Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Nihilizm ve Materyalizm
Mucizesiz Zayıflama
Kadıköy Underground Poetix
Kudüs'ün Gönüllü Sürgünleri
Hüküm Gecesi
Hatırla Geçmişin Geleceğindir
On İki Gezici Öykü
Güldüren ve Düşündüren Tarih
En Güzel Fıkralar Neyzen Tevfik Şair Eşref
Aylık Tex Sayı: 123 Kızıl Kurtlar
Kitap
İdea Yayınevi
Felsefe Tarihi Dizisi
Frederick Copleston
Nihilizm ve Materyalizm
Nihilizm ve Materyalizm
FELSEFE TARİHİ ÇAĞDAŞ FELSEFE CİLT 7 BÖLÜM 2
Frederick Copleston
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 12,00 TL
NetKitap Ederi:
9,60
TL
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
2557
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Baskı Tarih:
1998
Sayfa:
216
Indirim:
%20
Bu kitaba oy verin:
(5 oy)
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Dizi:
Felsefe Tarihi Dizisi
Baskı Tarih: 1998
Sayfa: 216
İndirim: %20
Boyut: 11cm x 19cm
Hamur: Ciltsiz
Etiket: 12,00 TL
NetKitap Ederi: 9,60 TL
Arka Kapak
Nietzscheye göre Avrupa bilinci bütün değerleri yalnızca Hıristiyan değerler olarak, aslında dinsel değerler olarak tanıdığından, Tanrının ölümü tüm değerlerin de ölümü anlamına geldi. Nietzsche bu değerlerin gerçek değerler olmayabileceğini düşünmedi. Gerçekten de Hıristiyanlık ya da daha doğrusu Protestanlık Avrupanın değerler dizgesinden başka birşey değildi, ve düşüncenin onuruna Nietzschenin bunları sorgulaması gerekiyordu. Ve Protestan değerlerin kendi içlerinde nihilizmi barındırdıklarını bulmalıydı. Ama Nietzsche iyinin ve kötünün dinsel bilincin yaratıları olmadığını, duyuncun kendi yargıları olduğunu göremedi.
Kierkegaard Hegelin felsefesi üzerine yüzeysel bir okuma yaptı. Ama bu kadarı bile kendi bilincinin ne denli değersiz olduğunu, modern bireyselliğinin bir hiç olduğunu kavramasına yetti. Onu böylesine hiçleştiren bu gerçekliği kabul edip mutsuz bilincini reddetmek yerine, seçme özgürlüğünü kullanıp, felsefeyi reddetmeyi seçti. Oysa doğal bilinç için gerçeklik güç olsa da, değişimi gerektirse de, olanaksız değildir. Hegelin de açımladığı gerçeklik ile birlikte ve onda yaşamak aslında kolay ve güzel olandır. Ama Kierkegaard kendi bencil egosunu değiştirmeyi göze alamayacak denli Angst içindeydi.
Özdekçiliğin de sorunu Hegel ile, felsefe iledir. Ama herşeyi, herşeyi özdek olarak gören özdekçi bilincin düşünce ve düşünme korkusu onun Hegeli, usun çözümlemesini anlamasını, giderek okumasını bile olanaksızlaştırır. Gene de anlamadığı felsefenin gücünü sezerek, dünyayı yalnızca gerçeklik sevgisinin değiştirebileceğini sezerek, düşünce desteğini felsefede aradı (ve bulamadı). Özdekçiliksanki herkes tersini düşünürmüş gibiderin bir endişe ile sürekli olarak dünyayı bilincin yaratmadığını ileri sürer. Ama artık endişelenecek birşey kalmamış, çünkü Engels, derin bir bilgelikle, daha zamanında Doğa tüm felsefeden bağımsız olarak varolur diye yazmış ve dünyayı büyük bir yanılgıdan kurtarmıştır.
Nietzsche, Kierkegaard, Schopenhauertümü de Hegele, gerçekte yalnızca Hegele değil ama bütün bir felsefeye kişisel bir nefret duydular ve saldırdılar. Tümü de ruhlarında yaralanmış insanlardı. Tümü de kendileri gibi karanlık, kötümser, nihilist ruhlara seslendiler. Ve felsefenin, usun iyimserliğini kendilerine bir hakaret olarak gördüler, dünyanın kötülüğü karşısında iç çekmekle yetinip onun değiştirilmesi istemindeki ussallığı yadsıdılar.
