|
Bir Çocuk Evlendiriliyor
Habsburglar ile Bourbonlar yüzyıllar boyunca Almanya, İtalya, Felemenk topraklarındaki düzinelerce muharebe alanında Avrupanın önderliği için savaşmış, sonunda iki taraf da yorgun düşmüştür. İki eski rakip iş işten geçtikten sonra, aralarındaki doymak bilmez kıskançlığın yalnızca başka hanedanların önünü açmaya yaradığını görür; İngiltere Adasındaki kâfir bir kavim dünya hükümranlığını ele geçirmeye yeltenmiş, Protestan Brandenburg Uçbeyliği güçlü bir krallık olmanın yolunu tutmuş, yarı yarıya putperest olan Rusya ise egemenliğini akıl almaz ölçülerde genişletmeye hazırlanmaktadır; sonunda, hükümranlarla diplomatlarının kafalarında, her zamanki gibi çok geç de olsa, şu soru şekillenmeye başlar: Bu uğursuz didişmeyi tazeleyip o imansız türedilerin ekmeğine yağ sürmek yerine, birbirimizle barışsak daha iyi olmaz mıydı? XV. Louisnin sarayında Choiseul ile Maria Theresianın danışmanı Kaunitz bir ittifak tasarlarlar ve bu birliğin sürekli olması, iki savaş arasında bir soluklanmadan başka bir şey olarak kalmaması için de Habsburg ve Bourbon hanedanlarının kan yoluyla akraba olmalarını önerirler. Habsburg sarayında evlenme çağında prenses eksikliği hiçbir zaman çekilmemiştir; bu sefer de her yaştan zengin bir koleksiyon hazır bulunmaktadır. Önceleri bakanları, XV. Louisyi, büyükbaba mertebesindeki yaşı ve ahlak sınırlarını oldukça zorlayan yaşayışından ötürü, bir Habsburg prensesiyle baş göz etmeyi düşünürler, fakat bu arada En Hıristiyan Kral, metresi Pompadourun yatağından alelacele kaçıp başka bir gözdesinin, Dubarrynin koynuna giriverir. Bu arada ikinci defa dul kalan İmparator Joseph de, XV. Louisnin üç geçkince kızından biriyle gerdeğe sokulmaya pek istek göstermez: Böyle olunca geriye en doğal birleşme olarak üçüncü şık kalır: XV. Louisnin torunu ve Fransız tahtının müstakbel sahibi olan henüz yetişme çağındaki Dauphini1 Maria Theresianın kızlarından biriyle nişanlamak. 1769 yılında, o zaman on bir yaşındaki Marie Antoinette ciddi bir teklif olarak ortaya sürülmüştür bile; Avusturya elçisi 24 Mayısta İmparatoriçeye açık açık şunu yazmaktadır: Kral öyle bir tarzda konuşmuş bulunuyor ki, Majesteleri projeyi şimdiden sağlama bağlanmış ve katileşmiş olarak telakki edebilirler. Fakat bütün gururlarını basit şeyleri zora koşmak ve en önemlisi, her önemli işi maharetle geciktirmek uğruna ortaya koymasalardı, diplomatlar diplomat olmazdı. Bir saraydan öbür saraya entrikalara girişilir, bir yıl geçer, ikinci, üçüncü bir yıl daha ve Maria Theresia şüphelerinde haksız değildi pek rahatsız olduğu ve yürekten gelen bir kinle, adını le monstre2 koyduğu komşusu Prusya Kralı Friedrichin, makyavelist şeytanlıklarından birini sahneleyerek, güçler dengesinde Avusturyanın yeri bakımından gayet önemli olan bu tasarıyı baltalayacağından korkmaktadır; Fransız sarayının yarım ağızla verdiği sözden geri adım atmamasını sağlamak için bütün canayakınlığını, tutkusunu ve entrikacılığını ortaya koyar. Profesyonel bir evlilik simsarının yorulmak bilmezliği, diplomatların tuttuğunu koparır, taviz vermez sabrıyla, durmak bilmeden Prensesin üstün niteliklerini Parise anlatmaya koyulur; Versaillesdan nihayet bağlayıcı bir evlenme teklifiyle gelsinler diye elçileri nezakete ve hediyeye boğar; ana olmaktan çok imparatoriçe olarak, çocuğunun mutluluğundan çok, hanedan gücünü çoğaltma düşüncesi içinde, gönderdiği elçinin, doğanın Dauphinden bütün armağanlarını esirgemiş olduğu, Dauphinin aklı gayet kıt, alabildiğine çolpa ve tamamen duygusuz biri olduğu yolundaki uyarısını da es geçer. Bir grandüşesin mutlu olmaya ne ihtiyacı vardır ki, kraliçe olduktan sonra? Maria Theresia, imzalı-mühürlü bir anlaşmanın gerçekleşmesi