şaşırtırdı. İlgileri oldukça genişti. Böylece Rousseaunun] yazılarının etkisi politik görüşlerini köktenci bir doğrultuda geliştirmesine katkıda bulunmasının yanısıra eğitim reformuna da diri bir ilgi duymasına yol açtı.
Hiç kuşkusuz Kantın düşüncesinin ön-eleştirel döneminin sona ererek eleştirel döneminin başladığı sağın kıpının gösterilebilmesini beklemek pek doğru olmayacaktır. Daha açık bir deyişle, Kantın tam olarak ne zaman Leibniz-Wolff felsefi dizgesini yadsıdığının ve kendi dizgesini geliştirmeye başladığının saptanabileceğini ummak akıllıca olmayacaktır. Bununla birlikte, genel amaçlar için, 1770de profesör olarak atanmasını uygun bir tarih olarak almak olanaklıdır. Ama Arı Usun Eleştirisi 1781e dek çıkmadı. Araya giren onbir yıl boyunca Kant felsefesini geliştirdi. Aynı zamanda (ya da, daha doğrusu, 1796ya dek ve o yılı da doldurmak üzere) ders verme işini de sürdürdü. Felsefede Wolff çizgisindeki ders kitaplarını izlemekten vzgeçmedi ve ayrıca felsefi-olmayan konular üzerine derslerini de sürdürdüinsanbilim ve fiziksel coğrafya özellikle yaygın bir ilgiye konu oldu. Öğrencilerin bu tür olgu-sal bilgilere gereksinimlerinin olduğu kanısını taşıyor, çünkü bunların deneyimin insan bilgisinde oynadığı rolü anlayabilmelerine yardımcı olduklarını düşünüyordu. Boşlukta felsefi kuramcılık hiçbir biçimde Kantçı bir ideal değildi, üstelik ilk Eleştiriye yüzeysel bir bakış bunun böyle olduğunu düşündürebilecek olsa bile.
Arı Usun Eleştirisinin ilk yayımı 1781de çıkar çıkmaz, Kantın başka ünlü yazıları da kısa aralıklarla bunu izlediler. 1783de Gelecek Bir Metafizik İçin Önsöylem, 1785de Ahlak Metafiziğinin Temel İlkeleri, 1786da Doğa Biliminin Metafiziksel İlk İlkeleri, 1787de Arı Usun Eleştirisinin ikinci yayımı, 1788de Kılgın Usun Eleştirisi, 1790da Yargının Eleştirisi, 1793de Salt Us Sınırları İçersinde Din, 1795de Sürekli Barış Üzerine küçük bir çalışma, ve 1797de Ahlak Metafiziği yayımlandı. Öyleyse bu ağır izlence ile Kantın zamanını tutumlu olarak kullanmak zorunda kalmış olması anlaşılabilecek birşeydir. Ve profesörlük yılları sırasında sıkı sıkıya bağlı kaldığı günlük yaşama düzeni yaygın bir ün kazanmıştı. Sabah beşten az önce kalkar ve beş ve altı arasındaki saati çay içerek, bir pipoyu dumanlandırarak, ve günün işleri üzerine düşünerek geçirirdi. Altıdan yediye dek dersini hazırlardı ve dersi yılın zamanına göre yedi ya da sekizde başlar ve dokuz ya da ona dek sürerdi. Sonra öğle yemeğine dek kendini yazıya verirdi. Yemek sırasında eşliğinde her zaman başkaları olur ve Kant konuşmayı sevdiği için yemek saatlerce sürerdi. Daha sonra yaklaşık bir saat süren gündelik yürüyüşünü yapar, ve akşamı okumaya ve düşünmeye ayırırdı. Saat onda yatağına çekilirdi.
