Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Kuruluş ve Fetih Destanı
Kuruluş
Kuru Su
Kuru Kafa ve Kemik Tarikatının Gizli Tarihi
Kuru Gürültü
Kuru Boya Tekniklerine Dair Her Şey
Kurtuluştan Sonrakiler
Kurtuluşa Koşanlar
Kurtuluş Savaşı'nın İkinci Cephesi İç İsyanlar
Kurtuluş Savaşı'nın İçyüzü
Kitap
Pozitif Yayıncılık
Cahit Tanyol
Kuruluş ve Fetih Destanı
Kuruluş ve Fetih Destanı
Cahit Tanyol
Baskısı yok
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
Yayinevi:
Pozitif Yayıncılık
Baskı Tarih:
Aralık 2004
Sayfa:
102
Bu kitaba oy verin:
(3 oy)
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
Pozitif Yayıncılık
Baskı Tarih: Aralık 2004
Sayfa: 102
Boyut: 13,5x21cm
Hamur: 2
Etiket:
Baskısı yok
Arka Kapak
Kuruluş ve Fetih destanı
Türkiye iki gülünç tören serisi içinde tarihsel kişiliğini yitirmektedir. Bunlardan bir tanesi hemen hemen Anadolu'nun her köy ve kasabasında yapılan, düşmandan kurtuluş törenleridir. Yerel bayramları şöyle bir sıraya soksak yılın 365 gününü aşar. Bu kadar hafiflik, tarihsiz toplumlar için bile alay konusu olacak niteliktedir. Paris iki kere Almanlar tarafından işgal edildi. Moskova Napolyon ordularına açlık ziyafeti verdi. Ne Paris ve ne de Moskova kurtuluş şenlikleri düzenlemeyi aklına getirdi. Tarihsiz Amerika, kovboy serüvenlerinden, banka soygunlarından kendisine öyle bir tarih yarattı ki çocuklarımız kendi tarihlerinin en parlak sayfalarından çok, Amerika tarihini bilir oldular. Böylece Tommiks ve Teksas kültürleriyle büyüyen kişilerden bazıları devletin en yüksek makamına kadar çıktı. Ve biz, bu kültür rezilliğini yadırgamadık bile. Amerika'nın bütün iç ve dış savaşlarını toplasanız Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Savaşı'na zor denk gelir. Tabii bunu söylerken 1789 Fransız Devrimi'ne öncülük yapan İnsan Hakları Beyannamesi'ni unutmuş değiliz. Amacımız kendi görkemli tarihini bilmediği halde eğitimimizde yabancı etkilerin bizi nasıl kuşatmış olduğuna dikkat çekmektir. Atının yüzünü Üsküdar'ın ötesine çevirdiği zaman birkaç devleti ilhak ederek İstanbul'a dönen, atının dizginlerini Tuna'nın öte kıyısında salıveren ve birkaç devleti kendisine metbu yaparak İstanbul'a dönen cihangirlerin yerini şimdi birkaç keçinin otlağı olan ıssız bir adaya bayrak diken bir kadının uyduruk cakasını, sanki bir Türk Jeanne d'Arc'ı gibi, alkışlayanların seviyesizliği almış bulunuyor. Bir bu sefil manzarayı düşündüm, bir de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın 'üstüne gelirim' tehdidine; 'Senin gelmene gerek yok şevval ayında ben geliyorum.' diye cevap veren ve Uzun Hasan'ın tac ü tahtını yerle bir eden genç Fatih Sultan Mehmed'i düşünüyorum. Bunlar bana bir büyük mirasın harabeleri içinde oluşan kertenkeleleri hatırlatıyor.
İkinci gülünç kutlama İstanbul fethi için her yıl yapılandır. Biz FETH'in karanlık bir çağı kapatıp aydınlık bir çağa kapı açtığını söyleyerek övünüyoruz. Oysa FETH'in açmış olduğu Aydınlık Çağ'ın kapısına biz ancak 19'uncu yüzyılın başında ulaştık, o da doğrulardan fire vere vere.
