Üye Girişi
Yeni Üye
Sıkça Sorulan Sorular
Sepetim
(0)
Yakında!
Konular
|
Çok Satanlar
|
Yeni Çıkanlar
|
Yayınevleri
|
Yazarlar
|
Yeni Çıkanlar Programı
|
Son Gezdiklerim
Türkleri Anlama Kılavuzu 2
Türk Romanları
Türk Romanının Doğuşu
Türk Romanında Sosyal Meseleler
Türk Romanında Postmodernist Açılımlar
Türk Romanında Mütareke İstanbul'u
Türk Romanında Dinler ve İnançlar
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış III
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış II
Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış I
Kitap
Birharf Yayınları
Deneme Dizisi
Zeki Kayahan Coşkun
Türkleri Anlama Kılavuzu 2
Türkleri Anlama Kılavuzu 2
Stand-up Tadında
Zeki Kayahan Coşkun
Baskısı yok
E-posta adresiniz:
Üyelik şifreniz:
Şifremi unuttum!
Yayinevi:
Birharf Yayınları
Baskı Tarih:
Şubat 2006
Sayfa:
155
Bu kitaba oy verin:
(12 oy)
Yorumları oku
Yorum Yaz
Paylaş
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir
Kitap Hakında
Yorumlar
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi:
Birharf Yayınları
Dizi:
Deneme Dizisi
Baskı Tarih: Şubat 2006
Sayfa: 155
Boyut: 13,5x19,5cm
Hamur: 2
Etiket:
Baskısı yok
Arka Kapak
Madde 106: Korna bir selamlaşma aracı olarak kullanılabildiği gibi, trafiği açacağı düşüncesiyle öndeki aracı harekete geçirmek maksadıyla da kullanılır... Taksi, minibüs benzeri toplu taşıma araçlarında şoförün, yolcu adayı gördüğünde kornaya asılması "Bineceksen tavrımı ona göre belirleyeceğim, yoksa hızlanacağım" anlamına gelir... Yol boyunca kısa aralıklarla potansiyel yolcuların yer alması korna sesinin sık sık duyulmasına sebep olmaktadır.
Madde 87: Alaturka tuvaletlerin en garip aksesuarlarından biri olarak; taharet musluğuna sabitlenmiş hortum dikkate şayandır... Başparmakla hortum ucu kapatılıp, musluk açıldıktan sonra eser miktarda tazyik sağlanır ve temizlik gerçekleştirilir... Otogar, lokanta, kahvehane tuvaletlerinde hortumlu musluklara rastgelmek çokça mümkündür.
Madde 90: Apartman girişinde halının, yünün yıkanması bir şölen havasında gerçekleşir... Birbiriyle iyi anlaşan komşu kadınlar, topluca halı yıkama kararı alırlarsa o gün apartmana girmek güçleşir... Her yer kurumaya bırakılmış halılarla, yünlerle doludur....
Madde 104: Bebeklerin zekası "Armut nerede?.. Amcan hangisi... Elmayı göster..." lüzumsuzluğuyla sık sık yoklanır... Bebek parmağıyla doğruyu gösterdiğinde yetişkinler pek bir neşelenir... Daha en başından "düt" diye kavrattırılan araba, bebeklerin kolayca tespit ettiği bir gerçektir...
Son Eklenen Yorumlar
13 kişiden 12'si bu yorumu beğendi:
Çok Komik
, 10 Mayıs 2008
Gönderen:
Aya irini
(İzmir / Türkiye)
Okurken her satırında yüzünüzde kocaman bir gülümseme bırakan bir kitap . Aslında kitaplar desek daha iyi olabilir Zeki Coşkun'un bu kategoride tüm kitapları aynı etkiyi yaratıyor . Yolculukta , tatil de özellikle sizi yormadan , sıkmadan okuyup keyif alabileceğinizi düşünüyorum.
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
13 kişiden 8'si bu yorumu beğendi:
Çevrede hepsi var!!
, 11 Mayıs 2006
Gönderen:
Şahin TARAKCI
(İstanbul / Türkiye)
Birincisini de okudum ikincisini de ama anlamadığım bir şey vr biz toplu bir halde neden bu yapılan şeylere uyum gösteriyoruz??Yani her mahalle arasında çocuklara karışan bir yaşlı amca ve ona karşı gelen bir çocuk bulunur veya her küçük çocukta potansiyel bir sporculuk ruhu olmasına rağmen neden bunu engellemek isteyen ebeveynler olur anlamış değilim!!Birde bunların olma sebebini bildiren kitapda yazılırsa iyi olur diye düşünüyorum...