Kant salt bir kez politik yetke ile çatışmaya düştü. Bu Salt Us Sınırları İçersinde Din başlıklı çalışmasıyla ilgiliydi. 1792de bu çalışmanın İnsan Doğasındaki Kökten Kötülük Üzerine başlıklı ilk parçası genel okuyucu için amaçlanmamış olması zemininde sıkıdenetimden izin aldı. Ama ikinci parça, İyi İlkenin Kötü ile Çatışması Üzerine, İncile ilişkin tanrıbilime saldırması zemininde sıkıdenetimin isteklerine uymuyordu. Bununla birlikte, dört parçadan oluşan bütün çalışma Königsberg tanrıbilim fakültesi ve Jena felsefe fakültesi tarafından onaylandı, ve 1793de yayımlandı. Böylece sorun doğdu. 1794de Frederick William II, Prusya tahtında Büyük Frederickin ardılı, kitap konusundaki hoşnutsuzluğunu bildirdi ve Kantı İncilin ve Hıristiyanlığın birçok temel ilkesini yanlış sunma ve değersizleştirmekle suçladı. Kral Kanta eğer suçu yinelerse cezalandırılacağı gözdağını verdi. Felsefeci görüşlerini geri çekmeyi kabul etmedi, ama ister derslerde isterse yazılarında olsun doğal ya da bildirilmiş din üzerine kamuya açık daha başka bildirimlerde bulunmaktan kaçınacağına söz verdi. Bununla birlikte, Kralın ölümü üzerine Kant sözünden kurtulduğunu düşünerek 1798de Yetilerin Çatışması başlıklı çalışmasını yayımladı ve burada İncile inanç anlamında tanrıbilim ile felsefe ya da eleştirel us arasındaki ilişkiyi tartıştı.
Kant 12 Şubat 1804de öldü. Ünlü çalışması Arı Usun Eleştirisini yayımladığı zaman elliyedi yaşındaydı, ve 1781 ile öldüğü yıl arasındaki yazınsal üretimi hayranlık verici bir başarı olarak görünür. Son yıllarında felsefesinin bir yeniden-bildirimi üzerine çalışıyordu, ve dizgesinin gözden geçirilmiş bir biçimi için gereç olarak tasarlanan notlar 1920de Kants opus postumum başlığı altında Erich Adickens tarafından eleştirel bir düzenlemeyle yayımlandılar.
Kantın karakterindeki çarpıcı özellik diyebiliriz ki ahlaksal dürüstlüğü ve ödev düşüncesine bağlılığıydıbir bağlılık ki kuramsal anlatımını törebilimsel yazılarında bulmuştur. Gördüğümüz gibi toplumcul bir insandı; ayrıca ince ve iyiliksever biriydi. Hiçbir zaman varsıl olmadığı için para sorunlarında yöntemli ve özenliydi; ama belirli aralarla belli sayıda yoksul insana yardımda bulunurdu. Tutumluluğuna hiç kuşkusuz bencillik ya da katı yüreklilik eşlik etmiyordu. Duygusal bir insan olduğunu söylemek güç olsa bile, içten ve bağlı bir dosttu, ve davranışı başkalarına karşı incelik ve saygıyla doluydu. Dine gelince, Kant] olağan dinsel görevlere pek aldırmazdı, ve hiç kimse gizemciliğe eğilimli olduğunu ileri süremez. Ne de tam anlamıyla ortodoks bir Hıristiyan olduğu söylenebilir. Ama hiç kuşkusuz Tanrıya gerçek bir inancı vardı. İlkelerinin doğal ya da bildirilmiş tanrıbilimden türetilmiş olmamaları anlamında ahlakın özerk olduğunu ileri sürmüş olmasına karşın, ayrıca ahlakın daha sonra açıklanacak olan bir anlamda Tanrıya inancı imlediğine ya da en sonunda onu içerdiğine inanıyordu. Dinsel deneyime ilişkin hiçbir görüşünün olmadığını söylemek bir abartma olacaktır. Ve eğer bu söylenecek olursa, kaçınılmaz