Her yıl Kasımpaşa tulumbacılarını andıran birtakım insanların kan ter içinde hayali bir tekneyi Beyoğlu sırtlarından (şimdi sırt falan yok ya) Haliç'e indirmelerinin gösterisi yapılmaktadır. Ya da kır bir at üzerinde Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'a girişi kötü bir senaryo ile tekrarlanmaktadır. İstanbul Fethi kutlamaları, beceriksizliğimizin, gülünçlüğümüzün ve İstanbul'a layık olmadığımızın teşhirinden başka bir anlam ifade etmez dışarıdan bakan bir göz için...
Bir bu gülünç beceriksizlikleri düşündüm, bir de Avusturyalı yazar Stefen Zweig'ın 'Yıldızların Parladığı An' kitabında insan iradesinin tanrısal bir güç yüklenerek karadan gemileri Haliç'e nasıl taşıdığını anlatan destansı yazısını. Stefen Zweig, Fatih Sultan Mehmet hakkında hayranlık destanı yazarken Nazi Almanya'sından İngiltere'ye sığınan bir yazardır. Fatih'in içindeki insancıl evrenselliği Hitler'in barbar tutumundan ayıracak kadar sağduyuya sahip. Bir kendi tarihini karalayan aydınların Osmanlı tarihine kötü bakışlarını düşündüm, bir de Trabzon'u almak için yola çıkan Fatih'in, dağlara yaya tırmanırken şişen ayaklarını, parçalanan giysileri içinde görünümünü. Kendisini bu sevdadan vazgeçirmek için şefaatçi olarak ordugaha gelen ve tahtırevanlarla taşınan Uzun Hasan'ın kayınvalidesi Sara Hatun'un 'Sultanım, bir kal'e bu kadar zahmet ve perişanlığa değer mi?' sözüne karşı Fatih'in verdiği yanıtı düşünün: 'Valide, garazım kale zaptetmek değil, bana teslim edilen şeriat ve adalet kılıcının hakkını yerine getirmek, vazifemi bitirmektir'. Şimdi küstahlığın ve arsızlığın simgesi olarak devlete musallat olan sivrisinekler ona kendi mülkünde köprü ve sokak ismi armağan ediyorlar.
İstanbul'un fethi, kökü Anadolu'ya dağılan büyük bir imparatorluğun kuruluş serüvenidir. Bir topluma yeni bir devlet felsefesi, yeni bir ideoloji önerilirken kuruluşunda etken olan diyalektik oluşa dikkat etmezsek onun ömrü bireysel zorbalığın sınırında biter. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra kurulan Cumhuriyet'in nasıl bir yön izlemesi gerektiği bir sorun olarak ortaya çıktı. Atatürk'ün sağlığında başlayan ve benim öğrencilik yıllarıma rastlayan inkılap dersleri bu konuda ilk arayıştı. Fakat bu dersler, yapılan devrimleri kendi içinde derinleştirmekten öte bir iş yapamadı. İkinci arayış yine Atatürk'ün sağlığında ortaya atılan KADRO hareketi idi. Üçüncü arayış, 1961'den sonra, benim de içinde bulunduğum YÖN Hareketi idi. Bu arayışların üçü de geleceğe yönelik ve fakat geçmişi unutmuş olmakta birleşiyordu. Oysa diyalektik GEÇMİŞ, 'olmuş olan'a uygulanır. Ve GELECEK, ki ideolojiler alanıdır; ancak tarihsel bir çözüm bulunduktan sonra gerçekleşebilir. Nazım Hikmet'i ŞEYH BEDREDDİN DESTANI'nı yazmaya iten neden kendisine bir soy bulmak kaygısı idi. BEDREDDİN DESTANI güzeldi; ama amacına ulaşmayan bir oka benziyordu. Çünkü tarihsel diyalektik, Bedreddin hareketine göre değil, Osmanlı'nın kurmuş olduğu devlet çekirdeğine göre işliyordu. Bedreddin kendi idamına kendisinin fetva vermesi ile bunu kanıtlamıştı.
Ben gerek YÖN dergisinde İSLAMİYET VE SOSYALİZM başlıklı bir yazı serisi kaleme alırken ve gerekse merhum Behice Baran'la OSMANLI TOPLUM YAPISI üzerine tartışırken, İslamiyet'i Osmanlı Devleti'ni göz ardı ederek sosyalist bir kuruluşun mümkün olamayacağına inanmıştım: Gerçi sol çevreler tarafından YÖN'de çıkan yazılar bir hayli yadırganmıştı. Neyse ki Fransız Komünist Partisi'nin beyin takımından R. Garaudy'nin 'İslamiyet ve Sosyalizm' adlı kitabı beni gericilikle suçlayanların saldırısından kurtardı.
