|
Osmanlı İmparatorluğu'nun Yavuz Sultan Selim'in 1517'de Mısır'ı fethinden sonra içine sürüklendiği ve üstlendiği; özlü anlamıyla Tanrı adına yargılama ve Tanrı iradesine dayanan yönetim gücü demek olan "Hilâfet ve Fetva Kurumu" ve din algılamasının; devletin tüm kurum ve kuruluşlarının gerilemesi ve köhnemesinde başat rolü oynadığı ve diğer nedenler yanında insanlık tarihinin en güçlü Türk İmparatorluğu'nun yıkılıp yokolmasına neden olduğu gerçeği de göz ardı edilmektedir.
Atatürk'ün böyle bir anlayış ve yönetimle yıllarca sürdürülen savaşlar ve çatışmalar sonunda acılar içinde kıvranan, yoksulluk, yorgunluk ve bilgisizlik ortamında bocalayan Türk Ulusu'nu yeniden dirilttiği, her alanda gerçekleştirdiği devrimlerle ulusun düşünce ve yaşam tarzında, hukuk düzeninde, siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve bilimsel algılamalarında gerçekleştirdiği değişimlerle; Türk yurdunu demirağlarla ördürdüğü, çağcıl okullar, fabrikalar açtırdığı, ülkeye kalkınma ve ulusa refah, huzur ve mutluluk yolunda büyük hamleler yaptırdığı unutturulmak istenmektedir.
|