için ne kadar büyük bir ateşle diretiyorsa, dünya işleriyle pişmiş bir kral olan XV. Louis de ona eş bir üstünlük duygusu içinde kendini naza çekmektedir; sarayına üç yıl boyunca küçük grandüşesi öven resimlerin, haberlerin yağmasına aldırış etmez ve prensip olarak evlenme tasarısına yatkın olduğunu belirtmekle yetinir. Fakat kurtuluş müjdesi anlamına gelecek o öneride bulunmaz, kendini bağlamaz. Bu önemli devlet meselesine her şeyden habersiz bir şekilde konu olan, on bir yaşındaki, on iki yaşındaki, on üç yaşındaki Toinette ince yapılı, alımlı, zarif ve güzelliği şüphe götürmez bir kızdır ve bu arada kardeşleriyle, kız arkadaşlarıyla Schönbrunn Sarayının odalarında ve bahçelerinde ateş parçası gibi oynayıp zıplamaktadır; dersle, kitapla, kültürle pek uğraştığı yoktur. Eğitimiyle görevli mürebbiyelerle rahipleri doğuştan getirdiği sevimliliği ve cıva gibi hareketli neşesiyle parmağının ucunda oynatmakta o kadar beceriklidir ki, bütün dersleri kolayca asmaktadır. Devlet işlerinin çokluğu yüzünden sürüyle çocuğunun hiçbiriyle özenli bir şekilde teke tek uğraşamamış olan Maria Theresia, günün birinde dehşetle şunu görür: Müstakbel Fransa Kraliçesi on üç yaşında olduğu halde ne Almancayı ne Fransızcayı doğru dürüst yazabilmektedir, tarih ve genel kültür konularında en yüzeysel bilgilerin bile yakınından geçmiş değildir ve müzik konusundaki başarısı da, piyano dersi aldığı kişi büyük piyanist Gluck olmasına rağmen, o kadar iyi değildir. İş işten geçtikten sonra, şimdi bütün bu eksikler giderilecek, oyun çocuğu tembel Toinette yetiştirilip kültürlü bir hanım haline getirilecektir. Bir müstakbel Fransa Kraliçesi için önemli olan, en başta doğru dürüst dans edebilmesi ve düzgün bir aksanla Fransızca konuşmasıdır; Maria Theresia bu amaçla büyük dans üstadı Noverrei ve Viyana da turnede bulunan bir Fransız kumpanyasının iki aktörünü, biri telaffuz, biri şan dersleri vermesi için görevlendirir. Fakat Fransız elçisi bu haberi Bourbon sarayına bildirir bildirmez, Versailles hakarete uğramışçasına bir tepki gösterir: Gelecekte Fransaya kraliçe olacak bir kızın ne idüğü belirsiz komedyenlerden ders alması olacak iş değildir. Bir acele, yeniden diplomatik temaslara girişilir; çünkü Versailles Sarayı, Dauphine gelin olması önerilen kimsenin eğitimini şimdiden kendi işi olarak görmektedir; uzun uzadıya düşünülüp taşınıldıktan sonra, Orléans Piskoposunun tavsiyesiyle Rahip Vermond öğretmen olarak Viyanaya gönderilir; on üç yaşındaki grandüşes hakkında elimizdeki ilk güvenilir belgelerin kaynağı bu kişidir. Rahip Vermond, kızı tatlı ve sempatik bulmaktadır: Kendisi şirin bir çehreye sahiptir ve tavırlarında akla gelebilecek en büyük zarafet mevcuttur ve eğer boyu da biraz uzarsa, ki bunu umut etmek için sebep vardır, yüksek bir prenseste olması arzu edilebilecek her nevi letafeti haiz olacaktır. Karakteri ve mizacı fevkaladedir. Fakat saygıdeğer rahip öğrencisinin somut olarak sahip olduğu bilgileri ve öğrenme hevesi üzerine bilgi verirken çok daha dikkatli davranmaktadır. Aklı havada, dikkatsiz, haşarı, cıva gibi kıpır kıpır olan küçük Marie Antoinette, kavrayışı gayet işlek olduğu halde, herhangi bir ciddi konuyla uğraşmak yönünde asla en küçük bir eğilim bile göstermemiştir. Zekâsı, birçoklarının uzun zamandır tahmin ettiğinden çok daha fazladır, fakat maalesef bu zekâ on iki yaşına gelinceye kadar herhangi bir şey üzerine yoğunlaşmaya alıştırılmamıştır. Biraz tembellik ve bir hayli kolaycılık kendisiyle ders yapmamı ayrıca güçleştirdi. Altı hafta içinde edebiyatın anahatlarına başladım, kendisi her şeyi iyi kavrıyor, doğru hükümlere varıyordu; fakat gereken kabiliyetin mevcut olduğunu hissettiğim halde, mevzuların derinine