Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Platon
Zor Sevdalar
Sonuncu Sonbahar
Bitmeyen Aşk
Bungalov 2
Fatih Robur
İbn-i Haldun
Hatice Sultan
Kanatlar
Sessiz Ev
Kitap
İdea Yayınevi
Felsefe Tarihi Dizisi
Frederick Copleston
Platon
Platon
Frederick Copleston
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 9,00 TL
NetKitap Ederi:
7,20
TL
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
923
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Baskı Tarih:
1998
Sayfa:
216
Indirim:
%20
Bu kitaba oy verin:
(7 oy)
Yorumları oku
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
İdea Yayınevi
Dizi:
Felsefe Tarihi Dizisi
Baskı Tarih: 1998
Sayfa: 216
İndirim: %20
Boyut: 11cm x 19cm
Hamur: Ciltsiz
Etiket: 9,00 TL
NetKitap Ederi: 7,20 TL
Arka Kapak
Felsefe İdea ile ilgilenir. İdea ilkin bütünüyle genel bir anlamda Düşüncedir. Ama Düşünce sonsuz küçüklükten sonsuz büyüklüğe dek, insanın ruhsallığından evrenin özdekselliğine dek herşeyi, saltık olarak herşeyi anlatmak için kullandığımız evrenseldir. Ne yerde ne de gökte, ne insan ruhunda ne de özdeksel evrende hiçbirşey, saltık olarak hiçbirşey insan düşüncesinin belirlenimlerinden, evrensellerden kaçamaz. Varolan herşey düşüncenin öznel belirlenimlerinde anlatılır, ve varolan herşey kendi nesnel belirleniminde vardır. Varolan her şey bir evrensel olduğu için, türünden, ideal Biçiminden, belirli İdeasından pay aldığı için vardır. İdeadan, Biçimden, evrenselden yoksun birşey hiçbirşeydir, bir varlık değil ama yokluktur, olmayandır. Ve bilgisi olmayandır. Ve bilinemeyen, belirlenimsiz olan var olamayandır.
Bireysel şey, İdeadan yalnızca pay alan şey, belirlenimini kendinde değil ama İdeada bulan nesne geçicidir, sonludur. Yiter. İdeanın, Biçimin varoluşu duyusalın, fizikselin, bireyselin varoluşu gibi değildir. Pisagor teoremi fiziksel üçgenler üzerinde varolmaz. Duyulur-üstü, fiziksel-üstü varoluşu salt kuramsal düşünce içindir. Sonsuzluktadır ve sonsuza dek varolur. Görgül Zaman ve Görgül Uzay arı düşüncenin, İdeanın çevresine çit çekemez. İdea Türlerin, Biçimlerin olmadığı görgül evrende Türlerin ve Biçimlerin ideal olanağıdır. Dünya oluşurken, yaşam oluşurken, insan oluşurken, İdealar tümünün Biçimi, tümünün Belirlenimleridirler. Onların varoluş biçimleridirler, onların doğa yasaları, onların matematikleri, onların özsel nitelikleridirler. Duyusal değildirler, görülmezler ve dokunulmazlar ve koklanmazlar ve ölçülmezler. Varlıkları yalnızca düşünce içindir. Ve böyle iken duyulur bireyselden çok daha başka, çok daha güçlü, çok daha yüksek bir anlamda gerçektirler. Eğer varlık kalıcılık ise, duyulur bireyseller değil ama evrensel İdealar gerçek varlıktır. Eğer varlık güç ise, sonlu bireyseller değil ama evrensel İdealar güçtür. Eğer varlık değişmezlik ise, evrensel İdealar değişmezdir.
Felsefe, başından bu yana, ideal belirlenimlerin bilgisidir. Bu bilim özsel olarak Mantıktır, özsel olarak Ustur. Tüm öznel geçicilikten, tüm yanlışlıktan özgür Nesnelliği konu alır, düşüncenin tüm dışsal güdülenmesinden bağışık özgür deviminin, eytişiminin açınımıdır. Eytişim İdeanındır, onun doğasıdır, onun özüdür, onu bir dizge yapan dinamiktir. İnsan düşüncesi aynı İdeanın etkinliği, eytişimi, gerçekliğidir. İnsan usu aynı İdeanın gizilliğidir. Ve gizilliğin edimselleşmesi ne denli olanaklıysa, insanın gerçekleşmesi o denli zorunludur. İdeada zorunluk olan şey insanın özgürlüğüdür.
