Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Cinius Yayınları   Çağdaş Türk Yazarları   Filiz Göksel   Kırk Yamalı Bohça
 
Kırk Yamalı Bohça  
Filiz Göksel
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 7,50 TL
NetKitap Ederi: 4,50 TL
telefondan alışveriş 73472

Yayinevi/DiziYayinevi: Cinius Yayınları
Baskı Tarih: Mayıs 2007
Sayfa: 172
Indirim: %40

Bu kitaba oy verin: (1 oy)
Yorumları oku   Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Cinius Yayınları
Dizi: Çağdaş Türk Yazarları

Baskı Tarih: Mayıs 2007

Sayfa: 172

İndirim: %40

Boyut: 12,5x19,5 cm

Hamur: 2

Etiket: 7,50 TL

NetKitap Ederi: 4,50 TL


Arka Kapak
Zaten hayatımız da yamalı bohça değil mi? Arkadaşlarımız, yaşadığımız olaylar, yaşantımıza girip çıkan insanlar, komşular…
Her biri bir renk, bir desen katmıyor mu hayatımıza? Yaşanmışlıklar bitince o desen, o figür kalıyor anısıyla. Yenisi hemen yanına ekleniyor. Böylece yaşam yolu dokunuyor ilmek ilmek.
Bir anımız bir anımıza uyuyor mu? Kimi gün neşeli, kimi gün hüzünlü…
Duygularımız da kırk yamalı bohça…
Yaşantımızı, bizi biz yapan, insanlığı parça parça, renk renk, desen desen sunmak istedim sizlere, sıkmadan kısa kısa.
Belki bir desen de sizi alır götürür bir yerlere..!
Anlattığım tüm hikayeler gerçektir, yaşanmıştır.


Kitabın İçinden
ÖNSÖZ

Ziraat mühendisliğim doğaya olan sevgimi dengeliyordu.
Kitaplara olan düşkünlüğüm, çok okuyor olmam, yeni yayınları
takip etmem de bir şekilde dengelenmeliydi. Bu kadar
çok alınca vermek de gerekiyor.
İki yıl yerel Gaziantep Sabah gazetesinde makalelerim ve
çizdiğim karikatürler yayınlandı. Kadınca dergisi, Doğan
Kardeş, Kelebek, Ayna dergisi gibi değerli yayın organlarında
yazılarım çıktı. Ve dolayısıyla bu kitap oluştu. Yaşanmış
birkaç hikayenin eklenmesi ile…
Yaşamınızdaki tüm alanların dengelenmesi dileğiyle…



ELİF

GÜNEYDOĞU Anadolu Bölgesi’nde dağın yamacına kurulmuş
bir köy. Hafi f esen rüzgar, sıcak ve boğucu. Sivrisinekler
tam bir âlem. Vızıltıları etrafta dayanılmaz bir hal alıyordu.
Sineklerden korunmaya çalışan Ahmet, ağrıyan boğazı,
yanan midesiyle gözlerini yavaşça aralıyor, korkunç bir baş
ağrısıyla dünyası kararmış bir halde bağırıyordu;
— Nerede o kız? Ağam onu yanlarına istiyordu. Hazırlansın.
Çabuk olsun, gelip alacaklar. Bıktım bu veletlerden. Beş
taneler, hepsi de kız. Bulamamışız bir oğlanı. Allah belasını
versin. Usandım artık. Hepsini tek tek evlatlık vereceğim.
Kız Elif ne cehennemdesin?
Elif babalığının karşısında pusmuş, korkuyla ona bakıyordu.
Dudakları solmuş, gözleri ağlamaklı, titriyordu. Halbuki
bebekken bu dudaklar kiraz gibi canlı ve kırmızıydı. Hep
gülümserdi.
Elif 14 yaşındaydı. Bütün hayatını bu köyde geçirmişti.
Babası bir iş kazasında ölünce, annesi, “Çocuklarıma belki
iyi bir baba olur, onları sever, korur,” düşüncesiyle, kendisinden
otuz yaş büyük Ahmet’e varmıştı.
Elif zaman zaman babalığını sevmeye çalışıyordu; başını
onun göğsüne yaslamak, kırışık yanaklarını okşamak, ona
“Babacığım seni seviyorum,” demek. Sevemez miydi? Üvey
de olsa babası değil miydi? İçini dökemez miydi ona? Anlatıp
anlatıp sonra uykuya dalamaz mıydı onun omuzlarında?
Acıdan donuklaşmış iri mavi gözleri, solmuştu Elif ’in.
“Büyük bir haksızlığa uğruyorum,” diye düşündü kendi kendine.