İçindekiler
ANABÖLÜM BİR
METAFİZİKSEL İDEALİZME KARŞI TEPKİ
BÖLÜM BİR
ERKEN KARŞITLAR VE ELEŞTİRİLER
1. Fries ve izleyicileri
2. Herbart'ın realizmi
3. Beneke ve temel bilim olarak ruhbilim
4. Bolzano'nun mantığı
5. Hegel'in eleştirmenleri olarak Weisse ve I. H. Fichte
BÖLÜM İKİ
SCHOPENHAUER (I)
1. Yaşam ve yazılar
2. Schopenhauer'in Doktora Söylemi
3. Tasarım olarak dünya
4. Kavramların yaşambilimsel işlevi ve metafiziğin olanağı
5. Yaşama İstencinin belirişi olarak dünya
6. Metafiziksel karamsarlık
7. Kimi eleştirel yorumlar
BÖLÜM ÜÇ
SCHOPENHAUER (2)
1. İstencin köleliğinden geçici bir kaçış olarak estetik seyrediş
2. Tikel güzel sanatlar
3. Erdem ve vazgeçme: esenlik yolu
4. Schopenhauer ve metafiziksel idealizm
5. Schopenhauer'in genel etkisi
6. Eduard von Hartmann'ın Schopenhauer'in felsefesini geliştirmesi üzerine notlar
BÖLÜM DÖRT
İDEALİZMİN DÖNÜŞÜMÜ (1)
1. Giriş notları
2. Feuerbach ve tanrıbilimin insanbilime dönüşümü
3. Ruge'un tarihe karşı Hegelci tutumu eleştirisi
4. Stirner'in 'ben' felsefesi
BÖLÜM BEŞ
İDEALİZMİN DÖNÜŞÜMÜ (2)
1. Giriş notları
2. Marx ve Engels'in yaşamları ve yazıları ve düşüncelerinin gelişimi
3. Özdekçilik
4. Eytişimsel özdekçilik
5. Özdekçi tarih anlayışı
6. Marx ve Engels'in düşünceleri üzerine yorumlar
BÖLÜM ALTI
KIERKEGAARD
1. Sunuş notları
2. Yaşam ve yazılar
3. Birey ve kalabalık
4. Evrelerin eytişimi ve öznellik olarak gerçeklik
5. Varoluş ideası
6. 'Büyük Korku' kavramı
7. Kirkegaard'ın etkisi
ANABÖLÜM İKİ
GEÇ DÜŞÜNCE AKIMLARI
BÖLÜM YEDİ
EYTİŞİMSEL OLMAYAN ÖZDEKÇİLİK
1. Sunuş notları
2. Özdekçi devimin ilk evresi
3. Lange'ın özdekçilik eleştirisi
4. Haeckel'in birciliği
5. Ostwald'ın erkeciliği
6. Özdekçilik ve idealizm arasındaki karşıtlığı yenmek için bir girişim olarak görülen görgül-eleştiricilik
BÖLÜM SEKİZ
YENİ-KANTÇI DEVİM
1. Sunuş notları
2. Marburg Okulu
3. Baden Okulu
4. Pragmatist eğilim
5. E. Cassirer; kapanış gözlemleri
6. Dilthey üzerine birkaç not
BÖLÜM DOKUZ
METAFİZİĞİN YENİDEN-DİRİLİŞİ
1. Tümevarımcı metafizik üzerine notlar
2. Fechner'in tümevarımcı metafiziği
3. Lotze'nin erekbilimsel idealizmi
4. Wundt ve bilim ve felsefe arasındaki ilişki
5. Driesch'in dirimselciliği
6. Eucken'in eylemciliği
7. Geçmişin özümsenmesi: Trendelenburg ve Yunan düşüncesi; Thomizmin yeniden canlanışı
BÖLÜM ON
NIETZSCHE (I)
1. Yaşam ve yazılar
2. Nietzsche'nin düşüncesinin 'maskeler' olarak evreleri
3. Nietzsche'nin erken yazıları ve modern ekinin eleştirisi
4. Ahlakın eleştirisi
5. Tanrıtanımazcılık ve sonuçları
BÖLÜM ONBİR
NIETZSCHE (2)
1. Güç İstenci Önsavı
2. Bilgide belirişi içinde Güç İstenci; Nietzsche'nin gerçeklik görüşü
3. Doğada ve insanda Güç İstenci
4. Üstün-insan ve aşama düzeni
5. Bengi yineleyiş kuramı
6. Nietzsche'nin felsefesi üzerine yorumlar
BÖLÜM ONİKİ
GERİYE-BAKIŞ VE İLERİYE-BAKIŞ
1. Ondokuzuncu yüzyıl Alman felsefesinden doğan kimi sorunlar