olarak Kantın yukarıda yıldızlı gökler ve içerde ahlaksal yasa için saygısını anımsatan kızgın göndermelere neden olacaktır. Aynı zamanda tapınma ve dua etkinliklerini ve Baron von Hügelin dindeki gizemsel öğe dediği şeyi gerçekten benimsediğini söylemek olanaksızdır. Ama bu hiç kuşkusuz demek değildir ki Tanrı için hiçbir saygısı yoktu, üstelik dine yaklaşımı gerçekte yalnızca ahlaksal yükümlülük bilinci yoluyla olmuş olsa bile. İşin gerçeği görünürde şudur ki, Kant nasıl örneğin müzik için görünürde hiçbir yoğun kişisel beğeni duygusu taşımaksızın estetik ve estetik deneyim üzerine yazdıysa, yine öyle ne Hıristiyan dindarlığı üzerine ne de örneğin Doğu gizemciliği üzerine herhangi bir derin anlayışı olmaksızın din üzerine yazdı. Kişiliği derin bir dindarlıktan çok ahlaksal dürüstlük ile ıralanıyordu, ama hiç kuşkusuz bundan dinsiz olmuş olduğu ya da Tanrıya inanç sözlerinin içten olmadığı anlaşılmamalıdır. Ancak hazır bulunmasını gerektiren resmi nedenler söz konusu olduğu zaman kilise etkinliklerine katılırdı, ve bir arkadaşına söylediği ahlaksal iyilikte ilerlemeye duanın bırakılması eşlik eder sözleri karakterinden birşeyler açıklıyor görünür.
Politikada Kant cumhuriyetçi eğilimdeydi, terim sınırlı, anayasal tekerkliği kapsıyor olarak alınmak üzere. Bağımsızlık Savaşında Amerikalılar ile, ve daha sonra Fransız Devriminin en azından idealleri ile duygudaştı. Militarizm ve şovenizm bilincine bütünüyle yabancıydılar: Sürekli Barış Üzerinenin yazarı Nazilerin inandırıcı bir yolda kullanabilecekleri gibi bir düşünür değildi. Politik düşünceleri hiç kuşkusuz özgür, ahlaksal kişiliğin değerine ilişkin anlayışı ile derinden bağlıydılar.
2. Erken Yazılar ve Newton Fiziği
Gördüğümüz gibi, Kantın bilimsel sorunlara ilgisi Königsberg üniversitesinde Martin Knutzen tarafından uyandıldı. Yine Doğu Prusyada bir aile öğretmeni olarak geçirdiği dönem sırasında bilimsel yazını oldukça geniş olarak izlediği de açıktır. Çünkü 1755de üniversiteye sunduğu doktora çalışması Ateş üzerineydi (De igne): ve aynı yıl Genel Doğa Tarihi ve Gök Kuramı (Allgemeine Naturgeschichte und Theorie des Himmels) başlıklı çalışmasını yayımladı. Bu çalışma önceki iki denemeden doğmuştubiri dünyanın ekseni çevresindeki devimi üzerine, ötekiyse dünyanın yaşlanmakta olup olmadığı biçimindeki fiziksel bir soru üzerine (1754). Yapıtta Kant daha sonra Laplace tarafından ileri sürülen bulutsu önsavının özgün bir öncelemesini önerdi.
Buna göre, Kantın anlıksal yaşamının geleneksel ikiye bölünüşü yerine (Leibniz-Wolff dizgesinin etkisi altında olduğu zamanki ön-eleştirel dönem, ve kendi felsefesini geliştirmekte ve anlatmakta olduğu zamanki eleştirel dönem), kimi tarihçiler üçlü bir bölünüşü yeğlerler. Daha açık bir deyişle, Kantın birincil olarak bilimsel doğa sorunları ile ilgilendiği bir başlangıç döneminin varoluşunu kabul etmemiz gerektiğini düşünürler. Bu dönemin 1755 ya da 1756ya dek sürmüş olması, ve ön-eleştirel felsefi dönemin aşağı yukarı altmışlı yıllara düşüyor olması gerekir.
