Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Metis Yayınları   Edebiyat Dizisi   Elif Şafak   Med-Cezir
 
Med-Cezir  
Elif Şafak
Baskısı yok

Yayinevi/DiziYayinevi: Metis Yayınları
Baskı Tarih: Ekim 2005
Sayfa: 254

Bu kitaba oy verin: (8 oy)
Yorumları oku   Yorum Yaz


 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Metis Yayınları
Dizi: Edebiyat Dizisi

Baskı Tarih: Ekim 2005

Sayfa: 254

Boyut: 13,5x21cm

Hamur: 3

Etiket: Baskısı yok


Arka Kapak
Med-Cezir Elif Şafak'ın kadınlık, kimlik, kültürel bölünme, dil ve edebiyat konulu yazılarından bir araya getirilmiş bir seçki. Kitabı, Elif Şafak'ın farklı yayın organlarında yayımlanan yazılarını severek okuyan, ancak bir kısmını da kaçıran okurlar için bir bütünlük gözeterek hazırladık. Elif Şafak'ın yazıları böyle bir toplam içinde peşpeşe okunduğunda, ona özgü olan açık bir hale geliyor: gece-gündüz, göçebelik-yerleşiklik, kadınlık-erkeklik, Doğu'da ya da Batı'da olmak gibi uçlar arasında salınım, bu uçlardan hiçbirine yerleşmeme, arada olma duygusu... Bu duygunun ilhamıyla yazılmış yazılar.
Med-Cezir toplamı, yazarın değişik alanlardaki bakışını yansıtırken, onu romanlarıyla tanımış ve takip eden okurlar için de edebiyatının izini sürebilecekleri keyifli bir okuma vadediyor.

İÇİNDEKİLER
Yaza yaza silmek üzere
Eşiklere basarsan şayet
Evham Hanım
Mütereddit ruhlar
Kökü olmayan ağaçlar
Dipsiz boşluk
Eylül'de ayrılıyorum İstanbul'dan
Memleketimin ağaçları
Topal kuşların şehir hayatları
Türk olmak
Bir sahil kasabası ütopyası
Radyodaki köpük
Kadın hastalıkları ve Anna
Yazmanın sıvı halleri
Annelerinin kızları
"Kadın" kelimesini sözlüklerden silme önerisi
Sonrası kaygısı
Bir yazarın intiharı
Tek kişilik cemaatler
Bacım memleket nire?
Tüm kirliler bir sepette
Kayıp yaldız
İstanbul
Kadınlar ve yaşları
Türkiye'nin modern yüzü
Yüze kapanan kapılar
Kızkardeşim, aynadaki suretim, hep ötelediğim
Zerdenin safranı
İzahlı, aydınlık rüya tabirleri kitabı
Kadınların rüya iletişim ağları
Sıçan deliği
Gümüş mazi
Şişman güzeldir
Reddetme cesareti
Bir düğün müzisyeninin düşündürdükleri
Küskün kadınlar şovenizmi
Öteki ben
Cinlerin meşveret yeri
Köprü
Kül
Kılıftan isimlerimiz
İfşa ile inşa
Elimi sıkmayan adam
Görmeden görmüş, bilmeden bilmiş kadar olmak
Cehaletin kutsanması
Karşı kaldırım
İşgal altında sanat mümkün mü hâlâ
Göçebenin müziği
Aforizma taklitleri
Günlük güneşlik kasvetler
Yapı ustaları, yapı bozucuları
Kahkahanın kefareti
Mutsuz aileler
Önce yüzlerini sileriz sevdiklerimizin
Evhamın otoriter baba modelleri
Edebiyat ve çocukluk
Seçim ertesi "İslam ve kadın"
Narsistlerin aşkı
Kahve falı
Vatan-daşlar, ruh-daşlar, fiş-daşlar
Şimdi ben vatanı arkadan mı hançerledim?
Berlin ve İstanbul
Ev kedilerini gözetlerken
Dul kadınlar ve kul kadınlar
Sessizlik
Kitabın endişesi
Med ile cezir arasında bir dem
Gececil edebiyat