Yanıtla
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:
E-posta:
Bulunduğum Yer:
Zeki Kayahan Coşkun
Yazarın diğer kitapları
Fareli Köyün Kavalcısı ve Saz Arkadaşları
Yiyemeyeceğin Muzu Soyma
Meğer Annem Haklıymış
Bu Çocuk Kimin?
Yiyemeyeceğin Muzu Soyma
Meğer Annem Haklıymış / Anneleri Anlama Kılavuzu
Fareli Köyün Kavalcısı ve Saz Arkadaşları / Uyku Kaçıran Masallar 1
Ceset Kokan Kadınlar
Durun! Siz Evlenemezsiniz
Türkleri Anlama Kılavuzu
Durun! Siz Evlenemezsiniz...
En Son Ne Zaman Şey Ettiniz?..
Yaşam Öyküsü
Zeki Kayahan COŞKUN Kimdir?..
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun...
Hep çocuktu...
Yine çocuk...
Saçları kumral...
Dümdüz...
Ipıl ıpıl parlıyan bir çocuktu...
Yine çocuk...
Uyurken dudaklarının kavuştuğu kenarından gerdanına doğru uyku suyu akan...
Üzerindeki yeşil battaniyesinin birazı yere doğru uzanan bir çocuktu...
Telaşsız...
Umarsız...
Kirli...
Kuruyunca griye çalan çamurları; suratında ellerinde dizlerinde taşıyan bir çocuktu...
Gecenin bir yarısında ateşi çıkan...
Kusan...
Üşüyen...
Anasının baş ucunda sabahladığı bir çocuktu...
Babası işe gidince ne gereği varsa ağlayan...
Akşam olup da dönünce mutlu olan...
Yağmur birikintilerinde kağıt kayıklar yüzdürmüş...
Keskince katladığı her bir uçağı yere düşmüş...
Ayağına paslı olup olmadığı ebeveynleri tarafından merak edilen çiviler batmış...
Pasın neden önemli olduğunu kavrayamamış...
Kanamış bir çocuktu...
Yine çocuk...
Sigara görünümlü sakızlar çiğnemiş...
En berbat mikrop dolu pembe gofretleri yemiş...
Leblebi tozu boğazında kalmış...
Niyet çekmiş...
Elvan gazozunu bir dikişte içebilmiş...
Uçan balonu olmuş...
Siyah okul önlüğü giymiş...
Kırmızı Pinokyo bisikletine rahatça binebilecek geniş sokaklara sahip olmuş
Bisikletinin kırmızısından utanan bir çocuktu...
Yarısı apartmanlarla yarısı bahçeli evlerle dolu mahallesi çalınmış...
Çocukluğunun üzerine A B C blok diye kategorize edilerek havuzlu siteler yapılmış bir çocuk...
Üzerinde masmavi gökyüzünün olduğu bir çocuktu...
Peçeteyle kağıt havluyla değil; elbeziyle ağzı silinmiş...
Anne tarafından iyice bastırılınca daha iyi paklar diye düşünülen elbezi dokusunun ağzını acıttığı bir çocuktu...
Elbezinin sabun tadının hala dudaklarında olduğu bir çocuk...
Yine çocuk...
Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?..
Seni bize götürelim bizim oğlumuz olur musun?..
Ve benzeri aptalca sorularla dimağı yoklanmış...
Misafirliğe gidildiğinde misal muzdan kendisine düşen adetten daha fazlasını yiyince evde olsa yemez bir yere gidince hep böyle oluyor ana-baba utancını duymuş...
Ev sahibi kişi bir an için uzaklaştığında kaş göz işaretleriyle uyarılan yediği muz zehir zıkkım edilmiş bir çocuktu...
Nalbura gidip bilmemkaçnumara boya almış sonra bir ton açığı olsa iyi olur tespitiyle nalbura bir kez daha gönderilmiş yolda giderken küfretmiş...
Evde badana yapılırken mutlu olsun diye eline küçük bir fırça verilmiş onun boyadığı yerler badanacı kişi tarafından umursanmadan tekrar boyanmış...
Bu güvensizliğe anlam verememiş bir çocuktu...