Hiç kuşkusuz bu üçlü bölümlemeden yana söylenebilecek kimi şeyler vardır. Çünkü Kantın başlıca bilimsel ırada olan erken yazılarına dikkati çekmeye hizmet eder. Ama genel amaçlar için bana geleneksel ikili bölünme bütünüyle yeterli görünüyor. Herşey bir yana, Kant başka bir fizik türü için Newton fiziğinden vaz geçmiş değildi. Ama özgün bir felsefe uğruna Wolff felsefesinin geleneğinden koptu. Ve bu ansal gelişiminde önemli bir olgu olarak kalır. Dahası, üçlü bölümleme yanıltıcı da olabilir. Bir yandan Kantın erken yazıları, gerçi başat olarak bilimsel ırada olsalar da, yalnızca bilimsel ırada değildiler. Söz gelimi, De igne 1755de Metafiziksel Bilginin İlk İlkelerinin Yeni Bir Açıklaması (Principiorum primorum cognitionis metaphysicae nova dilucidatio) başlıklı bir başka Latince deneme tarafından izlendi. Bu sonuncusu üniversitede Privatdozent olarak ders verme iznini alma bağlamında hazırlanmıştı. Öte yandan Kant eleştirel dönem sırasında bile kimi bilimsel denemeler yayımladı, örneğin 1785de Aydaki Volkanlar Üzerine (Über die Vulkane in Monde) bir deneme.
Bununla birlikte bu soruyu daha öte izlemek zaman yitirmek olacaktır. Önemli olan nokta Kantın, gerçi deyim yerindeyse hiçbir zaman uygulamacı bir fizikçi ya da gökbilimci olmamış olsa da, Newton fiziği konusunda bilgi edinmiş olması ve genel bilimsel dünya anlayışının geçerliliğinin onun gözünde sağlam bir olgu olarak kalmış olmasıdır. Bilimsel bilginin doğası hiç kuşkusuz tartışmaya açıktı; ve bilimsel kategori ve kavramların uygulanabilirlik erimi bir sorun oluşturuyordu. Ama Kant hiçbir zaman Newton fiziğinin kendi alanı içersindeki geçerliliğinden kuşku duymadı; ve daha sonraki sorunları bu kanı temelinde doğdular. Örneğin, içersinde her bir olayı belirli ve belirleyici geçeği ile kapsayan yasa-yönetimindeki bir dizge olarak evrene ilişkin bilimsel anlayış ile özgürlük imleyen ahlaksal deneyim dünyasını nasıl uzlaştırabiliriz? Yine, David Humeun bilimsel dünya anlayışını tüm ussal, kuramsal aklamadan yoksun bırakıyor görünen görgücülüğü karşısında bilimsel önermelerin evrensellikleri için ve bilimsel tahminin geçerliliği için hangi kuramsal aklamayı bulabiliriz? Demek istemiyorum ki böyle sorunlar daha başından Kantın kafasında bulunuyorlardı; ne de bu noktada daha sonraki bir aşamada onun eleştirel felsefesine zemin sağlamış olan soruların bir tartışmasına girmek istiyorum. Ama onun özgün sorunsalının değerini anlayabilmek için daha baştan Newton biliminin geçerliliğini kabul etmiş ve kabul etmeyi sürdürmüş olduğunu anlamak özseldir. Bu kabullenim verildiğinde ve Humeun görgücülüğü verildiğinde, Kant zamanın akışı içinde bilimsel bilginin doğasına ilişkin sorular getirmeye zorlandığını gördü. Yine, bilimsel dünya anlayışını kabulü verildiğinde ve aynı zamanda ahlaksal deneyimin geçerliliğini kabulü verildiğinde, Kant zamanın akışı içinde zorunluk dünyasının özgürlük dünyası ile uzlaşmasını tartışmaya zorlandığını gördü. Son olarak, bilimsel ilerleme olgusu ve klasik fiziğin genel kabulü olgusu verildiğinde, kendini şu soruya sürüklenir buldu: metafizikte görgül bilimlerdeki ilerlemeye karşılık düşen bir ilerlemenin ve tek bir metafiziksel dizgenin genel kabulünün olmaması metafiziğin doğasına ve işlevine ilişkin düşüncelerimizin kökten bir yeniden gözden geçirilmesini gerektirmez mi? Kantın bu sorunları irdelemesi gelecekte yatıyordu; ama erken yazılarında belirtik olduğu biçimiyle Newton fiziğinin kabulünü öngerektiriyordu.