2. Pozitivist yanıt
3. Varoluş felsefesi
4. Görüngübilimin doğuşu; Brentano, Meinong, Husserl, Görüngübilimsel çözümlemelerin yaygın kullanımı
5. Varlıkbilime geri dönüş; N. Hartmann
6. Varlığın metafiziği; Heidegger, Thomistler
7. Kapanış düşünceleri
KAYNAKÇA
SÖZLÜK
DİZİN
Parça
ANABÖLÜM BİR
METAFİZİKSEL İDEALİZME KARŞI TEPKİ
BÖLÜM BİR
ERKEN KARŞITLAR VE ELEŞTİRİLER
1. Fries ve izleyicileri
İDEALİZMİN Fichte, Schelling ve Hegelin ellerinde gelişimi Jakob Friedrich Fries (1173-1843) tarafından büyük bir yanlışlık olarak görüldü. Onun görüşüne göre felsefenin asıl ve yararlı görevi Kant felsefesini bir metafizik dizgesine çevirmeksizin Kantın çalışmasını sürdürmekti. Friesın kendisinin metafizik sözcüğünden yararlandığı doğrudur ve 1824te bir Metafizik Dizgesi (System der Metaphysik) yayımladı. Ama bu sözcük onun için insan bilgisinin bir eleştirisi anlamına geliyordu, Saltığın bir bilimi değil. Bu yüzden, bu düzeye dek Kantın ayak izlerinden yürüyordu. Gene de aynı zamanda Kantın aşkınsal bilgi eleştirisini ruhbilimsel bir araştırmaya, ruhbilimsel bir kendini-gözleme sürecine çevirdi. Bu yüzden, Friesın Kant ile başlamasına ve onun konumunu düzeltip geliştirmeye çalışmasına karşın, bu düzeltmenin Kantçı eleştiriyi ruhbilimselleştirme biçimini alması olgusu Lockeun tutumu ile belli bir ölçüde yakınlaşma sonucunu doğurur. Çünkü Friesa göre bilginin nesnesi üzerine sorunların hakkından gelebilmemiz için önce bilginin doğasını ve yasalarını ve etkinlik alanını araştırmalıyız. Ve bu araştırmayı sürdürmenin yöntemi görgül gözlemdir.
Fries etkinliklerini hiçbir biçimde bilgi kuramına sınırlamadı. 1803te bir Felsefi Hak Kuramı (Philosophische Rechtslehre) ve 1818de bir Törebilim (Ethik) yayımladı. Politik düşünceleri liberaldi ve 1819da Jenadaki kürsüsü elinden alındı.* Bununla birlikte birkaç yıl sonra aynı üniversitede bir matematik ve fizik kürsüsüne atandı. Daha şimdiden doğa felsefesi ve fizik üzerine birkaç çalışma yayımlamıştı ve Newtonun matematiksel fiziğini kendi yorumladığı biçimiyle Kant felsefesiyle birleştirmeye çalıştı.
1832de Fries bir Din Felsefesi ve Felsefi Estetik üzerine Elkitabı (Handbuch der Religionsphilosophie und der philosophischen Aesthetik) yayımladı. Çocukken dindar gelenekler içinde yetiştirilmişti ve dinsel duygu ve içsel dindarlık üzerine diretmeyi sonuna dek sürdürdü. Bir yanda matematik ve bilimsel bilgimiz vardır; öte yanda dinsel ve estetik duygunun bir önsezisini, fenomenler alanının ötesinde yatan Varlığa tanıklığını duyarız. Kılgısal ya da ahlaksal inanç bizi numenal olgusallıkla ilişkilendirir, ama dinsel ve estetik duygu bize fenomenlerin arkasındaki olgusallığın ahlaksal inancın onu kavradığı gibi olduğu konusunda daha öte bir inanca verir. Böylece Fries Kantın kılgısal inanç öğretisine dinsel duygunun değeri üzerine bir diretme ekledi.
