Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Metis Yayınları   Edebiyat Dizisi   Engin Geçtan   Tren
 
Tren  
Engin Geçtan
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 17,50 TL
NetKitap Ederi: 14,00 TL
telefondan alışveriş 47989

Yayinevi/DiziYayinevi: Metis Yayınları
Baskı Tarih: 2004
Sayfa: 251
Indirim: %20

Bu kitaba oy verin: (1 oy)
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Metis Yayınları
Dizi: Edebiyat Dizisi

Baskı Tarih: 2004

Sayfa: 251

İndirim: %20

Boyut: 13,5x19,5

Hamur: 2

Etiket: 17,50 TL

NetKitap Ederi: 14,00 TL


Arka Kapak
Tren en son Kızarmış Palamutun Kokusu romanını yayımladığımız Engin Geçtan'ın "baş döndüren" yeni romanı.
"İnsanlık tarihi boyunca yaşamış ve artık hayatta olmayan herkes trenin dışındaydı, mağara adamından çağdaş görünümlülere kadar. Çoğu ileri yaştaydı, daha az sayıda da olsa çocuklar vardı aralarında. Hayatta iken kendilerine özgü renkleri, ifadeleri, titreşimleri olmuş olmalı, şimdi ise küçüğüyle yaşlısıyla hepsi birbirinin aynı gibi. Göz göze gelmiyor, birbirleriyle konuşmuyorlar, yolculuğun başlangıcında bizim halimiz gibi."

Parça
Açılış bölümü, s. 5-6

Kış.
Koşuyorum. Sol elimle sıkıca kavradığım yıpranmış seyahat çantamın dizime çarptıkça verdiği acıya aldırmamaya çalışarak. Arada bir kolumdaki saate göz atıyorum. Sis kümelerinin ardında görünen istasyon binası soğuk, sevimsiz. Ulaşmaya çalıştığım tren o gri taş yığının ardında, zamanım iyice azaldı. İstasyonun camlı kapılarının önüne ulaştığımda ben ve çantam farklı yanlara savruluverdik, yerdeki buzlanmayı fark etmemişim. Soluk soluğa ayağa kalkıp kendimi toparlamaya çalışırken kolumdaki saate bir kere daha göz attım.
Dokuzu bir geçiyor.
Çantamı uçup konduğu yerden alıp doğrulurken, eşkıya bakışlı taksi sürücüsü yanlış sokağa sapmasaydı şimdi trendeki koltuğuma gömülmüş pencereden istasyonun kayboluşunu seyrediyor olacaktım diye düşündüm. Çıkacağım yolculuk bir bilinmezdi, dönmek istediğim bir yer yoktu. Gözkapaklarım ağırlaşmış halde ayaklarımı perona doğru sürüdüm, amaçsız, kendime uzak. Perona ulaştığımda soğuktan ürperdiğimi fark edip kara renkli montumun yakasını kaldırdım, başımı içine saklamaya çalışarak. Dolaşıp durmaktan yorgunum, bu seyahat karşıma çıkıveren bir fırsattı, şimdi ise tekrar kaybolmuşluktayım.
Sonra onu fark ettim, peronda tek başına duran boncuk mavisi gözlü istasyon görevlisini. Yüzü kırmızı ve şiş, soğuktan ya da içkiden. Eliyle acele etmemi işaret ediyordu, sabırsız olduğu belli ama bakışları kızgın değil. Sonra adamın ardındaki treni gördüm, hareketsiz.
"Geciktiniz."
Sonra eliyle tekrar işaret etti:
"Kırk bir numaralı vagon. Biraz acele edin."
Şaşkınlığımı atar atmaz adımlarımı sıklaştırıp kırk bir numaralı vagonu aramaya başladım, uzağımda değilmiş, dolanmam gerekmedi. Trene binerken gözlerim boncuk gözlü istasyon görevlisini aradı, az önce bulunduğu yerde yoktu. Vagon kapısının koluna asılıp kendini içeri çektim, kompartımanımı ararken tren hareket etmişti.
"Kompartımanınız hemen arkamda... Altı numara."
Konuşan perondaki görevliydi, şimdi kondüktör. Kendimi altı numaralı kompartımana attım, üzerimde beş çift meraklı göz.