Alışverişi gönderilirken verilen paranın üstüyle kendine istediğin bir şeyi alabilirsin özgürlüğü sunulmuş eve gelindiğinde illa ki kendine ne aldın merakıyla karşılanmış...
Sen dururken annen mi gitsin ekmek almaya siteminden etkilenip televizyondaki filmi yarım bırakarak bakkala ekmek almaya gitmiş...
Evin ekmek ihtiyacı hep seyrettiği en güzel filmlere denk düşmüş...
Bakkal ev arasındaki mesafede ekmeğin ucunu ısırarak gıda etmiş bir çocuktu...
Yine çocuk...
Evden çıkarkenParan var mı? sorusuna "Hayır yok" yerine seri şekilde "Var var" diyen tam kapıyı kapatacakken"Şunu da al bulunsun lazım olur" baba sıcaklığıyla karşılaşmış bir çocuktu...
Parayı utana sıkıla alırken paraya bakmıyormuş gibi yapan...
"Valla param var yaaa" sahtekarlığına sığınmakta ısrar eden çulsuz...
İçten içe "Ulan baba ne kadar anlayışlısın sağol be ya" sessizliğinde sevinen bir çocuktu...
Yine çocuk...
***
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun...
At arabalarının kamyonetlerin arkasına takılmış...
Arkadaşları tarafından "Abi takılan var takılan var" diye gammazlanmış...
Minibüslerde otobüslerde midesi bulanınca annesi tarafından "aklına getirme midenin bulandığını" öğüdüyle yüzleşmiş...
Bu öğüdü ciddiye alıp "Aklıma getirmiycem getrimiycem işte" diye mücadele etmiş ve bunu başaramamış bir çocuktu...
Depozitolu şişeleri evden çaktırmadan yürütüp bakkala satarak harçlığını çıkarmış...
Ebe tura bir ki üç yerden yüksek Japon kale dokuz aylık... gibi oyunlara doymayan...
Hava kararmadan evde olması gerekmiş bir çocuktu...
Yine çocuk...
Evdeki terliklerin salon mutfak banyo balkon terliği şeklinde ayrılmasına anlam veremeyen...
Balkon terliğiyle odalarda diğer terliklerle balkonda dolaştığında azarlanmış bir çocuktu...
Yine çocuk...
Banyo yapmayı sevmeyen...
Taşa oturunca gerçekten karnı ağrıyan...
Acıkınca eve şöyle bir uğrayıp ekmeğin arasına domates destekli bir şeyler koydurarak evden bir çırpıda çıkan...
Evden çıkarken ayakkabıların giyilmesi esnasında ekmeği yanından dişleyerek ağzında tutan...
Çıtalı uçurtma yapmayı asla öğrenemediğinden marangozdan yalvar yakar aldığı çıtaları mahallenin abilerine gözü kapalı teslim eden bir çocuktu...
***
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun...
Ağlamaktan utanmayan...
Akşama köfte patates kızartması yapıldı mı sevinçten deli olan...
Köfteleri patatesleri yerken yarına kalma ihtimalini düşünen...
Ertesi gün buzdolabını açtığında bir tane olsun köfteye rastlayamayan...
Tek tük kalmış pörsümüş patateslere tenezzül etmeyen bir çocuktu...
Yine çocuk...
Bütün spor ayakkabılarına"esem spor" denilen...
Ayakkabı bağlamayı geç öğrenmiş...
Kış günlerinde pantolonunun altına zorla külotlu çorap giydirilmiş...
Arabaların şoför tarafındaki camlarından içeriye dikkatlice bakarak "arabanın kaç yaptığını" öğrenmekten aaaif alan...
"Kızların içinde kızılcık bebek" küçümseyişini fazlasıyla tatmış bir çocuktu...
Yine çocuk...
***
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun...
Düğünlere götürülmüş...
Düğünlerde mahalli sanatçının "anneler babalar çocuklarınızı yanınıza alın" uyarısıyla sahneden alınmış...
Sonra tekrar sahneye fırlamış...
Adını bilmeyenlerin "Küçüüüükkkkkkk... Şişşşştttt küçüüüükkk" seslenişine maruz kalmış bir çocuktu...
Bir çocuk...
Kocaman kocaman sevdaları olan...
Hep en kudretli kendisinin aşık olduğunu sanan öylesine bir çocuktu...
Yine çocuk...
***
O işte...
O...
Daha ne olsun...
Nasıl söylesek?..