İçindekiler
BİR: PLATON'UN YAŞAMI
İKİ: PLATON'UN YAPITLARI
ÜÇ: BİLGİ KURAMI
DÖRT: BİÇİMLER ÖĞRETİSİ
BEŞ: PLATON'UN RUHBİLİMİ
ALTI: AHLAK KURAMI
YEDİ: DEVLET
SEKİZ: PLATON'UN FİZİĞİ
DOKUZ: SANAT
PLATON'UN ETKİSİ
ON: ESKİ AKADEMİ
KISA BİR KAYNAKÇA
NOTLAR
SÖZLÜK
DİZİN
Parça
BÖLÜM BİR
PLATONUN YAŞAMI
PLATON, dünyanın en büyük felsefecilerinden biri, Atinada (ya da Aeginada), büyük bir olasılıkla İÖ 428/7 yılında, seçkin bir ailede doğdu. Babasının adı Ariston ve annesininki Perictione idi. Perictione her ikisi de 404/3 Oligarşisinde yer almış olan Kharmidesin kardeşi ve Kritiasın yeğeniydi. Ona başlangıçta Aristokles dendiği ve Platon adının ancak daha sonra gürbüz yapısı yüzünden verildiği söylense de,1 Diogenesin ilettiği bu bilginin doğruluğu kuşkuludur. İki kardeşi, Adeimantus ve Glaukon Devlette görünürler, ve ayrıca Potone adında bir de kızkardeşi vardı. Aristonun ölümünden sonra Periktione Pirilampes ile evlendi ve oğulları Antifon (Platonun üvey kardeşi) Parmenideste görünür. Hiç kuşkusuz Platon üvey babasının evinde yetiştirildi; ama aristokrat kökenli olmasına ve aristokratik bir evde yetiştirilmesine karşın, anımsanmalıdır ki Pirilampes Periklesin bir dostuydu, ve Platon Periklesci rejimin gelenekleri içinde eğitilmiş olmalıdır. (Perikles 429/8de öldü.) Değişik yazarlar tarafından belirtildiği gibi, Platonun demokrasiye karşı daha sonraki eğilimini her ne olursa olsun yalnızca yetiştirilmesine bağlamak çok güçtür; tersine, bu olumsuz eğilim Sokratesin etkisi tarafından, ve herşeyden çok Sokratesin demokrasinin ellerinden gördüğü davranış tarafından yaratılmıştır. Öte yanda Platonun demokrasiye güvensizliğinin Sokratesin ölümünden daha önceki bir dönemde başlamış olması olanaklı görünür. Peloponez savaşının daha sonraki dönemlerinde (Platonun 406da Arginusaede döğüşmüş olması olasılığı oldukça yüksektir) demokrasinin gerçekten yetenekli ve sorumlu bir önderden yoksun olduğu ve olmuş olan önderlerin de kitleleri hoşnut kılma zorunluğu yüzünden kolayca bozuldukları olgusu Platonun gözünden kaçmış olamaz. Platonun ülke politikasından uzak durması hiç kuşkusuz Ustasının yargılanmasından ve suçlu bulunmasından sonra başlar; ama Devlet gemisinin onu yönetmek için sağlam bir kaptana gereksinimi olduğu ve bu kaptanın izlenecek doğru yolu bilen ve bu bilgi ile uyum içinde duyunçla davranmaya hazır biri olması gerektiği kanısının formülasyonu Atina erkinin zayıflamaya başladığı yıllar sırasında formüle edilmiş olmalıdır.