inmesini sağlamayı başaramadım. Sonunda kabul etmek mecburiyetinde kaldım ki, onu terbiye etmek, ancak aynı zamanda eğlendirmek yoluyla mümkündür. Bundan on yıl, yirmi yıl sonra bile, bütün devlet adamları böyle büyük bir akla rağmen bu kadar düşünme isteksizliği ve esaslı her konuşmadan bu kadar sıkılıp kaçıveriş huyundan yakınacaktır; elinden her şey gelecek olan, fakat hiçbir şeyi gerçekten istemeyen bu karakterin taşıdığı bütün tehlike, Marie Antoinette daha on üç yaşında bir kızken bile açıkça görülmektedir. Fakat Fransız sarayında, metresler dönemi başlayalı beri, kadının kalıbına içeriğinden daha çok önem verilir olmuştur; Marie Antoinette güzeldir, etkileyicidir, ahlaklı bir karakteri vardır bu kadarı yeterlidir; nitekim 1769da nihayet XV. Louisnin Maria Theresiaya yazdığı, Kralın resmen genç prensesi, ileride XVI. Louis adıyla kral olacak torununa istediği ve evlenme tarihi olarak gelecek yılın Paskalyasını önerdiği, ne zamandır beklenen o mektup gönderilir. Maria Theresia mutluluk içinde olurunu verir; endişeler içinde geçen onca yıldan sonra, trajik bir yılgınlık içinde bulunan İmparatoriçe bir kere daha talihin yüzüne güldüğünü görmektedir. Devletinin barışı, onunla birlikte de Avrupanın barışı gözüne şimdi sağlanmış görünmektedir; kuryeler gönderilip bütün saraylara Habsburg ve Bourbonun düşmanlığı bırakıp kan bağıyla bağlı müttefikler haline geldiği resmen ilan edilir. Bella gerant alii, tu, felix Austria, nube;1 Habsburg Hanedanının eskilerden kalma şiarı bir kere daha geçerliliğini kanıtlamıştır.
Diplomatların işi başarıyla sona ermiştir. Fakat ancak şimdi anlaşılır ki, buraya kadarı, işin kolay kısmıdır. Çünkü Habsburg ile Bourbonu anlaşmaya ikna etmek, XV. Louis ile Maria Theresiayı barıştırmak, hiç akıllara gelmeyen başka bir zorluk karşısında çocuk oyuncağıdır: Fransız ve Avusturya saray ve hanedan teşrifatını bu kadar önemli bir tören için bağdaştırmak. Gerçi her iki sarayın teşrifatçıbaşılarının ve diğer düzen fanatiklerinin elinde, düğün eğlencelerinin dehşetengiz önem taşıyan protokolünü madde madde hazırlamak için bütün bir yıl zaman vardır, fakat bu kadar dallı budaklı bir etiket karmaşası söz konusu olduğunda, göz açıp kapayıncaya kadar geçecek on iki aylık bir zaman nedir ki? Bir Fransa veliahtı bir Avusturya grandüşesiyle evleniyor bu vesile ne kadar da büyük, dünyayı sarsıcı nitelikte usul sorunları çıkaracaktır, her ayrıntının son derece derinden düşünülmesi, nice tamiri olanaksız pot kırmalara meydan vermemek için, yüzyıllardır birikmiş belgelerin incelenmesi gerekecektir! Gelenek ve göreneklerin Versailles ve Schönbrunndaki kutsal koruyucuları, gece gündüz kafa patlatarak düşünüp taşınmaktadır, elçiler gece gündüz her bir davetiye üzerine pazarlık etmekte, ulaklar vızır vızır teklifler ve karşı-teklifler getirip götürmektedir; öyle ya, bu yüce vesilede iki yüce hanedandan birinin mertebesine yönelik kuruntusu zedelenirse, ne kestirilmez bir felaket (yedi savaştan beter) doğar! Versaillesın her iki yanında da bilimsel çalışmalar yaparcasına gayet ince sorulara yanıt aranır, örneğin: Evlenme anlaşmasında kimin adı birinci sırada anılmalıdır Avusturya İmparatoriçesininki mi, Fransa Kralınınki mi imzayı önce kim atmalıdır, hangi hediyeler verilmeli, hangi çeyiz karara bağlanmalıdır, geline kim eşlik etmeli, kim karşılayıcı çıkmalıdır, bir Avusturya grandüşesinin sınıra kadarki düğün alayına ne kadar kavalye, damdonör, askerî erkân, atlı muhafız, üst ve alt seviyede nedime, berber, rahip, hekim, kâtip, saray sekreteri ve çamaşırcı kadın katılmalıdır; sonra da Fransız tahtının müstakbel kraliçesini sınırdan Versaillesa götürmek için bunlardan ne kadarı yakışık alır? Fakat iki tarafın