Friesın kimi etkileri oldu. Ustasının Kantı ruhbilimsel yorumlayışını savunan ve felsefe ve bilim arasında yakın bir birlik gereksinimi üzerinde direten E. F. Apelt (1812-59) izleyicileri arasında önde geliyordu.1 Ve ünlü din felsefecisi Rudolf Ottonun (1869-1937) Friesın dinde duygunun temel önemi üzerinde diretmesinden etkilendiği belirtmeye değer olsa da, Ottoyu Friesın bir izleyicisi olarak adlandırmak çok yanlış olacaktır.
Bu yüzyılın erken döneminde Neo-Friesian okulu olarak bilinen okul Leonard Nelson (1882-1927) tarafından kuruldu.
2. Herbartın realizmi
Post-Kantian idealizmin çağdaş karşıtları arasında Friesın adı Johann Friedrich Herbartınkinden (1776-1841) çok daha seyrek duyulur. Herbart 1809da Königsbergde bir zamanlar Kanta ait olan kürsüye atandı, ve 1833te Göttingene gidene dek burada kaldı. İsviçredeyken (1797-1800) Pestalozziyi tanımıştı ve daha sonra kendisi eğitsel konulara büyük bir ilgi duydu ve bunlar üzerine yazdı. Ana felsefi çalışmaları arasında Felsefeye Giriş (Einleitung in die Philosophie, 1813), Bilim olarak Ruhbilim (Psychologie als Wissenschaft, 1824-5) ve Genel Metafizik (Allgemeine Metaphysik, 1828-9) bulunur.
Herbart bir keresinde kendisinin 1828 yılının bir Kantçısı olduğunu belirtmişti. Kuşkusuz o sıralar kürsüsünde oturduğu büyük düşünürün çalışmasına değer vermesine karşın zamanla köprülerin altından çok sular aktığını ve Kantçı dizgeyi yalnızca ustasının elinden çıktığı biçimiyle kabul etmediğini söylemek istiyordu. Aslında Herbart alışıldık herhangi bir anlamda bir Kantçı olarak adlandırılamaz. Kant-sonrası idealizmi yadsıdığı açıktır. Ama Kant-sonrası idealizmi Kantın düşüncesinden bir sapma olarak görmek zorunlu olarak bir Kantçı olmakla aynı şey değildir. Ve Herbart kimi bakımlardan Kantın kendisinden çok Kant-öncesi felsefecilere yakındır.
En azından tek bir yandan görüldüğünde, Herbartın felsefeyi açıklamasının aşırı modern bir havası vardır. Çünkü felsefeyi kavramların işlenmesi (Bearbeitung) olarak betimler. Bu betimlemeye yöneltilebilecek açık bir karşıçıkış felsefenin kendine özgü konusu üzerine hiçbirşeyin belirtilmemiş olmasıdır. Her bilim bu yolda betimlenebilirdi. Ama Herbartın savı felsefenin çeşitli tikel bilimlerin konularının yanısıra kendine özgü hiçbir konusunun olmadığıdır. Ya da, daha doğru bir deyişle, felsefenin kendine özgü konusu olarak tikel bir olgusallık alanının olduğunu başından söyleyemeyiz. İlkin onu kavramları işleme ve durulaştırma etkinliği olarak betimlemeliyiz.
Felsefenin ayrı ayrı dalları bu etkinliğin gidişi içersinde doğarlar. Örneğin eğer ayrı kavramlar ve bunların birleşimleri kuramını ve kavramların durulaştırılmasının ilkelerini geliştirmekle ilgileniyorsak mantık ile uğraşıyoruzdur. Bununla birlikte, eğer mantıksal ilkeleri deneyimin sağladığı kavramların durulaştırılmasına uyguluyorsak, metafizik ile ilgilenmekteyizdir.
Herbartın görüşünde bu durulaştırma işi özseldir. Çünkü deneyimden türetilen temel kavramlar mantıksal çözümleme altına alındıklarında çelişkilerle birer bilmeceye çevrilmiş olarak görünürler. Örneğin bir şeyin kavramını alın. Eğer bir şey olarak adlandırılması doğruysa, bir olmalı, bir birlik olmalıdır. Oysa onu betimlemeye çalışırsak bir nitelikler çokluğuna çözülür. Aynı zamanda bir ve çok, bir ve bir-olmayandır. Böylece bir çelişkiyle yüz yüze kalırız ve onunla yetinip kalamayız. Bununla birlikte, yalnızca deneyimden türetilmiş kavramı reddetme gibi birşey söz konusu değildir. Eğer düşünce ve deneyim arasındaki bağı kesersek kendimizi olgusallıktan koparırız. Gerekli olan şey kavramın çelişkinin ortadan yiteceği bir yolda durulaştırılması ve işlenmesidir.
