 |
 |
|
 |
 |
Konular:
Kişiler ve Yayınevi:
|
 |
 |
|
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
İpek Ongun Serisi (Bir Genç Kızın Gizli Defteri)
| | bende bütün serisini kısa zamanda bitirdim hepsind...
|
|
|
Yeni değil ama... (Haliç'te Yaşayan Simonlar)
| | Yeni birşey değil. Ama mutlaka bir anlamı vardır, ...
|
| |
| |
| |
|
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Limon Masası
| Etiket: | 10,00 TL
| NetKitap Fiyatı: | 8,00 TL
| | |
Julian Barnes, ikinci öykü derlemesi Limon Masası'nda, Manş Ötesi'nde ele aldığı yaşlanma ve ölüm temalarını, insanoğlunun ölümlülük karşısındaki tavrını bir kez daha teşrih masasına yatırıyor. Tümü de yaşlanma ve ölüm saplantısını derinlemesine yaşayan kahramanları, çok farklı konumlar, coğrafyalar ve tarihle içinde bir bir sahneye çıkıyorlar.
Barnes'ın karakterleri henüz yaşama, sevme, yalan söyleme, birilerini kandırma yeteneklerini bütünüyle yitirmiş değiller, ancak hayatlarının sonunda artıks ahip olamadıkları şeyleri kavradıklarında burukluk içindeler.
Hayatını farklı vakitlerdeki saç kestirme yaşantılarına göre ölçen bir anlatıcı; yaşamını "vazgeçiş" üzerine temellendirmenin zorunluluğunu kabullenmiş ünlü bir Rus yazar; bir yaşlılar yurdunda kalan ve elinizdeki kitabın yazarına "Sevgili Dr. Barnes" hitabıyla uçuk mektuplar yazan bir kadın; kafasını konserlerde çıkarılan gürültülere fena halde takmış obir müziksever; Alzheimer hastası kocasına son derece ayrıntılı yemek tarifleri okuyup duran ve hakaretlere maruz kalan bir kadın; anne babasının çökmekte olan evliliklerine tanıklık edip evlilik kavramını sorgulayan orta yaşlı bir İngiliz; hayatta ayakta kalışını kalışını başkalarının ölümlerine borçlu olduğunu kavramış olan İsveçli bir kereste tüccarı; bir kafede buluşup geçmişi anmayı alışkanlık haline getirmiş, ama birbirini asla anlamayan iki yaşlı kadın; karısının eline tutuşturduğu alışveriş listesiyle Londra'ya her gelişinde bir hayat kadınını sürekli olarak görmekten geri kalmayan emekli bir asker ve son olarak da günün birinde "limon masasına" oturmanın zorunluluğunu görüp en büyük müzik olan sessizliği seçmiş olan Finli ünlü bir besteci.
Zira limon, Çinlilere göre ölümün simgesidir. Limon Masası da bir restoranda, oturulduğunda ölümden konuşmanın zorunlu halde geldiği bir masa...
Çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu - 192 sayfa, 2. hamur, ISBN: 9755394907; Boyut: 13,5x19,5cm; Baskı Tarihi: Mart 2006 Özgün Dili: İngilizce; Özgün Adı: The Lemon Table Etiket 10,00 TL, %20 indirim 2,00 TL, NetKitap'ta 8,00 TL
Yazarın Diğer Kitapları |
 |
 |
 |
| |
Arthur ve George, Ayrıntı Yayınları |
Aşk Vesaire, Ayrıntı Yayınları |
Benimle Tanışmadan Önce, Ayrıntı Yayınları |
Bir Çift Söz, Ayrıntı Yayınları |
Dünya Tarihi, Ayrıntı Yayınları |
Flaubert'in Papağanı, Can Yayınları |
Flaubert'in Papağanı, Ayrıntı Yayınları |
Gündoğumuna Yolculuk, Ayrıntı Yayınları |
İngiltere İngiltere'ye Karşı, Ayrıntı Yayınları |
Limon Masası, Ayrıntı Yayınları |
Manş Ötesi, Ayrıntı Yayınları |
Metroland, Ayrıntı Yayınları |
Oklukirpi, Mitos Boyut Yayınları |
Oklukirpi, Ayrıntı Yayınları |
Seni Sevmiyorum, Mitos Boyut Yayınları |
Seni Sevmiyorum, Ayrıntı Yayınları |
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir |
|
|
Bu kitap üzerine henüz eleştiri yazılmadı. İlk siz olabilirsiniz!
