 |
 |
|
 |
 |
Konular:
Kişiler ve Yayınevi:
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
Mantık Bilimi FELSEFİ BİLİMLER ANSİKLOPEDİSİ I Georg Wilhelm Friedrich Hegel
İdea Yayınevi / Bilim ve Felsefe Metinleri Dizisi
| Etiket: | 35,00 TL
| NetKitap Ederi: | 26,25 TL
| |
Mantık arı İdeanın, e.d. soyut düşünce öğesindeki İdeanın bilimidir. ... Mantık en zor bilimdir, çünkü sezgilerle ilgilenmez, ne de geometri gibi soyut duyusal tasarımları ele alır; tersine arı soyutlamalarla ilgilenir, ve arı düşünceler içine çekilebilmek, onlara sarılıp onlarda devinebilmek için bir güç ve beceri gerekir. Mantık, öte yandan, en kolay bilim olarak görülebilir, çünkü içerik kendi öz düşüncemizden ve bunun tanıdık belirlenimlerinden başka birşey değildir, ve bu belirlenimler aynı zamanda en yalın ve en öğesel şeylerdir. Bunlar ayrıca en tanıdık şeylerdir, Varlık, Yokluk vb., Belirlilik, Büyüklük vb., Kendinde-varlık, Kendi-için-varlık, Bir, Çok vb. Gene de, böyle bir tanışıklık dahaçok Mantık çalışmasının güçlüğünü arttırır; bir yandan doğallıkla böylesine tanıdık şeylerle uğraşmak sıkıntıya değmez gibi görünürken, öte yandan yapılması gereken şey onlarla öncekinden bütünüyle başka, üstelik ona karşıt bir yolda tanışmaktır.
İçindekiler Giriş §§ 1—18
BİRİNCİ BÖLÜM MANTIK BİLİMİ §§ 19—244 Ön-Kavram §§ 19—83
A. Düşüncenin Nesnelliğe Karşı Birinci Tutumu. B. Düşüncenin Nesnelliğe Karşı İkinci Tutumu §§ 37—60
II. Eleştirel Felsefe §§ 40—60 C. Düşüncenin Nesnelliğe Karşı Üçüncü Tutumu Mantığın Daha Yakın Kavramı ve Bölümlenişi §§ 79—83 Mantığın Birinci Alt-Bölümü: Varlık Öğretisi §§ 84—111
B. Nicelik § 99
C. Ölçü § 107 Mantığın İkinci Alt-Bölümü: Öz Öğretisi §§ 112—159
c. Etkileşim § 155 Mantığın Üçüncü Alt-Bölümü: Kavram Öğretisi §§ 160—244 Çözümleme William Wallace: Notlar ve Örnekler Dizin Giriş: Felsefe başka bilimlerin yararlandıkları bir üstünlükten, nesnelerinin tasarım yetisi tarafından dolaysızca verilmiş ve başlama ve ilerleme için bilgilenme yönteminin daha şimdiden benimsenmiş olduğunu varsayma olanağından yoksundur. Felsefe hiç kuşkusuz nesnelerine ilk olarak din ile ortaklaşa iyedir. İkisi de Gerçekliği nesneleri olarak alırlar, ve dahası en yüksek anlamda,—Tanrının Gerçeklik ve salt onun Gerçeklik olduğu anlamında. Bundan başka, ikisi de sonlunun alanlarını, Doğayı ve insan Tinini, bunların birbirleri ile ve gerçeklikleri olarak Tanrı ile ilişkilerini ele alırlar. Felsefe buna göre nesneleri ile belli bir tanışıklığı varsayabilir, ya da daha doğrusu böyle bir tanışıklığı ve ayrıca onlara duyulan bir ilgiyi varsaymalıdır—salt şu nedenle ki, bilinç zamana göre nesnelerin tasarımlarını onların kavramlarından daha önce oluşturur, ve düşünen Tin bile ancak tasarımlama yoluyla ve ona başvurarak düşünerek bilme ve kavrama düzlemine yükselir. Ama düşünsel irdelemede çok geçmeden açığa çıkar ki bu irdeleme içeriğinin zorunluğunu gösterme ve nesnelerinin belirlenimlerini olduğu gibi varlıklarını da tanıtlama gereksinimini kendi içinde taşır. Bu yüzden onlarla o ilk tanışıklık yetersiz, ve varsayımlar ve inancalar ileri sürme ya da bunları geçerli sayma tutumu kabul edilemez görünür. Ama böylelikle bir başlangıç yapmanın güçlüğü de ortaya çıkar, çünkü bir başlangıç dolaysız birşey olarak kendi varsayımını yapar ya da daha doğrusu kendisi böyle bir varsayımdır.