Diogenes Laertiusun anlattıklarına göre, Platon kendini resim sanatını incelemeye verdi, ve ilk olarak ditirambik şiirler ve daha sonra lirik şiirler ve trajediler yazdı.2 Bu ne ölçüde doğrudur bilemeyiz; ama Platon Atina ekininin serpilme döneminde yaşadı, ve nitelikli bir eğitim almış olmalıdır. Aristotelesin bildirdiğine göre Platon gençliğinde Heraklitoscu felsefeci Kratilus ile tanışmıştı.3 Ondan duyusal-algı dünyasının bir akış dünyası olduğunu ve bu yüzden gerçek ve pekin bilginin asıl nesnesi olmadığını öğrenecekti. Gerçek ve pekin bilgiye kavramsal düzeyde erişebilir olduğunu ise gençlik yıllarında tanımış olması gereken Sokratesten öğrenecekti. Diogenes Laertius aslında Platon yirmi yaşında iken Sokratesin bir öğrencisi oldu4 der; ama Platonun amcası olan Kharmides Sokrates ile 431de tanışmış olduğu için,5 Platon Sokratesi en azından yirmisinden önce tanımış olmalıdır. Her ne olursa olsun, Platonun kendini bütünüyle ve bilinçli olarak felsefeye adama anlamında Sokratesin bir öğrencisi olmuş olduğuna inanmak için hiçbir nedenimiz yoktur, çünkü kendisi bize ilkin politik bir yaşama girmeye niyetlendiğini söylersoyundan gelen genç bir insandan doğallıkla beklenebileceği gibi.6 403/4 Oligarşisindeki akrabaları Platonu kendilerinin koruması altında politik yaşama girmeye yüreklendirdiler; ama Oligarşi bir şiddet politikası izlemeye başladığı ve Sokratesi kendi suçlarına karıştırmaya kalkıştığı zaman artık Platon onlardan tiksinir oldu. Gene de, demokratlar daha iyi değildiler, çünkü Sokratesi ölümle cezalandıranlar onlardı, ve buna göre Platon politik bir kariyer düşüncesini terketti.
Platon Sokratesin yargılanmasında bulundu, ve Sokratesi önerilen cezayı bir minadan otuz minaya yükseltmeye zorlayan ve kefil olmayı teklif eden dostlardan biriydi.7 Ama bir hastalık nedeniyle ölümü sırasında dostunun yanında bulunamadı.8 Sokratesin ölümünden sonra Platon Megaraya çekilerek felsefeci Euklidesin yanına sığındı, ama büyük bir olasılıkla çok geçmeden Atinaya geri döndü. Yaşamöykücüler tarafından Kirene, İtalya ve Mısıra yolculuklar yaptığı söylenir, ama bu öykülerin ne derece doğru oldukları belirsizdir. Örneğin Platonun kendisi Mısıra bir yolculuktan hiç söz etmez. Gene de, Mısır matematiğine ve giderek çocuk oyunlarına ilişkin bilgisi gerçekten Mısıra bir yolculuk yaptığını belirtiyor olabilir; öte yandan, gezi öyküsü yalnızca Platonun Mısırlılar üzerine söyleyecekleri olmasından çıkarılan bir vargı üzerine kurulmuş da olabilir. Bu öykülerden kimileri açıktır ki belli bir düzeye dek efsaneseldir; örneğin kimileri Euripidesi onun yol arkadaşı olarak gösterirler, oysa ozan 406da ölmüştür. Bu olgu genel olarak gezileri bize anlatan yazılar üzerine kuşkumuzu oldukça arttırır; ama gene de pekinlikle Platonun Mısırı ziyaret etmediğini söyleyemeyiz, ve pekala bunu yapmış olabilir. Eğer gerçekten Mısıra gitmişse, bu 395 yılı sıralarında olmuş ve Atinaya Korint savaşları patlak verdiğinde geri dönmüş olmalıdır. Profesör Ritter Platonun savaşın ilk yılarında (395-94) Atina kuvvetleri arasına katılmış olması olasılığının oldukça yüksek olduğunu düşünür.
Bununla birlikte, kesin olan şey Platonun kırk yaşında İtalya ve Sicilyaya gitmiş olduğudur.9 Belki de Pisagorcu Okulun üyeleri ile karşılaşmayı ve konuşmayı istemiş olabilir; her ne olursa olsun, orada bilgili bir Pisagorcu olan Arkhitas ile tanıştı. (Diogenes Laertiusa göre Platonun yolculuğu yapmadaki amacı Sicilyayı ve volkanları görmekti.) Platon Siraküze Tiranı I. Dionisiosun sarayına çağrıldı ve orada Tiranın kayınbiraderi Dionun dostu oldu. Öyküye göre Platonun sözünü sakınmazlığı Dionisiosun öfkelenmesine neden oldu, ve onun tarafından bir köle olarak satılmak üzere Lakedaemonyalı bir elçi olan Pollisin eline verildi. Pollis Platonu o sırada Atina ile savaşta olan Aeginada sattı, ve Platon neredeyse yaşamını bile yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı; ama sonunda Annikeris adında bir Kireneli kurtarmalığını vererek onu Atinaya gönderdi.10 Bu öyküyü yorumlamak güçtür, çünkü Platonun Mektuplarında buna değinilmez; eğer gerçekten olmuşsa (Ritter öyküyü kabul eder) İÖ--- 388de olmuş olmalıdır.