| |
|
|
Yazar Hakkında Çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen adlarından olan Julian Barnes, 1946'da Leicester'da doğdu. Oxford Üniversitesi, Magdalen Collega'da okudu. The Oxford English Dictionary?de sözlükbilimci; daha sonraları ise, The New Statesmen ve The Sunday Times'ta gazeteci olarak çalıştı. Kitap eleştirileri ve takma adlla polisiye romanlar kaleme aldı. 1982'den 1986'ya değin The Observer?da televizyon eleştirmenliği yaptı. Julian Barnes, ilk bakışta biraz farklı gibi gözüken, ama daha dikkatli incelenince tümü de ortak bir yazarlık özelliğinin harcıyla karılmış yapıtlar vermiş olan bir yazardır. Onun yazarlık üslubu, hemen hemen bütün yapıtlarında, fazlasıyla kendine özgü bir kimlikle, hem matrak hem de trajik ve insani olana alabildiğince açık ve salt "negatif" olanla yetinmeyen çok yönlü bir "ironi" unsuruyla belirginleşir. Flaubert?in Papağanı İngiliz edebiyatının önde gelen yazarları arasında Julian Barnes'a ayrıcalıklı bir ün kazandırmış olan Flaubert'in Papağanı, hiç kuşku yok ki, Yaşam-Sanat diyalektiği üzerine günümüze değin kaleme alınmış en özgün ve çarpıcı yapıtlardan biri. Romanın özgünlüğü, öncelikle, derinlikli bir insan kavrayışını son derece yenilikçi bir estetik kurgu içinde ortaya koyabilmiş olmasında yatıyor. Julian Barnes, bir "deneme-roman" olarak da nitelendirilebilecek yapıtında, o tümüyle kendine özgü ironik üslubuyla bizlere, Yaşam dediğimiz o gizemli şeyin binbir türlü ayrıntısından, Sanat'ın karşı koyulmaz çekiminden ve sınırlarından, Gerçek'in kendini saklayan yüzlerinden ve daha nice şeyden söz ediyor. Romanın ana öyküsünü; dünya görüşü, sanatı, aşkları, yolculukları ve zengin bir çeşitlilik gösteren ilginç yaşantısıyla XIX. yüzyılın ünlü Fransız romancısı Gustave Flaubert'in başından geçenler oluşturuyor. Bunun yanı sıra romanda, bu öyküye koşut olarak anlatılan ve gizi ancak satır aralarında verilen bir başka öykü daha var: Roman kahramanı Geoffrey Braithwaite'in, artık hayatta olmayan karısı Ellen'in gizli yaşantısının damgasını taşıyan öyküsü. Farklı yüzyıllara ait bu iki öykü, anlatı boyunca inceden inceye birbirlerine sürekli eklemleniyor ve roman kahramanı Braithwaite'nin kişisel yaşamı ile edebiyat tarihine "Gerçekliğin" babası adıyla geçmiş olan Gustave Flaubert'in yaşamı arasında yüzyıllar ötesinde anlamlı bir köprü kuruyor. Flaubert uzmanı, emekli doktor Geoffrey Braithwaite, her ikisi de yazara ait olduğu ileri sürülen iki papağan? Peki ya sonuç? Sonuç, belki de, "Gerçek"in, dedektif romanlarında foyası ortaya çıkarılan katil gibi bir şey olmadığı... Ya da, herkesin ancak "kendi" okumalarıyla bu gize bir yanıt bulabilecek olması...
Kitap Forumu:
| Konu | Yanıt | Son İleti
| | Henüz bir konu açılmadı. | |
| |
|
Kitap Forumları bir kitap hakkında Soru sormak ve Fikir paylaşmak içindir...
|
|