Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap e-Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Kişisel Yayınlar      Kamil Yavuz   Türk'ün Aklı Nasıl Çözüyor?
 
Türk'ün Aklı Nasıl Çözüyor?  
Yazı, Karikatür ve Fotoğraflarla
Kamil Yavuz
Baskısı yok

Yayinevi/DiziYayinevi: Kişisel Yayınlar
Baskı Tarih: Şubat 2006
Sayfa: 128

Bu kitaba oy verin:
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

 
Kitap Hakında
 
Yorumlar
 
Yazarla Tanışma
Ürün Ayrıntısı
Yayinevi: Kişisel Yayınlar
Baskı Tarih: Şubat 2006

Sayfa: 128

Boyut: 15x21cm

Hamur: 1

Etiket: Baskısı yok


Arka Kapak
- İnsanoğlu çok ciddi, hayatı sorunlara, olaylara mizah duygusunu katarak baktığında bu defa işin şekli değişir. Bu durum insanı bazen güldürür bazen de ciddi olarak düşündürür. Hatta ortaya öyle bir sorun çıkar ki sonuçta sorun bitse de izi kalır, unutulmaz.
AB'ye ortak olmaya hazırlanan yurdum insanı kemikleşmiş sorunlarına nasıl çare buluyor, baş ediyor? Bunların bazılarını derleyip yazı, karikatür ve fotoğraflarla bu kitapta sizlere sunduk.

Önsöz'den,
Şöyle bir düşündüm, defalarca değişik ülkelere gitmişim. Fransa, Çin, Bulgaristan, Makedonya, Birleşik Arap Emirlikleri, Belçika, İran, Almanya, Avusturya, İsviçre, Sırbistan-Karadağ, Uruguay ve Arjantin ilk aklıma gelenler. Gittiğim her ülkede insanları, yapıları, taşıtları ve yolları inceledim durdum. Zaten karikatürcülük de bir nevi inceleme, araştırma işi diye düşünülebilir. Gittiğim ülkelerin bizlere benzemeyen yanları hemen görülüyor. Benim memleketimin insanları onlara benzemiyordu. Paris'te nereye giderseniz gidin bir danışmaya veya bir bankoya gittiğinizde sonradan gelenler hemen arkaya doğru sıraya geçerler. Bu durum bizde böyle mi? Biri çıkar evde çocuğumu uyurken bıraktım, bir diğeri ise evde yemeğim ateşte veya bir başkası hastam var, işim acele der. Ya da ben ilk gelenim, yanda duruyordum gibi mazeretler birbiri ardına sıralanır durur... Bizde herkesin acele işi vardır.
Bu örnekte olduğu gibi benim yurdum insanı hemen diğer uluslardan ayrılır.

Çocukluğumda büyükler konuşurlar ben de dinlerdim.
Semt pazarcılığı yapan komşumuz bir gün mahallenin kasabıyla tartışmaya girmişti... "Arkadaş, 30 yıldır pazarcılık yaparım, bir Ortak Pazar diye tutturdular, ben pazarcılıkta ortaklık yapmam, çocuklarımla birlikte çalışırım..." demişti.

Halen tartışılan bir konu, Avrupa Birliği... Bunlar bizden neden
çekinirler ki? Dinimiz, konuştuğumuz dilimiz ve değişik yazı karakterimiz, yoğun nüfusumuz, bozuk ekonomimiz, çarpık kentleşmemiz, çiğ köftemiz, kelle-paçamız, işkembe çorbamız ve kokoreç'imiz... Neden bunlar mı, yoksa bu kitaptakiler ve daha niceleri mi?

Bir AB hayali için bu kitapta yer alan
Örnekler den vaz mı geçeceğiz yani... (!)