Nasıl anlatsak?..
Pasaklıdır mesela...
Dağınık...
Hep dağınık...
Kendisini dağıtacak sevdaları kolay bulması bundan belki...
Belki bundan iflah olmaz bir gönül adamı...
Dağınık...
Ruhu... Beyni... Mekanı...
Her yeri dağınık... Öyle biri...
Yalancı...
Kendisini kandıracak kadar yalancı...
Hiç bir hayali yok...
Olmadı...
Olmayacak da...
Asabi...
Sabırsız...
Ama en çok da dağınık...
Ruhu... Beyni... Mekanı...
Her yeri dağınık... Öyle biri...
Öylesine yaşıyor...
Öylesine...
Öyle..
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun...
Yine çocuk...
Hep çocuk...
Hep...
Herkes kadar çocuk...
Herkes...
İlgili Konular
Hobi ve Eğlence - Mizah
Edebiyat - Mizah ve Karikatür
İlgili Konulardan Kitaplar
Bedava Kontör
Kamış Ali
Ademler ve Havvalar 6
Yayınevinin Diğer Kitapları
Bir Harf Yayınları
için
87
yapıt bulunmaktadır.
Aynı Diziden:
Kadınlara Dair Birkaç Söz
Edebiyat
Roman
Tarihi Roman
Roman ve Öykü
Çizgi Roman
Tarih
Uygarlık Tarihi
İslam Tarihi
Araştırma ve İnceleme
Osmanlı ve Öncesi
Çocuk Kitapları
Fantastik
Edebiyat
Eğlenceli Eğitim Kitapları
Felsefe ve Düşünce
Yakınçağ ve Modern Felsefe
İslam Felsefesi
Düşünce Tarihi
Antik Felsefe
Politika
Siyasi İdeolojiler
Devlet Güçleri ve İstihbarat Örgütleri
Gazeteci Kitapları
Devlet Yönetimi
İnsan ve Toplum
Kişisel Gelişim
Psikiyatri ve Psikanaliz
Kişilik ve Zeka
Din
Dinler Tarihi
Din Felsefesi
Hıristiyanlık
Araştırma
Akademik
Yabancı Dil Eğitimi
Sınavlara Hazırlık Kitapları
Diğer
Gramer ve Dilbilgisi
Kültür Sanat
Tiyatro
Resim ve Resim Üzerine
Sinema
İslam
Kuran ve Kuran Üzerine
Tasavvuf/ Mezhepler/ Tarikatlar
İslam Tarihi
İslam Felsefesi
Genel Konular
Büyü, Gizem. Parapsikoloji ve Kehanet
Belgeseller
İnanışlar ve Fraksiyonlar
Biyografi ve Otobiyografi
Bilim
Popüler bilim
Matematik ve Geometri
Doğa Bilimleri
Aile ve İnsan
Anne Baba Kitapları
Aşk ve Yaşam
Çocuk
Ebeveyn
Ekonomi ve İş Dünyası
Kariyer
Finans
İşletme/ Muhasebe/ Pazarlama
İktisadi Düşünceler ve Teoriler
Referans
Kişisel Gelişim
Kaynak Kitap
Gazeteci Kitapları
Gezi ve Turizm
Ülke ve Kent Rehberleri
Rehber
Genel Konular
Kentler
Kampanyalar
Türk Düşünürleri
Tatil Kitapları
Sağlıklı Yaşam
Hobi ve Eğlence
Bulmaca ve Bilmece
İçecekler Gurme ve Yemek Kitapları
Mizah
Hayvanlar ve Bakımı
Anasafya
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Konu Başlıkları
Yayınevleri
Topluluk
Üyelik
Favori Listem
Alışveriş Sepetim
Sipariş İzleme
Sıkça Sorulan Sorular
Çok Satanlar RSS
Yeni Çıkanlar RSS
NetKitap'ta belli başlı tüm kredi kartlarıyla peşin ve taksitli, kapıda ödeme veya banka havalesi/eft ile alışveriş yapabilirsiniz.
Destek için lütfen üyelik bölümündeki formu kullanın.
Sıkça sorulan sorulara
ulaşmak için tıklayınız.
Netkitap
Babıali Caddesi No:14 Cağaloğlu/İstanbul - Türkiye
Tel : (0212) 527 79 36 - (0212) 527 79 82
Fax : (0212) 513 29 71
© Netkitap 1998-
2012