|
|
|
İSKİ olayıyla gündemin ortasına yerleşen Ergun Göknel hapishanede yaşadığı olayları, tanıştığı "uç" insanları, dostlukları, yalnızlıkları, özgürlüğü, mahkumiyeti, özlemleri, pişmanlıkları, sabırsızlıkla beklenen ziyaret saatlerini, çaresizlikleri bu kitapta yaşarak okuyacaksınız. Olaylara bu sefer ters taraftan, o geçmez dakikaları yaşayan insandan Ergun Göknel'den okuyacaksınız.
Son olarak sizleri Ergun Göknel'in eşi Müjgan Hanım'ın kitap için yazdığı önsözden birkaç paragraf ile baş başa bırakalım:
Eşim Ergun Göknel'in cezaevinde iken yazmaya başladığı anekdotlar, cezaevinden çıktıktan sonra ikimizin karşılıklı fikir alışverişleri ile devam edip bugünkü haline geldi. Kitabın içinde yer alan olayları, anıları bilen, hatta çoğuna tanık olan bir kimse olmama rağmen, kitabın tümü eşimin yaşadıkları ve yaşadıklarını yine eşimin algılaması, etkilenmesi ve değerlendirmesi ile kaleme alınmıştır. Bu önsöz bölümü ise, medyayı aylarca meşgul eden, "İSKİ" olayına bakış, olayın arkasındaki gerçeğe kısaca da olsa benim "Işık" tutuşum olacaktır.
Tanrı insanın hata yapmasını istememiş olsa idi, "kötü ve iyi" ya da "doğru ve yanlış" gibi iki kutuplu bir realite yerine sadece iyi ve doğrunun yer aldığı bir dünya yaratırdı. Tanrı'nın insandan beklentisi, hiç hatasız olması değil, aksine hatalarla doğruyu bulması yönündedir. Çünkü bu şekilde bulunan doğru, bir daha kolay kolay sarsılmayacak sağlam temeller üzerine oturur.
....
Bu kitap kaç kişiye ulaşır, kaç kişi bu satırlarda bir şeyler bulur ya da kaç kişi gülüp bir kenara atar bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, hiç kimse sonsuzluğu değiştirecek, yok edecek güce sahip değildir. Bu gerçek, yaşadığımız haksızlıklara, çirkinliklere tahammül etme kapasitesi, bütün bunların bir gün mutlaka biteceğini bilme katiyeti, paranın, menfaatin yön vermediği bir "Gün"ün geleceğinden emin olma huzuru veriyor.
Eşime, bana bu satırları yazma fırsatı verdiği için teşekkür ederim. Bu fırsatın bedelini ağır bir şekilde ödemiş olmasına rağmen beni anlayacağından eminim.
Müjgan Göknel |
|