Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Ayrıntı Yayınları   İnceleme Dizisi   Emmanuel Levinas   Ölüm ve Zaman
 
Ölüm ve Zaman  
Emmanuel Levinas
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 10,00 TL
NetKitap Ederi: 8,00 TL
telefondan alışveriş 64673

Yayinevi/DiziYayinevi: Ayrıntı Yayınları
Baskı Tarih: Nisan 2006
Sayfa: 156
Indirim: %20

Bu kitaba oy verin: (6 oy)
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Ayrıntı Yayınları
Dizi: İnceleme Dizisi

Baskı Tarih: Nisan 2006

Sayfa: 156

İndirim: %20

Boyut: 13,5x19,5cm

Hamur: 2

Etiket: 10,00 TL

NetKitap Ederi: 8,00 TL


Arka Kapak
Çağda fenomenolojiye etik alanından getirmiş olduğu önemli bir ton değişimiyle göze çarpan Emmanuel Levinas'ın 1975-76 akademik yılında vermiş olduğu derslerden oluşan Ölüm ve Zaman'da, felsefe tarihinin Aristoteles, Platon, Kant, Hegel, Bergson gibi figürlerini okumasına ve özellikle Heidegger'in Varlık ve Zaman adlı eserleriyle bir hesaplaşmasına tanık oluyoruz.

Heidegger bir yandan saatlerin ölçtüğü varsayılan nesnel bir zaman anlayışına karşı getirdiği, Bergson'un süre kavramında olduğu gibi, varoluşun kendine özgü zamansallığını ölümlülük koşulumuzla yakın ilişkisi içinde ele almış olmasıyla takdir edilirken, öte yandan da Dasein (or-da olan) çözümlemelerinde temel varlıkbilim tasarısı içinde kaldığı için eleştirilir. Ölüöün insani varoluşun "en kendisine has olasılığı" olarak görülmesi düşüncesi, ölüme yazgılı olmanın daha baştan bir kesinlik olarak bilinmesi, ölümün yol açtığı yokluğun daha baştan bir kesinlik olarak bilinmesi, ölümün yol açtığı yokluğun daha baştan ve daima varoluşun kendine özgü zamansallığını kaygı biçiminde kurması şeklindeki Heidegger düşüncesi burada enine boyuna tartışılır.

Heidegger ölümü, "ben'in ölümünden itibaren "kendi ölümüm" olarak betimlemekte, "ötekinin ölümü"nü özgün olmayan bir deneyim olarak ikincil duruma getirmektedir. Levinas ise ölümün yol açmış olabileceği kaygı biçimini, her ne kadar deneyimin terimlerine dirense de, esas olarak "ötekinin ölümü"nden türetmeye girişir. Öteki'yle ilişkim, onun ölümü karşısındaki sorumluluğum ve onun yokluğunun ortaya çıkardığı soru, "yanıt yokluğu", benim varlığa tutunma gayretimi (conatus) daha baştan tehdit eden "kendi ölümüm"ün olasılığından duygulanım açısından daha güçlü ve ondan daha öhseldir. Öteki'yle ilişkim, asla "özdeş" olanın terimlerine (Aynı'nın Ötekisine) indirgenemeyecek, dolayısıyla bilmeye ve bilincin yönelimsel edimlerine direnen, asla bir eşzamansallıkta bir araya toplanamayacaktır; zamanın sonsuz olanla bir ilişki olduğu benim kendi ardışık zamansallığımdar. Levinas'ta varlıkbilimin terimleriyle bir varlık-olmayan olarak bile belirlenemeyerek bilmece niteliğini koruyan ölümden ve de artıok kronolojik bir dizi içinde anların art arda gelmesinden ibaret olarak tasarlanamayacak yeni bir zaman düşüncesinden itibaren asla ödeşmiş olamayacağım bir sorumluluk doğar. Burada artık sonsuzluk düşüncesi varlıkbilimsel veya teolojik bir içerik kazanmış, temsil edilebilir bir ebediyet veya bir "öte dünye" tasarımı değildir; belki sadece bir ayrılma ve elveda (adieu) biçimine sahiptir.