Ben KURULUŞ VE FETİH DESTANI'nı Nazım Hikmet'in ŞEYH BEDREDDİN Destanı'nın tam karşıtı olarak yazdım. İşin garibi onun eğitimi Osmanlı, benim eğitimim Cumhuriyet'ti. Fakat tarihsel diyalektik bana yol veriyordu. Nasıl mı? Dikkatli bir göz bunun yanıtını bizim Kuruluş ve Fetih Destanı'nda bulabilir.
Cahit Tanyol
ZAMAN
Henüz kimse kitap hakkında yorum yapmadı. İlk yorum sizden gelsin!
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Cahit Tanyol
Yazarın diğer kitapları
Toplumbilim Sayı: 2 Ekim 1993 Türk Toplumbilimi Özel Sayısı
Türk Edebiyatında Yahya Kemal
O Zaten Yoktu
O Zaten Yoktu
Çankaya Dramı
Hoca Kadri Efendi'nin Parlementosu
Neden Türban
Türk Edebiyatında Yahya Kemal
Türkler İle Kürtler
Schopenhauer'da Ahlak Felsefesi
Düş Yorgunu
Laiklik ve İrtica
Yaşam Öyküsü
1914 yilinda Nizip'te dogdu. Adana Muallim Mektebi'ni (Adana Erkek Öğretmen Okulu) ve 1935 yılında Gazi Egitim Enstitüsü'nü bitirdi.1944 Yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden mezun oldu. Değişik okullarda 9 yıl öğretmenlik yaptı. Mezun olduğu Üniversitede yeni kurulan sosyoloji kürsüsüne asistan olarak girdi. Ayni bölümde 1946 yılında önce Doçent, daha sonra Genel Sosyoloji Profesör oldu. 1942-1946 arasında İzmir'de Aramak adlı bir dergi çıkarttı. Daha sonra, Değirmen, Akademi, İstanbul, Varlık, Yön, Cumhuriyet gibi dergi ve gazetelerde yazdı.
İlgili Konular
Edebiyat - Türk Edebiyatı
Edebiyat - Şiir
İlgili Konulardan Kitaplar
Portakal Kabukları
Tül ve İğne
Otobandan Önce Son Çıkış
Yayınevinin Diğer Kitapları
Pozitif Yayıncılık
için
81
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
İstanbul
Türk Mutfağından Yedi Renk
Şimdi Ağlamak Vakti
Kırlangıçlar Erken Göçtü
Kumsalı Olmayan Ada
Bir Şafak Yürüyüşü
Daha
Edebiyat
Roman
Tarihi Roman
Roman ve Öykü
Aşk ve Romantizm
İnsan ve Toplum
Psikiyatri ve Psikanaliz
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikoloji
Tarih
Uygarlık Tarihi
İslam Tarihi
Araştırma ve İnceleme
Çocuk Kitapları
Fantastik
Edebiyat
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Felsefe ve Düşünce
Yakınçağ ve Modern Felsefe
İslam Felsefesi
Antik Felsefe
Düşünce Tarihi
Politika
Siyasi İdeolojiler
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
Devlet Yönetimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Hıristiyanlık
Araştırma
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Sınavlara Hazırlık Kitapları
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Aile ve İnsan
Anne Baba Kitapları
Çocuk
Aşk ve Yaşam
Kültür Sanat
Tiyatro
Resim ve Resim Üzerine
Sinema
Kültürel Yaşam
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
İslam Tarihi
İslam Felsefesi
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Spor
Belgeseller
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Doğa Bilimleri
Diğer
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Finans
İktisadi Düşünceler ve Teoriler
Hobi ve Eğlence
İçecekler Gurme ve Yemek Kitapları
Bulmaca ve Bilmece
Mizah
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Gazeteci Kitapları
Tarım ve Hayvancılık
Gezi ve Turizm
Ülke ve Kent Rehberleri
Rehber
Genel Konular
Kentler
Kampanyalar
Türk Düşünürleri
Sağlıklı Yaşam
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012