Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Everest Yayınları   Türkçe Edebiyat Dizisi   Engin Aktel   Kestane Karası
 
Kestane Karası  
Engin Aktel
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 16,00 TL
NetKitap Ederi: 12,80 TL
telefondan alışveriş 56388

Yayinevi/DiziYayinevi: Everest Yayınları
Baskı Tarih: Haziran 2005
Sayfa: 368
Indirim: %20

Bu kitaba oy verin: (2 oy)
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Everest Yayınları
Dizi: Türkçe Edebiyat Dizisi

Baskı Tarih: Haziran 2005

Sayfa: 368

İndirim: %20

Boyut: 13,5x21 cm

Hamur: 2

Etiket: 16,00 TL

NetKitap Ederi: 12,80 TL


Arka Kapak
1940'ların sonunda Burgazada'da geçen Kestane Karası, yıllarca gazetecilik yapan Engin Aktel'in ilk romanı. Dinlediklerinden ve tanıklıklarından yola çıkarak yazdı Engin Aktel bu kitabı. Kestane Karası denizin başrol oynadığı, balıkların ve insanların yardımcı rollerde hayatta kalma kavgasını sürdürdüğü bir roman ve okuru peşinden sürüklüyor.
Sürüklendiğiniz bu öyküde adanın insanlarıyla tanışacak, -öykülerine konuk olacaksınız. Onlarla birlikte balığa çıkacak, kimi zaman eli kolu dolu, kimi zaman denizin gazabından yorgun döneceksiniz. Burgazada'nın kahvelerinde oturup, sohbete dalacak, meyhanelerinde bir tek atacaksınız. Ama her seferinde yaşamı elinde tutan asıl gücün deniz olduğunu fark edeceksiniz. Coğrafi sınırları böylesine kısıtlı olan bü adada, insanların öfkelerinin, nefretlerinin olduğu kadar, dostluklarının, sevgilerinin de deniz gibi uçsuz bucaksız olduğuna tanık olacaksınız. Bir de denizin her zaman payını aldığına...
Kestane Karası... En korkunç fırtınalardan biri. Burgazada... Kozmopolit ahalisi ve doğal güzellikleriyle Marmara'nın en gözde adalarından biri. Zaman ise 1940'ların sonu. Tanıdık bir dünyanın bilinmeyen öyküsü.
Engin Aktol
"Dünyamıza hoş geldin küçük. Bu senin sonun, benim ise kurtuluşum olacak. Ne olur bana öyle hainmişim gibi bakma. Sen nasıl yaşamak için kısacaları, kolyosları, çaçaları, hamsileri yiyorsan, ben de seni yemek zorundayım. Bu dünyanın en gaddar yaratıkları, biz insanlarız. Anan sana bunu belki öğretmiştir. Belki de öğretmeye vakit bulamadan bir oltanın ucuna, bir ağın içine takılmıştır. Devran böyle dönüyor... Gırtlak meselesi..."