Bu yüzden Herbart çelişmeme ilkesinin temel olduğunu kabul eder. Herbart ona göre bu ilkeyi bulanıklaştıran Hegelin eytişimsel mantığı ile ilgilenmeyecektir. Olgusallık çelişkisiz olmalıdır. Başka bir deyişle, öyle bir türde olmalıdır ki gerçek bir dünya-görüşü ya da dünyanın açıklaması karşılıklı olarak tutarlı ve özünlü olarak çelişmeyen kavramların uyumlu bir dizgesi olacaktır. Deyim yerindeyse, ham deneyim bize böyle bir dünya-görüşü sunmaz. Deneyimden türetilen ve bilimlerde kullanılan kavramları durulaştırarak, değiştirerek ve tutarlı kılarak onu kurmak felsefeye düşer.
Herbartın bakış açısını açıklamanın daha iyi bir yolu şunu söylemek olacaktır: Olgusallık öyle bir doğadadır ki tam bir açıklaması karşılıklı olarak tutarlı çelişkisiz önermelerin kapsamlı bir dizgesi biçimini alacaktır. Gerçekten de Hegelin kendisinin benzer bir gerçeklik ideali taşımış olduğu ve çelişmeme ilkesini yadsımış olarak yorumlanmaması gerektiği ileri sürülebilir. Herşey bir yana, Herbart da şeyleri sıradan görüş yolumuzdan çelişkilerin doğmasına izin verir ve sonra bunları çözmeye çalışır. Ama Hegel çelişkiler olgusallığın kendisinin ilerlemesinin, Saltığın yaşamının bir özelliğiymiş gibi konuşurken, Herbart için çelişkiler yalnızca olgusallığı kavrama yollarımızdaki yetersizliklerden doğarlar: olgusallığın kendisinin bir özelliği değildirler. Böylelikle Herbartın görüşü F. H. Bradleyin görüşüne Hegelinkine olduğundan daha fazla benzerlik gösterir. Ve gerçekte Bradley Herbarttan önemli ölçüde etkilenmiştir.2
Şimdi şeyleri sıradan görüşümüzün çelişkiler içerdiğini ya da doğurduğunu varsayalım. Bir gülü bir şey olarak ve bir şeker parçasını başka bir şey olarak görürüz. Her biri bir birlik olarak görünür. Ama onları betimlemeye çalıştığımızda her biri bir nitelikler çokluğuna çözünür. Gül kırmızı, kokulu ve yumuşaktır; şeker beyaz, tatlı ve serttir. Her durumda nitelikleri birleştirici bir töze ya da şeye yükleriz. Ama bu nedir? Eğer onun üzerine birşey söylemeye çalışırsak birlik bir kez daha bir çokluğa çözünür. Ya da eğer niteliklerin altında yattığını söylersek ayrı bir şey olmuş gibi görünür. Artık gülün kırmızı, kokulu ve yumuşak olduğunu söyleyemeyiz.
Herbarta göre bu sorunun çözümü olgusallar (Realen) olarak adlandırdığı yalın ve değişmez kendiliklerin ya da tözlerin bir çokluğunu konutlamada yatar. Bunlar birbirleriyle değişik ilişkilere girerler ve fenomenal nitelikler ve değişimler bu ilişkilere karşılık düşerler. Örneğin bize bir birim olarak görünen şeker parçası uzamsız ve değişmez kendiliklerin bir çokluğundan oluşur. Ve şekerin çeşitli fenomenal nitelikleri bu kendiliklerin birbirleri ile ilişkilerine karşılık düşerken şekerdeki fenomenal değişimler ise kendilikler arasındaki değişen ilişkilere karşılık düşer. Böylelikle birliği ve çokluğu, değişmezliği ve değişimi uyumlu kılmayı başarırız.