Öyle görünür ki Platon Atinaya dönüşünden sonra Akademiyi kurdu ve bu iş için kahraman Akademusun türbesi yakınlarında bir yer seçti (388/7). Akademiye haklı olarak ilk Avrupa üniversitesi denebilir, çünkü çalışmalar geleneksel felsefe ile sınırlı değildi ve matematik, gökbilim ve fiziksel bilimler gibi geniş bir ikincil bilimler alanını da kaplıyordu; ve okulun üyeleri hep birlikte Müzlere tapınırlardı. Akademiye yalnızca Atinanın kendisinden değil ama dışardan da gençler geldi; ve ünlü matematikçi Eudoxusun kendi Okulu ile birlikte Kizikustan Akademiye gelmiş olması Akademinin bilimsel ruhuna bir övgü ve yalnızca bir felsefi-gizem toplumu olmadığına bir kanıttır. Akademinin bu bilimsel ruhunu vurgulamak gerekir, çünkü Platonun devlet-adamları ve yöneticileri oluşturmayı amaçlamış olması bütünüyle doğru olsa da, yöntemi yalnızca örneğin diluzluğu gibi doğrudan kılgısal uygulamaya açık olan şeyleri öğretmekten (kendi Okulunda İsokratesin yaptığı gibi) değil, ama çıkar beklemeyen bir bilimsel etkinliğin geliştirilmesinden oluşuyordu. Çalışmaların izlencesi felsefede doruğuna varıyordu, ama ön konular olarak matematiğin ve gökbilimin ve, nesnel olmak ve salt yararcıl bir ruhta olmamak üzere hiç kuşkusuz uyum-bilgisinin incelenmesini de kapsıyordu. Platon kamu yaşamı için en iyi eğitimin yalnızca kılgısal sofistik bir eğitim değil, ama tersine bilimin kendi uğruna izlenmesi olduğuna inanıyordu. Matematik, hiç kuşkusuz Platonun İdealar Felsefesi için olan öneminden ayrı olarak, önyargısız, nesnel bir çalışma için açık bir alan sunuyordu, ve daha şimdiden Yunanlıların arasında yüksek bir gelişim düzeyine erişmişti. (Çalışmalar öyle görünüyor ki ayrıca mantıksal sınıflandırma sorunları ile bağıntı içinde izlenen yaşambilimsel, örneğin bitkibilimsel araştırmaları da kapsıyordu.) Böyle yetiştirilen politikacı fırsatçı bir koltuk düşkünü olmayacak, ama bengi ve değişmez gerçekler üzerine kurulu kanılar ile uyum içinde yüreklilikle ve korkusuzca davranacaktır. Başka bir deyişle, Platon demagoglar değil, ama devlet-adamları yetiştirmeyi amaçlıyordu.