Henüz kimse kitap hakkında yorum yapmadı. İlk yorum sizden gelsin!
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Frederick Copleston
Yazarın diğer kitapları
Platon Copleston Felsefe Tarihi Yunan ve Roma Felsefesi Cilt: 1 Bölüm 1b
Sartre - Modern Felsefe
Leibniz Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe Cilt: 4 Bölüm c
Kant: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 2 Cilt: 6 Bölüm 2
Alman İdealizmi - Fichte, Schelling, Schleiermacher
Aydınlanma: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 1 Cilt: 6 Bölüm 1
Ön-Sokratikler ve Sokrates
Helenistik Felsefe
Berkeley - Hume
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Aristoteles
Yazarın bütün(24) kitaplarını göster
Yaşam Öyküsü
1907-1994 yılları arasında yaşayan, aslında cizvit papazı olan ingilizyazar ve filozof. alman idealizmi, yararcılık ve pragmatizm ve 9 ciltten oluşan felsefe tarihi en önemli eserlerinden bazıları.
İlgili Konular
Felsefe ve Düşünce - Kıta Felsefesi
Felsefe ve Düşünce - Çağdaş Felsefe
Felsefe ve Düşünce - Felsefe Tarihi
İlgili Konulardan Kitaplar
Diyalektik Düşüncenin Tarihi - Marksizm ve Dil - Felsefenin Başlangıç İlkeleri - Komünist Partisi Manifestosu
On Yedinci Yüzyıl Felsefesi Tarihi
Batı Felsefesi Tarihi 1 : Klasik Düşünce
Kitapla İlgili kişiler
Aziz Yardımlı (Çeviren)
Geçtiği diğer
89
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
İdea Yayınevi
için
112
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Aristoteles
Daha
Edebiyat
Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
Tarihi Roman
Çocuk Kitapları
Hikaye ve Öykü
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Masallar
Tarih
Araştırma ve İnceleme
Uygarlık Tarihi
Anı ve Seyahatname
Politika
Siyasi İdeolojiler
Siyasi Tarih
Devlet Yönetimi
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikiyatri ve Psikanaliz
Psikoloji
Felsefe ve Düşünce
İslam Felsefesi
Deneme
Antik Felsefe
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Çocuk Eğitimi
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Pazarlama ve Satış
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Reklamcılık
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Doğu Dinleri ve Düşünceleri
Biyografi ve Otobiyografi
Aile ve İnsan
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Anne Baba Kitapları
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Alevilik
İslam Tarihi
Kültür Sanat
Tiyatro
Sinema
Müzik Eğitimi ve Öğretimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Mitolojiler
Tasavvuf
Sağlık ve Tıp
Beslenme ve Diyet
Sağlıklı Yaşam
Yoga ve Meditasyon
Meditasyon ve Yoga
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Teknoloji ve Mühendislik
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Yöneticilik
Yaşamöykü/ Anı/ Mektup
Sosyal Bilimler
Toplumsal İncelemeler
İnsan ve Toplum
Siyasal Düşünceler
İnceleme ve Araştırma
Kampanyalar
Sağlıklı Yaşam
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012