Bu yüzden yakınlarda bu ülkede moda olmuş olan bir felsefe görüşünü, yani felsefenin kavramların durulaştırılmasından ya da kavramsal çözümlemelerden oluştuğunu öne sürdükten sonra, Herbart Bradleyin daha sonra Görüngü ve Olgusallıkta büyük bir dikkatle üzerinde durduğu bir sorunu ortaya koymaya geçer. Ama Bradley Kant-sonrası idealizmin tinine uygun olarak çözümü bir şeyler çokluğu olarak görünen bir Birin terimlerinde bulurken, Herbart ise Demokritosun atomlarını ve Leibnizin monadlarını anımsatan bir çoğulcu metafiziğe başvurur. Onun olgusalları aslında Demokritosun atomlarından ayrıdırlar, çünkü niteliklere iye oldukları söylenir, üstelik bunlar metafenomenal olmakla bilinemez olsalar da.
Dahası, her bir olgusalın yalın olarak ve özsel olarak değişmez olmasına karşın, bunlar Leibnizin monadları gibi penceresiz olarak görünmezler. Çünkü her olgusalın böyle başka kendiliklerden gelen rahatsızlıklar (Störungen) karşısında kendine-özdeşliğini koruduğu söylenir, öyle ki belli bir karşılıklı etki varmış gibi görünür. Aynı zamanda Herbartın kuramının Kant-öncesi metafiziğe belli bir yakınlığı olduğu da açıktır. Her biri rahatsız edilen kendilik payına bir öz-sakınım tepkisine yol açan rahatsızlıklar kuramı biraz güçlük yaratır. Çünkü bunu uzay, zaman ve nedensel etkileşimin fenomenal oldukları düşüncesiyle uzlaştırmak kolay değildir. Hiç kuşkusuz, Herbart fenomenal olayların olgusalların davranışında temellendiklerini ve onlar yoluyla açıklanabilir olduklarını kabul eder. Ve olgusallar dünyası Parmenidesin durgun olgusallığı olarak alınmaz. Ama öyle görünebilir ki olgusallar arasında konutlanan ilişkilerin herhangi bir biçimde düşünülebilir olmaları ölçüsünde, kaçınılmaz olarak fenomenal alana getirildikleri ileri sürülebilir. Çünkü fenomenal oldukları söylenen ilişkilerin terimleri dışında düşünülebilmeleri güçtür.
Ne olursa olsun Herbart ruhbilimini bu metafiziksel temel üzerine kurar. Ruh yalın ve uzamsız bir tözdür ya da olgusaldır. Bununla birlikte bilincin arı öznesi ya da beni ile özdeşleştirilmeyecektir. Ruh, salt ruh olarak görüldüğünde, ne olursa olsun bilinçli değildir. Ne de herhangi bir Kantçı a priori biçimler ve kategoriler aygıtı ile donatılıdır. Tüm ruhsal etkinlikler ikincil ve türevseldir. Başka bir deyişle, ruh başka olgusallar tarafından ortaya çıkarılan rahatsızlıklar karşısında kendini sakınmaya çabalar ve öz-sakınım tepkileri duyumlarda ve düşüncelerde anlatılır. Ve ansal yaşam duyumlar ve düşünceler arasındaki ilişkiler ve etkileşimler tarafından oluşturulur. Ayrı yetiler düşüncesi bir yana atılabilir. Örneğin engellemeyle karşılaşan bir düşünceye bir istek denebilirken, bir başarı varsayımı eşliğindeki bir düşünceye ise bir istenç denebilir. İtki ve istenç yetilerini konutlamanın hiç gereği yoktur. İlgili ruhsal fenomenler öyle düşüncelerin terimlerinde açıklanabilir ki bunların kendileri ruhunrahatsızlıklara karşı öz-sakınım tepkilerinin doğrudan ya da dolaylı olarak neden olduğu uyarıların terimlerinde açıklanabilirdirler.
Herbartın ruhbiliminin ilginç bir özelliği altbilinç [subconscious] kuramıdır. Düşünceler birbirleri ile birleştirilebilirler, ama aynı zamanda karşılıklı olarak karşıt ta olabilirler. O zaman bir gerginlik durumu oluşur, ve kimi düşünce ya da düşünceler bilinç düzleminin altına zorlanırlar. Bunlar daha sonra dürtülere çevrilirler, üstelik düşünceler olarak bilince geri dönebilseler de. Aynı zamanda belirtebiliriz ki Herbart yalnızca bilinç düzleminde kendiden başka nesnelerin bilincinin öz-bilinci öncelediğinde değil, ama aynı zamanda öz-bilincin her zaman görgül öz-bilinç, ben-nesnenin bilinci olduğunda da diretir. Ben-düşünceleri [ego-ideas] vardır ama arı öz-bilinç diye birşey yoktur.