Akademideki çalışmaları yönetmenin yanısıra, Platonun kendisi dersler veriyor ve izleyicileri notlar tutuyordu. Bu derslerin yayımlanmadıklarını ve halksal bir okuma amacıyla yayımlanan diyaloglar ile karşıtlık içinde durduklarını belirtmek önemlidir. Eğer bu olguyu kavrarsak, o zaman Platon ve Aristoteles (ki Akademiye 367de katıldı) arasına doğallıkla getirme eğiliminde olduğumuz keskin ayrımlardan kimileri en azından bir düzeye dek yiter. Platonun halksal yapıtları, diyalogları, elimizdedir, ama dersleri değil. Aristoteles açısından ise durum tam tersidir, çünkü Aristotelesin elimizdeki çalışmaları derslerini temsil ederken, yayımlanmış yapıtlarının ya da diyaloglarının kendileri bize dek ulaşmamış, ama bunlardan ancak parçalar kalmıştır. Bu yüzden Platonun diyaloglarını Aristotelesin dersleri ile karşılaştırarak, daha ileri kanıt olmaksızın, iki felsefeci arasında örneğin yazınsal yetenek ya da duygusal, estetik ve gizemsel bakış açısı konusunda güçlü bir karşıtlık olduğu vargısını çıkaramayız. Söylendiğine göre, Aristoteles Platonun İyi üzerine dersini dinlemeye gelenlerin sık sık aritmetik ve gökbilimden, sınır ve Birden başka birşey duymamaları yüzünden nasıl şaşırdıklarını anlatırdı. 7. Mektupta Platon söz konusu ders üzerine kimilerinin yayımladığı yorumları reddeder. Aynı mektupta der ki: Benim en azından bu şeyler üzerine herhangi bir incelemem olmadı, ve hiçbir zaman olmayabilir, çünkü konu, başka bilimlerin tersine, sözcüklerle iletilebilir değildir. Ama, işin kendisi ile uzun bir birliktelikten ve paylaşılmış bir yaşamdan sonradır ki ruhta bir ateş yanar, sanki sıçrayan bir alev tarafından tutuşturulmuştur, ve bundan sonra kendini besler. Yine, 2. Mektupta: Bu yüzden kendim bu sorunlar üzerine hiçbir zaman tek bir sözcük bile yazmış değilim, Platonun ne bir yazılı incelemesi vardır ne de olacaktır; şimdi adı [Platonun] taşıyanlar Sokratese aittirler, güzelleştirilmiş ve gençleştirilmiş olarak.11 Bu gibi pasajlardan kimi yorumcular Platonun gerçekten eğitici amaçlar için yazılmış olan kitapların değerine pek inanmadığı sonucunu çıkarırlar. Bu böyle olabilir, ama bu noktaya yersiz bir vurgu yüklemememiz gerekir, çünkü herşeye karşın Platon kitaplar yayımladıve ayrıca anımsamalıyız ki söz konusu pasajlar hiç te Platona ait olmayabilirler. Gene de kabul etmeliyiz ki İdealar Kuramı, Akademide öğretilmiş olduğu tam biçimi içinde, yazılı olarak kamuya sunulmadı.
Platonun öğretmen ve devlet-adamı danışmanı olarak saygınlığı 367de Siraküzeye ikinci yolculuğunun gerçekleşmesine katkıda bulunmuş olmalıdır. O yıl I. Dionisios öldü, ve Dion Platona o zaman otuz yaşlarında olan II. Dionisiosun eğitimini üstlenmek üzere Siraküzeye gelmesi çağrısında bulundu. Platon gitti, ve Tirana geometri dersleri vermeye başladı. Bununla birlikte, çok geçmeden Dionisiosun Diona duyduğu kıskançlık işleri karıştırdı, ve Dion Siraküzeden ayrıldığı zaman, felsefeci belli bir güçlükten sonra Atinaya geri dönmeyi başardı ve oradan Dionisiosu mektup yoluyla eğitmeyi sürdürdü. Tiran ve Atinada yerleşmiş ve orada kendisi ile dostluğunu sürdürmekte olan amcası arasında bir uzlaşma yaratmayı başaramadı. Gene de, felsefi çalışmalarını sürdürmeyi isteyen Dionisiosun içten dileği üzerine Platon 361de Siraküzeye üçüncü bir yolculuğu üstlendi. Platon görünüşte Kartaca tehlikesine karşı Yunan kentleri arasında bir konfederasyona gidilmesi için bir anayasa taslağı çıkarmayı umut ediyordu, ama karşıtçılık çok güçlü çıktı; dahası, varlığına yeğeni tarafından el koyulan Dionun geri çağrılmasını güvenceye alamayacağını da gördü. Bu yüzden Platon 360da Atinaya döndü ve orada 348/7 yılında ölümüne dek etkinliklerini Akademide sürdürdü.12 (Dion 357de kendini Siraküzenin egemeni yapmayı başarmasına karşın 353te öldürüldü ve bu olay bir felsefeci-kral düşünün boşa çıkmış olduğunu gören Platonu büyük üzüntüye düşürdü.)
