Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Cinius Yayınları   Çocuk Kitapları   Perihan Karayel   Sihirli Çaylar
 
Sihirli Çaylar  
Perihan Karayel
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 11,00 TL
NetKitap Ederi: 6,60 TL
telefondan alışveriş 104406

Yayinevi/DiziYayinevi: Cinius Yayınları
Baskı Tarih: Ekim 2010
Sayfa: 140
Indirim: %40

Bu kitaba oy verin:
Yorum Yaz


 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Cinius Yayınları
Dizi: Çocuk Kitapları

Baskı Tarih: Ekim 2010

Sayfa: 140

İndirim: %40

Boyut: 14x21 cm

Hamur: 2

Etiket: 11,00 TL

NetKitap Ederi: 6,60 TL


Arka Kapak
Çayların sihirli buharında açılmıştı kırk kilitli, demir perçinli giz kafesleri. En diptekine, en yorgununa, en sarılıp sarmalanıp, zincirlenip gömülmüşüne değin sıkıştırılmışlığın yılgınlığından özgürlüğün hafifliğine kanat açtı allı, yeşilli, aklı, karalı anı kuşları.
Uçuyorlardı rahatlatıcı yalnızlıklarında. Uçtular, uçtular çayın sihirli buharının çözüştürücülüğünde...
Uçtular, uçtular, uçtular yalnızlıklarının iki genç kız tarafından parçalandığından habersiz…


Kitabın İçinden
BÜYÜKANNELERİM

Sınavlar sıklaşmıştı. Çok çalışmam gerekiyordu. Ne denli uğraş versem Birgül kadar başarılı olamıyordum. Birgül ile liseden arkadaşız. Lisedeyken notları hep benimkilerden düşüktü. Hukuk Fakültesini ondan çok ön sıralarda kazandım. Fakülteye girince zekası mı gelişti? Elbette hayır. O halde değişen neydi? Neden konulan benden daha çabuk öğreniyor, daha iyi biliyor, şakırcasına anlatıyordu? O gün dayanamayıp sordum:
-Kuzum tüm gün beraberiz, sen daha başarılı olduğuna göre daha çok çalışıyorsun demektir. Bu nasıl oluyor? Senin günlerin otuz saat mi? Gecenin hangi bölümünü sundurup uzatabiliyorsun? Hangi kesitinde uyuyorsun? Ben bir iki satır okudum mu gözlerim kapanıveriyor. Sabahtan akşama amfiler arasında koşuştuktan sonra yığılıp kalmam doğal değil mi? Koşullar ikimiz için aynı ama nedense sen cin gibisin. Konuların hepsini döktürüp gidiyorsun. Uyumamak için kirpiklerini kaşına mı bağlıyorsun ne? Yoksa yeni çalışma teknikleri mi ürettin? Hadi hadi itiraf et, ortalara ser uyguladığın yöntemleri, dök eteğindeki taşları.

Ben gülümseyerek konuşuyordum, Birgül ise iyiden iyiye, sı li sesli gülüyordu:
-Ne zaman soracaksın diye bekliyordum, dedi kendini top; lamaya çalışarak. Lisedeki ölçüde okuyup anlatıp bunca yükü kadıracağımızı beklemiyorsun herhalde. Yoksa sen hâlâ öyle mi yapıyorsun?
-Evet, o zaman yeterli oluyordu; oysa şimdi baş edemiyoru: Peki ya sen ne yapıyorsun, anlatsana?
-Ben bir kez, öğrenmem gereken bölümü teybe okuyorum. So ra teybi derime yapıştırmış gibi yanımdan ayırmıyorum. Her y( onunla gidiyorum. Tuvalete bile. Uyku meselesini de hallettim,
-Nasıl?
-İki çayım var biri uyku çayı, diğeri uyarı çayı. Ben onlara sihi çaylarım diyorum. Uyarıcı çay uzun süre çalışmamı sağlıyor; sonra uyku çayını içip yatıyorum. Birkaç saat uyumak yeterli oluyc
Şaşırmıştım. Ne denli sağlık bozucu bir uygulamaydı bu.
-Sen ne diyorsun? Bu yöntem senin metabolizmanı bozmuyor mu?
-Bunu iki yıldır uyguluyorum. Hiçbir yan etkisini görmedi. Sen bende bir anormallik hissediyor musun?
-Hayır, bazen delirip Osman'a saldırmanı göz ardı edersek..
Takılmıştım. Erkek arkadaşına nazlanmaktan hoşlanırdı. Çı ilgi bekler, kendi ise bir tek tatlı söz söylemezdi. Bazen sanki sal testi uyguluyordu çocukcağıza. Osman'ın onun kaprislerine nedı katlandığına akıl sır erdiremiyorum. Aşk zaten hem şaşkın, he şaşırtıcı bir duygu değil mi? Ben öyle deyince güldü:
-Osman'a boş ver. Ha ne diyordum Çaylar... Çantamda h ikisinden de birkaç poşet var.
Birgül çantasını açtı, yeşil ve erguvan renkli dörder poşet v< di bana.
-Çaydanlıkta demlersen birkaç kez içersin, dedi. Gücenmes diye aldım. Ben ve yapay uyarıcılar... Hiç olacak şey mi? Hele a nem duysa... Kadın aklını kaçırır.

Annem... Şimdi beni nasıl özlemiştir. Benim de içim pırpır ediyor onu andıkça. Ailem Tarsus'ta oturuyor. Ankara'ya anneannemle birlikte gelip bir ev tuttuk. Burada amcamlar da var ama onların yanına gelemezdim. Ömer amcamın ailesi kalabalık. Üç çocuğu yetişmiyormuş gibi babaannem de onlarda kalıyor. Babam büyük oğlu. olmasına karşın babaannem Tarsus'a bizim yanımıza gelmez. Kendini, sağlığı yönünden Ankara'da oturmaya zorunlu görüyor. Uzun yıllar Adana'da yaşadıktan sonra 'Akdeniz'in nemli havası bana dokunuyor, bunalıyorum,' diye bulduğu bir bahaneyle tası tarağı toplayıp Ankara'ya, amcamlara taşındı. Böylece amcamın küçük evi sıkış tıkış doldu. Bir de benim onlarda kalmam olanaksızdı. Babaannem, anneannemin buraya gelmesinden çok hoşnut oldu ama pek buluşamıyorlar. Babaannem dizlerinden rahatsız... Fazla gezemiyor. Bize gelince, tutacağımız evin fakülteye yakın olmasına öncelik verdiğimizden amcamlara çok uzakta oturuyoruz. Büyükannelerim pek sık bir araya gelip sohbet edemiyorlar. Bazen bir taksiye atlayıp amcamlara gittiğimizde yengemin gevezeliklerinden, çocukların bağırıp çağrışmalarından şöyle gönüllerince çokça eskileri, az çok şimdiyi, bir gıdım geleceği içeren yaşlılara özgü yarenlikler etmeye fırsat bulamıyorlar. Oysa onlar salt dünür değiller, ta ortaokuldan bu yana arkadaşlar.