§ 2 Felsefe ilkin genel bir anlamda nesnelerin düşünerek irdelenişi olarak tanımlanabilir. Ama eğer insanın kendini hayvandan düşünce yoluyla ayırdettiği doğruysa (ki hiç kuşkusuz doğrudur), o zaman insansal herşey yalnızca ve yalnızca düşünce tarafından ortaya çıkarıldığı için insansal olacaktır. Ama gene de felsefe kendine özgü bir düşünme kipi, düşünmeyi bilgiye ve kavrayan bilgiye dönüştüren bir kip olduğu için, felsefi düşüncenin de insansal herşeyde etkin olan, giderek insansal olanın bu insansallığını ortaya çıkaran düşünme yolundan bir ayrımı olacaktır—üstelik onunla özdeş olmasına, kendinde salt bir düşünce olmasına karşın. Bu ayrım bilincin düşünce yoluyla temellendirilmiş insansal içeriğinin ilkin düşünce biçiminde değil ama bir duygu, bir sezgi, bir tasarım olarak görünmesi olgusuna bağlıdır—biçimler ki, biçim olarak düşünceden ayırdedilmelidirler. Günümüzde artık basmakalıp bir önerme düzeyine düşmüş eski bir önyargıyı anımsayabiliriz: insan kendini hayvandan düşünce yoluyla ayırdeder; basmakalıp olabilir, ama gerekli olduğunda böyle eski inançları anımsamak, tuhaf görünse de, yerinde olacaktır. Ve günün bir önyargısı karşısında bunu bir gereksinim olarak görebiliriz; bu önyargı duygu ve düşünceyi birbirinden öylesine ayırır ki, bunların birbirlerine karşıt, üstelik düşman olmaları gerekir, öyle ki, duygu—özellikle dinsel duygu—düşünce tarafından kirletilir, saptırılır, giderek bütünüyle yok edilir, ve din ve dindarlığın köklerini ve yerlerini özsel olarak düşüncede değil ama başka bir yerde bulmaları gerekir. Oysa böyle bir ayrılık durumunda unutulmaktadır ki salt insan dine yeteneklidir, ve hayvanların ise tüze ve ahlaklarından daha öte bir dinleri yoktur. Dinin düşünceden bu kopması ileri sürüldüğünde genellikle göz önüne getirilen düşünce ‘‘üzerine düşünce’’ olarak belirtilebilir—ya da derin düşünce olarak, ki düşünce olarak düşünceyi içeriği olarak alır ve bilince getirir. Felsefenin düşünce açısından belirgin olarak saptadığı bu ayrımı tanıma ve gözetmede savsaklık felsefeyle ilgili en kaba görüşlerin ve suçlamaların kaynağıdır. Yalnızca insanın dini, tüzesi ve törel bir yaşamı vardır—hiç kuşkusuz salt düşünen varlık olduğu için; ve bu yüzden dinsel, tüzel ve törel alanlarda—ister duygu ve inanç, isterse tasarım olsun—genel olarak Düşünce hiçbir zaman etkinliğine son vermez; etkinlik ve ürünleri orada bulunur ve kapsanırlar. Ama düşüncenin belirlediği ve içlerine işlediği böyle duygu ve tasarımları taşımak bir şeydir, bunlar üzerine düşünceler taşımak başka bir şey. Bu bilinç kiplerinin üzerine düşünme yoluyla üretilen düşünceler ‘‘derin düşünme,’’ ‘‘sıradan uslamlama’’ ve benzerleri altında, ve ayrıca felsefenin kendisi altında kapsanan düşüncelerdir. Bu bağlamda bu tür üzerine-düşünceyi bizi Bengi ve Gerçek olanın bir tasarımına ve kesinliğine ulaştıran koşul olarak, giderek biricik yol olarak ileri süren ve daha sık karşılaşılan bir başka yanlış anlama geçerlik kazanmıştır. Böylece, örneğin Tanrının varoluşunun metafiziksel tanıtları (ki artık oldukça eskimişlerdir) sanki Tanrının varoluşu konusundaki inanç ve kanı özsel olarak ve yalnızca onların bilgisi ve onlara ilişkin kanı yoluyla ortaya çıkarılabilecekmiş gibi ele alınmışlardır. Böyle bir önesürüm besinlerin kimyasal, botanik ya da zoolojik belirlenimlerinin bir bilgisini edinmeden önce yemek yemenin olanaksızlığını, ya da sindirim için anatomi ve fizyoloji öğrenimini bitirinceye dek beklemek gerektiğini ileri sürmeye denk düşecektir. Eğer böyle olsaydı, kendi alanlarında bu bilimler, tıpkı kendi alanındaki felsefe gibi, yararlık açısından hiç kuşkusuz çok şey kazanacak, giderek yararlıkları saltık ve evrensel vazgeçilemezlik düzeyine yükselecekti; ya da, daha doğrusu, tümü de, vazgeçilemez olmak yerine, hiç varolmayacaklardı.
Çeviren: Aziz Yardımlı - 316 sayfa, 1. hamur, ISBN: 975-397-004-8; Boyut: 16cm x 24cm; Baskı Tarihi: 2004 Özgün Dili: Almanca; Özgün Adı: Enzykopädie der philosophischen Wissenschaften I Wissenschaft der Logik Etiket 35,00 TL, %25 indirim 8,75 TL, NetKitap'ta 26,25 TL
|
|
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir |
|
|
Bu kitap üzerine henüz eleştiri yazılmadı. İlk siz olabilirsiniz!
| |
|
|
Yazar Hakkında 27 Ağustos 1770'de Stuttgart' ta memur kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hegel on altı yaşının baharında Tubingen Üniversitesi' nin teoloji seminerinde yüksek öğrenimine başlar. Hegel'in eğilimi ne kadar teolojiden yana olsa da, eğitimine başlayınca, kendisinde felsefeye karşı derin b... Kitabın İçinden
§ 3 Bilincimizi dolduran içerik, hangi türden olursa olsun, duyguların, sezgilerin, imgelerin, tasarımların, amaçların, ödevlerin vb. ve düşünce ve kavramların belirliliklerini oluşturur. Duygu, sezgi, imge vb. bu bakımdan bu içeriğin Biçimleridirler: İçerik bir ve aynı kalır—ister duyulsun, ...
Kitap Forumu:
| Konu | Yanıt | Son İleti
| | Henüz bir konu açılmadı. | |
| |
|
Kitap Forumları bir kitap hakkında Soru sormak ve Fikir paylaşmak içindir...
|
|