Son Eklenen Yorumlar
1 kişiden 1'si bu yorumu beğendi:
Felsefeye girmek isteyenler için harika bir kitap
, 1 Haziran 2007
Gönderen:
Çetin Dolmayan
(İstanbul / Türkiye)
Copleston Felsefe Tarihi felsefeye giriş yapmak isteyenler ya da felsefe tarihini derinlemesine öğrenmek isteyenler için paha biçilmez bir kaynak. Ancak kendi adıma bütün seride beni en çok etkileyen cilt Platon cildi olmuştur. Felsefeye yeni başlamayı ve bu işi 90 dakkada felsefe gibi yüzeysel ve popülist kitaplarla değil, 'gerçek' felsefeyle yapmak isteyenlere kesinlikle öneririm. Felsefenin büyülü dünyasına giriş yapmak için harika bir kitap.
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Frederick Copleston
Yazarın diğer kitapları
Platon Copleston Felsefe Tarihi Yunan ve Roma Felsefesi Cilt: 1 Bölüm 1b
Sartre - Modern Felsefe
Leibniz Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe Cilt: 4 Bölüm c
Kant: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 2 Cilt: 6 Bölüm 2
Alman İdealizmi - Fichte, Schelling, Schleiermacher
Aydınlanma: Copleston Felsefe Tarihi Çağdaş Felsefe/Cilt 6 Bölüm 1 Cilt: 6 Bölüm 1
Ön-Sokratikler ve Sokrates
Helenistik Felsefe
Berkeley - Hume
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Aristoteles
Yazarın bütün(24) kitaplarını göster
Yaşam Öyküsü
1907-1994 yılları arasında yaşayan, aslında cizvit papazı olan ingilizyazar ve filozof. alman idealizmi, yararcılık ve pragmatizm ve 9 ciltten oluşan felsefe tarihi en önemli eserlerinden bazıları.
İlgili Konular
Felsefe ve Düşünce - Yunan ve Roma Felsefesi
Felsefe ve Düşünce - İdealizm
Felsefe ve Düşünce - Felsefe Tarihi
Felsefe ve Düşünce - Antik Felsefe
İlgili Konulardan Kitaplar
Tanrıların Doğuşu İşler ve Günler
Menon
Tanrıların Doğası
Kitapla İlgili kişiler
Aziz Yardımlı (Çeviren)
Geçtiği diğer
89
yapıtı görmek için Tıklayın.
Yayınevinin Diğer Kitapları
İdea Yayınevi
için
112
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Hegel
Hobbes-Locke
Descartes
Helenistik Felsefe
Leibniz
Aristoteles
Daha
Edebiyat
Roman
Roman ve Öykü
Türk Edebiyatı
Tarihi Roman
Çocuk Kitapları
Hikaye ve Öykü
Eğlenceli Eğitim Kitapları
7 ile 11 yaş arası
Masallar
Tarih
Araştırma ve İnceleme
Uygarlık Tarihi
Anı ve Seyahatname
Politika
Siyasi İdeolojiler
Siyasi Tarih
Devlet Yönetimi
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Kişilik ve Zeka
Psikiyatri ve Psikanaliz
Psikoloji
Felsefe ve Düşünce
İslam Felsefesi
Deneme
Antik Felsefe
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Çocuk Eğitimi
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Pazarlama ve Satış
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
Reklamcılık
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Doğu Dinleri ve Düşünceleri
Biyografi ve Otobiyografi
Aile ve İnsan
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Anne Baba Kitapları
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
Alevilik
İslam Tarihi
Kültür Sanat
Tiyatro
Sinema
Müzik Eğitimi ve Öğretimi
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Mitolojiler
Tasavvuf
Sağlık ve Tıp
Beslenme ve Diyet
Sağlıklı Yaşam
Yoga ve Meditasyon
Meditasyon ve Yoga
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Teknoloji ve Mühendislik
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Yöneticilik
Yaşamöykü/ Anı/ Mektup
Sosyal Bilimler
Toplumsal İncelemeler
İnsan ve Toplum
Siyasal Düşünceler
İnceleme ve Araştırma
Kampanyalar
Sağlıklı Yaşam
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012