Bununla birlikte, Herbartın bilinçaltı kuramının tarihsel önemden yoksun olmamasına karşın, ruhbiliminin önde gelen özelliği belki de onu matematikselleştirerek bir bilim yapma girişimidir. Böylece düşüncelerin değişen yeğinlik derecelerinde olduklarını ve aralarındaki ilişkilerin matematiksel formüllerde anlatılabileceğini kabul eder. Örneğin bir düşünce engellendiği ve bilinç düzleminin altına zorlandığı zaman, bilince geri dönüşü bağlantılı [associated] düşüncelerin matematiksel olarak belirlenebilir bir ardışıklığa göre geri dönüşünü gerektirecektir. Ve eğer yeterli görgül kanıtımız olsaydı böyle olayların nedenini önceden görebilirdik. Ruhbilim ne olursa olsun en azından ilkede sağın bir bilime, tasarımların anlıksal yaşamının statik ve dinamiğine dönüştürülmeye yeteneklidir.
Bu yüzden, ruhbilim, metafizik gibi, olgusal olanla ilgilenir. Estetik ve törebilim değerlerle ilgilenir. Bu ikisinden daha temel olanı estetiktir. Çünkü törel yargı estetik yargının, onaylama ya da onaylamama [approval or disapproval] anlatan beğeni yargısının bir altbölümüdür.** Ama bu törel yargının hiçbir nesnel göndermesi olmadığını söylemek değildir. Çünkü onaylama ve onaylamama belli ilişkilerde temellenir, ve törebilim durumunda bunlar istencin ilişkileridir ve Herbart bunlardan beşini bulur. İlk olarak, deneyim istencin bir kişinin iç kanısı ile anlaşmasını anlatan ilişkiyi onayladığımızı gösterir. Bu demektir ki iç özgürlük ideali ile uyum içinde bir onaylama tutumunu anlatırız.3 İkinci olarak, bireysel istencin ayrı eğilimleri ya da çabaları arasında bir uyum ilişkisini onaylarız. Ve o zaman onayımız eksiksizlik ideali ile uyum içinde elde edilir. Üçüncü olarak, bir istencin nesnesi olarak başka bir istencin doyumunu aldığı ilişkiyi onaylarız. Ve burada yargımızı biçimlendiren şey iyilikseverlik idealidir. Dördüncü olarak, onaylama ya da onaylamama türe ideası ile uyum içinde ortaya çıkar. Çok sayıda istenç arasındaki bir çatışma ya da uyumsuzluk ilişkisini onaylamazken her birinin başkalarına onu sınırlama iznini verdiği ilişkiyi onaylarız. Beşinci olarak, bile bile yapılan iyi ve kötü davranışlara karşılıklarının verilmediği ilişkiyi onaylamayız. Burada işleyen karşılık verme [retribution] düşüncesidir.
Herbart Kantçı törebilimi bu değerler kuramının ışığında eleştirir. Kesin buyurumu bir enson ahlaksal olgu olarak alamayız. Çünkü her zaman kılgın usun ya da istencin yetkesini nereden aldığını sorabiliriz. Bir buyruğun ve ona boyun eğmenin arkasında buyruğa saygı duyulmasını sağlayan birşey olması gerekir. Ve bu değerlerin tanınmasında, ahlaksal olarak güzel ve hoş olanda bulunur.
Burada Herbartın eğitim kuramına giremeyiz. Ama bunun törebiliminin ruhbilimi ile bir bileşimini içerdiğini belirtmeye değer. Törebilim, kendi değerler kuramı ile, eğitimin ereğini ya da amacını, yani karakter-gelişimini sağlar. Ahlaksal yaşamın amacı istencin ahlaksal idealler ya da değerlerle eksiksiz uyuşumudur. Ve bu erdemdir. Ama eğitbilimsel olarak bu amaca nasıl erişileceğini görmek için ruhbilimi hesaba katmalı ve onun yasaları ve ilkelerinden yararlanmalıyız. Eğitimin ana ereği ahlaksaldır, ama eğitimci dünyanın deneyiminden ve toplumsal etkileşim ve çevreden türetilen iki tasarımlar kütlesi üzerine dayanmalıdır. İlk temelin bilgiye, ikincisinin ise başkalarına karşı iyilikseverliğe ve onlarla duygudaşlığa geliştirilmesi gerekir.