peruklu kafaları temel soruların temel çizgileri üzerinde anlaşabilmekten daha bir hayli uzakken, öte yanda her iki saraydaki kavalyeler ile damları, sanki cennetin anahtarına kavuşmak söz konusuymuşçasına, düğün alayına gerek eşlik etme gerek karşılayıcı çıkma şerefine nail olma yeterliği konusunda birbirleriyle, birbirleri üzerine ve birbirleri aleyhine bir kavgadır tutturmuş, bunlardan her biri kendi talebini koca bir cilt dolduracak kadar parşömene döküp savunmaya koyulmuştur bile ve her ne kadar teşrifatçıbaşılar kalyon forsaları gibi çalışmış da olsalar, önemi dünyayı tartan bu öncelik ve saraya uygunluk sorunlarını bütün bir yıl içinde tamamen çözememişlerdir: Son anda örneğin, halledilmesine vakit kalmamış olan uzun etiket meselelerinin çıkmasına mani olmak üzere, Alsace aristokratlarının takdimi maddesi programdan çıkarılır. Kralın emriyle belli bir gün kesinleştirilmiş olmasa, Avusturyanın ve Fransanın tören uzmanları düğünün doğru biçimi üzerinde bugüne kadar anlaşamayacak, o zaman Kraliçe Marie Antoinette de, hatta belki Fransız Devrimi bile olmayacaktır. Her ne kadar hem Fransa hem de Avusturya tasarruf zorunluluğu içinde kıvransa da, iki tarafta da düğünün en şatafatlı, en şaşaalı biçimde olmasına çalışılır. Habsburg Bourbondan, Bourbon da Habsburgdan geri kalmak istememektedir. Viyanadaki Fransız elçilik sarayı bin beş yüz konuğu ağırlayamayacak kadar küçük gözükür; yüzlerce işçi hummalı bir acele içinde ek binalar yapar, bu arada Versaillesda düğün töreni için ayrı bir opera salonu hazırlanır. Saraya mal satan tüccarlar, saray terzileri, kuyumcular, araba yapımcıları için o tarafta da, bu tarafta da bereketli bir zaman gelmiştir. Yalnızca Prensesin getirilmesi için, XV. Louis Paristeki araba yapımcısı Franciena eşi görülmemiş bir ihtişam arz eden iki uzun yol arabası ısmarlar: nefis bir ahşap, pırıl pırıl camlar, içi kadife kaplı, dışı müsrifçe resimlendirilmiş, tepesinde taçlar olan ve bu ihtişama rağmen harika bir şekilde yaylanan ve daha en küçük bir çekişle yürüyüp giden arabalar. Dauphin ve saray erkânı için yeni resmi geçit elbiseleri yapılır ve bunlar değerli mücevheratla süslenir, Büyük Pitt, o dönemin en şahane elması, XV. Louisnin şapkasını süslemektedir; Maria Theresia da aynı lüks içinde kızının düğün alayını hazırlamaktadır: Mechelnde özel olarak yaptırılmış kopanaki dantelleri, en narininden keten, ipek ve mücevherat. Sonunda Elçi Durfort kız isteyecek kişi olarak Viyanaya gelir; izlemeye tutku derecesinde meraklı Viyanalılar için şahane bir tiyatrodur bu olay: Altışar atlı kırk sekiz araba, aralarında camdan yaratılmış o iki mucize, ağır ağır, vakar içinde, Hofburga giden çelenklerle süslü caddeyi geçer; yalnızca kız isteyicilere eşlik eden yüz on yedi muhafızın ve uşağın yeni kıyafetleri için yüz yedi bin düka altını harcanmıştır, bütün karşılama töreni içinse en az üç yüz elli bin. Bu andan itibaren tören töreni izler: kız isteme töreni, Marie Antoinettein Avusturyadaki haklarından feragatini İncil, haç ve yanan mumlar önünde ifadesi töreni, sarayın, üniversitenin kutlamaları, ordunun resmi geçidi, théatre paré,1 Belvederede üç bin kişilik resepsiyon, Liechtenstein Sarayında bin beş yüz misafirlik mukabele resepsiyonu ve akşam yemeği, nihayet 19 Nisan günü Augustiner Kilisesinde, Grandük Ferdinandın Dauphini temsil ettiği, vekâleten kıyılan nikâhın töreni. Sonra da aile arasında samimi bir akşam yemeği ve ayın 21inde törenle vedalaşma, son kucaklaşma. Sonunda eski Avusturya Grandüşesi Marie Antoinette yolların iki tarafına saygıyla dizilmiş insan sıralarının arasından geçerek, Fransız Kralının arabası içinde kaderine doğru yola çıkar.
(Can Yayınları Resmi Web Sitesi'nden)
|