Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Yapı Kredi Yayınları   Edebiyat Dizisi   Ferit Edgü   O
 
O  
Hakkâri'de Bir Mevsim
Ferit Edgü
Baskısı yok

Yayinevi/DiziYayinevi: Yapı Kredi Yayınları
Baskı Tarih: 1999
Sayfa: 195

Bu kitaba oy verin:
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
 
Basın Bülteni
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Yapı Kredi Yayınları
Dizi: Edebiyat Dizisi

Baskı Tarih: 1999

Sayfa: 195

Boyut: 14cm x 21cm

Hamur: Ciltsiz

Etiket: Baskısı yok


Arka Kapak
Gerek yabancı dillerdeki çevirileri, gerek sayısız uluslararası ödül almış filmi, birçok ülkede (Fransa, Almanya, İtalya, Japonya...) büyük bir ilgi görmüş olan O / Hakkâri'de Bir Mevsim, Türkiye'nin Doğusuna, sarp dağlarına, çaresiz insanlarına otuz yıl önce yakılmış bir ağıt niteliğinde. Melih Cevdet Anday, 'O'yu sadece gerçekçi bir roman saymak yetmez gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu (...) Ferit Edgü'nün gerçek yaşamı, roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü 'O' gözlem gücünü anlatı ustalığından alıyor,' diyor.


Kitabın İçinden
VI / Han


Hanın dört odasından biri boştu.

Han sahibi, Eğer bir müşteri gelmezse tek başınıza geceleyebilirsiniz, dedi.

Odaya doğru ilerlediğimde, ardımdan, Pir. Köyünün yeni öğretmenisiniz, değil mi? diye sordu.

Tanrım! herkes tanıyor beni bu kentte.

Ya da herkes herkesi tanıyor.

Ben hariç.

Kendi dahil, kimseyi tanımayan ben hariç.

Bu kısa süre içinde şaşırmamaya alıştım.

Evet, dedim, ben o'yum.

Elimdeki paketlere bakıp,

Süryaniden mi? dedi.

Anlamadım, dedim.

Süryaniye mi uğradınız? dedi

Süryani kim? dedim.

Bizim kitapçı, dedi.

Ha, evet, kitapçı... Süryani midir? dedim.

Evet, dedi, kentimizin tek Süryanisi ve tek kitapçısı.

Süryani ne demek? Niçin Süryani? O Süryani ise sen kimsin? Ben kimim?

Sormadım. Hiçbir soru sormadım. Denizde de soru sorulmaz. Bazı deniz kurallarının (Soru sorma!) karlı dağ başlarında ya da susuz çöllerde de geçerli olacağını hiç düşünmemiştim. Ama denedim. Elimden başkası gelmediği için. Başkasını düşünemediğim için.

Odam hangisi? dedim yalnızca.

Burası, dedi.

Kapıyı açtı.

Yan yana konmuş dört demir karyola. Ortalarında bir tahta masa.

Masanın üstüne elimdeki kitapları, haritayı ve mührü bıraktım.

Han sahibinin odadan çıkmasını bekledim.

Çıkar çıkmaz da kapıyı kapadım. Sürgü, kilit gibi bir şeyler arandım. Ama kapıda, ne sürgü, ne kilit vardı.

Döndüm, masanın üstüne bıraktıklarımdan, ilkin haritayı aldım (denizci tutkusu).

Yuvarlanmış ve ipek bir iplikle bağlanmıştı.

Düğümü çözdüm. Kâğıt kıvrılıp toparlanmasın diye, bir yanına kitapları, bir yanına da mührü koydum. Tam incelemek için üstüne eğilmiştim ki kapı açıldı.

Ve içeri bir yabancı girdi.

Vali Bey sizi istiyor, dedi.

Vali mi? dedim. Olur gelirim.

Adam yerinden kımıldamadı.

Söyleyin kendisine birazdan gelirim, dedim.

Adam yerinden kımıldamadı.

Sesimi yükselterek, Sen git, ben gelirim, dedim.

Adam yerinden kımıldamadı.

Belli ki beni almadan gitmeyecekti.

Sesimi yükselterek, Sen git, ben gelirim, dedim.

Vali Bey sizi alıp gelmemi istedi, dedi.

Kitapları ve mührü kaldırdım. Haritayı sardım.

Valinin habercisi önde, ben arkada, çıktık.