Herbartın felsefesinin büyük idealist dizgelerin romantik çekiciliğinden yoksun olduğu açıktır. Bir anlamda modası geçmişti. Daha açık bir deyişle, geriye Kantın arkasına bakıyordu ve yazarı Almanyada o sıralar hüküm süren devime duygudaşlıktan uzaktı. Ama başka bir anlamda çok günceldi. Çünkü felsefe ve bilimin daha yakın bir bütünleşmesini istiyor ve ileriye, idealizmin çöküşünü izleyen ve tam olarak bu bütünleşmeyi isteyen kimi dizgelere bakıyordu. Herbartın felsefesinin belki de en önemli yanları ruhbilimi ve eğitim kuramıdır. İkinci alanda Pestalozzinin kılgısal düşünceleri için kuramsal bir arkatasar sağlamaya yardımcı oldu. Ruhbilim alanında uyarıcı bir etkide bulundu. Ama ansal duyum ve düşünce yaşamının düzenekbilimi olarak ruhbilim düşüncesi göz önüne alındığında, onun bir özdekçi olmadığını anımsamak yerinde olur. Onun için özdek fenomenaldi. Daha ötesi, tasardan uslamlamanın duyulurüstü bir tanrısal varlığa götüren bir biçimini kabul etti.
Henüz kimse kitap hakkında yorum yapmadı. İlk yorum sizden gelsin!
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Frederick Copleston
Yazarın diğer kitapları
Platon Copleston Felsefe Tarihi Yunan ve Roma Felsefesi Cilt: 1 Bölüm 1b
Sartre - Modern Felsefe
Leibniz Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe Cilt: 4 Bölüm c
Kant: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 2 Cilt: 6 Bölüm 2
Alman İdealizmi - Fichte, Schelling, Schleiermacher
Aydınlanma: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 1 Cilt: 6 Bölüm 1
Ön-Sokratikler ve Sokrates
Helenistik Felsefe
Berkeley - Hume
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Aristoteles
Yazarın bütün(24) kitaplarını göster
Yaşam Öyküsü
1907-1994 yılları arasında yaşayan, aslında cizvit papazı olan ingilizyazar ve filozof. alman idealizmi, yararcılık ve pragmatizm ve 9 ciltten oluşan felsefe tarihi en önemli eserlerinden bazıları.
İlgili Konular
Felsefe ve Düşünce - Nihilizm
Felsefe ve Düşünce - Çağdaş Felsefe
Felsefe ve Düşünce - Felsefe Tarihi
Felsefe ve Düşünce - Düşünce Tarihi
Felsefe ve Düşünce - Deneme
İlgili Konulardan Kitaplar
Diyalektik Düşüncenin Tarihi - Marksizm ve Dil - Felsefenin Başlangıç İlkeleri - Komünist Partisi Manifestosu
Platon ve Kadın
Dolgun Nabızlı Kitap
Kitapla İlgili kişiler
Deniz Canefe (Çeviren)
Geçtiği diğer
40
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
İdea Yayınevi
için
112
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Aristoteles
Daha
Edebiyat
Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
Tarihi Roman
Çocuk Kitapları
Hikaye ve Öykü
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Masallar
Tarih
Araştırma ve İnceleme
Uygarlık Tarihi
Anı ve Seyahatname
Politika
Siyasi İdeolojiler
Siyasi Tarih
Devlet Yönetimi
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikiyatri ve Psikanaliz
Psikoloji
Felsefe ve Düşünce
İslam Felsefesi
Deneme
Antik Felsefe
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Çocuk Eğitimi
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Pazarlama ve Satış
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Reklamcılık
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Doğu Dinleri ve Düşünceleri
Biyografi ve Otobiyografi
Aile ve İnsan
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Anne Baba Kitapları
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Alevilik
İslam Tarihi
Kültür Sanat
Tiyatro
Sinema
Müzik Eğitimi ve Öğretimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Mitolojiler
Tasavvuf
Sağlık ve Tıp
Beslenme ve Diyet
Sağlıklı Yaşam
Yoga ve Meditasyon
Meditasyon ve Yoga
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Teknoloji ve Mühendislik
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Yöneticilik
Yaşamöykü/ Anı/ Mektup
Sosyal Bilimler
Toplumsal İncelemeler
İnsan ve Toplum
Siyasal Düşünceler
İnceleme ve Araştırma
Kampanyalar
Sağlıklı Yaşam
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012