Kitabın İçinden
Şişman güzeldir — ABD'de yayımlanan popüler kadın dergilerinin birkaç temel özelliği var, bizim pek de aşina olmadığımız. Birincisi, malum, çeşitlilikleri. İçerikte değil, biçimde çeşitlilik. Benzer dergiler farklı farklı isimler altında. İkincisi, aylık olmaktan ziyade haftalık olmaları. Çabuk çabuk okunup, çabuk çabuk yenileniyorlar. Üçüncüsü, nerede satışa sunuldukları. Ne kitapçılarda, ne gazete bayilerinde, öncelikli olarak süpermarketlerde buluşuyor okurlarıyla bu dergiler. Bütün bir süpermarketi dolaşıp, ne kadarına gerçekten ihtiyaç duyduğunuz hayli şaibeli, bazılarını aklınızın ucundan dahi geçirmediğiniz onlarca yiyeceği arabanıza doldurduktan sonra, son olarak kasalara yaklaştığınızda birer ikişer adet bu dergilerden edinerek tamamlıyorsunuz alışverişinizi. Kadın dergileri ile yiyecekler arasındaki doğrudan ilişki tesadüfi değil; zira "olmak ya da olmamak" ikilemi, "yemek ya da yememek" ikilemi biçiminde tezahür etmiş bu dergilerde. Her şey yemek üzerine kurulu, ha bir de yememek! Bu haliyle kadın dergileri "el insaf" dedirtecek raddede birbirlerine benziyor. Sadece birbirlerine değil, aynı zamanda bir önceki ve daha önceki sayılarına. Değişen sadece isimler. Bir önceki sayıda İllinois'den filanca ev hanımının ağzından nasıl 25 kilo verdiğini öğreniyorsunuz. Bir başka sayıda, bambaşka şehirden falanca ev hanımının. Herkesin anlatacak bir hikâyesi var. Bizde dillere persenk olmuş "hayatım roman, anlatsam kitaplara sığmaz" inancı, burada "hayatım roman, bari kitap yazayım" şiarına dönüşmüş. Alttan alta verilen mesaj hep aynı: "Ben başardım, siz de başarabilirsiniz!" değil, "ben başardım, siz de başarmalısınız!" dahi değil, "ben başardığıma göre, başaramayan akılsızdır, eksiktir!" mesajı. Bu yüzden bu ülkede, tıpkı Türkiye'de olduğu gibi, deneyip de bir türlü kilo veremeyen, yıllarca rejim yapıp bir arpa boyu yol katedemeyen kadınlar büyük bir suçluluk ve eziklik duyuyor. Daha çok yemenin bir sebebi moral bozukluğu olduğu için, şişmanlık şişmanlığı, dışlanmışlık dışlanmışlığı getiriyor. İşin ironik yanı, her zaman azınlıklar dışlanır. Bu örnekte ise çoğunluklar. Zira kilolu kadınların oranı, zayıfların kat kat üstünde olduğu halde, iktidar tamamıyla ikincilerin lehinde.
Kilo vermeye başlamak için her şey bir vesile halini almış. Her kıytırık hadise, pek münasip bir vesile oluyor, ya da her özel gün, kısmetli bir milat diyet takvimlerine. Her tatil, her tarih yeni bir rejimi muştuluyor. Kabak rejimiyle kilo veremedinizse sorun yok, bir de kuşkonmaz rejimini deneyin bu hafta. Şükran Günü gelmeden 10 günde 10 kilo verebilir, Şükran Günü'ne bir gün kala hâlâ iki kilo eksilebilir, Şükran Günü geldi ama siz gene de nelere dikkat edeceğinizi bu dergilerden öğrenebilir; Şükran Günü geldi geçti olan oldu aşamasında ise Şükran Günü kilolarını verme diyetine başlayabilirsiniz. Yeter ki bu çarka daha önce de kapıldığınızı hatırlamayın. Daha önce de rejim yaptığınızı ve mutsuz olduğunuzu hatırlamayasınız ki, şimdi de rejim yapıp mutsuz olabileseniz. Bu yüzden işte kadın dergilerinin dördüncü temel özelliği: "unutkanlık". Carlos Fuentes boş yere ısrar etmemişti Amerika Birleşik Devletleri'ni Amnezi Birleşik Devletleri olarak değiştirmekte. Kadın dergileri her hafta "yeni" bir diyet ile çıkabiliyorlarsa ortaya, bunu, "eski"lerini unutturabilmelerine borçlular. Bu sayede sunulabiliyor her diyet "mucizevi" diye.
Bedenimiz bizim dışımızda. Çevremizi kuşatmış soluk aldırmamacasına. Lav gibi aynı zamanda. Tek ve mutlak bir kaynaktan fışkırdığı halde, sanki her yerden boy vermiş ve her yere aitmişçesine, pervasızca dört bir yana yayılan, yoluna çıkan her şeyi istisnasız, ayırımsız eteklerinin altına alan, kendi dışında bir varlık kalmayıncaya değin tüm bir yaşam alanını kaplayan, yakıcı, kavurucu, fetih tutkunu lav gibi. Ellerimizde zıpkınlar, gözlerimizde su geçirmez gözlüklerle balıklama dalıp kusurlar-kabahatler-gafletler denizinin yedi kat dibine, avladığımız her özrü karaya çıkarıp didikliyoruz lime lime. Saldırmayı sıyırıp kavgaya atılmış bir kabadayı nasıl rasgele hasımlarının burunlarını, kulaklarını budarsa, biz de kesici dillerimizle cemiyet hayatına saldırıp, buduyoruz önümüze çıkanın falsosunu, marazını, ve farklılıklarını. Kimse yeterince ince değil; kilo vermenin nerede duracağı belirsiz. Kadınlar bu dünyadaki değerlerinin dış görünüşlerine bağlı olduğuna inandırılmış bir kere. Mesele artık başkalarının ne düşündüğü dahi değil. Biziz kendimizin en acımasız hasmı. Biz durmuyoruz başkaları dur dediğinde dahi. Beden bir işkence. Bize bedenimiz aracılığıyla zulmeden toplumu, gene bedenimiz üzerinden cezalandırıyoruz, bedenimizi aç bırakarak.
Fakat işte bunca bombardımanın göbeğinde alternatif bir akım daha var gelişmekte olan. Şişman Güzeldir Hareketi. ABD'de şişman kadınlar, bilhassa son beş yıldır eskisinden çok daha aktif ve örgütlü durumdalar. Bir yandan kendi dergilerini çıkarıp, internet sitelerini kuruyor, bir yandan da genel güzellik kalıplarını sorgulamaya ve sorgulatmaya çalışıyorlar. Bu arada ömrü billah çiroz kadınlardan hazzetmemiş erkekler de kendi internet siteleri aracılığıyla kampanyaya destek verip, "Şişman Güzeldir!" şiarına sahip çıkıyor. Kampanyanın önemli bir kısmı kime ve neye güzel dediğimizin içinde yaşadığımız kültür tarafından tanımlandığını hatırlatmak. Ne yazık ki bu sefer de, yüzeysel bir meraktır gidiyor öteki ülkelere yönelik. Batı-dışı toplumlar, "akıl dışı" toplumlar olarak, Kaf dağının ardındaki masalsı diyarlar gibi çıkıyor karşımıza. "Araplar tombul kadın sever haremlerinde, Afrika'da filanca kabile genç kızları şişmanlatır evlenebilsinler diye," demenin kadınlara pek bir yararı olmadığı gibi, zaten mevcut olan kültürel önyargıları beslemekten öteye gidemediği de ortada.
Her şeye rağmen önemli bir kazanım Şişman Hareketi, bilhassa en radikal kanatlarından birini oluşturan ve kendine ait bir manifestosu bulunan ŞİŞMAN YERALTI HAREKÂTI. Bu hareketin kampanya metinlerinden birinde dendiği gibi, "yıllar boyu kendimi bir başkası sanmaya çalıştıktan sonra, bugün hâlâ utanıyorum belki bedenimden, utanıyorum başkalarına benzeyememekten, kendim olmaktan, ama eskisinden çok daha az... giderek daha az..."
Boston